Anahtar kelimeler: Heyetimizce Cismani Esaskarar Kazada Kazaya Yazildiği Başkan Sürücüsü Maliki Katip

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...

T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI : 1-
VEKİLİ :
DAVALI : 2-
VEKİLİ :
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
TALEP :
Davacı vekili █████/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; █████/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin ağır bir şekilde yaralandığını, kazaya davalının maliki ve sürücüsü olduğu ... plakalı aracın neden olduğunu, müvekkilinin oluşan kazada bir kusurunun bulunmadığını, davalı sigorta şirketinin davalı araç sigortacısı olarak, davalı ...'nın da araç maliki ve sürücüsü olarak oluşan kazada sorumluluklarının bulunduğunu, kaza nedeniyle müvekkilinin ağır yaralanarak hastaneye kaldırıldığını, ameliyat olmak zorunda kaldığını, uzun süre tedavi gördüğünü halende tedavilerinin devam ettiğini, kaza nedeniyle yürümekte zorluk çeken müvekkilinin bakıma muhtaç kaldığını ve uzun süre bakım altında kalmak durumunda kaldığını, müvekkilinin babasının vefat etmesi nedeniyle evin geçimini sağlamakla yükümlü olduğunu, evinin büyük ölçüde geçimini sağladığını, ancak kaza sonrası uzun süre çalışamaz durumda kaldığını, müvekkilinin kaza nedeniyle bacaklarında çok ciddi boyutta hasar kaldığını ve hayatına eskisi gibi devam etmesinin artık mümkün olmayacağını, bu durumların mahkememizce alınacak raporlarda da ortaya konulacağını, davaya konu kaza nedeniyle müvekkilinin hayatının olumsuz yönde etkilendiğini, ciddi zararlar gördüğünü, kaza nedeniyle derin üzüntü içerisinde olduğu ve bu durumu az da olsa hafifletmek için manevi tazminat taleplerinin de olduğunu, kaza sonrası davalı sigorta şirketine yapmış oldukları başvurudan ve dava öncesinde yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir netice alınamadığını beyanla, müvekkilinin maddi durumunun iyi olmaması dikkate alınarak adli yardım taleplerinin olduğunu ve davaya ilişkin yapılacak masrafların adli yardım kararı verilerek yardım ödeneğinden ödenmesine karar verilmesini, mahkememizce alınacak raporlar neticesinde ileride arttırılmak üzere ve fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla 250,00TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderinin, 250,00TL bakıcı giderinin, 250,00TL geçici iş göremezlik giderinin ve 250,00TL sürekli iş göremezlik giderinin davalı araç sürücüsü ve maliki yönünden kaza tarihi itibariyle işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla temerrüt tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 150.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi itibariyle işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı araç sürücüsü ve malikinden tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili █████/2025 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan hesap raporu doğrultusunda dava dilekçesi ile 250,00'şer TL olarak talep etmiş oldukları tazminat bedellerini, SGK tarafından karşılanmayan tedavi masrafları için 18.000,00TL'ye, bakıcı giderleri için 38.199,60TL'ye, geçici iş göremezlik tazminatı için 122.722,79TL'ye ve sürekli iş göremezlik tazminatı için 2.993.949,66TL'ye yükselttiklerini beyanla bu bedeller üzerinden maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAPLAR:
Davalı sigorta şirketi vekili █████/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar olmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava açılmadan önce müvekkili sigorta şirketine davacı tarafça usulüne uygun bir başvurunun olmadığını, dava şartı olan bu şartın yerine getirilmemesi nedeniyle de davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ve araçtaki kusur durumu ile sınırlı olduğunu, mahkememizce usulüne uygun olarak kusur durumunun tespit edilmesi gerektiğini, davacının maluliyet durumunun Adli Tıp Kurumunca usulüne uygun olarak geçerli yönetmelikler dikkate alınarak tespit edilmesi gerektiğini, tazminat hesaplaması yapılırken geçici iş göremezlik yönünden ve sürekli iş göremezlik yönünden hesaplanacak tazminat hesaplarında mükerrer tazminat uygulanmaması gerektiğini, bu hususun dikkate alınarak tazminat hesaplanması gerektiğini, SGK tarafından yapılan ödemelerin mahkememizce tespit edilmesi gerektiğini davacı tarafın gerçek gelirine ilişkin bir beyanının olmadığını bu nedenle asgari ücret dikkate alınarak tazminat hesabı yapılması gerektiğini, davacı tarafından talep edilen tazminat kalemlerinden geçici bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik tazminat taleplerinin teminat dışı olduğundan müvekkilinin bu tazminat kalemleri yönünden bir sorumluluğunun bulunmadığını, yine tedavi gideri talebinden de müvekkili şirketin sorumluluğunun olmadığını, bu tazminat kalemleri yönünden sorumluluğun SGK'da olduğunu, SGK tarafından yapılan ödemelerin mahsup edilmesi gerektiğini, hakkaniyet indirimi ve müterafik kusur durumunun da dikkate alınması gerektiğini, müvekkili yönünden temerrüt tarihinin usulüne uygun başvuru olmadığından kanunlarca belirlenen ilkeler dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini beyanla açılan davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...'ya usulüne uygun yapılan tebligata rağmen süresi içinde dosyaya cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmış olup davalı vekili duruşmadaki beyanlarında; davacı tarafın bütün iddialarını reddettiklerini, taraflar arasındaki ceza yargılamasının devam ettiğini, ceza dosyasının tanıkların dinlenildikten sonra iş bu dosyaya celp edilerek incelenmesini, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Mahkememizce, Konya C. Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı dosyası, davalı sigorta şirketinden davaya konu kazaya ilişkin ödeme yapılıp yapılmadığı da tespit edilerek ilgili bilgi ve belgeler, Meram Devlet Hastanesinden ve Konya Şehir Hastanesinden davacının tedavi evrakları celp edilmiş, SGK İl Müdürlüğünden davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı, Emniyet müdürlüklerinden davacı ve davalı gerçek kişinin sosyal ve ekonomik durumları araştırılmış, Adli Trafik bilirkişisinden kusur raporu alınmış, N.E.Ü. Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığından maluliyet raporu alınmış, aktüerya hesap bilirkişisinden hesap raporu alınmıştır.
DAVANIN NİTELİĞİ, DEĞERLENDİRİLME VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, █████/2023 tarihinde davalılardan ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile müvekkilinin idaresindeki motosikletin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin ciddi bir şekilde yaralandığını ileri sürerek, tüm davalılardan maddi tazminat ve ayrıca sadece davalı ...'dan manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Dava tarafları arasında, dava konusu trafik kazasındaki kusur durumu, davacının uğradığı zararını türü ve miktarı, zararın davalılardan tazmin edilip edilemeyeceği; edilebilir ise ne miktarlarda tazmin edilebileceği ihtilaflıdır.
Kazaya karışan ... plakalı aracın, kaza tarihinde davalı ... adına tescilli olduğu, kaza sırasında sürücüsünün de adı geçen davalı olduğu ve bu aracın davalı sigorta şirketinin █████/2023-█████/2024 tarihli ... numaralı ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğu dosya kapsamına celp olunan bilgi ve belgelerden anlaşılmıştır.
2918 sayılı KTK'nın 85/1. Maddesine göre; Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.
2918 sayılı KTK'nın 85/5. Maddesine göre; İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.
2918 sayılı KTK'nın 90. Maddesine göre; Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.
Anayasa Mahkemesi’nin █████/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/7/2020 tarihli ve ███████ E, ███████ K sayılı Kararı ile, 2918 sayılı KTK'nın 90/1. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin ve ikinci cümlesinde yer alan “…ve genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
2918 sayılı KTK'nın 91. Maddesine göre; İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.
2918 sayılı KTK'nın 97. Maddesine göre; Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.
2918 sayılı KTK'nın 99. Maddesine göre; Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.
6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesine göre; Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesine göre; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.
6098 sayılı TBK'nın 53. Maddesine göre; Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri. 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.
6098 sayılı TBK'nın 55. Maddesine göre; Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.
Anılan yasal düzenlemelere istinaden bir motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen trafik kazasında, zarar görenlerin zararından, 6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesi uyarınca araç sürücüsü, 2918 sayılı KTK'nın 85. Maddesi uyarınca araç işleteni ve şartları varsa teşebbüs sahibi ve 2918 sayılı KTK'nın 91. Maddesi uyarınca sigortacı müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Trafik kazası nedeniyle zarara uğradığını iddia eden hak sahipleri tarafından açılan tazminat davalarında ispat yükü 6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesi uyarınca zarar gören üzerinde olup, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat etmek zorundadır.
Adli Trafik bilirkişisi tarafından mahkememize sunulan █████/2024 tarihli kusur raporunda özetle;
"... Davalı ... plaka sayılı otomobilin sürücüsü ...'nın; 2918 sayılı KTK” nun 53/b maddesinde açıklanan ”Sola dönüş “ trafik kurallarını ve bu kurallara karşılık gelen, yine aynı kanunun trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan hallerden 84/ f) Doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma) trafik kurallarını da ihlal ettiği, kusur durumu oran olarak istendiğinden dolayı sürücü ...” nın “%75 (Yüzde Yetmiş beş) oranında kusurlu olduğu,
... plaka sayılı motorlu bisikletin sürücüsü Hasan Muhacir MUSTAFA'nın ise 2918 Sayılı KTK” nun diğer sürücü kusurlarından sayılan 52/b maddesi “Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak; Sürücüler, Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar. ” trafik kuralını ihlal ettiği, kusur durumu oran olarak istendiğinden dolayı sürücü ... ” nın da %25 (Yüzde Yirmibeş) oranında kusurlu olduğu..." kanaatleri bildirilmiştir. Söz konusu raporun kazanın oluş şekline, ceza dosyası içeriğine ve dosyadaki delillere uygun olması sebebiyle hükme esas alınması gerekmiştir.
N.E.Ü. Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığınca mahkememize sunulan █████/2024 tarihli maluliyet raporda özetle;
"...Davacı ... 17 yaşın içeresinde olduğu ve şahsın meslek grup numarasının 1 (düz işçi) olduğu,
1-█████/2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre;
...sürekli iş görmezlik oranının %27 olduğu,
2-03.08.2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre;
...sürekli iş göremezlik oranının %14,3yüzdeondörtnoktaüç) olduğunu,
3-11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği göre;
...sürekli iş göremezlik oranının %14.3(yüzdeondörtnoktaüç) olduğunu,
Kişinin sürekli iş göremezlik oranının yönetmelik farklılığından dolayı farklı çıktığı,
4-Mevcut arızasının iyileşme süresinin 12 aya kadar uzayabileceği, bu süre zarfında kişinin herhangi bir gelir getirecek işte çalışamayacağı, bu sürenin geçici iş görmezlik süresi olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu süre zarfında kişinin %100 oranında malul olduğunun kabulünün gerekeceği,
5- Kişide dosya kapsamında fatura edilmiş SGK tarafından karşılanmayan tedavi masraflarının olmadığını, ancak bu tür bir yaralanmada bir takım fatura edilemeyen (özel diyet, ulaşım, rehabilitasyon, pansuman, özel hastane muayene farkı gibi vb.) masrafların olacağını, kaçınılmaz giderlerin yapılan masrafların niteliği, yapıldıkları tarih ve yerler dikkate alındığında ayrı ayrı kaleme alınmasının mümkün olmadığı, yaralanmanın ağırlık ölçüsü de dikkate alındığında bu tür giderlerin 24.000,00 TL olarak değerlendirildiğini(bu tutarın 8.000,00TL si ulaşım gideri, 16.000,00TL si refakatçi, özel beslenme vs. gideri olarak değerlendirildiği, bu değerlendirme yapılırken yaranın ağırlık ölçüsü, kişinin tedavi olduğu merkezle, yerleşim yeri gibi unsurların göz önüne alındığı)...
...Şahsın kask veya koruyucu ekipman kullanmasının baş, boyun, üst ve alt ekstremite yaralanmalarında koruyucu görev üstlendiği, davaya konu kazada kask veya koruyucu ekipman kullanılmamasının ekstremite bölgelerindeki yaralanmaların ağırlık derecesini arttırmış olabileceği, bu ağırlık derecesinin maluliyet oranına etkisinin hesaplanmasının tıbben mümkün olmadığı,
6-İyileşme süresinin 12(oniki) aya kadar uzayabileceği, bu sürenin 4(dört) ayında bir başkasının bakım ve yardımına ihtiyaç duyacağı,
Aylık brüt asgari ücretler üzerinden davacının bakıcı giderinden doğan maddi zararı; 06.06.2023-06.10.2023 tarihleri arasında (13.414,50t1/30 gün) X 120gün-53.658,00TL
Şahsın fatura edilemeyen tedavi giderlerinin 24.000,00TL olarak değerlendirildiği, bakıcı giderleri kapsamında yaptığı harcamaların 53.658,00TL olarak değerlendirildiği, toplamda 77.658,00TL olarak değerlendirildiği..." kanaatleri bildirilmiştir.
Yukarıda sözü edilen kusur raporu ve adli tıp raporu esas alınmak suretiyle aktüerya hesap bilirkişisi tarafından mahkememize sunulan █████/2025 tarihli ek hesap raporunda özetle;
"...1-)06.06.2023 — 06.06.2024 Tarihleri Arası 12 Aylık Süre ile Sınırlı Geçici İş Göremezlik Süresinde Uğradığı Maddi Zararının: 1.122.722,79TL
2-)Sürekli İş Göremezlik nedeni ile Uğradığı Maddi Zararının;
a-)07.06.2024 - 19.04.2080 Tarihleri Arasındaki Süre ile Sınırlı %27 engel oranı ve TRH-2010 Erkek Mortalite Tablosuna göre ; 2.993.949,66 TL,
b-)07.06.2024 — 21.03.2071 Tarihleri Arasındaki Süre ile Sınırlı %14,3 maluliyet oranı ve PMF - 1931 Yaşama Tablosuna göre; 1.327.441,28 TL,
3-)06.06.2023 — 06.10.2023 Tarihleri Arası 4 Ay Süre ile Sınırlı İyileşme Süresinde Bakıcı Giderinden Doğan Maddi Zararının ;38.199,60TL,
4-)Fatura Edilen ve Fatura Edilemeyip Belgeye Bağlanamayan Kaçınılmaz Tedavi Giderlerinden Doğan Maddi Zararının 3 18.000,00TL olduğu..." kanaatleri bildirilmiştir.
Davacının maruz kaldığı sakatlık sebebiyle engellilik oranının tespitinde hangi yönetmelik hükümlerinin uygulanacağı ve bakiye ömür süresinin belirlenmesinde hangi yaşam formülünün uygulanması gerektiğine ilişkin olarak yapılan değerlendirmede;
Konuya ilişkin Yargıtay . Hukuk Dairesinin Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine ilişkin olarak vermiş olduğu, █████/2024 Tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararında;
"...
KTK'nın 85 inci maddesinin birinci fıkrasında; bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi hâlinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, 91 inci maddesinin birinci fıkrasında; işletenlerin, bu Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu, yine 90 ıncı maddesinin birinci fıkrasında ise; zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların bu Kanunda öngörülen usul ve esaslara tabi olduğu ve 2918 sayılı Kanun'da düzenlenmeyen hususlar hakkında 6098 sayılı Kanun'un haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı şeklinde düzenleme getirilmiştir.
TBK'nın 49 ilâ 51 inci maddelerine göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlü olup zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispatla mükelleftir. Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.
TBK'nın "Bedensel zararlar" başlıklı 54 üncü maddesinde bedensel zararlar "özellikle" ifadesine yer verilmek suretiyle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak örnekseme yoluyla açıklandıktan sonra, "Tazminatın belirlenmesi" başlıklı 55 inci maddenin birinci fıkrasında ise; "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır." hükmüne yer verilmiştir.
Açıklanan düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere tazminatın hesaplanmasına yönelik somut kurallar bulunmadığından tazminatın (uğranılan gerçek zararın) belirlenmesine yönelik ilkeler, somut olayın özelliği gözetilmek suretiyle yeksenak uygulamaların ortaya konulabilmesi amacıyla ilgili Kanunlar çerçevesinde oluşturulan içtihatlarla belirlenmiştir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.
Sürekli iş göremezlik oranı tespit edilirken uygulamada yeksenaklığın oluşturulabilmesi amacıyla Dairemizin istikrar kazanmış kararlarında; kaza tarihine göre 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Gerçek zararın belirlenmesine yönelik ilkeler (yukarıda açıklandığı üzere somut tazminat hesabına ilişkin belirlemeler) istikrar kazanan Dairemiz içtihatlarıyla belirlenmiş ve uygulamaya yön verilmiştir.
Buna göre haksız fiilden kaynaklanan zararın tespitinde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri dikkate alınarak hesaplama yapılmaktadır. Oluşan zararın tespit edilmesinde aynı konuya yönelik aynı tarihlerde farklı düzenlemeler bulunmasının da genel ilkelerden ayrılmak için bir gerekçe olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Zira aksinin kabulü hukuki güvenlik ve istikrar ilkesine de aykırı düşmektedir. (Hukuk Genel Kurulu'nun 28.02.2024 tarihli, ... E, ... K sayılı kararı ile Hukuk Genel Kurulu'nun 28.02.2024 tarihli, ... E, ... K sayılı kararı da bu yöndedir.)
Trafik kazası sonucu bedensel zarara uğrayan ve buna dayalı olarak iş gücü kaybı tazminatı ile ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin gerçek zararının belirlenmesi için bakiye ömrün belirlenmesi gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir tespit olduğundan gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle yapılan bilimsel çalışmalar sonucu “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi ve yargı mercileri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından Dairemizce de tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasının uygun olacağına dair içtihat değişikliğine gidilmiş olup istikrarlı şekilde bu yönde kararlar verilmeye devam edilmektedir. Uyuşmazlığın giderilmesine konu edilen iki husus hakkında da hem sürücü, hem işleten, hem de sigorta şirketleri açısından Daire uygulaması aynı şekildedir.
Dolayısıyla uyuşmazlığın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin ilgili kararlarına göre giderilmesi gerekir.
KARAR: Trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında; sürekli iş göremezlik oranının tespitinde kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına; tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasına; Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin kesin kararları arasındaki görüş ve uygulama UYUŞMAZLIKLARININ BU ŞEKİLDE GİDERİLMESİNE... " şeklinde karar verilmiştir.
Yukarıda yer verilen Yargıtay içtihadında da değinildiği üzere, Sürekli iş göremezlik oranı tespit edilirken uygulamada yeksenaklığın oluşturulabilmesi amacıyla Yargıtay'ın istikrar kazanmış kararlarında kaza tarihinde geçerli yönetmelik hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, bu bakımdan somut olayda sürekli iş göremezlik oranının tespitinde kaza tarihinde geçerli olan █████/2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, davacının sürekli iş görmezlik oranının %27 olarak kabulü gerekmiştir.
Öte yandan trafik kazasından kaynaklı tazminat davalarında esas alınan bakiye ömür daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli "PMF" cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, ... Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması gerekmektedir. Bu durumda tazminat davalarında zarar hesabında birliğin sağlanması ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi göz önüne alındığında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacaktır.
Dava konusu olayda da, aktüerya bilirkişisi tarafından TRH 2010 Tablosu'na göre belirlenen muhtemel bakiye ömür süresi ve %1,8 teknik faiz uygulanmadan, bilinmeyen/işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi yöntemi kullanılarak hesap edilen zarar miktarına göre davacıların destek zararlarının belirlenmesi gerekmiştir.
Dava konusu kazadaki müterafik kusur durumu yönünden yapılan değerlendirmede; 6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır.
Somut olayda, kaza tespit tutanağında davacı motosiklet sürücüsünün kask ve koruyucu ekipmanlarının takılı olmadığı şeklinde belirtilmiş olması, soruşturma dosyasına yansıyan ifadelerde davacı motosiklet sürücüsünün kask ve koruyucu ekipmanının takılı olmadığı şeklinde anlatımların bulunması ve dosya kapsamında alınan adli tıp raporunda davacıda koruyucu ekipman bulunmaması sebebiyle yaralanmasının ağırlık derecesinin artmış olabileceğinin değerlendirilmesi hususları dikkate alınarak belirlenen tazminat tutarlarından yerleşik Yargıtay uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekmiş ve bu indirim sebebiyle davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti doğmayacağından hüküm fıkrası buna göre oluşturulmuştur.
Manevi tazminat talebi açısından yapılan değerlendirmede ise;
Davacı vekili manevi tazminat talebini davalı araç maliki ve sürücüsüne yöneltmiştir.
TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.
Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK █████/2004, ... ... )
Somut olayda; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihinde paranın satın alma gücü, dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan yukarıda belirtilen kusur raporu ve adli tıp raporu, davacının yaralanma bölgesi, sonrasında ortaya çıkan zararlar sebebiyle duyduğu manevi acı dikkate alınarak davacının müterafik kusur durumu da dikkate alındığında manevi tazminat isteminin tam kabulü gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVACININ MADDİ TAZMİNAT DAVASININ, DAVACININ MÜTERAFİK KUSURU DA DİKKATE ALINARAK KISMENKABULÜ İLE,
2.395.159,72 TL sürekli iş göremezlik zararı,
98.178,23 TL geçici iş göremezlik zararı,
30.559,68 TL bakıcı gideri zararı,
14.400 TL tedavi gideri zararı olmak üzere toplamda 2.538.297,63TL maddi tazminatın,
Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu (kaza tarihinde geçerli ölüm/sakatlanma teminat limiti olan [sürekli iş göremezlik zararı için] 1.200.000 TL ile ve ayrıca sağlık/tedavi teminat limiti olan [geçici iş göremezlik, tedavi gideri ve bakıcı zararları toplamı için] 1.200.000 TL) poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan █████/2023 tarihinden, diğer davalı yönünden kaza tarihi olan █████/2023 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ İLE;
150.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2023 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
3-Hazine tarafından karşılanan 3.200,00TL arabuluculuk giderinin davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen maddi tazminat davası yönünden alınması gereken 173.391,11TL ve kabul edilen manevi tazminat davası yönünden alınması gereken 10.246,50TL olmak üzere toplam alınması gereken 183.637,61TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 539,70TL harç ile yargılama sırasında alınan 10.834,00TL ıslah harcı toplamı olan 11.373,70TL'nin mahsubu ile bakiye 172.263,91TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, (davalı sigorta şirketinin 1.343.137,91/2.688.297,63 oranında hesaplanan 86.067,18TL'den diğer davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna, diğer davalının tamamından sorumlu olduğuna,)
5-Davacı tarafından yapılan 269,85TL başvuru harcı, 539,70TL peşin harç, 38,40TL vekalet suret harcı, 10.834,00TL ıslah harcı, 4700,00TL bilirkişi ücretleri, 923,75TL posta-tebligat gideri ve 4.790,00TL maluliyet raporu ücreti olmak üzere toplam 22.095,70TL yargılama giderinden davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (davalı sigorta şirketinin 1.343.137,91/2.688.297,63 oranında hesaplanan 11.039,54TL'den diğer davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna, diğer davalının tamamından sorumlu olduğuna,)
6-AAÜT'ye göre maddi tazminat talebi yönünden hesaplanan 339.212,74TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (davalı sigorta şirketinin 1.343.137,91/2.538.297,63 oranında hesaplanan 179.494,12TL'den diğer davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna, diğer davalının tamamından sorumlu olduğuna,)
7-Maddi tazminat talebinin tam kabulü gerekirken müterafik kusur sebebiyle hakkaniyet indiriminin uygulanmasından dolayı davanın kısmen kabulüne karar verildiğinden, davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8-AAÜT'ye göre manevi tazminat talebi yönünden hesaplanan 30.000,00TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
9-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair; davacı vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince (2) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025
Başkan Üye Üye Katip

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!