Anahtar kelimeler: Tarihesas Azilnamesi Acentenin Satımdan Acentelik Acenteliğini Acenteliğinin Vadesi Yürütmekte Noterliğinin

T.C.

İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ███████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2018
KARAR TARİHİ : █████/2025
... 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2019 tarih ve ... Esas ... sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin'nin █████/2023 tarih...Esas ... sayılı kararı ile kararın kaldırıldığı ve yargılamaya devam edildiği anlaşılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili; █████/2015 tarihli acentelik sözleşmesi gereğince müvekkili şirketin acenteliğini yürütmekte olan davalının acenteliğinin ... 51. Noterliğinin ... tarihli azilnamesi ile feshedildiğini, davalı acentenin müvekkili şirkete █████/2017 tarihi itibariyle vadesi gelen 17.909,66-TL olmak üzere toplam 22.359,12-TL borcunun ödenmesi konusunda █████/2017 tarihli ihtarname gönderilmesine rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine ... 34. İcra Dairesinin ...esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Cevap: Davalı tarafın yasal süresi içerisinde davaya cevap vermeyerek iddiaların inkarı cihetine gittiği anlaşılmıştır.
Toplanan Deliller:
... ve ... tarafından hazırlanan █████/2023 tarihli bilirkişi raporu,
... ve ... tarafından hazırlanan █████/2024 tarihli bilirkişi ek raporu,
... ve ... tarafından hazırlanan █████/2025 tarihli bilirkişi ek raporu,
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava, sigorta prim alacağının tahsili istemiyle başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davası; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, bu davanın açılabilmesi için:
1-İlamsız takip yapılmış olması,
2-Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
3-Alacaklının, itirazın kaldırılması için İcra mahkemesine başvurmaması,
4-İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının 1 yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran, itirazla duran takibin devamınını amaçlayan bir dava olup yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.
Somut olayda, ... 34.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının tetkikinde; alacaklı davacı tarafından borçlusu davalı aleyhine, █████/2017 tarihinde, 19.520,08-TL asıl alacak ve 1.157,57-TL işlemiş faiz toplamı olan 20.667,65-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının "ödenmeyen prim borçları" olarak gösterildiği, ödeme emrinin borçluya █████/2017 tarihinde tebliği üzerine yasal süresinde olan █████/2017 tarihli itiraz ile takibin durduğu, davalı tarafından borca, fer'ilerine itiraz edildiği, itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği, öyleyse eldeki itirazın iptali davasının yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde olan █████/2018 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dava konusu uyuşmazlıkta, taraflar arasında █████/2015 tarihli acentelik sözleşmesi akdedildiği, davacı tarafça keşide edilen █████/2017 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiği, fesih sonrasında vadesi gelmiş 17.909,66-TL prim alacağının ödenmesinin █████/2017 tarihli ihtarname ile davalıya ihtar edildiği, ihtara rağmen ödeme yapılmaması üzerine dayanak icra takibinin başlatıldığı anlaşılmaktadır.
Acentelik sözleşmesinin 34. maddesinde, taraflar arasındaki ihtilaflarda davacının defter ve kayıtlarının esas alınacağı, alacak-borç ilişkisinde davacı defterlerinden başka delil kabul edilmeyeceği düzenlenmiştir. Sözleşmenin 15 ve 36. maddelerinde ise; poliçelerin sigorta primlerinden/sigorta ücretlerinden, sigortalıdan tahsil edilmiş olsun veya olmasın acentenin sorumlu olduğu hüküm altına alınmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşmedeki münhasır delil hükmü ile uyuşmazlık halinde davacı defter ve kayıtlarının esas alınacağı düzenlenmiş ise de, HMK'nın 193/2. maddesi hükmü uyarınca, taraflar arasındaki münhasır delil sözleşmesine rağmen bu delilin aksi, yine aynı kuvvetteki başka bir delille ispatlanabileceği gibi, taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya büyük ölçüde güçleştiren delil sözleşmeleri de geçersizdir. Dolayısıyla delil sözleşmesinin varlığı, karşı tarafın yasal delillerini sunma olanağını ortadan kaldırmayacağı gibi, ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine de engel teşkil etmeyecektir. Ancak somut olayda ise davalı taraf davaya cevap vermediği gibi delil de bildirmemiştir. Davacı tarafça kendi ticari defter kayıtlarına delil olarak dayanılmış olup davacının ticari defterlerinin incelenmesi gerekmektedir. İlave olarak inceleme yapılırken sözleşmenin "poliçelerin sigorta primlerinden/sigorta ücretlerinden, sigortalıdan tahsil edilmiş olsun veya olmasın acentenin sorumlu olduğu" yönündeki 15 ve 36. maddelerinin açık düzenlemelerin dikkate alınması gerekmektedir.
Açıklanan ilkeler ve düzenlemeler ışığında sözleşmenin "poliçelerin sigorta primlerinden/sigorta ücretlerinden, sigortalıdan tahsil edilmiş olsun veya olmasın acentenin sorumlu olduğu" yönündeki 15 ve 36. Maddeleri uyarınca incelenen ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal sürede yapılıp yapılmadığı, sahibi lehine delil teşkil edip etmediği, dava dilekçesinde sözü edilen ve taraflar arasında akdedilmiş olan █████/2015 tarihli acentelik sözleşmesi kapsamında sigorta prim alacağının yönünden takip tarihi itibarıyla davacı şirketin davalıdan alacaklı bulunup bulunmadığı, varsa miktarı gibi hususlarda tanzim edilen bilirkişi kök ve ek raporları ile, davacı şirketin 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin 6102 sayılı TTK'nın 64,66 maddeleri ve VUK'un 220-226 maddeleri uyarınca yasal süreler içerisinde yaptırıldığı, bu itibarla sahibi lehine delil teşkil ettiği, davacı şirket kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalı şirketten 19.520,08-TL alacaklı olduğu, icra takibinde davacının talebinin █████/2017 tarihinden takip tarihine kadar olan asıl alacağına %9,75 avans faiz oranı olup bu bedelin 1.157,57-TL olduğu kanaatinin bildirildiği, raporun kaldırma kararına ve dosya kapsamına uygun olup denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu kabul edilmiştir.
Toplanan delillere göre, taraflar arasında akdedilen █████/2015 tarihli acentelik sözleşmesi uyarınca, fesih sonrasında vadesi gelmiş ödenmeyen prim borçlarının tahsili amacıyla davalı hakkında icra takibi başlatıldığı, delil sözleşmesinin varlığınun karşı tarafın yasal delillerini sunma olanağını ortadan kaldırmayacağı, ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine de engel teşkil etmeyeceği, poliçelerin sigorta primlerinden/sigorta ücretlerinden, sigortalıdan tahsil edilmiş olsun veya olmasın acentenin sorumlu olduğu, davacı şirket kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalı şirketten 19.520,08-TL alacaklı olduğu, takip tarihine kadar olan işlemiş faiz talebinin 1.157,57-TL olacağı, bu itibarla davalı tarafından icra takibine yapılan itirazın haksız olduğu değerlendirilmekle davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Tüm bunlarla birlikte takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeye borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, ... Esas, ... Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2006 tarih ... Esas,... Karar sayılı kararı). Davacının talebine konu olan likit (belirlenebilir) olduğundan ve ödenmeyen prim bedelleri belirli olduğundan (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesi ...Esas ... Karar) aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : İzah olunan nedenlerle;
Davanın KABULÜ ile,
1-Davacı tarafından davalı aleyhine yürütülen ... 34.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 18.834,62-TL asıl alacak ve 1.116,92-TL işlemiş faiz toplamı olan 19.951,54-TL üzerinden aynı koşullar altında DEVAMINA,
2-İcra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan ve likit (belirlenebilir) hüküm altına alınan alacak (19.951,54-TL) üzerinden % 20 oranında hesaplanan 3.990,31-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Asıl alacak olan 18.834,62-TL'ye takip tarihi olan █████/2017 tarihinden itibaren avans faiz uygulanmasına,
4-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen (19.951,54-TL) alınması gereken 1.362,89-TL harçtan peşin alınan 321,65-TL peşin harç ve 19,08-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 340,73‬-TL harcın mahsubu ile eksik olan 1.022,16-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 321,65-TL peşin harç ve 19,08-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 340,73-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yapılan 7.896,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 19.951,54-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025
Katip ...
Hakim ...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!