Anahtar kelimeler: Çorlu Sarsılması Nafakaların Erkeğin Evlilik Kadın Sebebine Kesinlik Boşanma Şartı

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 56. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorlu 3. Aile MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, erkeğin boşanma davasının kabulü, nafakaların miktarı, reddedilen evlilik birliğinin sarsılması sebebine davalı boşanma talebi ile reddedilen maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-karşı davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2.Somut olayda, davacı-karşı davalı erkek tarafından 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin dördüncü fıkrasına dayanılarak boşanma davası açılmış, davalı-karşı davacı kadın tarafından ise 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci ve dördüncü fıkralarına dayanılarak boşanma davası açılmıştır.Taraflarca karşılıklı olarak açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması neticesinde İlk Derece Mahkemesince, erkeğin ve kadının tanıklarının birbirine uyumlu beyanlarından taraflar arasında görülen ve ret ile sonuçlanan boşanma davasının kesinleşmesinden dava tarihine kadar üç yıldan fazla süre geçtiği, bu süreçte tarafların bir araya gelmedikleri, ortak hayatın tesis edilmediği, ret ile sonuçlanan Çorlu 2. Aile Mahkemesinin 2013/7 Esas ve ████████ Karar sayılı dosyasında kadının davacı-karşı davalı, erkeğin davalı-karşı davacı oldukları, davanın ve karşı davanın ayrı ayrı reddine karar verilerek kararın kesinleştiği, o davadan sonra tarafların bir araya gelmediği, taraflar arasında kusur olarak kabul edilebilecek yeni bir olayın da yaşanmadığı, tarafların karşılıklı olarak birlikte yaşamaktan kaçındıkları ve boşanma sebebi yaratmış olduklarından eşit kusurlu oldukları gerekçesi ile asıl ve karşı davanın 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Kadının 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca açılan boşanma davası yönünden ise; taraf tanıklarının birbirine uyumlu beyanlarından taraflar arasında görülen Çorlu 2. Aile Mahkemesinin 2013/7 Esas ve ████████ Karar sayılı, 2016 yılında kesinleşen boşanma davasının reddine dair davadan sonra tarafların bir araya gelmedikleri, birlikte yaşamadıkları, davalı-karşı davacı kadının dayandığı bu vakıaların 2013 yılında açılan ilk boşanma davasından önceki zamanlarda meydana geldiği, bu vakıalara ilişkin olarak Çorlu 2. Aile Mahkemesi 2013/7 Esas ve ████████ Karar sayılı dosyasından yargılama yapıldığından bunların yeniden yargılama konusu olamayacağı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir. Verilen bu karar kadın vekilince kusur belirlemesi, erkeğin boşanma davasının kabulü, nafakaların miktarı, reddedilen evlilik birliğinin sarsılması sebebine davalı boşanma talebi ile reddedilen maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden istinaf edilmiş, istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince kadının yoksulluk nafakası miktarı yönünden istinaf başvurusunun kabulüne, sair istinaf taleplerinin ise esastan reddine karar verilmiş, hüküm kadın vekilince yukarıda sınırlandırıldığı şekilde temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama, toplanan deliller ve özellikle dosyaya delil olarak sunulan mahkeme kararları dikkate alındığıda; İlk Derece Mahkemesince taraflara yüklenen kusurlar sabit olmakla bereber, davacı-karşı davalı erkek tarafından dayanılan ve dosya içerisine kazandırılan Çorlu 2. Aile Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında kadın tarafından erkek aleyhine tedbir nafakası davası açıldığı, Mahkemece kadının kaza geçirerek kalçasını kırdığı ve bu yüzden çalışamadığı, bakıcı tutarak bakımını sağladığı, bakıcıya da asgari ücret düzeyinde ödeme yaptığı, maddi olarak sıkıntı çektiği, erkeğin ise emekli olduğu, gelir durumunun iyi olduğu, dinlenen tanık anlatımlarından anlaşılacağı üzere erkeğin kadına maddi katkı sağlamadığı, bu şartlar altında kadının çalışmadığı da dikkate alınarak erkeğin katkısı olmadan geçinmesinin zor olduğu gerekçesi ile açılan tedbir nafakası davasının kısmen kabulüne karar verildiği ve kararın taraflarca istinaf edilmeksizin 03.07.2017 tarihinde kesinleştiği, bu durumda kadına maddi katkı sağlamama vakıasının da erkeğe kusur olarak yüklenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. O halde boşanmaya sebep olan olaylarda birlikte yaşamaktan kaçınan, boşanma sebebi yaratan ve kadına maddi katkı sağlamayan erkek ağır, birlikte yaşamaktan kaçınan ve boşanma sebebi yaratan kadın ise az kusurlu olup kadının karşı davasında evlilik birliğinin sarsılması sebebine davalı boşanma talebinin de kabulü gerekir ise de kadının karşı davasındaki talebinin 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci ve dördüncü fıkralarına dayalı boşanma istemine ilişkin olduğu, kadının tek dava içinde iki ayrı boşanma talebi bulunduğu, netice itibariyle kadının karşı davasının 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kabul edilerek boşanmaya hükmedildiği ve kabul edilen karşı davasında kadın lehine zaten yargılama gideri ve vekâlet ücretine de hükmedildiği anlaşılmakla bu husus ayrıca bozma nedeni yapılmamış, hükmün, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğu gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulünün doğru olmaması nedeniyle kusur belirlemesi yönünden bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.3.4721 sayılı Kanunu'nun 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı-karşı davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak davalı -karşı davacı kadın yararına uygun miktarda maddî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.KARARAçıklanan sebeplerle;1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi ve reddedilen maddi tazminat talebi yönünden kadın yararına BOZULMASINA,2.Davalı-karşı davacı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.