Anahtar kelimeler: Mesuliyet Sakarya Esaskarar İhtiyari Kazaya Tahkim Yazildiği Katip Hem Kaybı

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARARESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████HAKİM : ...KATİP : ...DAVACI : ...VEKİLİ : Av. ...DAVALI : ...VEKİLİ : Av. ...DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2024KARAR TARİHİ : █████/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıya ait aracın değer kaybı başvurusu davalı sigortaya 03.08.2022 tarihinde yapıldığını, şirketin kazaya sebebiyet veren aracın hem zorunlu trafik hem de ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğunu, ödeme yapılmaması nedeniyle Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulmuş, 25.08.2024 tarihli 2022.E.313851 numaralı ilk başvuru trafik sigortası limitinin dolduğu tarafımızdan ispat edilemediğinden usulden reddedildiğini, akabinde 2023.E.252294 ile 2023.E.252293 başvurularımız kabul edilmiş, değer kaybı 100.000 TL olarak hesap edilmiş ve itiraz reddedilerek kararın kesinleştiğini, söz konusu 100.000 TL müvekkilin aracından kaza tarihi olan 09.06.2022 tarihinde meydana gelmiş, davalı sigorta şirketine 03.08.2022 tarihinde bildirilmiş, 18.08.2022 tarihinde temerrüde düşüldüğünü, Sigorta Tahkim Komisyonu kararı gereği tazminat ödemesinin 10.07.2024 tarihinde yapıldığını, geç ödeme nedeniyle davacının aşkın zararı meydana geldiğini, bilirkişi tarafından yapılacak hesaplama ile ödemelerin daha yüksek ya da daha düşük çıkabileceğini, bu durumun alacağı belirsiz hale getirmekte olduğunu, davalı tarafından ödenen rakamın ise 100.000 TL ve 12.000 TL civarı yasal faiz olduğunu, bu durumda görüldüğü üzere müvekkilin tazminatının değerinin geç ödemeden kaynaklı ciddi oranda azalmış ve bu azalma temerrüt faizini oldukça aşmış olduğunu, Anayasa Mahkemesinin güncel kararları ışığında davacının aşkın zararının 10.07.2024'ten itibaren işleyecek faiziyle talebi için iş bu davanın ikamesinin zorunlu olduğunu, Tüm bu nedenlerle; bilirkişi tarafından hesaplandığından artırılmak üzere şimdilik 10 TL aşkın zarar talepli belirsiz alacak davasının kabulünü, faiz, masraf ve ücretin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili █████/2025 Tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Uyuşmazlık konusu █████/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile davacı tarafın tahsil ettiği değer kaybı bedeline ilişkin munzam zarar talebi olduğunu, ilgili kazaya karışan ... plakalı araç müvekkil ... Tarafından █████/2022 - █████/2023 tarihlerini kapsayan ... poliçe numaralı Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ve █████/2022 - █████/2023 tarihlerini kapsayan ... poliçe numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk ile sigortalanmış olup, müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe teminatları, poliçe limitleri ve poliçe dönemi ile sınırlı olduğunu, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi, müvekkil şirket tarafından ödeme yükümlülüğünü yerine getirmekten imtina edildiği ve davacı tarafın zarara uğrayan aracının tamiratının olanaksızlığına veya zararının karşılanmamasına neden olduğu iddialarının gerçeği yansıtmadığını, ikrar anlamına gelmemek üzere, bakiye kısmın tahkim kararı ile ödenmesinin müvekkil şirketin değil davacının kusurundan kaynaklandığını, davacı tarafın kazadan yıllar sonra başvuruda bulunarak ek tazminat talebinde bulunmasının müvekkil şirket ile ilgili olmadığını, bu husustaki iddianın muhatabının da müvekkil şirket değil, davacının kendisi olduğunu, belirtilen nedenlerle talebin reddedilmesini, Tüm bu nedenlerle; haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddini, davalı müvekkili bakımından, munzam zarar talebine dair hiçbir şart gerçekleşmemiş olmakla, davanın müvekkil şirket hakkında esastan reddini, müvekkili şirketin sigortalısı açısından munzam zarar durumunun gerçekleştiğinin kabulü durumunda ise, dava konusu talep, davalı müvekkil şirketin düzenlediği poliçe teminat kapsamı haricinde kalması sebebiyle, davanın müvekkil şirket hakkında esastan reddini, harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememizce Ara buluculuk dosyasının UYAP'tan ilgili dosya olarak eklenmiştir. Mahkememizce Gebze İcra Dairesi'nin █████████ Takip numaralı dosyası uyapa ilgili dosya olarak eklenmiştir. Mahkememizce Sigorta Tahkim Komisyonu'na dava konusu edilen; 2023.E.252294, 2023.E.252293 ve 2022.E.313851 başvuru numaralı dosyaların tümüyle mahkememize gönderilmesi ve dosyaların kesinleşip kesinleşmediği konusunda mahkememize bilgi verilmesi için yazılan müzekkereye cevap verilmiş ilgili evraklar dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememizce Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Müdürlüğü'ne davacı adına kayıtlı olduğu belirtilen ... plaka sayılı aracın karıştığı tüm kazalara ilişkin tramer kayıtlarının mahkememize gönderilmesi için yazılan müzekkereye cevap verilmiş ilgili evraklar dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememizce Atışalanı Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne dava tarihi olan █████/2024 tarihi itibariyle; Gelir vergisinden muaf olup olmadığı, Basit Usulde Götürü Usulde vergilendirilip vergilendirilmediği, Son bildirdiği vergi matrahının ne olduğu, İşletme usulünde defter tutup tutmadığı, tutuyorsa yürütülen faaliyetinin VUK'nun 177/l. Maddesinin 1 ve 3. Bendindeki limitlerinin yarısını veya 2. Bentteki limitin tamamını aşıp aşmadığının aşağıda açık vergi kimlik bilgileri yazılı davacı tarafın tacir olarak nitelendirilip nitelendirilmediği hususunda mahkememize bilgi verilmesi için yazılan müzekkereye cevap verilmiş ilgili evraklar dosyamız arasına alınmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesinden kaynaklanan munzam zarar tazmini istemine ilişkindir. Dava dilekçesi ve eklerine göre, 09.06.2022 tarihinde meydana gelen kazadan dolayı davalı sigorta şirketine 03.08.2022 tarihinde başvurulduğu, ödeme yapılmaması üzerine Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulduğu, başvuru üzerinde 100.000,00 TL değer kaybı bedelinin hesap edildiği, tazminat ödemesinin 10.07.2024 tarihinde yapıldığı, geç ödeme nedeniyle aşkın zararın meydana geldiği, munzam zarar talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüş olup davalı taraf davanın reddine karar verilmesini ileri sürmüştür. 6098 sayılı TBK'nın "Aşkın zarar" yan başlıklı 122. maddesi; "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." şeklinde düzenlenmiştir. Yasa uyarınca, alacaklının geçmiş günler faiziyle karşılanamayan zararlarını, borçlu kusurlu olmadığını ispat edemedikçe tazmine yükümlüdür. Borcun kaynağı trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin olup, davalı sigorta şirketi mahkeme ilamı ile belirlenen ve kesinleşmiş tazminat tutarını icra takibi sonucunda ödemiştir. Davacı tarafından yasal faiz uygulanması ve tazminatın geç ödenmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanmayan zararı olduğu ileri sürülmüştür. Uyuşmazlık, davacının askın zararının olup olmadığı ve geçmiş günler faizinden fazla zararının varlığını somut delillerle ispat etmesinin gerekip gerekmediği noktasındadır. Alacaklı TBK'nın 120. maddesi uyarınca borcun geç ödenmesinden kaynaklanan temerrüt faizini (geçmiş günler faizini) zararın varlığını ve borçlunun kusurunu ispat zorunda kalmaksızın talep edebilir. Munzam zararda ise, geçmiş günler faizi ile karşılanamayan bir zararı olduğunu kanıtlamak zorundadır. TBK'nın 120. maddesi ile geçmiş günler faizinin nasıl belirleneceği düzenlenmiş iken, 122. maddede buna ilişkin bir düzenlemenin yer almamış olması da davacının zarara uğradığını kanıtlama yükünde olduğunu göstermektedir. Salt ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar munzam zararın kanıtı olarak kabul edilemez. O halde davacının munzam zararını genel ekonomik olumsuzluklar dışında, somut vakıalarla kanıtlaması gerekir. Ancak somut zararın kanıtlanması halinde ekonomik veriler dikkate alınarak zarar miktarı belirlenebilir (HGK'nın 31.10.2007 ████████-800 Esas, 798 Karar) (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 18.3.2013 tarih ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı). Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 9/███████ tarih ve █████████ Esas - █████████ Karar sayılı kararında da; "Munzam zarar sorumluluğu, kusur sorumluluğuna dayanır. BK'nın 105. maddesi kusur karinesini benimsemiştir. Munzam zarardan kaynaklanan tazminat borcunun doğması için aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Farklı bir anlatımla, burada zararın doğmasına yol açan bir kusur ilişkisi aranmaz ve tartışılmaz. Sorumluluk için borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır. Munzam zarar alacaklısı, 818 sayılı BK’nın 105. maddesine dayalı tazminat isteminde bulunabilmesi için, kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu ve illiyet bağını, eş söyleyişle bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır. Alacaklının, borcun yerine getirilmemesinden, kısmen yerine getirilmesinden veya geç ifadan maddi bir zarar veya kazanç yoksunluğuna uğradığını ispat etmiş sayılması için, borçlunun borcunu zamanında gereği gibi yerine getirse idi, zarar ve kar yoksunluğunun önleneceğini kanıtlaması başka bir anlatımla illiyet bağını da kurması zorunludur. Kanun koyucu, bir para borcunun gününde ödenmemesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağını kabul edip, bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik konjonktürü dikkate alarak belli bir oranda olacağını benimsemiştir. Nitekim 818 sayılı BK’nın 103. maddesine göre temerrüt faizi oranı %5 iken, 04.12.1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanun ile bu oranın %30’a çıkarılması ve yine 3095 sayılı Kanun'da 15.12.1999 tarihli ve 4489 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu Merkez Bankasının kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont faiz oranı esas alınarak, değişen faiz oranlarının benimsenmesi bunun kanıtıdır. Bu noktada ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar (enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki devamlı düşüş) dikkate alınarak, Kanun hükmüyle geçmiş günler faizine ilişkin düzenleme yapılmış iken, aynı olguların 818 sayılı BK’nın 105. maddesinde öngörülen munzam zararın bilinen kanıtları olarak gösterilip, bunların doğurduğu olumsuzluklar gerçek zarar olarak gösterilemez. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır. Örneğin, alacağını gününde alamayan alacaklının, aynı gün vadesi gelmiş bir borcunu ödemek için, borçlunun ödediği geçmiş günler faizi yerine bunun üzerindeki bir faizle borçlanması, ya da alacaklısına daha yüksek oranda faiz ödemek durumunda kalması; dövizle ödemeyi kabul ettiği borcu için, alacağını gününde tahsil edememesi nedeniyle sonraki günlerde daha yüksek kurdan döviz satın almak zorunda kalması gibi maddi olgularla kanıtlanan zarar söz konusudur. 818 sayılı BK’nın 105. maddesinde öngörülen munzam zararın, aynı Kanun’un 103. maddesi ve 3095 sayılı Kanun ile saptanan faiz oranının dayanağı olan ekonomik olumsuzluklara dayandırılması ve herkesçe bilinenin kanıtlanmasına gerek olmadığı sonucuna varılması mümkün değildir. Bu itibarla 818 sayılı BK’nın 105. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri) dışında, davacının durumuna özgü, somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu davacıyı ispat yükünden kurtarmaz. Aksinin kabulü hâlinde 3095 sayılı Kanun ile diğer Kanun'lardaki faizle ilgili hükümlerin uygulanması sonuçsuz kalacak, her olayda munzam zarara hükmedilmesi sonucunu doğuracaktır ki, Kanun koyucunun 818 sayılı BK’nın 105. maddesinde yaptığı düzenlemenin amacının da bu olmadığı anlaşılmaktadır. O hâlde somut uyuşmazlıkta yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde, somut vakıalara dayanılarak bir zararın gerçekleştiği ileri sürülüp kanıtlanmadığından, 818 sayılı BK’nın 105. maddesi gereğince tazminata hükmedilemeyeceği sonuca varılmıştır." denilmektedir. Somut olayda, davacı trafik kazasından dolayı davalı tarafça yapılan ödemenin geç ödenmesi nedeniyle zarara uğradığını ileri sürmüş ve bu zararın kaynağını ekonomik olumsuzluklara dayandırmıştır. Davacı, yukarıda belirtildiği şekilde zarar olgusunu yasal çerçevede somut delillerle ispatlayamamıştır. Munzam zarar talebinin somut delillerle ispat edilememesi nedeniyle açılan davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Hüküm: Gerekçesi Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE,2-Yürürlükte Bulunan Yargı Harçları Tarifesi Gereğince alınması gereken 187,80-TL eksik harcın davacıdan alınarak Hazineye İrad Kaydına,3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 10,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avansın kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Arabuluculuk nedeniyle Hazine tarafından karşılanan 3.600,00 TL tutarın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, Dair, davacı vekilinin yüzünde, davalı vekilinin yokluğunda verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2025Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı