Anahtar kelimeler: Beraatlerine Bolu Süreç Görüşü İstemlerinin Edenlerin Suçlar Mala Neticesinde Kasten
6. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
    SAYISI : █████████ E., █████████ K.
    SUÇLAR : Tehdit, kasten yaralama, mala zarar verme.
    HÜKÜMLER : İlk derece Mahkemesinin beraat hükümleri kaldırılarak yeni hükümlerin kurulması
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
    Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle,
    I. HUKUKİ SÜREÇ
    A. İlk Derece
    Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.05.2018 tarih, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında tehdit, kasten yaralama, mala zarar verme suçlarından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir.
    B. İstinaf
    Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 06.12.2021 tarihli ve █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusu üzerine, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, sanık ... hakkında; 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 87/3 maddesi uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis, 5237 sayılı Kanunun 106/2-c maddesi uyarınca 2 yıl hapis, 5237 sayılı Kanunun 151/1, 152/2.a maddesi uyarınca 8 ay hapis, sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanunun 106/2-c, 58 maddesi uyarınca 2 yıl hapis, 5237 sayılı Kanunun 151/1, 152/2.a, 58 maddesi uyarınca 8 ay hapis ve mükerrerlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
    II. TEMYİZ
    A. Temyiz sebepleri
    1.Sanık ... Müdafi Temyiz Sebepleri
    Müvekkili hakkında, şüpheden sanık yararlanır ilkesi göz önüne alınarak, somut, kesin bir delil bulunmadığından, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
    2.Sanık ... Müdafi Temyiz Sebepleri
    Gerekçesiz hüküm kurulduğu, cezalandırmaya yetecek her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli, elverişli ve inandırıcı delilin bulunmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de gözönüne alınarak beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarında sanığa ceza verilmesi için şüpheye yer vermeyecek şekilde eylemi gerçekleştirdiğinin ispatı gerekecektir.
    Bu ispat için öncelikle suçun işlenip işlenmediği sonra bir olayın kanuni unsurlarının belirlendiği şekilde işlenip işlenmediği ve son olarak da sabit olan bu suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin tartışılması ve kesin olarak ispatı gerekir. Tüm aşamalarda da "şüpheden sanık yararlanır" kuralının uygulanması gerekir.
    Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/6-1147 Esas, ████████ Karar sayılı ilâmlarında "... Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir..." şeklinde içtihatta bulunarak bu husus işaret etmişlerdir. Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/6-110 Esas, 465 Karar, 2016/6-1157 Esas, ████████ Karar sayılı ilâmlarında da aynı hususlar teyit edilmektedir.
    Yani olayın oluşuna ilişkin şüpheli durum varsa burda da "şüpheden sanık yararlanır" kuralının uygulanması gerekecektir.
    Ceza yargısına hakim olan en temel ilke olan masumiyet ve şüpheden sanık yararlanır kuralları ceza adaleti bakımından başkaca hiçbir delil olmayan ve bulunma ihtimali olmayan hususlarda sanık aleyhine, müşteki lehine esnetilebilmektedir. Bu belli zorluklar nedeniyle bir nebze kabul edilebilir. Ancak başka türlü delil toplama imkanı olan olaylarda veya akla, mantığa veya olaya uymayan, kendi içerisinde tutarsız veya sürekli değişen ya da ihtilaflı başka bir konuda müşteki ya da yakınlarına açıkça yarar sağladığı, müştekiyi gerçekten sanık olmaktan çıkarıp müşteki haline sokabilecek, yani haksız durum yaratacağı aşikar olan soyut beyanların tek doğru kabul edilerek cezalandırma yoluna gidilmesi, masumiyet, silahların eşitliği ve şüpheden sanık yararlanır kurallarına açıkça aykırılık teşkil edeceği açıktır.
    Bu nedenle ispatı zor olan olaylarda akla, mantığa ve dosyadaki olaylara uyumlu denetlenebilir müşteki beyanına itibar olabilir ise de akla, mantığa, fenne ve dosyadaki olaylara uymayan helede başka türlü ispat imkanı varken sadece müşteki beyanıyla yetinilmesi halinde bu beyanın suçun aydınlatılmasına yönelik değil başka bir olayı örtme, iftira atma veya intikam alma gibi bir amaca yönelik olduğu şüphesi doğuranlara bu şüphe giderilmeden itibar edilmesi büyük haksızlık oluşturacak ve yargılama konusunda tüm yetkiyi hakkı olmadığı halde sadece taraf olması gereken görünüşteki müştekiye devredecektir.
    Somut olayda, sanıkların aşamalarda alınan savunmalarında tutarlı şekilde suçları işlemediklerini belirttikleri, mağdurun aşamalarda çelişkili beyanlarda bulunduğu, mağdurun yanında bulunan tanıkların kolluk aşamasında alınan ifadelerinde mağdurun iddiasını desteklemedikleri, görgüye dayalı başka bir tanık bulunmadığı anlaşılmakla, mağdurun kollukta alınan beyanı dışında sanıkların mağduru tehdit ettiği, yaraladığı ve mağdur ve katılanın malına zarar verdiklerine ilişkin, sanıklara isnat olunan suçları işlediklerine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, olayda şüphenin söz konusu olduğu, şüpheden sanıkların yararlanması gerekeceği şeklindeki genel ceza hukuku ilkeside gözetilerek beraatleri yerine sanıklar hakkında yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
    III. KARAR
    Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanıklar müdafiilerinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle ayrı ayrı BOZULMASINA,
    Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 26.06.2025 tarihinde karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!