ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████ KararDAVA : Kıymetli Evrak İptali (Zayi Nedeniyle)DAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2025G. K. YAZILDIĞI TARİH : █████/2025Davacı tarafından mahkememizde açılan Kıymetli Evrak İptali (Zayi Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Bankası .... Şubesi’nin, ... çek numaralı, keşidecisi ... (TCKN: ...) olan █████/2025 keşide tarihli 860.000,00-TL (sekizyüzaltmışbin türklirası) bedelli çekin müvekkili uhdesinde iken kaybolduğunu, müvekkilinin ileride telafisi imkânsız durumlar ile karşı karşıya kalmaması bakımından, çek ile ilgili olarak bankaca ödeme yapılmaması için tedbir kararı verilmesini ve bu hususun bankaya bildirilmesini, çekin kötü niyetli üçüncü şahıslar tarafından ele geçirilerek icra takibine konu edilmemesi ve çek bedelinin, müvekkilinin alacağını talep edebilmesi bakımından ödeme yasağı ile birlikte çekin iptaline ve taraflarına zayi belgesi verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava; 6102 sayılı TTK' nın 818/1-s maddesi atfıyla aynı yasanın 757 ve takip eden maddelerine göre açılan zayi nedeniyle çek iptali istemine ilişkin çekişmesiz yargı işidir. 6100 sayılı HMK'nun 320. maddesinde mahkemenin mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar vereceği düzenlemesi de nazara alındığında, somut olayın belirginliğine bağlı ve çekişmesiz yargı işi de olması sebebiyle duruşma açılmadan, Anayasa'nın 141/4 maddesindeki dava ve usul ekonomisi kurallarına uygun olarak yargılama sonlandırılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun dava şartlarını düzenleyen 114/1. Maddesinin ç bendinde "Yetkinin kesin olduğu hallerde, mahkemenin yetkili olması", dava şartlarının incelenmesini düzenleyen 115/1. maddesinde "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır." ile 115/2 maddesindeki ""Mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." hükümleri bir arada değerlendirildiğinde, işbu davada HMK'nın 114/ç maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığının bulunduğu ve bu noksanlığın giderilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır.Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 757/1. Maddesi; "İradesi dışında poliçe elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatabın poliçeyi ödemekten menedilmesini isteyebilir." şeklindedir.Söz konusu maddede düzenlenen yetki kuralı kesin yetki kuralı olup, mahkemece resen dikkate alınması gerekir. Her ne kadar davacı vekili, çek iptali istemli işbu davayı mahkememizde ikame ederek dava konusu çek bedeli üzerine ödeme yasağı konularak iptalini istemiş ise de; TTK'nın ilgili düzenlemeleri gereği çek iptali davalarında çekin ödeme yeri veya hamilin yerleşim yerindeki Asliye Ticaret Mahkemelerinin kesin yetkili olması, kamu düzenine ilişkin bu yetki kuralının mahkemece re'sen nazara alınmasını gerektirmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanun m.19/1 ve 2.fıkraları; "Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz." şeklindedir. Yerleşim yerinin tekliği olarak ifade edilen bu ilkeyi düzenleyen 2. fıkra, emredici hüküm niteliğindedir. Hukuk güvenliği ve kamu düzeni bakımından yerleşim yerinin tekliği ilkesi önemli faydalar sağlamaktadır. Yerleşim yeri kavramının oldukça geniş bir uygulama alanı bulmuş olduğu nazara alındığında, teklik ilkesinin hukukumuzda kabul edilmiş olması isabetli görülmektedir. Somut uyuşmazlıkta ise, UYAP sisteminden yapılan sorgulamada; davacının sürekli kalma niyeti ile oturduğu yer olarak beyan ettiği yerleşim yeri/mernis adresi " .... Cad. No:4/1 Safran Merkez/Yalova"dır. Dava dilekçesinde davacı yerleşim yeri adresi olarak ".... Mah. ... 13/A Blok Sk. Aykosan 13/A No: 1 Kat:2 Başakşehir/İSTANBUL" gösterilmiştir. Davacının dava dilekçesinde beyan ettiği adres UYAP sisteminden incelendiğinde, yurt içi iş yeri adresi olarak yazdığı; oysa ki kişinin doğduğu yer, iş yerinin bulunduğu yer, kişinin sürekli ilişkisinin bulunduğu yerler olmakla birlikte, bu yerler yerleşim yerini belirlemeye yeterli değildir. (Prof. Dr. Zevkliler, Medeni Hukuk, 5. Bası, s. 371 ve devamı; Prof. Dr. Aytekin Ataay, Şahıslar Hukuk, 1978, s. 233; Prof. Dr. B. Köprülü, Medeni Hukuk, 1984, s. 355). Şu halde ikametgâhın belirlenmesi için fiilen oturulan yer yanında, davacının sürekli oturma amacını belirlemek gerekmekte olup, davacının yerleşiminin sürekli kalma niyeti ile oturduğu yer olarak beyan ettiği "Merkez/YALOVA" adresinin kabulü gerekmekte olup, bu adres yargı sınırlarımız dışında kalmaktadır.Türk Ticaret Kanunu'nun 757/1. maddesine göre çek iptali davalarında diğer bir yetkili mahkeme; dava konusu çek hesabının bağlı olduğu (ödeme yeri) yer Asliye Ticaret Mahkemesi olup, dava konu çek incelendiğinde, şubenin "Suburcu/Gaziantep" adresinde olduğu, bu adreste yargı sınırlarımızın dışında kalmaktadır.Neticede; davacının yerleşim yeri/mernis adresinin Merkez/Yalova olduğu ve mahkememiz yargı alanı dışında kaldığı; yine dava konusu çek hesabının bağlı olduğu (ödeme yeri) "Suburcu/Gaziantep" adresinin mahkememiz yargı alanı dışında kaldığı, usul ekonomisi açısından yetkili mahkemenin hamilin yerleşim yerinin bağlı bulunduğu Yalova Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu, 6102 sayılı TTK'nun 757. maddesi uyarınca mahkememizin yetkisi dahilinde bulunmayan davanın, 6100 sayılı HMK' nın 114/1-ç ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine ve mahkememizin yetkisizliğine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/1-ç ve 115/2. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİ ile mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin yetkisizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,3-HMK'nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın yetkili ve görevli YALOVA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)'ne tevzi edilmek üzere YALOVA HUKUK MAHKEMELERİ TEVZİ MÜDÜRLÜĞÜ’ne GÖNDERİLMESİNE,4-Mahkememizce verilen yetkisizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, 6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. █████/2025Başkan ...¸e-imzalı Üye ...¸e-imzalı Üye ...¸e-imzalı Katip ...¸e-imzalı
Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!