Anahtar kelimeler: Cye Konuyla Anlaşamadıkları Sakarya Özetini Yargısal Esaskarar Eylemden Anlaştıkları İçerir

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
DAVALILAR : 1- ...
2- ...
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 297/1(c)'ye uygun şekilde, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, konuyla ilgili mevzuat hükümleri ve yargısal içtihatlar, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içerir şekilde hüküm verilerek,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
I-) Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti
Davacılar vekili dava dilekçesi ile özetle; Müvekkili Şirkette kasko sigortalısı ... plaka nolu yarı römork tipi ticari araç, ... plakalı çekici ile çekilmesi sırasında Sakarya Orman Bölge Müdürlüğü Özel Bütçe Muhasebe Birimi'nin maliki olduğu ... plakalı arazöz tipi aracın diğer borçlu ... sevk ve idaresinde iken %100 kusurlu olarak çarpması sonucu hasara uğradığını ve tamamen zayi (pert total) olduğunu; hasara uğrayan ... plakalı sigortalı araç maliki sigortalı ile mutabık kalınan hasar tazmin bedeli olarak belirlenen 680.000,00 TL rayiç pert bedeli 19.09.2023 tarihinde sigortalı ... kasko poliçesi teminatından ödendiğini; aracın hurdasının satımı sonucunda 19.09.2023 tarihinde 301.000,00 TL hurda kazanımı sağlandığını; davalı-borçlunun ... plakalı aracının trafik sigortacısı olan ... trafik sigorta poliçesinden 30.11.2023 tarihinde tahsil edilen trafik sigortası azami teminat limiti olan 120.000,00 TL müvekkili şirket tarafından mahsup edildiğini; Davacı sigorta şirketi tarafından kasko poliçesi teminatından sigortalısına ödenen araç rayiç değeri 680.000,00 TL den, aracın hurdasının satımı sonucunda kazanılan 301,000,00 TL sovtaj hurda bedeli ve davalı-borçlu aracının trafik sigortasından alınan 120.000,00 TL ödeme mahsup edildikten sonra kalan bakiye 259.000,00 TL müvekkili şirketin giderilmeyen zararının TTK 1472 md halefiyet ilkesi gereğince hasarın oluşmasında %100 kusurlu ve hasardan sorumlu davalı borçlulardan müştereken ve müteselsilen rücuen tahsili sebebiyle 259.000,00TL asıl alacak miktarı üzerinden ödeme tarihi olan 19.09.2023 tarihinden itibaren işlemiş ticari avans faizi ile birlikte tahsili amacıyla aleyhlerinde 03.01.2024 tarihinde kaza yeri olan Akyazı İcra Müdürlüğü ███████ E sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını Çıkarılan ödeme emri tebligatına davalı-borçlular tarafından yetkiye ve borca itiraz edilmesi üzerine takip her iki borçlu yönünden durduğunu; davalı-borçluların yapmış olduğu yetkiye ve borca itirazları hukuki dayanaktan yoksun, usul ve yasaya aykırı olduğunu; sigortalı aracın ticari olması ve davalı aracında resmi olarak mesleki faaliyet amacı ile kullanılan araç olması sebebiyle emsal Yargıtay ve BAM kararları gereğince Asliye Ticaret Mahkemeleri görevli olduğun belirterek Akyazı İcra Dairesinin ███████ esas sayılı dosyadaki itirazın iptalini, takibin devamını, %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
II-) Dava Türü ve Tarafların Anlaştıkları - Anlaşamadıkları Hususlar
Dava; kasko sigortacısı tarafından halefiyet ilkesi uyarınca zarara neden olduğu iddiasıyla davalıya karşı açılan rucüen tazminat davasıdır.
Uyuşmazlık; davacının alacaklı olup olmadığı, mahkememizin görevli olup olmadığı hususlarında olduğu anlaşıldı.
III-) Çekişmeli Vakıalar Hakkında Toplanan Deliller
Dosya kapsamında dava dışı sigortalının gerçek kişi olduğu, zarar gören sigortalı aracın Otomobil vasfında engelli aracı olduğu görülmüştür.
IV-) Konuyla İlgili Mevzuat Hükümleri Ve Yargısal İçtihatlar
HMK'nun 2. maddesinde "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." şeklinde düzenlenmiştir.
TTK'nun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." belirtilmiştir.
TTK'nun 5. Maddesinde ''Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir. Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresindeki bir ticari davada görev kuralına dayanılmamış olması, görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez; asliye hukuk mahkemesi, davaya devam eder.'' şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
TTK'nun 16/2. Maddesinde "Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar." düzenlemesi yer almaktadır.
TTK'nın 1472. maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için cüz'î haleftir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.3.1944 Tarihli Esas 37, Karar 9 sayılı kararı, "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklindedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun █████/2021 Tarihli 2017/(6)3-2222 Esas ve ████████ Karar sayılı kararı, "...Bir hukukî işlemin veya fiilin 6102 sayılı TTK’nın kapsamında kaldığının kabul edilebilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlarla, bir ticarî işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekmektedir. Nitekim, aynı hususlara Hukuk Genel Kurulunun 30.06.2020 tarihli ve 2019/4-231 E., ████████ K. sayılı kararında da yer verilmiştir. Tüm bu açıklamalar ve ortaya konulan yasal düzenlemeler karşısında somut olay incelendiğinde; kamu kurumu olan davalının tacir olmadığı ve davanın ticarî dava olarak kabul edilemeyeceği açık olduğuna göre davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğinden bahsedilemez. Bu durumda davaya bakmaya genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesi görevlidir..." şeklindedir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin █████/2018 tarih █████████ esas █████████ karar sayılı ilamı ile, "Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı kararında bu husus “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur” şeklinde vurgulanmaktadır. Eldeki dava, sağlık sigortacısının rücuen tazminat istemine ilişkin olduğuna göre; davacı sigortacının sigortalısı olan gerçek kişilerin (haksız fiil nedeniyle zarar görenler) açacağı davada görevli olan Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin bu dava bakımından da görevli olduğu açıktır." halefiyet davasının bir ticari dava olmadığı belirtmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin █████/2024 tarih █████████ esas ████████ karar sayılı ilamı ile, "....konu aracın ticari araç olmasının tek başına uyuşmazlığı ticari dava yapmaya yetmeyeceği,..." belirtilmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin █████/2024 tarih █████████████ esas █████████ karar sayılı ilamı ile, ".... dava, davacının, davalı idarenin yaptığı ihale neticesinde taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklı alacak talebine ilişkindir. Dava ihale sonucu hakkında eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talepli olup, davacı ticaret şirketi olmakla birlikte davalı Orman Genel Müdürlüğünün tacir olmadığı, eser sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların ticari dava niteliğinde bulunmadığı gözetildiğinde, TTK'nun 3 ve 4.maddelerine göre ticari dava değildir. Bu durumda uyuşmazlığın HMK'nun 2.maddesi gereğince genel görevli asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir..." belirtilmiştir.
V-) Sabit Görülen Vakıalar, Bunlardan Çıkarılan Sonuç ve Hukuki Sebepler
6102 sayılı TTK'nda değişiklik yapan ve █████/2012 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6335 sayılı kanunun 2. maddesi ile 6102 sayılı kanunun 5.maddesinin 3.fıkrası değiştirilmiş ve asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olarak düzenlenmiştir.
Bir davanın ticari dava olarak nitelendirilebilmesi için; her iki tarafın tacir olması, uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesi ile ilgili bulunması ya da uyuşmazlığın TTK'nda düzenlenen hususlardan kaynaklanması veya davanın ticari dava sayılacağına ilişkin özel bir düzenleme bulunması gerekir. Somut olayda, yanlar arasındaki uyuşmazlık 6098 Sayılı TBK'nun 49 ve devamı maddesinde düzenlenmiş bulunan haksız fiil hükümlerinden kaynaklanmaktadır. Dava halefiyete dayalı sigorta rücu davası esas itibariyle sigortalısının kendisine zarar verene karşı açacağı bir tazminat davası niteliğinde olduğundan bu davanın hukuki sebebi de sigortalı ile zarar veren arasındaki hukuki sebeptir. Bu nedenle hukuki sebep haksız eylem olduğundan görevli mahkeme HMK'nın ilgili hükümlerine göre belirlenir. Sigortalı ile zarar veren arasındaki ilişki ticari nitelikte değilse böyle bir davanın ticaret mahkemesinde açılması mümkün değildir.
Dava, halefiyet yolu ile talep edilen tazminata ilişkin olup, bu tür davalarda asıl hak sahibi olan kişi hangi mahkemede dava açabilecek ise onun halefi olan sigortacının da aynı mahkemede dava açması gerekir. Sigorta ilişkisinden kaynaklanan bir uyuşmazlık da söz konusu değildir.
Somut olayda her ne kadar davacı taraf tacir ise de; davalı kurumun yukarıda anılı TTK'nın 16/2. maddesi gereği tacir sayılmayacağı ve davalı gerçek kişinin de tacir olmaması ve açılan davanın 6102 sayılı TTK'da sayılan ticari davalardan olmaması, her ne kadar davaya konu araç ticari araç olsa da bu husus tek başına uyuşmazlığı ticari dava yapmaya yetmeyeceği, hususları göz önüne alındığında mahkememizin davaya bakmakla görevli olmayıp, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu değerlendirilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davaya bakma görevinin, 2004 Sayılı İİK 261/1 ve Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun █████/2021 gün ve 608 Sayılı kararı gereği ve olayın meydana geldiği yerin Akyazı ilçesi olması hususu da gözetildiğinde, Akyazı Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu ve dava şartlarından olan görev hususunun yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği, düşünce ve yargısına varılmış ve dava dilekçesinin görev yönünden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere):
1-Davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-Davaya bakmaya Sakarya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna,
3-Kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin talep etmesi halinde dosyanın davaya bakmakla görevli Sakarya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Taraflarca bu süre içinde istemde bulunulmaması halinde HMK 20/1-son ve 331/2 maddesi gereğince yapılacak işlemin mahkememizce DEĞERLENDİRİLMESİNE,
5-Dosyanın süresinde görevli mahkemeye aktarılması durumunda harç ve yargılama giderinin HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevli mahkemece nazara alınmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Sakarya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.█████/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
6100 sayılı HMK'nın 304/1. Maddesi ".Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir." şeklinde hükmün tashihinin hangi hallerde talep edilebileceği belirtilmiştir.
Mahkememizin █████/2025 tarih ████████ Esas ████████ Karar sayılı hükmün 2 maddesinde sehven "Davaya bakmaya Sakarya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna" ve hükmün 3 maddesinde sehven "Kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin talep etmesi halinde dosyanın davaya bakmakla görevli Sakarya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE," karar verildiği ancak kararın gerekçesinden de anlaşılacağı üzere yetkili mahkemenin Akyazı Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna dair kanaat olunduğu ancak hüküm kısmında sehven hata yapıldığı anlaşılmakla, Hükmün 2 maddesinin "Davaya bakmaya Akyazı Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna" ve 3. Maddesinde ise "Kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin talep etmesi halinde dosyanın davaya bakmakla görevli Akyazı Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE" şeklinde düzeltilerek TASHİHİNE dair hüküm verilmiştir. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!