Anahtar kelimeler: Suçlu Zmms Erzurum Cismani Malul Çarpması Kazada Bulunarak Savcılık Bünyesinde

T.C.

ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : █████████
KARAR NO : ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2023 (Karar)
NUMARASI : ████████ Esas, ████████ Karar
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket bünyesinde ZMMS poliçesi ile sigortalı, ...'nun sürücüsü bulunduğu... plakalı aracın müvekkiline çarpması sonucu müvekkilinin yaralandığını ve bu yaralanma neticesinde müvekkilinin malul kaldığını, bu kazada savcılık soruşturması başlatıldığını, davalı tarafın suçlu bulunarak cezalandırıldığını, müvekkilinin yaşı itibariyle emekli olduğunu ve bu olaydan dolayı çalışamadığını, müvekkilinin iş gücü kaybından dolayı sigorta şirketine müracaat ettiklerini, arabuluculuk için toplantı yapıldığını ancak anlaşma sağlamadığını, kaza sebebiyle müvekkilinin Erzurum ... Hastanelerinde tedavi gördüğünü beyanla şimdilik 100,00-TL maddi tazminatın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen olay tarihinden işletilecek yasal faizi ile tahsilini, 30.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek faiziyle birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan tahsilini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet vermesi söz konusu olmadığından, faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumlu olmayacağının kabulü gerektiğini beyanla davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesince; "...Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, dava trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat taleplidir, davacı vekili 27.10.2022 tarihli beyan dilekçesinde ve 03.11.2022 tarihli celsede davalı ile sulh olduklarını beyan ettiği, tarafların HMK'nin 313.maddesi gereğince mahkeme dışında sulh oldukları görüldüğünden dava dışı sulh olunması nedeniyle davacıların maddi tazminat talepleri yönünden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davacıların manevi tazminat talepleri yönünden ise, kazazedenin yaşı, meydana gelen kazadaki kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacının maluliyeti nedeniyle çektiği acı ve duymuş olduğu üzüntünün boyutu, kaza tarihi, hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve kazazedenin uğradığı manevi zarar göz önüne alınarak ve kazazedenin kusur durumu nedeniyle hakkaniyet ölçüsünde oranlama yapılarak" gerekçesiyle
"...Davacının maddi tazminat talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına,
Davacının manevi tazminat talebi yönünden kısmen kabulü ile, 6.000,00-TL manevi tazminatın █████/... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacılar verilmesine,..." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; maluliyet oranının oldukça düşük belirlendiğini, müvekkilinin maluliyetinin daha yüksek olduğunu ve kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığını, kaza mahallinde normalden daha fazla tedbirli şekilde araç kullanmak gerektiğini, buna rağmen bu hususlar göz ardı edilerek kusur tayini yapıldığını, paranın alım gücü ve tazminat miktarının caydırıcı etki uyandırması gerekliliği hususları birlikte değerlendirildiğinde müvekkili lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük kaldığını, müvekkilinin davasını açmakta haklı olması ve mahkeme hakiminin takdir hakkını bilmemesinin kendisinden beklenemeyecek olduğundan HMK md. 326 hükmü de dikkate alınarak reddedilen manevi tazminat miktarı açısından davalılar yararına karşı vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan diğer davalının sürücüsü olduğu aracın davacılar murisine çarpması neticesinde uğranılan cismani zarar nedeniyle 6098 sayılı TBK 54 ve 56. maddelerine dayalı olarak açılan maddi ve manevi tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle maddi tazminat talebi yönünden esasa dair karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminatın ise kısmen kabul/kısmen reddine karar verilmiş, davacılar vekilince kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda;
1-) 06.04.... tarihinde meydana gelen ve davacılar murisinin yaralanmasıyla neticelenen olayda; ATK Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan rapor dahilinde kabul edilen oluşa göre ...'nın kazanın oluşumunda %80 gibi bir oranla ağırlıklı olarak kusurlu bulunması yanında daimi bedelsel özür oranının %3, geçici iş göremezlik süresinin ise 120 gün olarak belirlenmiş olması karşısında, olay tarihi de nazara alınarak davacı yan lehine verilen manevi tazminat tutarı bir miktar düşük bulunduğundan ve istinaf incelemesi kapsamında hak ve nasafet gereği iş bu bedelin 10.000,00 TL olarak takdirinin uygun olacağı değerlendirilmiştir.
2-) Mahkemece reddedilen manevi tazminat talebi yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin ███████ Esas-████████ Karar sayılı ve █████/2024 tarihli kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yargılama giderlerinden sorumluluk" kenar başlıklı 326. maddesinin (2) numaralı fıkrasının "manevi tazminat davaları" yönünden Anayasa'ya aykırı bulunduğundan iptaline hükmedilmiş bununla birlikte iptal hükmünün kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak (█████/2025) dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği görülmüştür.
Anılan iptal kararının gerekçesine bakıldığında; "... Buna göre manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmesi durumunda yargılama giderlerinin kabul-ret oranına göre taraflar arasında paylaştırılması yönünden de herhangi bir belirsizliğin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Başka bir deyişle manevi tazminat davasında hüküm verildikten sonra taraflar arasında hangi giderlerin ne şekilde paylaştırılacağı belirlidir.
Bununla birlikte Anayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik insan haklarına saygılı hukuk devleti ilkesi ışığında ele alındığında hükümden sonra yargılama giderlerinin paylaştırılma yönteminin belirli olmasının ötesinde davayı açacak kişinin talebinin mahkemece haksız olarak nitelendirilecek kısmını öngörebilmesinin önem taşıdığı açıktır.
Bu itibarla mahkeme tarafından manevi tazminat talebinin hangi oranda haklı kabul edileceğinin öngörülmesinin mümkün olup olmadığının da kanunilik şartı kapsamında incelenmesi gerekir.
Mal ve hizmetlerin karşılıklarının ödenmesinde, değerler ile servetlerin ölçülmesinde kullanılan elverişli bir araç olan paradan manevi zararların karşılanmasında da yararlanılması kaçınılmazdır (bu yöndeki değerlendirmeler için bkz. AYM, E.███████, K.███████, 11/2/1969). Bununla birlikte Türk hukukunda ilgili yasal düzenlemelerde manevi tazminat olarak ödeneceği ifade edilen uygun bir miktar ya da bir miktar paranın belirlenmesine yönelik herhangi bir hesaplama yöntemi bulunmamaktadır. Başka bir deyişle manevi tazminat olarak ödenecek tutarın matematiksel olarak hesaplanması söz konusu değildir.
Bu bağlamda davacıya ödenecek manevi tazminatın tutarının belirlenmesi hâkimin takdir yetkisi kapsamında kalmaktadır. Dolayısıyla manevi tazminat davasını açacak kişiden davanın sonunda tazminat olarak hükmedilecek tutarı öngörebilmesi beklenemez. Başka bir ifadeyle manevi tazminat davasında davacının mahkemeye yönelttiği talebin hangi oranda haklı bulunacağını öngörebilmesi ilke olarak mümkün değildir.
Manevi tazminat olarak ödenecek tutarın belirlenmesinde hâkimin sınırsız bir takdir yetkisine sahip olmaması ve manevi tazminat davalarında sağlanacak içtihat istikrarı da davacı yönünden söz konusu öngörülemez durumu ortadan kaldırmamaktadır. Nitekim davacı, hâkim tarafından hükmedilen tutarın az da olsa üzerinde bir tazminat talep etmiş olması hâlinde kural uyarınca yargılama giderlerinin bir bölümünden sorumlu tutulacaktır.
Diğer yandan manevi tazminat tutarının yargılama süresince dosyaya giren bilgi ve belgelerle belirli hâle gelmesine de imkân bulunmamaktadır. Nitekim manevi tazminat tutarının belirli olmaması bu tutarın hesaplanma yönteminin bulunmamasından, başka bir ifadeyle hâkimin takdir ettiği bir tutar olmasından kaynaklanmaktadır.
Manevi tazminat davasında davacının hak kaybı yaşamamak adına talep edeceği tazminat miktarını yüksek şekilde belirlemeye ilişkin bir baskı altında kalabileceği kuşkusuzdur. Diğer yandan davacının talebinin bir kısmının kabul edilmemesi durumunda kural gereğince yargılama giderlerinden sorumlu tutulması talebin belirlenmesinde davacı üzerinde baskı oluşturan bir diğer husustur.
Buna göre manevi tazminat davasında talebini düşük belirlemesi durumunda hak kaybı yaşayabilecek olan ayrıca hâkimin takdirine bağlı olarak talebinin bir kısmının kabul edilmemesi durumunda kural uyarınca yargılama giderlerinden sorumlu tutulması mümkün olan kişilerin temel hak ve özgürlüklere ilişkin anayasal güvencelere uygun şekilde mahkemeye erişebildiğinden söz edilemez.
Öte yandan manevi tazminat talebiyle açılacak davalarda talep edilenden düşük bir tazminata hükmedilse dahi davacının yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasına imkân tanındığında mahkemelere temelsiz talepler yöneltileceği, ayrıca gereksiz yargılama giderlerinin yapılabileceği ve bu durumun yargılamanın işleyişinin bozulmasına sebebiyet verebileceği söylenemez.
Nitekim 6100 sayılı Kanun’un “Dürüstlük kuralına aykırılık sebebiyle yargılama giderlerinden sorumluluk” başlıklı 327. maddesinin (1) numaralı fıkrasında gereksiz yere davanın uzamasına veya gider yapılmasına sebebiyet vermiş olan tarafın davada lehine karar verilmiş olsa dahi karar ve ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebileceği hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla davacının yargılama süresince gereksiz giderler yapılmasına neden olmasını engelleyecek nitelikte bir düzenlemenin bulunduğu açıktır.
Bu itibarla miktar belirtmek suretiyle manevi tazminat davasını açacak kişinin hâkimin hükmedeceği tazminat tutarını, başka bir ifadeyle davanın sonunda talebinin hangi oranda haklı bulunacağını öngörebilmesinin mümkün olmadığı ve tazminat miktarının hâkimin takdirine göre belirlendiği davalara ilişkin yargılama giderleri bakımından herhangi bir özel düzenlemenin de bulunmadığı gözetildiğinde kuralla mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlamanın “manevi tazminat davaları” yönünden kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna ulaşılmıştır." ifadelerine yer verildiği görülmektedir.
İş bu kararın yürürlük tarihi Resmi Gazete'de yayım tarihinden itibaren 9 ay sonrası olarak belirlenmiş ise de mevcut durum itibariyle, Anayasa Mahkemesi tarafından HMK'nın 326-(2) maddesi hükmünün manevi tazminat davaları yönünden "kanunilik" şartını karşılamadığının tespit edildiği açıktır. Gelinen aşamada salt yürürlük tarihi esas alınarak eldeki davanın yargılama giderlerinin takdiri yönünden Anayasa’ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesinin Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği, yine Anayasa'ya aykırılığı hükmen saptanmış olan bir yasa kuralının uygulanmasının hukuken korunması gibi bir sonuca neden olacağı, bunun yanında mevcut uygulama doğrultusunda iptal kararında işaret edilen tespitlere aykırı olarak karar ihdas edilmesi ve iş bu hükmün yine Anayasa Mahkemesi nezdinde bireysel başvuruya konu edilmesi hâlinde Anayasa ile korunan temel hak ve hürriyetlerin de ihlaline sebebiyet verildiği yönünde karar alınabileceği, eşitlik, kanunilik, iptal kararında yer verildiği üzere Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında hak arama hürriyeti gibi temel hukuk kaideleri göz önünde bulundurularak reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmemesi gerektiği anlaşılmakla, davacı vekilinin bu hususa yönelik istinaf sebebi yerinde görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)/b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına ancak bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden dairemizce yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
I-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; mahkemece verilen hükmün HMK'nın 353/(1)-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
II-KALDIRILIP DÜZELTİLEN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;
"1-Davacının maddi tazminat talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına,
2-Davacının manevi tazminat talebi yönünden kısmen kabulü ile, 10.000,00-TL manevi tazminatın █████/... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacılara verilmesine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca;
a) Maddi tazminat yönünden; Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 179,90-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
b) Manevi tazminat yönünden 10.000,00-TL üzerinden hesap olunan 683,10-TL karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 102,81-TL harçtan mahsubu ile bakiye 580,29-TL harcın davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Maddi tazminat yönünden yapılan sulh sözleşmeşmesi nedeniyle tüm taraflar yönünden dava konusuz kaldığından vekalet ücreti hususunda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirtiklerinden manevi tazminat yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan 10.000,00-TL ücreti vekaletin davalı ...'dan alınarak davacılara verilmesine,
6-Davacılar tarafından yapılan 54,40-TL başvurma harcı, 102,81-TL peşin harç, 3.828,00-TL adli tıp fatura bedeli, 393,00-TL tebligat, e-tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 4.378,21-TL yargılama giderinden maddi tazminat yönünden sulh olunduğundan manevi tazminat yönünden 1.459,40-TL'sinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına,
7-Dava şartı olan arabuluculuk son tutanağı gereğince arabulucuya ödenen 1.360,00-TL'nin davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
8-Karar kesinleştikten sonra kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine," şeklinde YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,
III-Davacılardan alınan istinaf karar peşin harcının davacılara iadesine,
IV-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan 492,00-TL başvurma harcı, 294,00-TL dosya masrafı olmak üzere toplam 786,00-TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
V-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
VI-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında başvurusunda bulunan tarafından tehiri icra talebi uyarınca varsa yatırılan teminatın iadesine,
VII-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK' nın 362/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere █████/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!