Anahtar kelimeler: Saatte Gününün İstemli Gelmiş Başlanarak Davetiye Olmalarıyla Günde Dinlenerek Sahipleri
6. Hukuk Dairesi ████████ E. , ████████ K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk DairesiSAYISI : ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde davacılar vekili Avukat .............. ile davalı vekili Avukat ...............'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı arsa sahipleri vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında Beyoğlu .......... Noterliği’nin 20.10.2006 tarihli ve 29125 no'lu arsa payı karşılığı inşaat sözleşmenin imzalandığını, davalı yüklenicinin sözleşmenin imzalanmasından itibaren 24 ay içinde bağımsız bölümleri teslim etme, gecikme olması halinde her geçen ay için arsa sahiplerinin her birine 3.000,00 TL kira tazminatı ödemeyi üstlendiğini, ancak 24 ay geçmesine rağmen bağımsız bölümlerin teslim edilmediğini, bu kez taraflar arasında Beyoğlu ....... Noterliği’nin 17.05.2011 tarihli ve 13754 no'lu ek ve tadil sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile teslim süresinin 2011 Ağustos ayına kadar uzatıldığını, teslim edilmediği takdirde davalının 5 daire kira bedelini 20.10.2006 tarihli sözleşme tarihinden itibaren 7.500,00 TL ödemekle yükümlü olacağının düzenlendiğini, davalının bağımsız bölümleri süresinde teslim etmediğini belirterek kira tazminatı olarak şimdilik 1.500,00 TL’nin her bir davacı için ayrı ayrı tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davacılar vekilince sunulan 22.05.2019 tarihli bedel artırım dilekçesiyle, dava dilekçesinde talep edilen toplam 1.500,00 TL gecikme tazminatı miktarı, davacı ....... için 126.312,50 TL’ye, davacı ........ için 126.312,50 TL’ye, davacı ...... için 63.156,25 TL’ye, davacı ...... için 63.156,25TL’ye, davacı Songül için 126.312,50 TL’ye çıkartılmıştır.II. CEVAP Davalı yüklenici vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların iddia ve taleplerinin zamanaşımına uğradığını, Haziran 2012 yılında davacılara bağımsız bölümlerin teslim edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın niteliği itibarıyla, belirsiz alacak davası olduğu ve davalının arttırılan kısım için zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı gerekçesiyle davacıların bedel arttırım yapılmış davalarının kabulü ile davacı ......için 126.312,50 TL, davacı ........ için 126.312,50 TL, davacı ......... için 63.156,25 TL, davacı......... için 63.156,25 TL, davacı ........... için 126.312,50 TL olmak üzere toplam 505.250,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; davaya konu kira tazminatı bakımından uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 6098 sayılı TBK'nın 146. maddesi gereğince 5 yıl olduğu, davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesi ve istinafa cevap dilekçesi içeriklerinden de anlaşılacağı üzere dava konusu taşınmazların 2012 yılı Haziran ayında davacılara teslim edildiği ve zamanaşımı süresinin en geç bu tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, dava tarihinin 26.12.2016 olduğu göz önünde bulundurulduğunda dava tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresi geçmemiş olmakla birlikte, ıslah tarihi olan 22.05.2019 tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu, mahkemece, ıslahla arttırılan miktar olan toplam 503.750,00 TL bakımından davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde ıslah dilekçesiyle arttırılan miktar da dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın dava dilekçesinde talep edilen 1.500,00 TL bakımından kısmen kabulüne, ıslahla talep edilen 503.750,00 TL bakımından ise zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar vekili temyiz dilekçesinde; bağımsız bölümlerin iskân alınarak hukuken teslim edilmediğini, TBK'nın m. 478 uyarınca 20 yıllık zamanaşımı süresinin söz konusu olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca kira tazminatı istemine ilişkindir.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Talep konusu kira tazminatı belirlenebilir bir alacak olduğundan bölge adliye mahkemesince davanın kısmi dava olduğu yönündeki nitelendirmesi yerindedir. Kısmi dava açılması halinde alacağın yalnız dava konusu edilen kısmı için zamanaşımı kesilir, dava dışı kalan bölümü içinse zamanaşımı işlemeye devam eder. Somut uyuşmazlıkta arttırılan 503.750,00 TL için bağımsız bölümlerin davacılara teslim edildiği Haziran 2012 tarihinden davanın ıslah edildiği 22.05.2019 tarihine kadar TBK’nın 147/6 ıncı maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından bölge adliye mahkemesince ıslahla arttırılan kısım bakımından davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup, davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmeyip, reddi gerekmiştir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Dairemizdeki duruşmada vekille temsil olunan davalı yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.03.2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. Öncelikle kısmi dava açılması halinde ilk açılan davanın alacağın tümü yönünden zamanaşımının kesilmesi sonucunu doğurup doğurmayacağı konusunun değerlendirilmesi gerekir. 818 sayılı BK'nın 133. (TBK 154) maddede dava yoluyla mahkemeye başvurulmuş ise yani dava açılmışsa zamanaşımının kesileceği düzenlenmiştir. Bu maddenin de yorumunun sonucu olarak yerleşik yargısal uygulamalarda dava açılmakla ancak dava dilekçesindeki miktar için zamanaşımının kesileceği ve sadece dava açılan miktar için dava tarihinde temerrüt olgusunun gerçekleşeceği kabul edilmektedir. Yargısal uygulamalar bu yönde süregelmiş ise de 24.05.2019 tarihinde verilen 2017/8 Esas, 2019/3 Karar sayılı bir içtihadı birleştirme kararı çıkmış olup yerleşik uygulamadan dönülmesi gerekip gerekmediğinin bu karar kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.Sözünü ettiğimiz 24.05.2019 tarihli içtihadı birleştirme kararında "kısmi davada, dava konusu miktarın kısmi ıslahla faiz talebi belirtilmeksizin artırılması halinde, artırılan miktar bakımından dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize hükmedileceği belirtilmiştir.Bu karar zamanaşımı ile ilgili değilse de İçtihadı Bileştirme Kararlarının konularıyla sınırlı, sonuçlarıyla bağlayıcı olmakla birlikte gerekçeleriyle de yol gösterici olduğu unutulmamalıdır. Bu yol göstericilik kararın sonuç kısmının yorumlanması, kapsamının belirlenerek uygulanması için gerekli olduğu kadar, dayandığı esasların başka müesseselerin yorumlanıp uygulanabilmesinde de geçerli olacaktır. Yol göstericilik konusunda kararın tüm gerekçeleri değil; ana sonuçla bağlantılı ve bu sonuca hangi hukuksal nedenlerle varıldığını gösteren temel gerekçeler esas alınmak suretiyle bir sınırlama getirilmesi de içtihadı birleştirme kararlarının mahiyetine uygun bir sonuç olacaktır. Kaldı ki Yargıtay Kanunu 45/5. maddede içtihadı birleştirme kararlarının benzer hukukî konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlayacağı düzenlenmiş olduğundan benzer konular için de bu içtihadı birleştirme kararının uygulanması bir zorunluluktur.24.05.2019 tarihli içtihadı birleştirme kararında varılan sonucun temel gerekçesi; ıslahla miktar artırımının ek dava niteliğinde olmayıp dava dilekçesindeki miktarın değiştirilmesi olduğudur. Bu temel gerekçenin varlığı; kararda yer verilen "...Ek dava ile kısmi dava arasında paralellik mevcut ise de ıslahla ilgili sorunların yine ıslah müessesi kapsamında sonuçlandırılarak değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle dava değerinin artırılması kısmi ıslah kapsamında olduğundan süregelen davanın devamıdır ki yeni bir dava ve ek dava olarak kabul edilemez. Artırılan tutar için harç yatırılması bir usul işlemidir; yeni bir dava açıldığı şeklinde yorumlanamaz..." biçimindeki açıklamalarda ve "...bu amaçla verilen bir ıslah dilekçesi dava dilekçesindeki istem ve ferilerini ortadan kaldırmayacak, sadece istenilen alacak rakamını değiştirecektir. Hal böyle olunca ıslahla artırılan tutar, yeni bir dava olmadığından, ilk dava dilekçesinde yer alan bütün unsurlar faiz istemi de dahil olmak üzere, ıslahla artırılan kısım için de uygulanabilir olmalıdır..." şeklinde yapılan açıklamalarda açıkça görülmektedir. Bu ifadeler kararın; sonuç kısmıyla da uyumlu ana ve en temel gerekçeleridir.Bu karar temel gerekçesinden soyutlanarak yorumlanıp uygulanamayacağına göre, ıslahla miktarın artırılması halinde, bu miktar değişikliğinin, zamanaşımının kesilmesine neden olup olmadığı, zamanaşımını kesecek bir işlem ise hangi tarihte zamanaşımının kesileceği konusunda da kararın bu ana gerekçesinden yararlanılmalıdır.Bu yararlanmanın gerekliliği uygulama ve öğretide de kabul edilmekte ve şöyle açıklanmaktadır: İçtihadı birleştirme kararları bakımından her ne kadar sadece sonuç kısmı bağlayıcı olsa da sonuç kısmı ile gerekçenin sıkı irtibatı nedeni ile kararda varılan bağlayıcı sonucun anlamlandırılabilmesi, bağlayıcılığın gerekçeye genişletilmesi ile mümkündür. (Baki Kuru, İçtihatların Birleştirilmesi (Sevinç 1977), s. 33-34; Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü (Demir 2001) C. V, s. 4961. Aynı yönde Yargıtay HGK, 24.11.1965 T., ███████, Baki Kuru, İçtihatların Birleştirilmesi, s. 34. Benzer şekilde Yargıtay 4. HD, 06.02.1973 T., █████████ E., █████████ K., Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku (Nesil 2000) s. 65.; Nurbanu Erzurumlu Işık, Mahkeme İçtihatları Yoluyla Medenî Usûl Hukukunun İnşası, Doktora Tezi sf: 216). İçtihadı birleştirme kararlarının bağlayıcılığının kapsamının belirlenmesinde de karara etki eden gerekçenin dikkate alınması gerekir. Zira, içtihadı birleştirme kararları somut bir olayın çözümü bakımından değil; hukuk dünyasında anlamlandırılması ya da uygulanması bakımından soruna yol açan kurala yönelik soyut bir ilkenin ortaya konulmasına hizmet eder (Nurbanu Erzurumlu Işık, Mahkeme İçtihatları Yoluyla Medenî Usûl Hukukunun İnşası, Doktora Tezi sf: 216).Bu içtihadı birleştirme kararı ile ıslahla miktar artırımı ek dava olarak görülmemiş ve sadece dava dilekçesinde yazan miktarın değiştirilmesi, diğer bir ifadeyle bu miktarın düzeltilmesi olarak görülmüştür. Bu kararın sonucu olarak miktar artırımına ilişkin yapılan ıslahın da artık ek dava olarak görülmesi mümkün olmayıp dava dilekçesindeki miktar kısmının düzeltilmesi olarak kabul edilmesi gerekir. Düzeltilen dava dilekçesi olduğuna göre davacı tarafından ıslahın teşmil edildiği tarih de ilk dava tarihi olacaktır.Dava tarihine teşmil edilecek şekilde bir ıslah gerçekleştiğine göre, ıslahla artırılan miktar için de dava tarihinin artık ilk dava tarihi kabul edilmesi ve dava açılmakla zamanaşımının kesileceğine dair BK'nın 133/1 bent 2 (TBK 154/1-bent 2) hükmünün ıslah edilen miktar için de ilk dava tarihi esas alınarak uygulanması gerekir.Islahla miktar artırımı dava veya ek dava sayılmadığı için BK'nın 133/1 bent 2. madde gereğince zamanaşımı kesilmez ise de yukarıda da belirttiğimiz üzere bu ıslah dava dilekçesindeki miktarın değiştirilmesi ve düzeltilmesi olduğundan ıslahla artırılan yeni istem için de zamanaşımının ilk dava tarihinde kesilmiş sayılması gerektiği sonucuna varılmalıdır. Dava konusunun tümüyle değiştiği tam ıslahta zamanaşımının ilk dava tarihine göre hesaplananacağı doktrin ve uygulamada tümüyle kabul edilir iken dava konusunun dahi değişmediği ek dava dahi sayılmadığı konusunda açık gerekçe içeren ve bu gerekçeyle sonuca giden içtihadı birleştirme kararına rağmen, ıslahla miktar artırımında zamanaşımının ilk dava tarihine göre hesaplanmaması da çelişkili bir uygulama ve yorum olacaktır. Diğer yandan aynı usul işlemi olan ıslahla miktar artırımı temerrüt faizi yönünden ek dava sayılmaz iken diğer yandan zamanaşımı için ek dava sayılmış olacaktır. Bu ise aynı usul kurallarının değişik maddi hukuk taleplerinde farklı uygulanması, farklı yorumlara tabi tutularak farklı sonuçlara varılması anlamını taşıyacak ve başka bir boyutta olmak üzere ayrı bir çelişki oluşturacaktır.Açıkladığımız nedenlerle ıslahla artırılan kısım için zamanaşımının ıslah tarihine göre hesaplanması gerektiği şeklindeki yerleşik uygulamadan 24.05.2019 tarihinde verilen 2017/8 Esas, 2019/3 Karar sayılı bir içtihadı birleştirme kararında varılan sonucun temel gerekçesini oluşturan medeni usul yorumları karşısında artık dönülmesi ve zamanaşımının dava veya ek dava sayılmayan ıslahla miktar artırım tarihine göre değil, davanın açıldığı ilk tarihe göre hesaplanması gerekir.Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; 26.12.2016 tarihinde açılan ilk davanın şimdilik 1500 tl talep ediyoruz denilmek suretiyle kısmi dava olarak açlıdığı, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu, 22.05.2019 tarihinde bedel artırım dilekçesi verildiği ancak dava belirsiz alacak davası olmadığından bu talebin ıslah talebi olarak değerlendirilmesi gerektiği bu durumda yukarıda açıklandığı üzere 24.05.2019 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı karşısında ıslahla miktar artırımı ek dava sayılmadığı ve dava dilekçesindeki miktarın düzeltilmesi niteliğinde olduğu kabul edildiği için, artırılan kısım için dahi zamanaşımının ilk dava tarihine göre belirlenmesi gerekirken, ıslah tarihinin zamanaşımı başlangıcına esas alınması yerinde değildir. Dava tarihi esas alındığında ıslah ile artırılan kısım için zamanaşımı süresi dolmamıştır. Bu durumda zamanaşımı definin reddine karar verilerek işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz talebi kabul edilerek, bozma kararı verilmesi gerekirken kararın onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.
Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!