Anahtar kelimeler: Çağrısı Stratejisi Kurma Örgüte Haziran Organlarının İşlemek İşleyen Suçuna Yayın

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : 3713 sayılı Kanuna aykırılıkHüküm : 3713 sayılı Kanun 7/2. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 62/1, 53/1-3, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyetDosya incelenerek gereği düşünüldü:1- Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 04.03.2008 gün ve 2007/9-282 esas, ███████ sayılı kararında da belirtildiği üzere, 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 314. maddesinin 3. fıkrasında; “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır.” hükmüne yer verildiği, örgüt kurma suçuna ilişkin 220. maddenin 6. fıkrasında ise “Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi ayrıca örgüte üye olmak suçundan dolayı cezalandırılır” biçiminde düzenleme bulunduğu nazara alındığında, örgüte ait yayın organlarının örgüt stratejisi doğrultusunda yaptığı eylem çağrısı üzerine organize edilen 28.03.2006 tarihli korsan gösteriye katılıp, örgüt propagandası yapan ve uyarılara rağmen dağılmayarak güvenlik güçlerine, kamuya ve özel kişilere ait binalar ile işyerlerine taş ve molotof kokteyli atan grup içinde yer alan sanığın eylemleri nedeniyle örgüte üye olmak ve örgütün propagandasını yapma suçlarından dolayı 5237 sayılı TCK’nın 314/3 ve 220/6. maddesi yollaması ile 314/2 ve 3713 sayılı Kanunun 7/2 maddeleri uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,2- Kabul ve uygulamaya göre de;Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 11.03.2008 tarih, 2008/7–14 esas, ███████ sayılı kararı ile 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde değişiklik yapan 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin amaç, kapsam ve gerekçesi de nazara alındığında; hükümden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesiyle değişik CMK’nın 231. maddesindeki “hükmün açıklanmasının geri bırakılması”na ilişkin düzenleme karşısında suçun niteliği ve hükmolunan cezanın süresi gözetilip dosyada bulunan adli sicil kaydı da değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması,Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ile Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 14.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.