Anahtar kelimeler: Asaleten Ölümü Sekizinci Artırım Süreci Tlye Büyükşehir Artırılmıştır Kazası Miktar

T.C.
D A N I Ş T A YSEKİZİNCİ DAİREEsas No : █████████Karar No : █████████ TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : 1- (DAVACILAR) Kendi adına asaleten ... ve ...'e velayeten I- ... II-...VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI) ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ...gün ve E:..., K:... sayılı kararının karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: █████/2014 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu ...'in ölümü nedeniyle, eş ... için 5.000,00-TL maddi (█████/2019 tarihli miktar artırım dilekçesi ile 130.885,15-TL'ye artırılmıştır) maddi, 150,000,00-TL manevi, çocuk ... için 5.000,00-TL (█████/2019 tarihli miktar artırım dilekçesi ile 17.713,37-TL'ye artırılmıştır) maddi, 100.000,00-TL manevi, çocuk ... için 5.000,00-TL (█████/2019 tarihli miktar artırım dilekçesi ile 32.193,40-TL'ye artırılmıştır) maddi, 100.000,00-TL manevi, anne ... için ise 5.000,00-TL (14.06.2019 tarihli miktar artırım dilekçesi ile 45.175,66-TL'ye artırılmıştır) maddi, 150.000,00-TL manevi olmak üzere toplamda 725.967,58-TL maddi ve manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesi istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; araç sürücüsünün %75, davalının %25 kusurlu olduğuna ilişkin bilirkişi raporu hükme esas alınarak, davacıların 225.967,58-TL maddi tazminat talebinin kabulüne, tazminine karar verilen maddi tazminatın 205.967,58-TL'lik kısmının miktar arttırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihinden (█████/2019) itibaren işletilecek yasal faiziyle, 20.00,00-TL'lik kısmının ilk davanın açıldığı tarihten (█████/2015) itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine, davacıların manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulü ile, toplam 50.000,00-TL manevi tazminatın ilk davanın açıldığı tarihten (█████/2015) itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin (450.000,00-TL'lik) manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunun PMF 1931 yaşam tablosu esas alınarak hazırlandığı, hesaplama yapılırken TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınması, ayrıca hesaplama sırasında tespit edilen başkaca eksiklilerin giderilmesi gerekçesi ile yeni bir bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği; ancak davacı tarafından bilirkişi incelemesi gerektiği için gerekli para yatırılmadığından dosyada mevcut raporun Dairece de hükme esas alındığı, buna göre, İdare Mahkemesi kararının davacı ...'in eşi ...'in ölümü nedeniyle, ... (eş) için 130.885,15-TL maddi, Çocuk ... için 17.713,37-TL maddi, , çocuk ... için 32.193,40-TL maddi, anne ... için ise 45.175,66-TL maddi tazminat ödenmesine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun olup istinaf dilekçesinde ileri sürülen hususların kararın bu kısmını kaldıracak nitelikte görülmediği; manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması ve sebepsiz zenginleşmeye yol açmaması gerektiği; bu durumda, davacılar (eş) ..., anne ... ile çocuklar ... ve ... için yaşanılan olay nedeniyle takdiren 5.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesi gerekçesiyle, davacıların istinaf isteminin reddine, davalının istinaf isteminin ise kısmen kabulüne, kısmen reddine; ...İdare Mahkemesince verilen ...gün ve E: ..., K:...sayılı kararın, toplam 50.000,00-TL manevi tazminatın ilk davanın açıldığı tarihten (█████/2015) itibaren hesaplanacak yasal faiz ile birlikte davalı idare tarafından hesaplanarak davacılara ödenmesine ilişkin kısmı yönünden kaldırılmasına, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun değişik 45/4. maddesi uyarınca manevi tazminat yönünden yeniden incelenen davada; takdiren ayrı ayrı 5.000,00-TL (toplam 20.000,00-TL) manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan █████/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılar ..., ..., ... ve ...'a verilmesine, istinafa konu kararın diğer kısımlarının onanmasına karar verilmiştir.TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından; hükmedilen manevi tazminatın olayın özelliği dikkate alındığında hakkaniyete uygun olmadığı, kararın manevi tazminata ilişkin kısmının bozulması gerektiği, davalı idare tarafından; kaza yapan aracın hızının çok yüksek olduğu, yolda herhangi bir su birikintisinin bulunmadığı, olay günü kazanın olduğu yerde sulama yapılmadığı, karayolu trafik işaret ve levhaları arasında orta refüjde sulama olduğuna dair standart bir levha olmadığı, sürücünün ıslak görünümlü bir yol ile karşılaşmış olma ihtimaline göre karar verildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacılar tarafından, davalının kusurlu olduğunu gösteren bilirkişi raporları ile ilgili görevliler hakkında ceza kovuşturması sonucu cezaya hükmedildiği, davalının temyiz itirazlarının reddi gerektiği ileri sürülmüş, davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : █████/2014 tarihinde davacı ...'in sevk ve idaresindeki araçla ... Bulvarını takiben ... yönüne seyir halindeyken meydana gelen ölümlü yaramalı trafik kazasına, belediye tarafından orta refüjde bulunan ağaçlar için yapılan sulamanın yolu ıslatmasının sebebiyet verdiği ve belediyenin hizmet kusurunun mevcut olduğu ileri sürülerek kaza sonucu ...'in ölümü nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle temyizen bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanun'un amacının karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, bu Kanun'un trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulamasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bu Kanunun karayollarında uygulanacağı belirtilmiş olup; 10. maddesinde, yapım ve bakımından sorumlu olduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak, gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri, işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmak, karayolu yapısında ve üzerinde yapılacak çalışmalarda gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve denetlemek, karayolunda trafik için tehlike teşkil eden engelleri gece veya gündüze göre kolayca görülebilecek şekilde işaretlemek veya ortadan kaldırmak, belediyelerin trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun █████/2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle değişik "Görevli ve Yetkili Mahkeme" başlıklı 110. maddesinde; "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir." hükmüne yer verilmiştir. 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 14. maddesinde; "Olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ileri sürülebilmesi için adli ve idari yargı mercilerinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir. Bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanın taraflarınca (…) ileri sürülebilir.", 19. maddesinde; "Adli ve idari yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteler. (Değişik ikinci fıkra: 23/7/2008 – 5791/9 md.) Yargı merciince, önceki görevsizlik kararına ilişkin dava dosyası da temin edilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir." kuralları yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dosyanın incelenmesinden; █████/2014 tarihinde davacı ...'in sürücüsü olduğu ... plakalı aracın Kayseri ili, Kocasinan İlçesi, ... Bulvarını takiben ... yönünde seyrederken refüj sulaması nedeniyle yolda meydana gelen ıslaklığa bağlı olarak oluşan kazada davacılar yakını ...'in vefat ettiği, olayla ilgili yürütülen ceza kovuşturmasında davalının kusurlu olduğunun öğrenildiği belirtilerek █████/2017 tarihinde davalı idareye zararlarının tazmini istemiyle başvuruda bulunulduğu, başvurunun zımnen reddi üzerine temyizen bakılan davanın açıldığı; diğer yandan, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesini tanzim eden sigorta şirketi aleyhine ... Asliye Ticaret Mahkemesinin E:... esasına kayden açılan davada, davalı Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığının da hasım mevkiinde olması nedeniyle söz konusu idare yönünden tefrik kararı verilerek aynı Mahkemenin E:... esasına kaydedilen davada ise, davalı Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı hakkında açılan davanın hizmet kusuru iddiasına dayalı olması ve idarenin hizmet kusurundan kaynaklanan davaların idari yargıda görülmesi gerektiği gerekçesiyle ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla davanın yargı yolu dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği görülmektedir. Uyuşmazlık, davalı idarenin bakım ve sorumluluğunda olan yoldaki ıslaklık nedeniyle trafik akışının güvenliğinin sağlanamadığından bahisle meydana geldiği ileri sürülen kazadan doğan zararın tazmini isteminden kaynaklanmaktadır. 2918 sayılı Kanun'un 110'uncu maddesinin 1. fıkrasının iptali istemiyle ...Asliye Hukuk Mahkemesi ve ...Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçe ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: "… Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayırımına gidilmiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda yasa koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde yasa koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Yasadan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarak davaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Yasada tanımlanan karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…" (Any. Mah.nin █████/2013 gün ve E.███████, K.████████ sayılı kararı; R.G. 27/3/2014, Sayı: 28954, s.136-147.) Uyuşmazlık Mahkemesi de Anayasa Mahkemesinin yukarıda yer verilen █████/2013 gün ve E.███████, K.████████ sayılı kararını referans alarak, "...Anayasa’nın 158. maddesinin son fıkrasında 'Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.' denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110. maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158. maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir. Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın █████/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır..." gerekçesiyle benzer uyuşmazlıklarda adli yargının görevli olduğu sonucuna ulaşmıştır. (Uyuşmazlık Mahkemesi Kararı, E:████████, K:███████). Yine Uyuşmazlık Mahkemesinin E:████████, K:████████ sayılı ve E:███████, K:████████ sayılı kararları ile diğer pek çok kararında da benzer uyuşmazlıkların görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu belirtilmiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun █████/2020 tarih ve E:█████████, K:████████ sayılı, █████/2021 tarih ve E:█████████, K:████████ sayılı kararları da bu yöndedir. Yukarıda yer verilen kararlar ve mevzuat hükümleri ışığında, uyuşmazlık konusu kazanın yolun trafik güvenliğinin sağlanamamasından kaynaklandığı ileri sürülerek █████/2011 tarihinden sonra açılan işbu davanın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu sonucuna varılmıştır. Bu durumda, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz istemlerinin kabulüne,2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:...sayılı kararının BOZULMASINA,3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak █████/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.