Anahtar kelimeler: Görmeyen Milli Askeri Süreç Edenin Görüşü Anadolu Vermeyeceğinden İstemlerinin Muhalefet
7. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

    SAYISI : █████████ E., █████████ K.
    ŞİKÂYETÇİ : ...
    SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na muhalefet
    HÜKÜM : Beraat
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması
    Suçtan doğrudan zarar görmeyen Milli Savunma Bakanlığının hukuka aykırı olarak davaya katılmasına karar verilmesi hükmü temyiz hakkı vermeyeceğinden, Milli Savunma Bakanlığının temyiz yetkisinin bulunmadığı belirlenmiştir.
    Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
    I. HUKUKİ SÜREÇ
    A. İlk Derece
    İstanbul Anadolu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.02.2021 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında astlık üstlük münasebetlerini zedelemeye, amir veya komutanlara karşı güven hissini yok etmeye matuf olarak alenen tahkir veya tezyif suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 95/4-5. ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62,
    50/1-a, 52/2. maddeleri uyarınca hapis cezasından çevrili 3.500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
    B. İstinaf
    İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 30.03.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak sanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-a maddesi uyarınca beraatine ve 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
    II. TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    1. ... vekilinin Temyiz İstemi
    İlk Derece Mahkemesinin değerlendirmesinin yerinde olduğuna, Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesinin hatalı olduğuna, suça konu eylemin ast konumunda olan bütün personelin ulaşabileceği şekilde gerçekleştiğine ilişkindir.
    2. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi
    Müvekkilin halen Milli Savunma Bakanı olduğuna, suçun oluştuğuna, Mahkemenin değerlendirmesinin hatalı ve sanığın eyleminin Türk Silahlı Kuvvetlerinin disiplini, emir komuta zinciri ve ast-üst arasındaki kuvvetli bağa yapılan bir saldırı mahiyetinde olduğuna, suça konu eylemin aleniyet kazanarak huzurda işlenen fiille aynı sonuçları doğurduğuna, sanığın beraatine karar verilmesinin hatalı olduğuna ve eleştiri ve ifade özgürlüğünün sınırlarının aşıldığına ilişkindir.
    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    1632 sayılı Kanun'un 95/4. maddesinde düzenlenen astlık-üstlük münasebetlerini zedelemeye, amir ve komutanlara karşı güven hissini yok etmeye matuf olarak alenen tahkir ve tezyif edici harekette bulunmak suçunun oluşabilmesi için, tahkir veya tezyif edici fiil ve hareketlerle askerler arasında astlık-üstlük münasebetlerini zedelemenin ve amir ve üstlere karşı güven hissini yok etmenin amaçlanmış olması, yani sanıkta tahkir veya tezyif etme özel kastının bulunması gerekmektedir.
    Yapılan incelemede; her ne kadar sanığın özel kastının bulunmadığı ve eyleminin eleştiri ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı değerlendirilerek sanığın beraatine karar verilmiş ise de; katılanın yazının yayımlandığı tarihte ulusal güvenliği sağlamakla görevli Türk Silahlı Kuvvetlerinin Genel Kurmay Başkanı olarak vazifeli olduğunu bilen ve 39 yıl boyunca Türk Silahlı Kuvvetlerinin muhtelif birimlerinde üst düzey vazife icra etmiş eski bir asker olan sanığın, olağanüstü hal rejimin uygulandığı, ordunun toparlanmaya, ülke içi ve ülke dışında ulusal güvenliği sağlamaya çalıştığı bir dönemde dile getirmiş olduğu sözlerin astlık-üstlük münasebetlerini zedelemeye, amir veya komutanlara karşı güven hissini yok etmeye yönelik özelliğini bilebilecek bir konuma sahip olduğu değerlendirilmekle; tahkir ve tezyif edici olduğu kabul edilen hareketleriyle askerler arasında astlık-üstlük münasebetlerinin zedeleme
    ve amir veya üstlere karşı güven hissini yok etme özel kastıyla hareket ettiği ve eylemini astlar dahil herkesin öğrenebileceği bir mecrada gerçekleştirmiş olması nedeniyle aleniyet unsurunun mevcut bulunduğu anlaşıldığından Kanuni unsurları oluşan atılı suçtan sanığın mahkûmiyeti yerine beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
    III. KARAR
    1. ... Vekilinin Temyizi Yönünden;
    Yargılama konusu astlık üstlük münasebetlerini zedelemeye, amir veya komutanlara karşı güven hissini yok etmeye matuf olarak alenen tahkir veya tezyif suçu yönünden katılan Kurumun suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Kanun'un 237/1. maddesi uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, katılan Kurum vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle REDDİNE,
    2. Katılan Vekilinin Temyizi Yönünden;
    Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
    Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b. maddesi uyarınca takdiren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.03.2025 tarihinde karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!