Anahtar kelimeler: Memura Sabıkaları Cümle Ytl Sınırı Aleyhe Tayini Kez Tekerrüre Hakaret

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Mala zarar verme, Görevli memura hakaret, Kasten yaralamaHüküm : 5237 sayılı TCK'nın 152/1, 62, 50, 52, 52/4, 765 sayılı TCK'nın 266/1 (4 kez), 269, 59, 72, 40, 647 sayılı Kanunun 4, 5, 765 sayılı TCK'nın 456/4, 271/1-1. cümle, 59 (465 YTL adli para cezası) maddeleri uyarınca mahkumiyetDosya incelenerek gereği düşünüldü: 1- CMUK'nın 305. maddesindeki temyiz sınırı ve kasten yaralama suçundan hükmolunan para cezasının miktarı karşısında kararın kesin olması nedeniyle sanık müdafiinin anılan suça yönelik temyiz isteğinin CMUK'nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,2- Görevli memura hakaret ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik olarak yapılan incelemede;Sanığın tekerrüre esas sabıkaları olduğu anlaşılmakla memura hakaret suçu nedeniyle hakkında 765 sayılı TCK'nın 81. maddesinin, uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.a) Gerekçeli karar başlığına suçun işlendiği yer ve zaman diliminin yazılmaması suretiyle CMK'nın 232/2-c maddesine muhalefet edilmesi,b) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7/2, 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddeleri uyarınca, suçun işlendiği zamandaki yasa ile sonradan yürürlüğe giren yasanın ilgili tüm hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanması, görevli memura hakaret suçu için 5237 sayılı TCK’nın 125. maddesinin seçimlik ceza öngördüğü, ayrıca tek bir eylemle birden fazla kişiye hakaret nedeniyle anılan kanunun 43. maddesinin uygulanması gerekeceği, mala zarar verme suçu yönünden ise, sanığın savunmasında kırılan camı ertesi günü taktırdığını beyan etmesi ve tutulan tutanaklardan camın kimin talimatı ile takıldığının tam olarak belirlenmemesi karşısında, bu hususun kuşkuya yer bırakmayacak şekilde araştırılarak, sonucuna göre 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesi de nazara alınarak, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK'ya göre hükmedilecek cezalar belirlendikten sonra, sanığın lehine olan yasanın tespiti ile lehe yasanın bir bütün halinde uygulanması ve bu durumun gerekçeye de yansıtılması suretiyle hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 13.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi