Anahtar kelimeler: Kalktığı Direnilmesine Direnilemeyeceği Görüşü Olmayıp İlamına Taksirle İlamı Öldürme Neticesinde

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.SUÇ : Taksirle öldürmeTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.12.2023 tarihli ve 2023/1-332 Esas, ████████ Karar sayılı bozma ilamı sonrası Mahkemece, bozma ilamına karşı direnilmesine karar verilmiş ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarına direnilemeyeceği ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 31.10.2017 tarihli ve 2017/1-290 Esas, ████████ Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere Yargıtay Ceza Genel Kurulunun bozma ilamı ile önceki hükümlerin ortadan kalktığı, bu nedenle bu kararın direnme kararı niteliğinde olmayıp "yeni hüküm" niteliğinde olduğu yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ1. ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.01.2015 tarihli ve 2014/2 Esas, ███████ Karar sayılı kararının katılanlar vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 17.04.2019 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile, sanığın suçunun olası kastla öldürme suçunu oluşturduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.2. ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.10.2019 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile önceki hükümde direnilmesi ile, sanık ... hakkında bilinçli taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 85/1, 22/3, 62/1. maddeleri uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.3. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.12.2023 tarihli ve 2023/1-332 Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile, Cumhuriyet savcısının esasa ilişkin görüşü alınmadan , hazır bulunan sanık ve müdafiine esasa ilişkin savunma yapma imkanı tanınmadan ve sanığa son söz hakkı verilmeden yargılamanın bitirilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması gerekçesiyle diğer yönler incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.4. ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.10.2024 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında bilinçli taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 85/1, 22/3, 62/1. maddeleri uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİ1. Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle, sanık hakkında olası kastla öldürme suçundan hüküm kurulması gerektiği,2. Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle, mahkûmiyete yeter delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine, ilişkindir.III. GEREKÇE1. Suç tarihinde sanığın da aralarında bulunduğu kolluk ekibinin, önleme araması ve yol kontrolü yaptıkları, aracında gümrük kaçağı sigara yüklü olduğu sonradan anlaşılan maktulün, kontrol noktasına geldiğinde işaret edilmesi üzerine önce yavaşladığı, daha sonra hızlanarak kaçmaya başladığı, sanığın da aralarında olduğu kolluk görevlilerinin iki ayrı araçla maktulün aracını kovalamaya başladıkları, bir müddet sonra maktulün aracının, ... köyü sapağının bulunduğu yerde sıkıştırıldığı, sanık ...'un araçtan indiği, maktulün iki araç arasından köy yolu istikametine saparak kaçmak istediği, bu arada diğer araçta bulunan ...'ın da indiği, sanık ...'un, maktulün aracının sol tarafından, ...'ın ise sağ tarafından görev silahları ile ateş ettikleri, sanık ...'un önce havaya ateş ettikten sonra devamında, yaklaşık 15 metre mesafeden maktulün aracına ateş ettiği, maktulün aracının sol arka kapı camını kırarak geçen merminin boyun arka sol tarafına saplandığı, tedavi altına alınan maktulün olaydan yaklaşık üç ay sonra öldüğü, atış pozisyonuna göre, aracın sol tarafından ateş eden sanık ...'un yaptığı atışa bağlı olarak maktulün vurulduğu hususunda kuşku bulunmadığı anlaşılmıştır. 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Yasasının 16. maddesinde belirtilen “silah kullanma” koşullarının gerçekleşmediğinde herhangi bir duraksamanın yaşanmadığı olayda, kullanılan silahın niteliği, elverişliliği ve etki alanı, atış mesafesi, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer kanıtlar göz önünde bulundurulduğunda; kaçmak isteyen maktulü durdurmak amacıyla hareket eden sanığın, elindeki elverişli silahla ve silahın etki alanı içerisinde bulunan maktulün kaçış istikametine doğru ateş etmesi sonucunda, mermilerden birinin maktule isabet edebileceğini ve eyleminin yaralanmayla sonuçlanabileceğini öngördüğü ancak buna rağmen hareketine devam ettiği ve ölümün bu harekete bağlı olarak meydana geldiği, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 87/4. maddesinde düzenlenmiş bulunan kasten yaralama sonucu ölüme neden olma” suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi yönünden hükümde hukuka aykırılık bulunmuştur.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.10.2024 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz isteği suç vasfı yönünden yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, üyeler ... ve ...'ün karşı oyları ve oy çokluğu ile BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.06.2025 tarihinde karar verildi.K A R Ş I O YYargıtay Birinci Ceza Dairesinin █████████ E. █████████ K. sayılı kararının çoğunluk görüşüne, sanık ...’un hukuka uygunluk nedeninde sınırı bilinçli taksirle aştığı kabul edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 27/1. maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 85/1 ve 22/3. maddeleri uyarınca taksirle öldürme suçundan cezalandırılması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan katılmamaktayız. Dosya kapsamına göre; olay tarihinde ... Sulh Ceza Mahkemesince verilen önleme araması kararı kapsamında sanık ...’un da görevli olduğu ... İlçe Emniyet Müdürlüğü görevlileri tarafından yol uygulaması yapıldığı, maktul ...’nın idaresinde bulunan ve içinde kaçak sigara olan otomobil uygulama alanına yaklaştığında maktulün ani bir hareketle aracını uygulama alanında durdurmayıp kaçtığı, bunun üzerine sanık ...’un ekip aracı ile maktulün kullandığı aracı takip etmeye başladığı, maktulün aracını durdurabilmek amacıyla ... köyü istikametinde bulunan köy yolu tarafında aracını durdurduğu ve araçtan inip maktulün aracını karşıladığı, yol üzerinde elini kaldırarak “Dur” ihtarında bulunmasına ve havaya ateş etmesine rağmen maktulün aracını sanık ...’un üzerine sürdüğü, maktulün kendisinin üzerine araç sürmesi üzerine maktulün bulunduğu aracı durdurmak amacıyla yaklaşık onbeş metre mesafeden aracın tekerleklerine doğru birkaç el ateş ettiği ancak atışlardan birinin maktule isabet ederek ölümüne neden olduğu anlaşılmıştır. 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nun (2559 sayılı Kanun) ''zor ve silah kullanma başlıklı 16. maddesi ''polis görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kırılacak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir. Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin mahiyetine ve derecesine göre direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedeni kuvvet, maddi güç ve kanuni şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir. … polis silah kullanmadan önce kişiye duyabileceği şekilde ‘dur’ çağrısında bulunur. Kişinin bu çağrıya uymayarak kaçmaya devam etmesi halinde, önce uyarı amacıyla silahla ateş edilebilir. Buna rağmen kaçmakta ısrar etmesi dolayısıyla ele geçirilmesinin mümkün olmaması halinde ise kişinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edilebilir. Polis, direnişi kırmak ya da yakalamak amacıyla zor veya silah kullanma yetkisini kullanırken, kendisine karşı silahla saldırıya teşebbüs edilmesi halinde, silahla saldırıya teşebbüs eden kişiye karşı saldırı tehlikesini etkisiz kılacak ölçüde duraksamadan silahla ateş edebilir” şeklinde düzenlenmiştir. Yukarıda oluşu özetlenen olay dikkate alındığında, sanık ...’un görevli kolluk memuru olduğu, direnişle karşılaştığı ve görevinin gereği olarak önleme arasından kaçan maktule karşı zor kullanma yetkisi içinde hareket ettiği noktasında bir şüphe bulunmamaktadır. Ancak zor kullanma yetkisinin içinde değerlendirilen silah kullanma yetkisinin bulunup bulunmadığı ayrı bir tartışma konusudur. Silah kullanma yetkisi kullanılırken kanunun sınırlarını çizdiği kapsamda, “kademeli” ve “orantılı” olarak hareket edilmelidir. Sanık ...’un hukuka uygunluk nedeni içinde bulunup bulunmadığı da silah kullanma yetkisi çerçevesinde değerlendirilecektir. Bu değerlendirme yapılırken görev konusu olan önleme aramasının içeriği, sanığın kullandığı silahın niteliği ve kullanılış şekli, atış mesafesi ve atış yaptığı sıradaki konumu dikkate alınmalıdır. Aracındaki gümrük kaçağı sigaralarla yakalanmak istemeyen maktulün kolluk kuvvetlerinden kaçmaktan ibaret eylemi nedeniyle öldürüldüğü olayda; silah kullanmayı gerektiren yasal koşulların oluşmadığı, bu nedenle olayda 5237 sayılı Kanun’un 24. maddesi çerçevesinde hukuka uygunluk nedeni bulunmadığı anlaşılmış ise de “zor kullanma yetkisi” içinde “orantılılık ilkesi” ihlal edilerek hukuka uygunluk nedenindeki sınırın taksirle aşıldığı kabul edilmelidir. Benzer olayları inceleyen Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 03.03.2022 tarihli 2017/3-303 E. ████████ K ve 20.09.2023 tarihli 2019/1-658 E. ████████ K. sayılı kararlarında hukuka uygunluk nedeninin taksirle aşıldığını vurgulamaktadır. Buna göre; kaçakçılık suçları ile etkin mücadele etme amacı da taşıyan arama kararına istinaden görevini yapan sanık ..., “dur” ihtarı yapıp havaya uyarı ateşe yapmasına rağmen durmayan şüpheli aracı durdurabilmek amacıyla tekerleklerine ateş ederken maktulün kullandığı aracın üzerine gelmesi ile geri geri gidip ayaktayken henüz pozisyon alamadan atışlar yapmış, dikkat ve özen yükümlülüğüne uymayarak yaptığı bu atışlardan biri maktule isabet ederek ölümüne neden olmuştur. Sanık ...’un araca ateş ederken maktulün vücudunun isabet alabileceğini öngörebilecek durumda olduğu anlaşıldığından hukuka uygunluk sebebinde sınırı kast olmaksızın bilinçli taksirle aştığı kabul edilerek 5237 sayılı Kanun'un 27/1. maddesi delaletiyle, aynı Kanun’un 85/1, 22/3. maddeleri kapsamında sorumlu tutulması gerektiğini düşündüğümüzden sanığın kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan cezalandırılması gerektiği yönündeki çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.