Anahtar kelimeler: Süreç İstemlerinin Görüşü Hukukî Bursa Edenlerin Öldürme Suçlar Neticesinde Edilebilir

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : ████████ E., █████████ K.SUÇLAR : Kasten öldürmeTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanmasıİlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇ1. Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.11.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; sanıklar hakkında maktûle karşı kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 37/1, 81/1, 29/1. 62/1, 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 12' şer yıl 6' şar ay hapis cezası cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, sanık ... yönünden aynı Kanun'un 58. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. 2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 25.12.2023 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılanlar vekili ve sanıklar müdafilerinin istinaf başvuruları üzerine 5271 sayılı Kanun’un 280/1. maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasıyla; sanıklar hakkında maktule karşı kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 37/1,81/1, 29/1, 62/1, 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 14'er yıl 2'şer ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve sanık ... yönünden aynı Kanun'un 58. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; eksik incelemeye, delillerin hatalı değerlendirildiğine, meşru savunma ve sınırın aşılmasına, haksız tahrikin derecesine, öldürme kastı olmadığına, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, gerekçeye,B. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; eksik incelemeye, delillerin hatalı değerlendirildiğine, iştirak hükümlerinin uygulanamayacağına, gerekçeye, meşru savunmaya, sanığın atılı suçu işlemediğine, suç işleme kastı olmadığına, C. Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri özetle; delillerin hatalı değerlendirildiğine, haksız tahrik ve takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine, ilişkindir.III. GEREKÇEYargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eksik incelemenin bulunmadığı, dosyada mevcut delillerin isabetli şekilde değerlendirildiği, adil yargılanma haklarının ihlal edilmediği, adli raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eylemlerin sanıklar tarafından öldürme kastıyla gerçekleştirildiğinin saptandığı, suç vasfının isabetli bir şekilde belirlendiği, meşru savunma ve sınırın aşılması hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, dosya içeriğinden varlığı anlaşılan, maktulden sanıklara yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemlerin niteliği ve ulaştığı boyut dikkate alındığında belirlenen indirim oranının isabetli olduğu, suçun kanuni tanımındaki fiili gerçekleştiren sanıkların fail olarak kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 25.12.2023 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında katılanlar vekili, sanıklar ve müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarları ve tutuklulukta geçirilen süreler dikkate alınarak sanık ... ve sanıklar müdafilerinin tahliye taleplerinin REDDİNE,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.06.2025 tarihinde karar verildi.K A R Ş I O YÖğretideki görüşler de dikkate alındığında müşterek faillik için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir:1- Failler arasında birlikte suç işleme kararı bulunmalıdır.2- Suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulmalıdır.Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı “fail” konumundadır. Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır."Yardım etme" ise 5237 sayılı TCK'nın 39. maddesinde;(2) Aşağıdaki hâllerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur:a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek.b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak" şeklinde düzenlenmiştir.TCK’nın 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır.1- Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım;a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek,b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak,Olarak sayılmıştır.2- Manevi yardım ise;a) Suç işlemeye teşvik etmek,b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek,c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek,d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek,Şeklinde belirtilmiştir.Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Zira "yardım etme"yi müşterek faillikten ayıran en önemli unsur, kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hâkimiyetinin bulunmamasıdır.Uyuşmazlık konusunun isabetli bir şekilde çözümlenebilmesi için müşterek faillik için gereken şartlardan birisi olan "suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurma" unsurunun ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesinde fayda bulunmaktadır.Müşterek failliğin sübjektif ve objektif iki unsuru bulunmaktadır. Buna göre müşterek faillerde, fiilin gerçekleştirilmesinde müşterek hakimiyet (objektif unsur) ve birlikte suç işleme iradesi (sübjektif unsur) bulunmalıdır. Bu nedenle suça katılan her bir kişi faildir. Başka bir deyişle, tipik fiil üzerinde müşterek hakimiyete sahip olanlar, fail olarak sorumludur. Dolayısıyla, müşterek faillerin sorumluluğu bağlılık kuralıyla açıklanamamaktadır.Fiilsiz suç olmaz. Müşterek failliğin oluşabilmesi için dış dünyada bir karşılığı bulunan fiil üzerinde müşterek hakimiyet (objektif unsur) bulunmalıdır. Müşterek faillikte, suça katılan her bir müşterek failin tipe uygun fiili tam olarak gerçekleştirmesi gerekmemektedir. Suça iştirak edenler, aralarında kararlaştırılan iş birliğine uygun olarak, tipik fiili kısmen de gerçekleştirse, ortaya çıkan neticeden müşterek fail olarak sorumludur. Bir banka soygununda, faillerden biri bankadakileri etkisiz hale getirirken diğeri kasadaki paraları alabilir. Bu durumda, haksızlığı oluşturan tipe uygun fiil üzerinde her bir failin ortak hakimiyeti vardır. Bu nedenle, müşterek fail statüsündedirler.Buna karşılık, müşterek faillerin her biri, tipe uygun fiilin tamamını da gerçekleştirebilir. Örneğin, kasten öldürme (TCK m. 81) suçu bakımından bütün müşterek failler suçun başarılı bir şekilde tamamlanması ihtimalini artırmak için mağdura ateş edebilirler. Burada önemli olan, suçun başarılı bir şekilde tamamlanması ihtimalinin artmasıdır. Bu nedenle, müşterek faillerden birinin silahından çıkan kurşunun mağdura isabet etme ihtimali düşük olsa bile, ortaya çıkan haksızlıktan sorumlu tutulmalıdır. Fiil üzerinde fonksiyonel egemenliklerinden ötürü, müşterek failler, ortaya çıkan netice bakımından ilgili suç için öngörülen cezanın tamamından sorumludur.Müşterek failliğin söz konusu olabilmesi için, müşterek faillerin suçun işlenmesine katkısının belli bir ağırlıkta olması gerekir. Bu katkı sonucu, ya tek başına işlenmesi mümkün olmayan bir suçun işlenmesi sağlanır ya suçun işlenmesi kolaylaşır ya da başarısızlık ihtimali önemli ölçüde azalır. Bu ağırlığın ölçütü, suça iştirak eden her bir kişinin suçun işlenmesindeki katkısının, suçun başarılı bir şekilde işlenmesi için zorunlu olmasıdır (Fonksiyonel fiil hakimiyeti). Fakat bu ölçüt kullanılırken dikkatli olunmalıdır. Çünkü esasında bütün iştirak türlerinde, suç ortaklarının katkısıyla ortaya çıkan nedensel netice bakımından bir zorunluluk bulunmaktadır. Ancak, müşterek failler tipik fiilin gerçekleştirilmesinde fiili hakimiyete sahiptir. Müşterek faillik değerlendirilirken, somut olay, bütün koşullarıyla incelenmeli, müşterek faillerin tipe uygun fiilin gerçekleştirilmesindeki rolleri irdelenmelidir. Bilindiği gibi; ceza yargılaması, failin suçu işlediği yönünde hakkında kamu davası açılmasını gerektirir nitelikte şüphe bulunup bulunmadığının tespit edildiği soruşturma evresi ile başlar ve kamu davası açılmasını gerektirir yeterlilikte herhangi bir delil elde edilememesi ya da en azından kuşku bulunamaması halinde kovuşturmaya yer olmadığına, dava açılmasını gerektirir yeterlilikte bir şüphe veya delil bulunması halinde ise iddianame tanzim olunarak açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde kanunda belirtilen hükümlerden birinin verilmesi ve hükmün kesinleşmesi ile sona erer. Kovuşturma evresi sonucunda mahkemece değerlendirilen deliller, suçun var olduğu ve yargılamaya konu olan fiilin sanık tarafından işlendiği hususunda yeterli vicdani kanaat oluşturuyorsa mahkûmiyet hükmü kurulacak, aksi durumda sanığın beraatine karar verilecektir. Amacı her somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit bulunan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan ve Latince; "in dubio pro reo" olarak da ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü bir ceza davasında sanığın cezalandırılmasına karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık lehine değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi durumunda da geçerlidir. Sanığın üzerine atılı bulunan suçlardan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye yer vermeyecek kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaatlere değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanılarak sanığın mahkûmiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir.5237 sayılı TCK'nda tahrikle ilgili olarak, 765 sayılı TCK’nda yer alan ağır tahrik-hafif tahrik ayırımına son verilmiş ve tahriki oluşturan fiilin, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilmesi ve sanığın iradesi üzerindeki etkisi göz önüne alınarak maddede gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda indirim yapılması şeklinde bir düzenlemeye gidilmiştir.Ceza Genel Kurulunun çeşitli kararlarında tartışmasız olarak benimsendiği üzere, tahrik nedeniyle yapılacak indirimin oranı belirlenirken, haksız tahriki oluşturan hareketin işleniş şekli, yeri, niteliği, zamanı, yöresel şartlar ve tahrik eden ile edilenin durumları göz önüne alınıp değerlendirilmelidir.Haksız tahrik indirimi yapılırken kanunun 3. maddesi uyarınca fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ilkesi gözetilmeli, mağdurdan kaynaklanan haksız tahrik teşkil eden hareketlerin haksızlık boyutuna göre TCK'nın 3. maddesi uyarınca orantılık ilkesi gözetilerek TCK'nın 29. maddesi gereğince haksız tahrik indiriminin belirlenmesi gerekmektedir. Yani haksız tahrik oluşturan eylemlerin bir veya birden fazla olup olmadığı, bu hareketlerin tevali edip etmediği dikkate alınarak indirim oranı ona göre belirlenmektedir.Yargıtay haksız tahrik indirimine ilişkin oran belirlenirken olaya ve taraflara ilişkin tüm koşulların gözetilmesi gerektiğini belirtmekle birlikte, Yargıtay Mahkemenin tahrik nedeniyle uyguladığı indirim oranının somut olaya uygun olup olmadığını denetlemektedir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; maktul ...'un olay tarihinden 3-4 gün öncesinde bağ evinden yapılan hırsızlık nedeniyle sanık ...'yu sorumlu tuttuğu ve onun yaptığını düşünerek olay tarihinde tanık ... ile birlikte mesaj göndermek suretiyle konuşmak için sanık ...'yu ...Mahallesi ... Caddesi yakınındaki olay yerine çağırdıkları, sanıkların olay yerine gelmemeleri üzerine tanık ...'ın sanıkların evine giderek sanık ...'in oğullarından ...'yi ve sanık ...'i sorduğu, sanık ...'in oğullarının evde olmadığını söylediği, bu sırada tanık ...'ın telefonla sanık ... ile iletişim kurarak olay yerine çağırdığı, sanık ...'in yanına aldığı bıçak ile evden ayrılarak olay yerine gittiği, sanık ...'in de oğlunun evde olmadığını anladığında oğlunun peşinden gitmek için evden ayrıldığı, sanık ...'nun çağrıldığı olay yerine gittiğinde hırsızlık konusunda maktul ... ile tartıştıkları, sanıkların evleri olay yerine yakın olduğundan sanık ...'nun da sanık ...'den sonra olay yerine geldiği, mağdur ...'un da kendi aracıyla olay yerine geldiği, sanık ...'in olay yerine tanıkların ve sanık ...'in beyanlarına göre bağırarak geldiği, sanık ... ile maktul ...'un bir müddet sözlü olarak tartıştıkları daha sonra karşılıklı olarak hakaretlerde bulundukları, sanık ...'in üzerinde bulunduğu tornavidayı eline aldığı, bu sırada maktul ...'un aracının arkasından beyzbol sopası aldığı, sanık ...'in maktule tornavida ile saldırdığı esnada maktulün de elindeki sopayla sanık ...'in saldırısına engel olmak için sanık ...'e yönelik hamle yaptığı, bu sırada maktulün babasına saldırdığını gören sanık ...'in üzerinde bulunan bıçağı eline alarak maktul ...'a yönelik bıçakla saldırdığı, maktulün otopsi raporuna göre üç bıçak darbesiyle yaralandığının, bıçak darbelerinden ikisinin öldürücü nitelikte olduğunun anlaşıldığı, akabinde sanık ...'in elinde bıçak olduğu halde mağdur ...'in olduğu tarafa doğru hareketlendiği, mağdur ... sanığın kendisine saldıracağını düşünerek sanık ...'e yönelik hamle yaptığı ve sanığın sırtına yumrukla vurduğu, daha sonra sanık ...'in babası sanık ... ile birlikte olay yerinden kaçtıkları İlk derece ve İstinaf mahkemesince kabul edilmiştir. Kamera görüntülerinin incelenmesinde; 03.dk Maktül ve tanık ...'in 2 araba olacak şekilde olay yerine intikal ettiklerinin ,07.dk.42.sn ...'nun geldiğinin,08.dk.20.sn ...'un ...'ya yumruk atarken aynı anda ...'ın ise ...'yu tekmeleyip, arabaya doğru ittirdiklerinin,08dk.40.sn. ...'nun ...'nun darp edildiğini görüp koşarak olay yerine geldiğinin,08dk.42.sn. Tarafların sakince konuşmaya başladıklarının,09dk34.sn. ...'un tekrar olay yerine geldiğinin,10dk.19sn. Tekrar arbede yaşanmaya başlandığının,10dk.23sn. ...'un arabanın ön kısmına yöneldiğinin, hemen arkasında ...'in bulunduğunun, ... ile ...'in arabanın arka kısmında ikili diyaloğa girdiğinin, 10dk34sn. ...'un Beyzbol sopasını aldığının ...'nun da tutmaya çalıştığının,10dk37sn. ...'un sopa ile sanıklara saldırmaya başladığının,10dk.39sn. ...'un ...'u tutmaya çalıştığı tarafların birlikte sürüklendiklerinin,10dk40sn En önde ...'un yüzünün ...'ya dönük şekilde durduğu saldırmaya devam ettiğinin, ... ile ...'un arasında ...'nun durduğunun ve bıçaklamaların yaşandığının,10dk49sn. Tanık ...'un sanık ...'i yumrukladığının,10dk51sn. sanıkların olay yerinden uzaklaştığının görüldüğünün anlaşılması,Sanık ...'nun sağlık bilimleri üniversitesi ... yüksek ihtisas eğitim ve araştırma Hastanesi'nin 14.12.2011 tarihli raporunda sağ el bileği dorsal yüz lateralde ön kola doğru uzanan 7-8 santimetre abrazyon ekimoz ve hassasiyetin gözlendiğinin ... ile giderilebileceğinin belirtildiği,Maktulün otopsi tutanağında sağ toraks yan orta kısımda 2 x 1 santimetrelik ve sağ toraks alt yan kısmında 3x2 cm'lik ve sağ batın alt kadranında 1x0,5 cm'lik kesici delici alet yaralamasının olduğunun belirtildiği,Dosyadaki resim 3'te olay yerinde bekleyen ... ve ... ...'ın yanına yaya olarak ...'nun geldiğinin, resim 4'te ... ve ... ... ...'ya Tekme attıklarının, aralarında itiş kakış yaşandığının ve hemen sonrasında konuşmaya devam ettiklerinin, resim 5'te ...'nun koşarak geldiğinin, resim 6'da olay yerindeki 4 şahsın konuştuklarının, resim 7'de olay yerindeki şahısların yanına ... ...'ın aracı ile geldiğinin, resim 8'de olay yerinde bulunan şahısların darbede yaşadıkları ve kavga ettiklerinin, ... ile ...'nun aracın sağ arka tarafında bulunduklarının, ... ile ...'nun ve ... ... aracın sol tarafında kavga ettikleri'nin, ...'nun ... konukla arbede yaşadığının görüldüğünün ,resim 9'da ... ve ...'nun koşarak kaçtıklarının arkalarından ...'ın yerden bir şeyler alarak attığının ve kovaladının, ...'in geri çağırması üzerine ... ile ...'un yanlarına geldiğinin görüldüğünün belirtilmesi,Tanık ... ...; sanık ...'in olay yerine elinde tornavida olduğu halde koşarak geldiğini, ...'un da bunun üzerine onun üzerine gittiğini ve bu şekilde arbede başladığını, maktul ...'un beyzbol sopası ile sanıklara saldırdığını veya vurduğunu görmediğini ifade etmiş ise de sanık ... adli raporuna göre maktulün sanığın eline beyzbol sopası ile sağ el bileği dorsal yüz lateralde ön kola doğru uzanan 7-8 santimetre abrazyon ekimoz ve hassasiyetin gözlendiğinin ... ile giderilebileceğinin belirtilmesi karşısında bu beyanının gerçeği yansıtmadığı gibi, ayrıca sınıf ...'in maktule yönelik tornavida ile bir darbesini görmediğini ifade etmesine göre sanık ...'in olay sırasında bu tornavidayı makule yönelik kullanmadığını kabulü gerektiği, yine soruşturma safhasında şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan ancak yargılama saldırısında bulunamadığı için ifadesinin alınmasından vazgeçilen ...'un ... ... ... ve ... aralarında hararetli bir şekilde konuşurlarken ...'in belinden tornavida çıkararak ... üzerine yürüdüğünü ancak vurduğunu görmediğini, ...'un bunun üzerine yerden bulduğu bir sopa ile ...'in üzerine yürüdüğünü( Beyzbol sopası yerde olmayacağı için bu beyanıda gerçeğe aykırıdır) bu sahneyi gören ...'in bıçakla ...'un arkasından gelerek böbrek kısmına bir defa vurduğunu gördüğünü, sonra kendisine dönen ...'in kendisini bıçaklamak istediğini kendisini korumak için onun yüzüne vurması sonucu dişi eline geldiği için elinde oluşan kesiye 3 dikiş atıldığını, daha sonra baba ve oğlunun olay yerinden kaçtıklarını ifade etmesi, Sanıklar olay yerine birlikte gelmedikleri için sanık ...'in oğlu ...'in üzerinde bıçak bulunduğundan haberdar olduğundan da söz edilemeyeceği, ayrıca sanık ... olay yerine geldiğinde doğrudan maktule saldırmayıp, kendisine hırsızlık isnatı ve tanık ... ile birlikte maktulün dövme girişimlerine rağmen maktule yönelik herhangi bir hamlede bulunmadığının da dikkate alınması gerektiği, sanıkların olay yerine birlikte gelmedikleri, sanıkların suç işleme kararlarında Birlik olması halinde ya önceden birlikte olay yerine gelerek maktule doğrudan saldırmaları gerektiği gibi sanık ...'in olay sırasında elinde olduğu ileri sürülen ve niteliği belirlenemeyen öldürmeye elverişli olmayan tornavida ile öldürmeye niyeti olması durumunda olay yerine tornavida ile gelmeyeceği, bıçak veya delici kesici veya ateşli bir silahla gelmesi gerektiği, bununla birlikte olayın başlangıcında sanıkların maktule aynı anda saldırmadıkları, ilk saldırının araçtan beyzbol sopasını alıp gelen maktulden kaynaklandığı, maktulün bu sopayla sanık ...'in elinin bileğine vurduğu, sanık ...'in elinde tornavida olsa bile bu tornavida ile maktule hamle yapmadığı gibi tornavidayı çıkardığı sırada sanık ...'in henüz maktule yönelik bir saldırısının veya bıçak çıkarmasının söz konusu olmadığı, olay sırasında sanık ...'in maktulün savunmasını zora sokacak veya oğlu ...'in maktule yönelik saldırısını kolaylaştıracak bir hamlesinin, tutmasının maktulü engellemesinin söz konusu olmadığı gibi, tanık ...'in sanık ...'in maktulün arkasından gelerek böbreğine vurduğunu gördüğünü ifade etmesi ve maktuldeki bıçak yaralarının arkadan hamle yaparak meydana getirilmesinin de söz konusu olabileceği, 3 bıçak darbesinin birkaç saniye içerisinde(3-5) vurulabileceği dikkate alındığında sanıkların olay öncesinde veya sırasında maktulü öldürme hususunda aralarında fikri veya icrayı anlamda bir anlaşmaları veya hareketlerinin söz konusu olmadığı, birbirlerinden bağımsız hareket ettikleri, tanıkların tüm beyanlarının dosyadaki resimler ve çözüm tutanağındaki belirlemelere uygun düşmediği, dosyadaki kamera kaydından olayın tam olarak nasıl başladığı ve nasıl devam ettiği hususlarının net bir şekilde ortaya konulamadığı, meydana gelen bu belirsizliğin tanık ...'in aleyhine değerlendirilemeyeceği, sanık ...'in maktulün öldürülmesi suçuna iştirak ettiği hususunda şüpheden uzak deliller bulunmadığı, sanık ... açısından TCK'nın 37 maddesi kapsamında (1- Failler arasında birlikte suç işleme kararı ve Suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulmadığından bir katkısından fiili hâkimiyetinden söz edilemeyeceği, ayrıca sanık ...'in olay sırasında elinde maktule hamle yapıp yapmadığı belirlemeyen bir tornavida bulunmasının da TCK'nın 39. maddesinde belirtilen mahiyette maddi veya manevi bir katkısından da bahsedilemeyeceği, olayda bu itibarla Sanık ...'in üzerine atılı kasten öldürme suçundan CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar vermesi gerektiği, Her ne kadar Bursa bölge adliye mahkemesi 1 Ceza dairesince sanıklar lehine TCK'nın 29. maddesinin uygulanması sırasında 17 yıl hapis cezası tayin edilmiş ise de;1. Maktulün olay öncesinde yüz kızartıcı suç sayılan hırsızlıkla sanık ...'i ve kardeşi ... suçlaması, ... ve ...'in hırsızlık suçunu işlediği hususunda aleyhlerinde delil bulunmaması, 2. Kamera görüntülerine göre 08.dk.20.sn ...'un ...'ya yumruk atarken, aynı anda ...'ın ise ...'yu tekmeleyip, arabaya doğru ittirdiklerinin görülmesinin,3. Olay sırasında sanık ve maktul arasında hakaretleşme olduğu,4. Maktulün sanık ...'in adli raporuna göre sanığın eline beyzbol sopası ile vurması sonucu sağ el bileği dorsal yüz lateralde ön kola doğru uzanan 7-8 santimetre abrazyon ekimoz ve hassasiyetin gözlendiğinin ... ile giderilebileceğinin belirtilmesi yani sonuç olarak maktulun 4 haksız hareketi dikkate alındığında TCK'nın 29. maddesinin tatbiki sırasında ilk derece mahkemesince verilen 15 yıl hapis cezası takdirinin (sanık ... ve kabule göre de sanık ... açısından) daha adil olduğu kanaatindeyim.