Anahtar kelimeler: Tckmaddesindeki Eksildiği Müflisin Yürüdüğünü Kasasından Müflis İflasına İik İflas Devamı

T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ███████ KARAR NO : ████████DAVA : Tasarrufun İptali (İİK 277 Ve Devamı)DAVA TARİHİ : █████/2012KARAR TARİHİ : █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Tasarrufun İptali (İİK 277 Ve Devamı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ------Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------- Esas sayılı dosyasında █████/2010 tarihinde verilen karar ile ----- iflasına karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini; iflas tasfiye işlemlerinin ------ İflas Müdürlüğünün ------ iflas sayılı dosyası üzerinden yürüdüğünü; davalı şirketin müflis şirketin ortaklarından olduğunu, müflisin tasfiye işlemleri çerçevesinde iki kez bilirkişi raporu alındığını, raporlarda müflisin hileli iflas ettiğini, TCK.161.maddesindeki suçu işlediğini, müfsilin iflas tarihinden kısa bir süre önce █████/2010 tarihinde kasasından 1.321.000,00 TL eksildiği ve bunun şüpheli bulunduğunun ifade edildiğini, müflisin SPK'ya tabi bir aracı kurum olması sebebiyle SPK müfettişleri tarafından da ayrıca tasfiye dosyası üzerinden incelemeler yapıldığını ve incelemeler neticesinde █████/2011 tarihli yazı ile, müflisin █████/2010 tarihindeki havale işlemini ortaklardan davalı ------ gerçekleştirildiğini, bu işlemin şüpheli bulunması sebebiyle davalı şirketten bu miktarın iflas masasına iadesi, ayrıca suç duyurusunda bulunulması gerektiğinin belirtildiğini, bunun üzerine iflas idaresince davalı şirkete paranın iadesi için muhtıra gönderildiğini, konuyla ilgili kayıt kabul davasının devam ettiğinin belirtildiğini, paranın alındığı hususunun inkar edilmediğini, davalıya iflas tarihinden kısa bir süre önce █████/2010 tarihinde 1.321.000,00 TL ibi yüksek meblağlı havale yapıldığını ve bunun müflisin ticari defterlerinde ortakalar borç ödemesi olarak gösterildiğini, aynı dönemde müflisin faaliyetlerinin uzun süre SPK tarafından durdurulmuş olması sebebiyle tüm boçlarını ödemekten acz içinde olduğunu,davalının bilahare iflastan sonra masaya ----- kayıt no ile yine yüklü miktarda 1.538.594,34 TL tutarında alacak yazdırdığını ve alacak talebine dayanak belge sunmadığını, bu nedenle alacak isteminin reddedildiğini ve akabinde ---Asliye Ticaret Mahkemesinin ---- Esas sayılı dosyası ile kayıt kabul davası açtığını, bu dosyada belge sunduğunu, ancak sunulan belgelerden gerçek/muvazaasız bir işleme dayalı işlemler olup olmadığının tespit edilmediğini belirterek davalıya karşı gerekli cezai takibatın yapılmasını ve 1.321.000,00 TL tutarındaki haksız ve usulsüz EFT işleminin İİK 277.maddesi kapsamında iptaline, işbu tutarın █████/2010 tarihnden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müflisin iflas masası malvarlığına iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı iflas idaresinin davayı takip yetkisinni bulunmadığını, iflas halinde iptal davası açılabilmesi için acil durumlar istisna olmak üzere ikinci alacaklılar toplantısının yapılması ve ikinci alacaklılar toplantısında iptal davası açılmasına karar verilmiş olması gerektiğini, bu sebbeple █████/2012 tarihinde alınmış iptal kararının geçersiz olduğunu ve bu karara dayanılarak açılan işbu davada dacı iflas idaresinin davayı takip yetkisinin bulunmadığını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, HMK 6.maddesine göre davanın müvekkili şirketin ticaret sicil kaydında yer alan adresine göre ------ Ticaret Mahkemelerinde açılması gerektiğini, kanunda öngörülen iptale konu tasarrufun işbu davada mevcut olmadığını, iptale konu tasarrufların İİK 278,279 ve 280.maddelerinde sıralandığını, davacı yanın dava dilekçesinin 2.sayfasında "alacaklıların haklarının alınmasını engelleyici mahiyette görüldüğü" beyan edildiğinden, huzurdaki davada iptali talep olunan işlemin İİK 280.maddesinde düzenlenen zarar verme kastı ile yapılan işlem olduğu iddiasının mevcut olduğunun anlaşıldığını, somut davada müflis şirketin cari hesap borcuna karşılık olmak üzere yapmış olduğu davaya konu EFT nin yapıldığı tarih itibariyle tüm borçlarını karşılamaya yeter mal varlığının mevcut olduğunun sabit olduğunu, davacı yanın, müflisin tasfiye işlemleri çerçevesinde iki kez bilirkişi raporu alındığı ve raporlara göre müflisin hileli iflas ettiğinin anlaşıldığına ilişkin iddiasını ispat etmediklerini, dayanak yapılan bilirkişi raporlarının gerçeklere aykırı ve hatalı tespitlerden ibaret olduğunu, müvekkili şirketçe ikame edilen kayıt kabul davasının konusunun müflis şirketin almış olduğu gayri nakdi teminat mektubunun müvekkili şirketten tahsili halinde uğranılacak olan zararın tazmini ile müflis şirketten var olan bakiye cari hesap alacağı olduğunu ve bu hususun dava dilekçesinde açıkça yazılmış olduğunu, müflis şirketin müvekkili şirkete yapmış olduğu davaya konu EFT tarihi itibariyle müflis şirketin borçlarını karşılmaya yeter derecede malvarlığının olduğu ve iptal davasının şartlarının bu kapsamda oluşmadığının sabit olduğunu bildirmiş, haksız ve hukuka aykırı ikame edilen davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava; tasarrufun iptali istemine ilişkindir.Uyuşmazlık; davacı iflas idaresinin temsil ettiği müflis şirketin ortağı olan davalı şirkete karşı, iflas tarihinden kısa bir süre önce müflis şirket tarafından █████/2010 tarihli EFT yoluyla yapılan, 1,321,000.00 TL'lik işlemin İİK.'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince iptali istemi noktalarında toplanmaktadır.Mahkememizin █████/2012 tarih ve ----- Esas ------ sayılı kararı ile "Asıl dava yönünden davanın kabulü ile, müflis ------- █████/2010 tarihinde davalıya yaptığı 1.321.000 TL. Tutarlı EFT işlemi ile ilgili tasarrufun iptaline, bu tutarın █████/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı iflas masasına iadesine, Birleşen -----ATM'nin ------ Esas Sayılı Dosyası yönünden ise Menfi tespit talebinin reddine," kararının verildiği söz konusu kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay'a gönderilmiş, Yargıtay -----. Hukuk Dairesi'nin █████/2019 tarih ve ---- Esas------ Karar sayılı ilamıyla "Tasarrufun iptali davaları basit yargılama usulüne tabi menfi tespit davası ise yazılı yargılama usulüne tabidir. Ayrıca tasarrufun iptali davasının temyiz inceleme yeri ile menfi tespit davasının temyiz inceleme yerinin farklı olması nedeniyle ayrı bir dava olarak açılan menfi tespit davasının tasarrufun iptali ile birleştirilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece, menfi tesbit davasının tefrik edildikten ve ayrı esasa kaydı yapıldıktan sonra, tasarrufun iptali davasının diğer ön koşullarının gerçekleşmiş olduğunun anlaşılması halinde, gerçek bir borç ilişkisinin varlığı tasarrufun iptali davasını etkileyeceğinden bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl davada davalı-birleşen davada davacı -------vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA," kararının verilerek dosya mahkememize gönderilmiş, yukarıda yazılı esas numarası aldığı görülmüş, mahkememizce tensip zaptı hazırlanarak duruşma günü verilmiş, taraflara tebliğ edilmiştir.Yargıtay ilamına istinaden mahkememizin █████/2020 tarihli duruşma ara kararı ile birleşen ----ATM'nin ----- Esas sayılı dosyasının tefriki ile ------ esasına kaydına, birleşmeden sonra yapılan işlemlerin birer suretinin tefrik edilen dosyaya alınmasına kararının verildiği, söz konusu ------ Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapıldığı anlaşılmıştır.Mahkememizin-------Karar sayılı dosyasında yapılan yargılamada, müflis şirketin hileli iflası iddiası ile müflis şirket yetkilileri ve müflis şirket ile ortak hareket ettiği ve sahte alacak borç ilişkisi kurdukları iddia edilen davalı şirket yetkilileri hakkında hileli iflas eyleminden dolayı ceza yargılaması olduğu, yapılacak olan tespitlerin bu dava sonucunu etkilemeyeceği, zira müflis şirketin faaliyetinin SPK tarafından geçici olarak durdurulduğu dönem içinde böyle bir tasarrufu yapıp yapamayacağı ya da bu tasarrufun geçerli olup olmayacağı hususunun incelenmesi gerektiğinden ceza davasının sonucunun beklenmediği, dava dışı ------., davalının nakit blokajı karşılığında, muhatabı------ Borsası olan üç adet teminat mektubu verdiği, bu teminat mektupları toplam 1.321.000,00 TL tutarlı olduğu, davacı ile dava dışı ------. arasında 08.01.2010 tarihinde bir rehin sözleşmesi imzalandığı, rehin sözleşmesi ile davacı, davalının -------nezdindeki nakdi veya gayri nakdi kredilerinin teminatını teşkil etmek üzere 1.321.000,00 TL tutarlı mevduat rehni tesis edildiği, bunun üzerine aynı gün ------davalının nakit blokajını kaldırdığı, davalının da aynı gün 1.321.000,00 TL'yi davacı hesabına havale ettiği, iflâs idaresinin talebi üzerine ------ teminat mektuplarını davacının hesabından tazmin ederek 1.317.683,30 TL'yi 29.03.2012 tarihinde, iflâs idaresinin hesabına gönderdiği, bu tutarın davacının hesabından karşılandığı, müflis aracı kurumun o tarihteki hukuki durumu sebebiyle bahsi geçen alacağın müflis aracı kurumdan tahsili işlemi Sermaye Piyasası Kanunu'nun emredici hükümlerine aykırılık oluşturmakla birlikte davacı tarafından teminat mektuplarının nakde çevrilmesi aşamasında 1.321.000,00 TL tutarı kendi blokesi ile iade ettiği nazara alındığında davacının müflis şirket tarafından kendi hesabına havale edilen 1.321.000,00 TL tutara ilişkin davalıya borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olup kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay -----HD'nin------- Sayılı ilamı ile ''Menfi tespit davası olarak açılan bu davada davacının borçlu olmadığını iddia ettiği miktar tasarrufun iptali davası konusu olan EFT miktarına ilişkin olup davacı, davalının mal kaçırma amacının olmadığını, gerçek bir alacak ve ödeme olduğunu iddia etmektedir. Bu durumda bu davanın konusu olan iddia, daha önce açılan tasarrufun iptali davasında savunma konusu olabilecek ve o dava dosyasında araştırılıp incelenecek ve tahkik edilerek sonucuna göre karar verilecek hususa ilişkin olduğundan davacının işbu davayı tasarrufun iptali davasından bağımsız ayrı bir dava olarak açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendine göre hukuki yarar dava şartıdır. Dava şartı, varlığı davanın görülmesi için gerekli ön şartlardandır. 6100 sayılı Kanun’un 115 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrasına göre mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Bu nedenlerle, davanın dava şartı olan hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.. " gerekçesi ile bozularak gönderilmiş olmakla, bozma ilamına uyma kararı verilmek suretiyle davacının menfi tespit davasının HMK'nun 114/1h maddesi uyarınca davada hukuki yararı olmadığından usulden reddine, karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı ve mahkememizin ------ Sayılı dosyası birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında cari hesap ilişkisi olduğu, davalı şirket tarafından davacı şirkete bir kısım havaleler gönderildiği, davalı şirket kayıtlarına göre █████/2010 tarihi itibariyle davalı şirketten 1.114.975,23 TL. alacaklı göründüğü, 2005 senesinde sermayenin açık vermesi sebebiyle sermayesinin 500.000 TL. lik kısmı bloke edilen davacı müflis şirketin blokesinin 200.000 TL. lik kısmının davalı tarafından karşılandığı, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin █████/2010 tarihinden sonra da devam ettiği, davalı şirket tarafından davacı şirketin iflas ettiği tarihten sonra da davacı şirket için yaptığı ödemelerin devam ettiği, davacı müflis şirketin kendi ticari kayıtlarında davalıdan aldığı borçların gözüktüğü, davacı müflisin "ortaklara borçlar hesabında" davalıya 1.622.975,23 TL. borçlu iken iflas ettiği yılda bu borcun 160.527,35 TL. ye indiği, bunun başlıca sebebinin iflas etmeden önce davalıya yapılan 1.321.000,00 TL. tutarlı ödeme olduğu anlaşılmış olup müflis aracı kurumun o tarihteki hukuki durumu sebebiyle bahsi geçen alacağın müflis aracı kurumdan tahsili işlemi Sermaye Piyasası Kanunu'nun emredici hükümlerine aykırılık oluşturmakla birlikte davalı tarafından teminat mektuplarının nakde çevrilmesi aşamasında 1.321.000,00 TL. lik tutarı kendi blokesi ile iade ettiği nazara alındığında davalının müflis şirket tarafından kendi hesabına havale edilen 1.321.000,00 TL.lik tutara ilişkin davacıya borçlu olmadığı dolayısıyla tasarrufun iptali davasının şartlarının bu kapsamda oluşmadığı anlaşıldığından açılan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 19.001,45-TL'nin yatıran tarafa iadesine,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafından yapılan 5.457,9 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 196.940,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.