"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Ceza MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.KATILANLAR : ..., ...(...) Lımıted, ..., ...SUÇ : 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye muhalefet HÜKÜM : MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : OnamaSanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, hükümde kanun yoluna başvuru süresinin 15 gün olarak gösterilmesi sebebiyle sanığın yanıltıldığı anlaşılmakla, temyiz isteminin süresinde kabul edildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Sanık hakkında kurulan hükümde Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen; bozma öncesi hükmün, sadece sanık tarafından temyiz edildiği anlaşılmakla, sanığın cezada kazanılmış hakkı gözetilerek cezasının 1 yıl 3 ay hapis ve 100,00 TL adlî para cezası üzerinden infazına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, 1 yıl 3 ay hapis ve 100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği; hükmün kazanılmış hakka ilişkin (5) numaralı fıkrasının çıkartılarak yerine "Aleyhe temyiz bulunmadığından 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 326/son maddesi gereği sanığın kazanılmış hakkı korunarak cezasının 1 yıl 3 ay hapis ve 100,00-TL adlî para cezası üzerinden infazına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy çokluğuyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.05.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OYSayın daire çoğunluğuyla görüş ayrılığımız yapılan ihbar üzerine kolluk kuvvetinin usulüne uygun arama kararı alarak işyerinde yaptığı arama işlemi sonucu kanunun amir hükmüne aykırı olarak işlem tanığı sayısının eksik tutulması sonucu düzenlenen tutanağın hükme esas alınıp alınmayacağına ilişkindir. Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun ████████-512 ve ████████-███████ EK sayılı kararlarında da izah edildiği üzere; Aramanın hukuka aykırı olması, arama karar veya emrinin ya da aramanın icrasının hukuka aykırı olması anlamına gelmektedir.Hukuka aykırılık bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanmasıdır. Kanuna aykırılıktan daha geniş bir içeriğe sahip olan hukuka aykırılık kavramının çerçevesi ve kapsamı belirlenirken gerek pozitif hukuk kurallarına gerekse temel hak ve hürriyetlere ilişkin evrensel hukuk ilkelerine aykırılık bulunup bulunmadığı gözetilmeli ve aykırılığın varlığı hâlinde hukuka aykırılığın mevcudiyeti kabul edilmelidir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 22.06.2001 tarihli ve 2-2 sayılı kararında: “Hukuka aykırılık en başta milli hukuk sistemimiz içinde yürürlükteki tüm hukuk kurallarına aykırılık anlamına gelir. Bu çerçeve içinde, anayasaya, usulüne uygun olarak kabul edilmiş uluslararası sözleşmelere, kanunlara, kanun hükmünde kararnamelere, tüzüklere, yönetmeliklere, içtihadı birleştirme kararlarına ve teamül hukukuna aykırı uygulamaların tümü hukuka aykırılık kavramı içinde yer alır. Bunun dışında, hukuk sistemimiz, hukukun genel ilkeleri adı verilen ve uygar dünyanın tüm medeni ülkelerinde uygulanan kuralları da hukuk kuralı olarak kabul etmektedir. Hukukun genel ilkelerinin neler olduğu konusunda bir belirsizlik olsa da, hukukun genel ilkelerinin hukuki bağlayıcılığı bulunduğu gerek uygulamada gerekse doktrinde tartışmasız olarak kabul edilmektedir. Anayasa Mahkememiz de birçok kararında, hukukun genel ilkelerinin varlığını kabul etmenin hukuk devletinin gereklerinden biri olduğunu ve bu ilkelerin yasa koyucu tarafından dahi yok edilemeyeceğini hükme bağlamıştır (Örneğin, E. ███████. K. 1986/1, KT. 17.3.1986, Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, S.22. s.115). Anayasa Mahkemesi’nin bu görüşleri çerçevesinde hukukun genel ilkeleri, yasalardan, hatta Anayasa’nın değiştirilebilir hükümlerinden de üstün bir konuma getirilmiştir” denilmektedir. Bu itibarla aramanın hukuka uygun olup olmadığı arama tedbirine başvurulma şartları ve uygulanmasıyla ilgili gerek pozitif hukuk kuralları gerekse evrensel hukuk kaideleri göz önünde bulundurularak bütüncül bir bakış açısıyla belirlenmelidir. 5271 sayılı CMK'nın 119/4. maddesinde; Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur. 5271 sayılı CMK'nın 217. maddesinde; "1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.(2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir" şeklindeki düzenlemeyle hâkimin ancak hukukun izin verdiği yöntemlerle elde edilen delilleri dikkate alabileceği hüküm altına alınmıştır. Anılan Kanun'un 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde de, ortaya konulmak istenen delilin kanuna aykırı olarak elde edilmiş olması hâlinde reddolunacağı ifade edilerek hukuka uygun olarak elde edilmeyen delillerin ispat aracı olarak kabul edilmeyeceği ve hükme esas alınmayacağı açıklanmıştır. Kaldı ki, aynı Kanun'un 230. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi de zorunludur.Bu açıklamalar ışığında; İstanbul 2.Sulh Ceza Hakimliği’nin █████/2014 tarihli █████████ d.iş sayılı arama kararı gereğince, █████/2014 günü saat 11.40 sıralarında söz konusu adreste bulunan Kishi Depo unvanlı işyerine gidilmiş, işyerinde bulunan işyeri çalışanına polis kimlik kartları, şikayet kapsamı ve geliş nedeni ile ilgili mevzuat ve yapılacak işlem açıklanarak yapılan aramada toplam 61 adet taklit markalı ve logolu ürüne el konulması şeklindeki olayda; 5271 sayılı CMK’nın 119. maddesinin dördüncü fıkrasında, ‘’Cumhuriyet Savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur.’’ şeklindeki düzenlemenin aksine, verilen arama kararında arama işleminin 5271 sayılı CMK’nın 119/4. maddesi gereğince yapılması istenmesine karşın, işlem tanığı olmadan aramanın gerçekleştirildiği ve tutanak altına alındığı görülerek yapılan incelemede; sanığa ait işyerinde yapılan arama işlemi sonucu ele geçirilen ürünlerin hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil niteliğinde olduğu ve mahkumiyet hükmüne esas alınamayacağı gözetilerek sanığa atılı suçtan beraati düşüncesiyle sayın çoğunluğun kararına iştirak edilmemiştir.
Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!