Anahtar kelimeler: Yegane Payla Tlsi Taşıtların Geldiklerini Payını Devretmiş İstemli Firmanın İthalat

T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ KARAR NO : ████████DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)DAVA TARİHİ : █████/2023KARAR TARİHİ : █████/2025Mahkememizde görülmekte olan ticari şirket (fesih istemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekilince verilen dava dilekçesinde özetle; davalı firmanın yurt içinde ve yurt dışında her türlü motorlu taşıtların alım, satım, kiralama, ithalat ve ihracatını yapmak amacıyla, 04.10,2010 tarihinde kurulduğunu; şirketin kuruluş tarihinde sermayesinin 500.000.-TL olup, 350.000.- TL'sinin ------ ve 150.000.-TL'si ... tarafından süresi içerisinde ödendiğini; şirket ortaklarından ----- 150.000.-TL sermaye karşılığı 6.000 adet payını kardeşi ----- 2019 tarihinde devretmiş olup bu haliyle üç kardeşin şirkette ---- %40, ------ %30, ... %30 payla ortak hale geldiklerini; davalı firmanın yegane müşterisi firmaların davalı firmanın ortağı olan ve aynı zamanda dava dışı olan yine davalı ortağı olduğu diğer şirketlere kiralanmış ve kullanımına tahsis edilmiş olduğunu; başka bir ifadeyle davalı şirketin gelirlerinin tamamına yakınının, bu iki firmadan sağlandığını; davalı şirketin kurulduğu tarih itbari ile yetkililerinin mevcut şirket ortaklarından -----, müvekkil ve ----- olduğunu; devam eden süreçte aile bireyleri arasında yaşanan uyuşmazlıkların kendi aralarında çözülemez hale geldiğini; 14.04 2022 tarihinde şirket merkezinde genel kurulda alınan karar ile şirket ortaklarından --- ve ------ şirketi müştereken temsil ve ilzama yetkili müdür olarak seçildiklerini; aynı genel kurulda, davalı şirketin sevk ve idaresine ilişkin işlemlerin ---- üzerinden yürütüldüğünü; kardeş olan müvekkili ve ----- arasında süregelen anlaşmazlıkların babalarının vefatı ile husumete dönüşmüş ve günden güne artarak taraflar arasındaki ilişkinin onarılamayacak derecede yaralandığını; ------ Şirket hesaplarında bir çok usulsüzlük yaptığının, keyfi kullanımı için şirket üzerinden bir çok araç kiralandığının, bu araçların mülkiyetin iktisap edilmesi sonrasında hiç kiraya verilmediğinin, -----şahsi kullanımı için garajda tutulduğunu, dolayısı ile şirketin işbu araçların gelirinden mahrum kaldığının; hiçbir kiralama söz konusu olmaksızın motosikletlerin alındığının, yine ----- tarafından kullanıldığının, şirketin kredi kartlarından bu hususta kendisine tanınmış bir yetki /limit olmaksızın şahsi harcamalar yaptığının tespit edildiğini; yapılan incelemelerde ----, şirketin adına kayıtlı araçları ve motosikletleri kendi garajında beklettiğinin ve kendisinin / ailesinin kullanımına ayırdığının, firmaya ait işbu araçların şirketin faaliyet konusu olmasına rağmen hiçbir dönemde kiralanmadığının; şirketin işbu araçlardan gelecek kazançtan mahrum bırakıldığının görüldüğünü; değeri milyonlarla ifade edilen araçların, şirket ortağı ------ tarafından kullanılıyor olmasının şirketi hem kiralama gelirlerinden hem de araç alım-satım gelirlerinden mahrum ettiğini ve araçların yaşlanmalarına ve değer kaybına sebebiyet verdiğini; yine ----- tarafından firmanın kredi kartlarından şahsi harcama ve kullanımlar yapıldığını; yapılan harcamaların şirket ile hiçbir alakası bulunmadığını, tamamen şahsi ve keyfi harcamalarda şirket kaynaklarının kullanıldığını; bu hususların 28.03.2022 tarihli e -posta yazışmasında diğer ortak ---- tarafından da ikrar edildiğini; şirket ortaklarından müdür ------, şirketin imkanlarını kendi menfaati için kullandığının tespit edilmesinin ardından diğer ortakların, ------ vermiş olduğu bu zararın giderilmesi ve kendi sağladığı menfaatin diğer ortaklar için de sağlanması maksadıyla aralarında bir protokol imzalandığını; fakat, üç kardeşin / ortağın imzasını taşıyan bu protokolün ----- yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle uygulanamadığını; işbu protokol ile yukarıda bahsi geçen hususların ikrar edildiğini; protokolün uygulanmaması sebebi ile firmanın ortağı -----, şirketi uğratmış olduğu zararın tazmini için ------tarafından ---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ------ Sayılı dosyası ile dava açtığını; İşbu davada şirket müdürünün kendi menfaatine sağlamış olduğu haksız kazancın şirkete iadesi ve şirket araçlarını kullanması sebebiyle firmayı uğratmış olduğu zararın tazmininin talep edildiğini; ilgili Mahkemece bu hususta davalı firmaca genel kurulda bu hususa ilişkin karar alınarak Mahkemeye sunulması hususunda davalı firmaya süre verildiğini; bunun üzerine 10.08.2022 tarihinde iadeli taahhütlü mektup ile şirket yetkililerine yöneticinin sorumluluğuna gidilmesi için karar alınması gerektiği, bu hususta olağanüstü genel kurul yapılması hususunda çağrı yapıldığını; ancak davalı firmanın o tarihteki yetkilileri olan ------- tarafından bu hususun görmezden gelindiğini; işbu kararın alınmaması sebebi ile de dava şartı yokluğundan davanın usulden reddedildiğini; bunun üzerine müvekkili tarafından muhtemel ve telafisi mümkün olmayan zararların önüne geçmek maksadı ile -----Noterliğinin 17.08 2022 tarih ve ------- yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek ilgililere gönderildiğini; şirketin bu husus dahilinde zararının bugün dahi giderilmemiş olmak ile bu hususun şirketin finansal durumunu olumsuz etkilediğini; aile bireyleri arasındaki ihtilafların husumete dönüştüğünü ve şahsi çatışmalar sebebi ile şirketin işleyişinin sürdürülemez hale geldiğini; Yukarıda izah edildiği üzere firmanın kiralanmak için kredi kullanılmak sureti ile iktisap edilen araçların bir kısmının hiç kiralanmadığını, ayrıca firmanın hiçbir zaman kiralama imkanı dahi bulunmamasına rağmen keyfi kullanım için firmaya motosiklet dahi alındığını; müvekkilinin kaydi itirazlarına rağmen ticari olarak doğru olmadığını düşündükleri şekilde yeni krediler ile yeni araçlar alınması için kredi başvurularının yapıldığını, diğer aile şirketlerinin de işbu borçlara kefil yapılmaya çalışıldığını; aile bireyleri arasındaki güven ilişkisinin tamiri mümkün olmayacak şekilde zedelendiğini; davalı firmanın kazancını yine işbu firmada ortaklıkları bulunan ------paylarının bulunduğu diğer aile şirketlerine kiralamış olduğu araçlardan elde ettiği kazancın oluşturduğunu; şirketin çok sayıda aracı olmasına Tağmen, cirosunun omurgasını, neredeyse tamamının diğer aile şirketleri ile olan ticaretinin oluşturduğu ticari defter kayıtlarıyla da sabit olduğunu; bu husus dahilinde şirketteki keyfi yönetimin yine diğer firmalara sirayet edeceğinin sabit olduğunu; şirketin öz varlıklarının; ataç filosunu yenilemeye ve yeni araçlar almaya yeterli olmadığı için finans kuruluşundan kredi kullanmasının gerektiğini; devamla; davacı müvekkilinin şirket müdürlüğü ve temsili, diğer ortakların genel kurulda oy çokluğuyla almış oldukları kararla sona erdirildikten sonra şirket müdürleri olan diğer ortaklar ---- ve ------ firmayı milyonlarca EURO borçlandıracağı bilgisinin edinildiğini; mevcut durumda şirketin eski araçlara ilişkin kredi borçları kapatılmış iken şirketin yeniden borçlandırılması gerek firma gerek ise müvekkili bakımından tamiri mümkün olmayan zararlar doğmasına sebebiyet vereceğini; davalı firmanın bu anlayış ile yönetilerek faaliyetine devam etmesinin müvekkil ve ----- isimli dava konusu firma dışında da ortaklıkları bulunan diğer firmaların faaliyet ve mali durumlarını da tehlikeye attığını; güncel koşullar ve yükselen araç fiyatları da dikkate alındığında firmanın mevcut bilançosu ve mali durumu milyonlarca EURO banka kredisi kullanmak için yeterli olmadığından, finans kuruluşları alacaklarını garanti altına almak için ilave teminat ve/veya kefalet istediklerini; bu nedenle geçmiş yıllarda diğer aile şirketleri olan ------ İlaç firmalarının, davalı firmanın kullanmış olduğu kredilere kefil olduklarını ve bu şekilde kredi kullanılabildiklerini; müvekkilinin gerek davalı firma gerek ise diğer aile firmalarında bu hususa ilişkin itirazlarını bem sözlü hem de yazılı olarak ileri sürdüğünü ancak şikayetlerinin dikkate alınmadığını; davacı şirket ortağının her ne kadar firmayı temsile yetkisi olmasa da, genel kredi sözleşmelerinde kefaletinin olması halinde, kefaletinin sonlandırılması ve yeni kredi başvurusuna muvafakatinin olmadığına ilişkin bankalara ihtamame keşide ettiğini; işbu ihtarname ile davacı müvekkilin ayrıca, genel kredi sözleşmelerinde kefaleti bulunan diğer ortağı olduğu aile firmalarından da, kullandırılacak olan kredinin kefaletine muvafakat vermediğini bildirdiğini; davalı firmanın çalıştığı bankaların talebi üzerine, genel kredi sözleşmelerinde kefaleti bulunan diğer aile firmalarından ---- genel kurul kararı alarak, davalı firma için verilmek istenen kefaleti genel kurul onayından geçirmeye çalışmış ve oy çokluğuyla durumun kabul edildiğini; fakat karara muhalefet şerhi veren ----- firmasının ortaklardan -----işbu genel kurul kararının iptali için -----Asliye Ticaret Mahkemesinin ------ esas sayılı dosyasından dava açtığını ve yargılamasının devam ettiğini; yazışmalardan da sabit olduğu üzere davalı firmanın diğer aile firma kefaletleri almadan kredi alma imkanının olmadığının belirtildiğini; kısaca davalı firmanın yapacağı işlemlerin riskinin sadece bu firma ile de sınırlı kalmayacak şekilde diğer aile firmalarına da riayet edecek şekilde neticelendirilebilmekte olduğunu; kısaca diğer aile firmaları kefil gösterilmek sureti ile hiçbir planlama ve hesaplama yapılmaksızın keyfi kullanımlar için kredi alınmakta, bu keyfi yönetim ile gerek davalı firma gerek ise ortaklarının zarar gördüğünü; müvekkili ile davalı firmanın diğer ortakları olan yetkililer arasında bu hususlara ilişkin yazışmalar yapıldığını, bu şirketin yetkililerce istenilen borçların geri ödemesini mevcut gelirleri ile yapma imkanının bulunmadığının, diğer aile firmalarının kefil olarak gösterilmesinin ticari teamül bakımından sakıncalar doğuracağının defalarca kendilerine bildirildiğini iddia ederek davalı Şirketin haklı nedenle feshine veya Sayın Mahkemenizce hükmedilecek alternatif çözüm yöntemleri dikkate alınarak öncelikle müvekkilimizin, payının gerçek değerinin ödenmesine ve ortaklıktan çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekilince verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; davacının görev süresinin sona ermesi nedeniyle yeni müdür seçimi yapılması için çağrılan genel kurul toplantısına bilerek katılmaması sebebiyle tekrar müdür olarak seçilmesinin mümkün olamadığını; davalı şirketin araç kiralamada müşteri olarak büyük oranda ------ hizmet vermekte, ancak bunun yanında üçüncü kişilere de kiralama hizmetinde bulunduğun ve şirketin cirosunun yaklaşık 1/3'ünün-----grubu dışındaki kişilere yapılan kiralamalardan edinildiğini; kira gelirinin büyük kısmının bu şirketlerden sağlanmasının davalı şirketin işlevsiz bir şirket olduğu anlamına gelmediğini; bu şirketlerin davalı şirketten çok daha ucuza kiralama hizmeti aldığını; davalı şirkette bir pay sahibinin hakimiyeti bulunmadığını, ortaklık yapısı itibariyle şirketin işleyişinde güçlük de yaşandığını; halihazırda davalı şirketin kötü yönetilmesinin mümkün olmadığını; davacının var olduğunu ileri sürdüğü hukuka aykırılıkların ortadan kaldırılması için herhangi bir hakkını kullanmadığını; davacının ----- açtığı karşı---- adına------. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ------ esas sayılı dosyası ile açtığı davanın usulden dava şartı yokluğundan reddedildiğini;------- varsa hukuka aykırı işleminin sorumluluk davası ile giderilebileceğini dolayısıyla bu hususun şirketin feshi için haklı bir neden olamayacağını; şirket faaliyetini sekteye uğratmak için çaba gösterenin davacı olduğunu; ----- şirket adına kayıtlı bazı araçları kendisinin ve ailesinin şahsi kullanımına ayırdığını ileri süren davacının kendisinin münferiden temsil yetkisine dayanan şirket adına iki adet ----- marka lüks araç satın aldığını, aracın bedelini ödemek için 2.000.000 TL kredi kullandığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibariyle; davalı şirketin feshi ile ortaklıktan çıkma istemine ilişkindir. Dava basit yargılama usulüne tabi olup, yöntemine uygun olarak oluşturulan tensip zabtı uyarınca yargılamaya başlanmış, ön inceleme duruşmasında belirlenen uyuşmazlık noktaları kapsamında tahkikata geçilerek deliler toplanmak suretiyle tahkikat bitirilmiş ve yargılama sonuçlandırılmıştır.Taraflarca delil olarak dayanılan sicil kayıtları, vergi kayıtları, sgk kayıtları ile ---Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------ sayılı dosyası celp edilmiş ve sunulan diğer deliller ile birlikte incelenmiştir. Belirlenen uyuşmazlık noktalarının teknik değerlendirme gerektirmesi sebebiyle dava dosyası bilirkişi ------tevdi edilmiş, anılan bilirkişi heyetinden alınan █████/2024 tarihli rapor içeriğinde, 30.04.2023 tarihi itibariyle davalı şirketin kayıtlı değerlere göre özkaynağı 21.232.882,23 TL, 2023 yılının ilk 9 aylık karı da 21.286.677,49 TL olduğunu, dava konusu olay kardeşler arasındaki geçimsizlikten kaynaklandığı, şirketin yıllar itibariyle kar raporlayarak faaliyetini sürdürdüğü anlaşılmakta olduğunu, davacı vekili iddiaları yerinde olsa bile, heyetimizin göl faaliyette olan, kar raporlayan şirketin feshinin yerinde olmayacağını, davacının şirketten ayrılma talebi doğrultusunda karar verirse, davacının hissesinin rayiç değerinin belirlenmesi için şirket bilançosunda kayıtlı gayrimenkullerinin, taşıtların ve demirbaşların rayiç değerlerinin belirlenmesi gerektiğini, huzurdaki davada davalı şirketin TTK m. 636/3 uyarınca feshi için haklı nedenlerin mevcut olmadığı; Mahkemeniz tarafından davalı şirket ortakları arasındaki şirketin faaliyetini ve kârlılığını etkilemeyecek nitelikte anlaşmazlıkların davacı açısından söz konusu ortaklık ilişkisini sürdürmesini kendisinden beklenemeyecek derece çekilmez hale getirdiği ve bu sebeple de fesih için haklı neden olarak değerlendirilmesi halinde TTK m. 636/3 uyarınca davacının esas sermaye payının yukarıda mali incelemelerde belirlenen değerinin kendisine ödenerek çıkarılmasının Mahkemenin takdirinde olduğu yönünde rapor sunulmuş olup, yine anılan bilirkişiler tarafından sunulan █████/2025 tarihli ek raporda da davacı vekilinin kök rapora yaptığı itirazların kök rapordaki görüşün değiştirilmesini gerektirecek nitelikte olmadığı sonucuna varıldığına ilişkin rapor sunulduğu ve anılan raporlar HMK 282 hükmü kapsamında denetime elverişli görülerek hükme esas alınmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalı şirketin haklı sebeple feshi şartları olup olmadığı, eğer bu şartlar yoksa davacının ortaklıktan çıkma payı alarak çıkarılmasına karar verilip verilmeyeceği noktalarında toplanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun 636/3. maddesi "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir." hükmünü içermektedir.Türk Ticaret Kanunu'nda limited şirketin feshinde haklı sebebin tanımı yapılmadığı gibi haklı sebeplerin neler olabileceğine madde metninde yer verilmemiştir. Ancak Anonim Şirkete ilişkin TTK'nun 531. maddesine ait gerekçede tasarıda İsviçre öğretisinde genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlalî, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli azalmasının haklı sebep sayıldığı ifade edilmiştir. Doktrinde ve Yargıtay ------Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında "şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması", "şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkânsız olması", "şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi", "azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması", "azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi" ve "pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması" şirketin feshi açısından örnek olacak şekilde haklı sebep olarak sayılmıştır. Hakim her somut olayda haklı sebep bulunup bulunmadığını durumun özelliğine göre ortaklığın yapısını gözeterek takdir edecektir.Limited şirket, anonim şirkete nazaran kişisel niteliklerin de gözetildiği bir özelliğe de sahiptir. Bu anlamda ortaklar arasındaki uyumsuzluk gibi şahsi sebepler de haklı sebep olarak ileri sürülebilir. Haklı sebep kavramı kanunda çoğul olarak belirtilmiş ise de tek bir sebep bile niteliği ve ortaya çıkardığı sorunlar gözetildiğinde fesih için yeterli haklı sebep oluşturabilir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde somut olayda davalı şirketin feshine ilişkin haklı sebeplerin bulunup bulunmadığının ortaya konulması gerektiği, dava konusu olayların kardeşler arasındaki geçimsizlikten kaynaklandığı, şirketin yıllar itibariyle karla faaliyetini sürdürdüğü, limited şirketin feshine yönelik haklı sebeplerin oluşmadığı, bu nedenle alternatif çözüm yollarına da başvurulamayacağı gözetilerek davalı şirket hakkında açılan davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (----- Bölge Adliye Mahkemesi -----Hukuk Dairesi'nin ----- Sayılı ilamları vb.)HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İspatlanamayan davanın reddine,2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 435,50-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.