Anahtar kelimeler: Olara Varılamadığını Borcundan Dolaylı Davalıborçlu Borcuna Ödemediğini Fakat Yemek Görüşmesinde

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ----- İcra Dairesi'nin -----sayılı dosyası ile davalı/borçlu------ Şirketi adına icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin, müvekkilinden yemek hizmeti aldığını, bu hizmetlerin karşılığı olarak faturalar düzenlendiğini, fakat davalının borcunu ödemediğini, arabuluculuk görüşmesinde hiçbir anlaşmaya varılamadığını, davalının icra takibine itirazından sonra icra dosya borcuna istinaden müvekkiline sadece 100.000,00 TL ödeme yaptığını, davalının yapmış olduğu bu kısmi ödeme ile borcu bulunduğunu dolaylı olara kabul ettiğini, icra dosya borcundan borçlu tarafından müvekkiline yapılmış olan 100.000,00 TL ödeme mahsup edildiğinde müvekkilinin halen 38.470,00 TL( faiz , yargılama gideri ve feriler hariç) alacaklı konumda olduğunu, 100.000,00TL kısmi ödemeye ilişkin davalı tarafından tahsil harcı yatırılmadığından icra dosya hesabının net olarak yapılamadığını bunun tamamen borçlunun kusurundan kaynaklandığını, davalının itirazının yerinde olmadığını , TTK 21/2 fıkrasında yer alan itiraz hakkını süresinde kullanmayan kişi fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağını, davalı tarafın ticari defterleri incelendiğinde söz konusu faturaların kayda geçtiği fakat ödenmediğinin açıkça anlaşılacağını, davalının itirazının hukuka aykırı olduğunu, alacağın da likit olduğu dikkate alındığında %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini vb. Beyanlarla ihtiyati haciz kararı verilmesine,----- İcra Dairesi'nin ------Sayılı dosyasından haksız itirazın iptaline, icra takibinin devamına karar verilmesine, itirazında haksız ve kötü niyetli olan borçlu/davalı taraf hakkında %20 icra inkar tazminatı hükmedilmesine, yargılama masrafı ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
HMK m.128 gereği usulüne uygun davetiyeye rağmen cevap dilekçesi sunmayan davalı taraf, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmaktadır.
DELİLLER:
---- İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı icra takip dosyası, Taraf şirketlere ait BA/BS formları, ----- İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 138.470,00 TL asıl alacak üzerinden █████/2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak "TİCARİ FATURALARDAN KAYNAKLI ALACAK 138.470,00 TL" açıklamasının gösterildiği, davalı tarafından █████/2024 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce talimat mahkemesi aracılığı ile SMM bilirkişiden █████/2025 tarihli bilirkişi raporu alınarak taraflara tebliğe çıkarılmış, taraflarca rapora karşı herhangi bir beyan ve itiraz dilekçesi sunulmadığı görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, ---- İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.
Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirmede;
Dosyaya ibraz edilen Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağının incelenmesinde; ----- Arabuluculuk Bürosu, büro dosya numarası ---- ve arabuluculuk numarası ---- olan başvurunun taraflarla ilgili olduğu, tarafların görüşmeye katıldığı ve fakat anlaşma sağlanamadığından █████/2024 tarihli son tutanağın düzenlendiği, bu haliyle arabuluculuk dava şartının yerine getirilmiş olduğu görülmüştür.Türk Medeni Kanunun 6. Maddesinde, Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğunu belirtmiştir.
Yine Türk Ticaret kanununun 83. Maddesinde, Ticari uyuşmazlıklarda mahkemenin yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebileceğini belirtmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 222.maddesi; " (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-███████ md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. " şeklindedir. Yasal düzenleme emredici niteliktedir. Yasanın üçüncü fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının kesin delillerle ispatlanmamış olması ifadelerine yer verilmiştir.Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu bir arada değerlendirildiğinde; 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesinde 22/7/2020 tarihinde 7251 sayılı kanunun 23. Maddesi ile yapılan değişiklik gereği ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
Kayıt dışı ekonomiyi ve sahte fatura düzenlenmesini engellemek üzere bilanço esasına göre defter tutan kurum, kuruluş ve kişilere KDV hariç belirli bir tutarın üzerinde düzenledikleri (BS) ve aldıkları (BA) faturaları vergi dairesine bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Yargıtay içtihatları gereğince fatura alıcısının bu fatura nedeniyle BA formu düzenleyerek vergi dairesine bildirmesi faturaya konu mal ve hizmeti aldığına karine teşkil eder ( Yargıtay ----- HD, 31.10.2018, ------
Neticeten; huzurdaki davada dava konusu alacağa dayanak faturaların davacı defterlerinde ve davalı taraf BA formlarında kayıtlı olduğu, davalı tarafa tebliğ edilmeyen bir faturanın muhasebeleştirilerek vergi dairesine bildiriminin yapılması mümkün olmadığından faturanın davalı tarafa teslim edilmiş sayılacağı, davalı tarafça işbu faturaya ilişkin olarak iade faturası düzenlendiği ya da süresi içerisinde itiraz edildiğine dair bir savunmada bulunulmadığı, dava konusu faturaların davalı tarafa teslim edilip vergi dairesine bildiriminin yapılmış olmasının artık faturaya konu mal ve hizmetin davalı tarafça alındığına karine teşkil edeceği aksinin davalı tarafça ispatının zorunlu olduğu, ön inceleme duruşmasında verilen kesin süre içerisinde davalı tarafça ticari defter ve kayıtların bulunduğu yer ve muhatap alınacak kişinin kimlik ve iletişim bilgilerinin de dosyaya sunulmadığı, davacı tarafın takip tarihi itibariyle davalı şirketten 138.470,00 TL alacaklı olduğu, takip tarihinden sonra 31.07.2024 tarihinde 100.000,00 TL kısmi ödeme yapılmış olduğu, bilirkişi tarafından TBK m. 100 gereği hesaplama yapıldığı buna göre davacı tarafın 31.07.2024 tarihi itibariyle davalı taraftan 64.365,35 TL alacaklı olduğu ancak huzurdaki davanın 38.470,00 TL harca esas değer üzerinden ikame edildiği anlaşılmakla taleple bağlı kalınarak 38.470,00 TL asıl alacak talebi bakımından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
İcra inkar tazminatı talebinin değerlendirilmesinde;
İtirazın iptali davalarında İİK'nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka takibe konu alacağın likit ve belli olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir. Böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. (HGK'nın █████/2006 tarihli, ------- sayılı ilamı)
Somut olayda; dava konusu alacağın faturadan kaynaklandığı bu haliyle borç miktarının olayda olduğu gibi davalı şirket tarafından hesaplanıp belirlenmesinin mümkün olduğu anlaşılmakla 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 67/2.maddesi gereğince davacı lehine koşulları oluşan icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yargılama giderleri bakımından yapılan değerlendirmede;
6100 sayılı HMK'nin 331/1, 332/1 maddeleri gereğince aynı yasanın 323.maddesinde sayılan yargılama giderlerinin, davanın kabul edilmiş olması nedeniyle HMK m. 326 gereği davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yine davanın kabul edilmiş olması nedeniyle hazineye gelir kaydedilmek üzere davalı taraftan tahsiline karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile davalı borçlunun ----- İcra Dairesi ------Esas sayılı dosyası icra takip dosyasına yaptığı İTİRAZIN İPTALİ ile kısmi ödemenin TBK'nın 100.Maddesi uyarınca borca mahsup edilerek takibin 38.470,00 TL asıl alacak üzerinden ödeme tarihi olan 31.07.2024 tarihinden itibaren devamına,
-Davalının takibe itirazı haksız görüldüğünden hüküm altına alınan 38.470,00 TL'nin % 20 si olan 7.694‬,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.627,88 TL karar ve ilam harcından baştan alınan 427,60 TL peşin harçtan mahsubuyla bakiye 2.200,28 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç toplamı ile yargılama gideri olarak yapılan 4.810,00 TL'nin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinın davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
5-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına,)Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda; 6100 sayılı HMK 341/2 maddesi uyarınca miktar itibarıyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!