Anahtar kelimeler: Kararidir Satımdan Faturadan Esaskarar Satılan Yapmaya Yazim Katip Kişiliği Ödenmemesi

T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
HAKİM :.....
KATİP : .....
DAVACI : .....
VEKİLİ : Av. .....
DAVALILAR : 1- .....
2- .....
VEKİLİ : Av. .....
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılar tarafından kurulan .....’na satılan ve teslim edilen malların bedelinin ödenmemesi nedeniyle, icra takibine konu iki
faturadan kaynaklı olarak 348.645,00 TL asıl alacağın tahsili amacıyla iş ortaklığının tüzel kişiliği bulunmadığından davalı - borçlulara karşı ..... sayılı
dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, her iki davalıya da gönderilen ödeme emrinin 18.03.2024
tarihinde borçlulara tebliğ edildiğini. Davalılarca 18.03.2024 tarihinde tüm borca itiraz edilerek ve
takibi durduklarını. Davalıların faturaya itiraz etmeyerek temel ilişkiyi kabul ettiklerini. Davalılar borcunun
bulunmadığını iddia etmiş ise de borcu ödediğine dair hiçbir belge sunmadıklarını. Borcun ödendiğine
ilişkin ispat külfetinin davalılara düştüğünü. Davalıların itirazında haksız olduğunu. Her ne kadar takip talebinde, fatura tarihlerinden itibaren faiz istenmişse de itirazın kısmen iptali
ile 348.645,00 TL asıl alacağa TTK. 1530 maddesi gereğince fatura tarihlerinden sonra 30. gününden
itibaren işleyecek avans faizi ile takibin devamına, alacağın likit olması ve tarafların tacir olması
sebebiyle asıl alacağın % 20’si kadar icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine
karar verilmesini karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın huzurdaki dava ile tek taraflı olarak
düzenlediği ve Ortaklık tarafından kabul edilmeyen, 17.01.2024 tarihli, 313.995,00 TL bedelli,
24.01.2024 tarihli, 34.650,00 TL bedelli, faturalardan kaynaklanan sözde alacağın tahsilini talep ettiğini, Ortaklığın davacıdan satın aldığı tüm malların bedelini kendisine zamanında ve eksiksiz olarak ödediğini. Ancak dava konusu fatura içeriğindeki mal alımı davacı tarafından, taraflar arasındaki anlaşmaya uygun şekilde ifa edilmediğini, Davacının, Ortaklık merkezine, fatura konusu montların numunelerini getirdiğini, söz konusu numuneler üzerinden merkez yetkilileri tarafından davacı ile mont alımı yönünde anlaşma sağlandığını,
Sonrasında anlaşılan mallar üzerinden sipariş verildiğini ve siparişlerin şantiye yetkilileri tarafından teslim alındığını. Teslim alınan malların merkeze değil şantiyeye gittiğinden dolayı söz konusu malların
numunelere uygun olup olmadığının o anda tespit edilemediğini. Faturaların düzenlenerek Ortaklığa gönderildiğini, 8 günlük sürenin aşılmasından sonra şirket
satın alma birimi çalışanı ... tarafından şantiyeye gidildiğini ve söz konusu mallar ile
numuneler arasında fark olduğunun anlaşıldığını, bu noktada davacı ile iletişime geçildiğini. Davacı
tarafından her ne kadar malların iadesini istenmiş ise de malların numunelere uygun olmadığı anlaşılana
kadar şantiye de kullanıldığından malların iadesinin mümkün olmadığını. Bu kapsamda tarafların mont
bedellerinde %30 indirim hususunda mutabık kaldıklarını ancak henüz ödeme gerçekleştirilemeden
davacı yanın ahlaka aykırı ve kötü niyetli şekilde fatura bedellerinin tamamı üzerinden huzurdaki davayı
açtığını. Davacı yanın Ortaklıktan herhangi bir alacağı bulunmadığını. Davacı iddialarının aksine, icra
takibine dayanak olan faturaların, gerçekleri yansıtmadığını. Ortaklık ve davacı arasındaki ticari güvene
dayalı ilişki kapsamında yapılan mal alımında, davacının ticari ahlaka aykırı şekilde hatalı hizmet
verdiğini, yine tarafların anlaşmalarına uymayarak, kötü niyetli şekilde sebepsiz zenginleşmeye
çalıştığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE;
Mahkememizce Mali Müşavir bilirkişiden alınan 01.11.2024 tarihli raporda özetle; "Tarafımızca yapılan değerlendirmeler, hukuki nitelendirme, hukuki değerlendirme ve hukuki
mütalaa olmayıp, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanununun getirdiği sınırlamalar içeresinde hesaplama ve
tespitlerden ibarettir. Hukuki değerlendirme ve Nihai Karar Sayın Mahkemenize ait olmak üzere; Taraf yasal defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yasal süreleri içerisinde usulüne uygun
olarak tasdik ettirildiği görülmüş olup, mevcut haliyle sahibi lehine delil vasfı taşıdığı, Dosya içeriğinde davacı tarafından davalılara gönderilen ihbar ihtar vb. içerikli herhangi bir
belgeye rastlanılmamıştır. Davacı tarafından takibe konu edilen faturalara ilişkin iskonto- indirim kaydına rastlanılmamıştır. Davaya konu ürünlerin ayıplı olup olmadığı hususu uzmanlık alanımıza girmediğinden dolayı tarafımızca değerlendirme yapılmamıştır. Davacı yan takip talebinde 17.01.2024 tarihli 313.995,00 TL tutarlı, 24.01.2024 tarihli 34.650,00 TL tutarlı faturalardan dolayı alacak talebinde bulunmuş, defter kayıtları ve faturaların incelenmesi neticesinde davacı yanca İş Ortaklığına usulüne uygun olarak teslimi gerçekleşen
17.01.2024 tarih ... no.lu 313.995,00 TL tutarlı faturadan kaynaklı takip tarihinde İş Ortaklığından 313.995,00 TL alacaklı olduğu, ancak davacının İş Ortaklığı yasal
defter kayıtlarında yer almayan 24.01.2024 tarih ... no.lu 34.650,00 TL tutarlı fatura ve fatura içeriği ürünü davalı yana usulüne uygun olarak tebliğ ve teslim ettiğini kanıtladığı takdirde ayrıca 24.01.2024 tarih ... no.lu 34.650,00 TL tutarlı faturadan dolayı
alacağa hak kazanacağı," şeklinde görüş bildirmiştir.
Dava ticari satımdan kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptaline ilişkindir.
..... Esas sayılı takip dosyasında davacı tarafından davalılar aleyhine 313.995,00 TL ile 34.650,00 TL asıl fatura alacağı ve 20.555,92 TL ile 1.974,34 TL işlemiş faiz toplamı 371.175,26 TL üzerinden faturaya dayalı ilamsız takip yapıldığı, davalı adi ortaklık vekilince ise asıl alacak ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.
Satım sözleşmesinde ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, ...... Sayılı kararı).
Ayıba karşı tekeffül borcu, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaat edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulmasını ifade eder. Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.
Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir ve genel hükümlere göre tazminat isteyebilir.
Alıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanabilmesi için muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması gerekir. TTK'nın 23/1-c maddesine göre de ticari satımlarda muayene süresi sekiz gündür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen şeklin geçerlilik şartı olmayıp ispat şartıdır.
Taraflar arasında, takibe konu faturada belirtilen emtianın davalıya satışına ilişkin satım sözleşmesi bulunduğu ve yine takibe konu emtianın davalıya teslim edildiği hususunda uyuşmazlık bulunmayıp, uyuşmazlık ayıplı olup olmadığı ve takibe konu alacağın tahsil edilip edilemeyeceğine ilişkindir. Davalılar emtianın davalılara teslimi sonrasında, davalılar yetkilisinin şantiyeye gitmesi sonrasında ayıbın tespit edildiğini, emtia şantiyede kullanıldığından malın iadesinin mümkün olmadığını, davacı yan tarafından ayıbın kabul edildiğini ve %30 indirim hususunda anlaşıldığını ancak eldeki davanın açıldığını savunmuştur. Mahkememizce taraf ticari defterlerinin incelenmesi suretiyle alınan bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere davalı yan tarafından faturaya konu malların ayıplı olduğuna dair davacıya ayıp ihbarı yapıldığının ve yine semende indirime gidildiğinin ispat edilemediği, davalı yan tarafından ürünlerin kullanılması nedeniyle de artık emtianın davalılar tarafından kabul edildiği, ayrıca yine raporda takibe konu 313.995,00 TL bedelli faturanın davalılar defterine kayıtlı olduğu fakat 34.650,00 TL bedelli emtia yönünden kaydın olmadığı tespit edilmiş ise de, takibe konu faturaların teslim edilmediği uyuşmazlık konusu olmayıp bu fatura yönünden de davanın kabulüne karar verilmiş, faturaya dayalı alacak likit olmakla davacı lehine inkar tazminatına, takibin kötü niyetli olduğu ispat edilmediğinden ise davalıların kötü niyet tazminat taleplerinin reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulü ile .....Esas sayılı takip dosyasında davacı alacağının 348.645,00 TL asıl alacak üzerinden devamı ile, tahsilde tekerrür yaratmamak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, takip tarihinden tahsil tarihine kadar alacağa avans faizi uygulanmasına,
2-69.729,00 TL inkar tazminatının tahsilde tekerrür yaratmamak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Davalıların kötüniyet tazminat talebinin reddine,
4-Alınması gereken 23.815,94 TL harçtan 4.098,11 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 19.717,83 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
5-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği ..... tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen arabuluculuk ücreti karşılığı olan 3.800,00 TL arabulucu ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 4.098,11 TL peşin harç olmak üzere toplam 4.525,71 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 145,00 TL tebligat ve müzekkere gideri 5.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.145,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT uyarınca 55.783,20 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
10-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıranlara iadesine,
Dair e-duruşma sistemi üzerinden davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ..... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. █████/2024
Katip .....
e-imzalı
Hakim .....
e-imzalı
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!