Anahtar kelimeler: Ektresi Ödenemediği Düzenli Alışveriş Doğmuş Cari Ödemede Firmanın Vermekte Görüleceğini

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████ Karar DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : █████/2024KARAR TARİHİ : █████/2025KARARIN YAZILDIĞI TARİH : █████/2025Mahkememizde görülmekte olan "İtirazın İptali" davasının yapılan açık yargılaması sonunda,TALEP: Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... A.ş İle davalı arasındaki ticari ilişki ve alışveriş gereği müvekkilinin davalı ... gıda ürünleri vermekte, bu kapsamda müvekkili tarafından davalı ... ürünler teslim edilmiş, bunlardan kaynaklı da bir cari hesap ilişkisi doğmuş olduğunu, bununla ilgili olarak müvekkilinin davalı ... düzenli olarak faturalarını düzenleyip gönderdiğini, davalı firmanın bu faturalara itiraz etmediği gibi herhangi bir ödemede yapmadığını, cari hesap ektresi ve faturalar incelendiğinde kısmi ödemelerin yapıldığı ancak bakiye kalan 195.547,53 TL nin ödenemediği açıkça görüleceğini beyan ederek, müvekkili adına ödenmeyen takip konusu rakamın tahsili amacıyla Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlu ... takibe itiraz ettiğini, itirazın haksız ve mesnetsiz olup itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, davalı ... tarafından İcra takibine yapılan itiraz bu nedenle haksız ve kötü niyetli olup, takibin tahsilatını geciktirme amacı taşıdığını, bu nedenle %20 'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi de gerektiğini bildirerek, fazlaya dair talep ve başkaca dava hakları saklı kalmak kaydı ile, borçlunun Bakırköy .... İcra Dairesinin ...E.sayılı dosyasına yaşmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazlarının iptali ile Takibin DEVAMINA, Takibe haksız olarak itiraz eden borçlu aleyhine % 20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı taraf yetki itirazında bulunarak sunduğu dava cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından dava dilekçesinde taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu ve takibe konu fatura ve malların müvekkil şirkete teslim edildiği iddia edilmişse de, bu iddiaların taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, nitekim, davacının iddia ettiği bakiye rakamın ve bakiyede yer alan faturaların maddi ve hukuksal bir dayanağı bulunmadığını, kaynağı ve ilişkisi ispat edilmeksizin yalnızca tek taraflı olarak fatura düzenlenmiş olmasının alacağın varlığına karine teşkil etmeyeceğinin açık olduğunu, keza davacının, mal ve fatura teslimini yazılı veya kesin bir delille ispatlamak durumunda bulunduğunu, nitekim, kabul anlamına gelmemekle birlikte, ortada bir ticari ilişkinin varlığının net bir şekilde tespit edilebilmesi için, fatura konusu malların taraflar arasındaki anlaşmaya uygun, ayıpsız ve eksiksiz olarak karşı tarafın uhdesine geçirilmiş olmasının gerektiğini ancak davacı tarafça mal ve fatura teslimine ilişkin yazılı bir delil sunulamadığını, kaldı ki; kabul anlamına gelmemekle birlikte salt fatura teslimi dahi malların teslimine karine teşkil etmemekte olup mal tesliminin ayrıca ve açıkça ispat edilmesi gerektiği karşısında davacının soyut iddialarının bu hususu ispata yeterli olmadığını yine, davacı tarafından dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmışsa da, dava konusu olayın niteliği gereği, davacı tarafın iddiasını yazılı delille ispatlaması gerekliliği karşısında tanık dinletme talebine muvafakatlerinin bulunmadığını bildirerek, takibe konu alacağın varlığı ve miktarı konusunda açıkça belirsizlik bulunduğunu, bilindiği üzere, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit olması; yani bilinmesi ya da bilinebilecek durumda olması gerektiğini, yaptıkları açıklamalardan ve davacının soyut beyanlarından da anlaşılacağı üzere, takibe konu alacağın var olup olmadığından, -kabul anlamına gelmemekle birlikte- varsa da bakiyesinin tüm unsurlarıyla müvekkili şirket tarafından bilinebileceğinden ya da hesap edilebilecek durumda olduğundan söz edilemeyeceğini, bu nedenle, davacının icra inkâr tazminatı talebinin yasal bir dayanağı bulunmadığını, dolayısıyla, varlığı ve miktarı sübut bulmamış bir alacağın takibe konulmuş olması nedeniyle, davacıdan %20 oranında kötüniyet tazminatı taleplerinin bulunduğunu beyan etmiş, davacının haksız ve yasal dayanaktan yoksun taleplerini içerir davasının reddine, davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır.Küçükçekmece ve Ostim defterdarlığına yazılan müzekkereye, 2024 yıllarına ait BS ve BA formlarının gönderilmesiyle cevap verildiği görüldü.Dava, hukuki niteliği itibariyle, ticari ilişki nedeni ile düzenlenen faturalar nedeni ile başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.Bakırköy Arabuluculuk Dairesinin .... numaralı dosyasında; █████/2024 tarihinde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17, m. 18/A ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşıldı. Dosya kapsamında bulunan Bakırköy .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 195.547,53-TL asıl alacak yönünden █████/2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından █████/2024 tarihinde borcun tamamına, faize, faiz oranına, ferilerine ve yetkiye itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı, davalı tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz ettiği görülmüştür.Uyuşmazlık, Davacının takip ve dava tarihi itibariyle cari hesap nedeni ile alacağının olup olmadığı, tahsili gereken alacak miktarının ne olduğu, davacının bu alacağı talep edip edemeyeceği, borcun ödenip ödenmediği, borçlunun temerrüte düşüp düşmediği temerrüt tarihinin , uygulanması gereken faiz tür ve oranının, buna göre tahakkuk eden faiz miktarının ve toplam alacağın ne olduğu, icra-inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarındadır. Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde █████/2025 tarihinde inceleme günü verilmiş olup davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmıştır. Davalı defterlerinin Ankara da olması nedeni ile yerinde inceleme talepli talimat yazılmasını talep etmiş, █████/2025 tarihli ara karar ile Ankara Nöbetci Asliye tİcaret Mahkemesine talimat yazılmış ancak davalı ticari defter ve belgelerini sunmamıştır.Dosyanın bilirkişiye verildiği, bilirkişi tarafından hazırlanan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; Davacının 2024 yılına ilişkin yevmiye ve kebir defterlerinin e-defter olarak elektronik ortamda tutulduğu, e-defter beratlarının Maliye İdaresine kanuni süresinde yüklendiği, envanter defterinin açılış tasdikinin kanuni süresinde yaptırıldığı, davacının 09.07.2024 takip tarihi itibarıyla davalıdan 195.547,53 TL alacaklı göründüğü, davacıya ait Ocak 2024 dönemine ilişkin Form Ba-Bs karşılaştırmalı alış-satış analizinde davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş satış faturalarının bulunmadığı, Şubat 2024-Eylül 2024 arası Form Ba-Bs karşılaştırmalı alış-satış analizinde ise veri kayıtlarının listelenmediği görüş ve kanaatini bildirir raporunu ibraz etmiştir.Dosyanın davalının defterlerinin incelenmesi için talimat yazıldığı, bilirkişi tarafından hazırlanan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; talimat kapsamında davalı tarafından ibraz edilen defter ve belgeler incelenmiş olup takdiri mahkemeye ait olmak üzere; taksi ile ... Sitesi 7 Blok 236 adresine 18.03.2025 tarihi saat 15,15 de gidildiğini, 15,40 a kadar beklenildiğini, defter ve belgelerin ofiste değil Keçiören'de Mali Müşavir ....'da olduğunun beyan edildiğini, daha sonra telefonla arayan ....'ın defter ve belgelerin hazır olmadığını gün içinde arayıp cari hesap özetini gönderebileceğini beyan etmesine rağmen geri dönüş yapmadığını, bu sebeplerle davalı defterlerinin incelenmesinin mümkün olamadığı görüş ve kanaatini bildirir raporunu ibraz etmiştir.Bilirkişi raporu HMK 280. Maddesi uyarınca taraflara tebliğ edilmiştir. Faturaya konu malların teslimi hukuki bir işlem olup, ancak TMK'nın 6 ve HMK'nın 190, 200 maddeleri gereği yazılı delillerle ispat edilebilir. Davacı yasal delillerle teslim olgusunu ispat etmelidir. TTK'nın 21/2.maddesine göre, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde fatura içeriği hakkında itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması da bu olguyu değiştirmez. Bu durumda borçlu taraf, faturayı ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını, malın teslim edilmediğini veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır.6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin █████/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir.6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin █████/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir. Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; öncelikle icra dairesinin yetkisine yapılan yetki itirazı incelendiğinde, para alacakları bakımından İİK'nın 50.maddesi yollamasıyla HMK'nın 10 ve TBK'nın 89. maddesi uyarınca alacaklının yerleşim yeri icra dairesi ve mahkemesi yetkilidir. Dosyada bulunan fatura ve kayıtlardan davacı şirketin muamele merkezinin Bakırköy/İstanbul olduğu, para alacakları yönünden alacaklının yerleşim yeri mahkemesinin ve icra dairesinin yetkili olması nedeniyle takibin doğru icra dairesinde başlatıldığı anlaşılmıştır.Fatura, sözleşmenin kurulması aşaması ile ilgili bir belge olmayıp, sözleşmenin ifa safhasıyla ilgilidir. Bir başka ifadeyle fatura edimlerin ifası aşamasında düzenlenerek edimlerin içeriğini gösterir. Dolayısıyla Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin ikinci fıkrası gereğince itiraz edilmeyerek kabul edildiği varsayılan fatura içeriği de sözleşmesinin ifasına ilişkin hususlar hakkında olmalıdır. Faturanın itiraz edilmeyerek kabul edilmiş sayılmasına ilişkin düzenleme niteliği itibarıyla kanunî bir karinedir. Ayrıca aksine bir düzenleme olmaması nedeniyle de, adi (aksi ispat edilebilir) kanunî karinedir Bu nedenle ispat yükünün yer değiştirmesi mümkün olmaz. Kanunî bir karineye dayanan taraf, karine temelini ispat ettikten sonra (faturaya itiraz edilmediğini), karine sonucu (fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması) ortaya çıkar. Bu karinenin aksi ise, fatura muhatabı tarafından iddia ve ispat edilebilir. Fatura muhatabının bu faaliyeti bir asıl ispat faaliyetidir. Somut olay bakımından, ispat yükünün davacı üzerinde olması ve bilirkişi deliline dayanması nedeni ile tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, davalıya meşruhatlı tebligatta, ibraz süresi ve ibrazdan kaçınmanın sonuçları da ihtarı ile birlikte inceleme gün ve saati usulüne uygun tebliğ edilmişir. Davalının talebi ile yazılan talimat sonucunda düzenlenen 20.03.2025 tarihli rapordan da anlaşıldığı gibi defterlerini ibrazdan kaçınmıştır. Ticari defterlerin delil olma durumlarına ilişkin hukuki düzenlemeler TTK ve HMK’da olmak üzere iki ayrı kanunla belirlenmiştir. Kişinin kendi ürettiği delili kendi lehine kullanamama durumunun özel bir istisnası olan ticari defterlerin delil fonksiyonu, HMK m. 222 ile sınırları ve koşulları sıkı sıkıya belirlenmiştir. Maddenin birinci ve ikinci fıkrasında ticari defterlerin delil olmasına ilişkin genel şartları, üçüncü fıkrasında lehe delil olması için gereken şartları, dördüncü fıkrasında aleyhe delil olabilmesi için gereken şartları ve son fıkrasında ise delilin hasredilmesi olarak nitelendirilen ayrıksı durum ele alınmıştır. Bilirkişi raporunda, davacının usulüne uygun ticari defterlerine göre 195.547,53-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Takibe konu bu cari hesap alacağına ilişkin faturaların davalıya tebliğ edildiği, TTK madde 21/2 uyarıca davalının faturalara itirazına rastlanılmadığı da rapor da tespit edilmiştir. Her iki tarafında tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafında ticari defterlerine işlenmesi gereken ticari işten kaynaklanıyor olduğuna şüphe bulunmamaktadır.7251 Sayılı Kanun’la değişik HMK m. 222/3 hükmü ise HMK m. 222’nin uygulandığı tüm uyuşmazlıklar açısından ticari defterleri ibrazdan kaçınmanın sonucunu açıkça düzenlemektedir. Buna göre, tacirin ticari defterlerini ibraz etmemesi ve karşı taraf defterlerinin aksini kesin delille de ispat edememesi halinde, ispat mübrez defterlerdeki kayıtlar yönünde gerçekleşeceği kabul edildiğinden davacının ticari defter ve kayıtları ile davalıdan 195.547,53-TL alacaklı olduğunu ispat ettiği anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.İİK'nın 67/2. maddesine göre itirazın iptali davasında, alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için hükmün usulüne uygun yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içerisinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gerekir. Burada borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması veya alacağın bir belgeye bağlanması koşulu aranmaz. Bu yasal koşullar yanı sıra takibe konu alacağın likit olması da gerekir. Bir alacağın likit olup olmadığı her olay özelliklerine göre değişmekle birlikte alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılmalıdır. Buna göre, likit bir alacaklıdan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması yada borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi ya da bilinmesinin gerekmesi gerekir. Böylece borçlunun borç miktarının tahkik ve tayin etmesine mümkün olması, başka bir anlatımla borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunun tespit edilebilir durumda olması gerekir. Borç ve borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacaktan söz edilebilir. Davacının ticari defterleri, faturalar ile belirlenen alacağın likit olduğu ve İİK'nın 67/2. maddesinde belirlenen icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu anlaşıldığından kabul edilen alacağın takdiren %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;Davanın İİK'nın 67/1.maddesi uyarınca KABULÜNE,1-Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ilamsız icra takibine davalı tarafından yöneltilmiş olan itirazın iptali ile 195.547,53-TL asıl alacağın, asıl alacak tutarına icra takip tarihinden itibaren takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/2.maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına,2-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, kabul edilen alacağın takdiren %20 oranında hesaplanan 39.109,51-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 13.357,85 -TL ilam harcın davacı tarafından yatırılan 2.361,73-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 10.996,12-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 427,60- TL başvuru harcı, 2.361,73-TL peşin nispi harç, 60,80-TL vekalet harcı, olmak üzere toplam 2.850,13-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan 10,465,00-TL toplam yargılama giderlerinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacı tarafa iadesine, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili hazineye irat kaydına,8-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen olunan 31.287,60-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,9-Mahkemece verilen kararın niteliği nazara alınarak davalı tarafın yapmış olduğu masrafın yine davalı üzerine bırakılmasına, 10-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince tarafların talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025 Katip ... ¸e-imzalı Hakim ... ¸e-imzalı