"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza DairesiSAYISI : █████████ E., █████████ K.SUÇ : Nitelikli yağmaHÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : OnamaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen cezanın niteliği ve süresine göre, 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKİ SÜREÇA. İlk DereceSöke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.09.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-d, 168/3-2, 62/1 ve 53/1-2-3. maddeleri uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.B. İstinafİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 18.05.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZA. Temyiz SebepleriSanık Müdafiinin Temyiz İstemiMağdurun kovuşturma aşamasındaki beyanında soruşturma aşamasındaki beyanına yağma suçunu nitekli hale getirmek için ek ilaveler yaptığını, tanıkların beyanlarının çelişkili olduğuna, tanık anlatımlarında sabit olan hususun sanığın eve geliş amacının telefonu almak değil çocuklarını görmek olduğuna, tanıklardan ... ... duruşma salonu dışında beklerken mağdurun avukatı duruşma salonundayken mesajla yönlendirildiğine, avukat hakkında suç duyurusunda bu hususla ilgili suç duyurusunda bulunulduğuna, soruşturma izni verildiğine, telefonu sanığın aldığına, içindeki hattın sanık adına kayıtlı olduğuna, fiili imkansızlık nedeniyle yağma suçu oluşmadığına, bu hususta araştırma yapılmayarak eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, sanığın yararlanma kastının bulunmadığına, zira telefonu kullanmadan iade ettiğine, 5237 sayılı Kanun'un 149/1-d maddesinin konutun sanığa ait olması nedeniyle uygulanmaması gerektiğine, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe1.5237 sayılı Kanun'un 148 inci ve 149 uncu maddelerinde yer alan düzenlemeye göre, bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit ederek veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır.Yağma suçu ekonomik nitelikteki suçlar arasında yer alıp işin niteliği gereği faydalanma amacını taşıması gerekir. Dairemiz uygulamalarında "faydalanma kastı" aranması gerektiğinin çok açık olarak gösterildiği, ayrıca birçok kararlarında bahse konu faydalanma kastının son derece dar yorumlandığı, "mal edinme" veya "sahiplenme yani "kullanma" yada "ekonomik yarar sağlama" şartlarını aramış onun haricindeki saikleri "faydalanma olarak" kabul edilmediği anlaşılmıştır.Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın tanık ... ile boşanma aşamasında olduğu, ortak çocukları ... ve ...'in anneleriyle birlikte yaşadığı, ...’in velayetinin annesine verildiği ve sanıkla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hususların mahkeme kararıyla belirlendiği, söz konusu karara ilişkin örneğin dosyada mevcut olduğu görülmektedir. Sanık, yargılamanın her aşamasında cep telefonu ve hattının kendisine ait olduğunu, bu telefonu çocuklarıyla iletişim kurabilmek amacıyla kızı ...’e verdiğini beyan etmiş; mahkeme kararına istinaden tanık ... ile görüşmek için katılanı aradığını, ancak telefonlarına yanıt alamadığını ifade etmiştir. Olay günü de benzer şekilde katılanı aradığı, yine cevap alamadığı beyan edilmiştir. Dosyada yer alan mesaj içeriklerinden, sanığın katılanla yaptığı yazışmada, ortamın kalabalık olması nedeniyle katılanın sanığı duyamadığı ve yazışmalarla iletişim kurmalarını istediği, sanığın da katılandan tanık ...’i yemeğe götürmek üzere göndermesini istediği ve ardından “şu telefonumu aç” şeklinde mesaj yazdığı anlaşılmaktadır. Sanığın oğlu tanık ... ...'in kız arkadaşı olan tanık ... ise, sanığın katılana ulaşamadığı yönündeki iddiasını destekler şekilde, mahkemede “...’in telefonunu bir gün önce ..., ... ders çalışmıyor diye almıştı. Telefon ...’teydi. O gün ve ertesi gün ...’in babası, ...’i aramış ancak ulaşamamış. Ertesi gün oraya gitmiştik. ... telefonu ...’e verdi. Tam o sırada İsmail abi aradı.” şeklinde beyanda bulunmuştur. Gerek mesaj içerikleri gerekse tanık beyanları, sanığın katılan öz kızına ulaşamadığı yönündeki savunmasını doğrular niteliktedir. Sanık, her aşamada cep telefonunu katılana çocuklarıyla görüşebilmek amacıyla verdiğini, ancak ulaşamadığı için bu telefonu neden aldığını sorduğunu belirtmiştir. Dairemizce incelenen 2022 yılı takvimine göre, olay tarihinden bir gün önce olan 16.04.2022'nin, mahkeme kararına göre sanığın tanık ... ile kişisel görüşme hakkının bulunduğu gün olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, sanığın tanık ... ile görüşme gününde dahi katılana ulaşamaması nedeniyle telefonu geri aldığı ve bu eylemi sırasında "mal edinme", "sahiplenme", "kullanma" ya da "ekonomik yarar sağlama" amacıyla hareket etmediği, dolayısıyla faydalanma kastının bulunmadığı, dolayısıyla sanığa isnat edilen nitelikli yağma suçunun manevi unsurunun oluşmadığı anlaşılmakla,2. Sanık, cep telefonu ve hattının kendisine ait olduğunu savunmuştur. Katılan ise söz konusu telefonun ağabeyi tanık ... ile sanık tarafından ortak alındığını beyan etmiştir. Tanık ... ... ise mahkeme huzurunda verdiği beyanında, “...’in telefonunu babam almıştı. Benim herhangi bir katkım yoktur. Ben sadece harçlıkların biriktirilip alındığını biliyorum. Hatta babamın da katkısı vardır. Ancak ... ile ortak olarak almışlardır. Ben kardeşime harçlık veriyorum, ancak bu harçlıklarla telefonun alındığını bilmiyorum.” şeklinde ifade vermiştir. Tanığın beyanı kendi içinde çelişkili olup, somut olayda cep telefonu ve hattın sanığa ait olduğunun kabulü gerekmektedir. Sanığın tanık ... ile görüşme gününde dahi katılana ulaşamaması nedeniyle mülkiyeti kendisine ait olan telefon ve hattı geri aldığı, almaya hakkı olduğu kastıyla hareket ettiği açıktır. Kendi hakkını, alacağını aldığını düşünerek ve bu amaçla hareket eden sanığın katılandan telefonu ve hattı almasında 5237 sayılı Kanun'un 150/1 ve maddesinin hükümlerinin uygulanmasının zorunlu olacağı açıktır. Sanığın başlangıçtan itibaren hukuken hakkı olanı almaya çalıştığı ve buna uygun hareket ettiği eylemin 5237 sayılı Kanun'un 30. madde delaletiyle 150 kapsamında kalması gerektiği açıktır. Bu nedenle sanığın eylemini bir alacağın varlığına inanarak ve bu hakkı elde etme özel kastıyla hareket etmek suretiyle gerçekleştirdiği, o halde 5237 sayılı Kanun'un 30/1. maddesi uyarınca bu hatasından yararlanması gerektiği ve 5237 sayılı Kanun’un 150/1. maddesi kapsamında hukuki alacağın tahsili amacıyla tehdit ve kasten yaralama hükümlerinin uygulanması gerektiği halde nitelikli yağma suçundan mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır.Kabule göre;Sanığın, katılandan kendisine ait olan cep telefonu ve hattı geri aldığı sabit olduğundan, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 150/1. maddesi kapsamında hukuki alacağın tahsili amacıyla tehdit ve kasten yaralama hükümlerinin uygulanma olanağı değerlendirilmeden, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.III. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,17.06.2025 tarihinde karar verildi.
Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!