Anahtar kelimeler: Ödünçten Konusuitirazın Kuruduğunu Özetidavacı Kurulda Payına Aşnin Tlye Sermaye Sermayenin

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:█████████
KARAR NO:█████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2022
NUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Şirket ortaklığından ve ödünçten kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, dava dışı ... AŞ'nin %55 oranında payına sahip olduğunu, davalının ise aynı şirketin %45 payına sahip olduğunu, şirketin 100.000 TL sermaye ile kuruduğunu, 08.06.2016 tarihli genel kurulda sermayenin 500.000 TL'ye, 23.03.2017 tarihli genel kurulda ise 1.500.000 TL'ye yükseltildiğini, bu kararlara göre müvekkilinin sermayesinin 770.000,00 TL artarak 825.000,00 TL’ye davalının sermayesinin ise 630.000,00 TL artarak 675.000,00 TL’ye yükselttiğini, bu sermaye borcu ödemelerinde müvekkilinin hem kendi sermaye borcunu ödediğini, hem de davalının sermaye borcunu ödemesi için borç verdiğini, şirketin kayıtlarının incelenmesi hâlinde davalının sermaye borcunun müvekkilinin kaynaklarından ödendiğinin anlaşılacağını, müvekkilinin sermaye ödemesi için davalıya şirketteki alacaklarından 13.06.2016 tarih ve ... yevmiye ile 180.000 TL, 31.03.2017 tarih ve ... nolu yevmiye ile 450.000 TL olmak üzere toplam 630.000,00 TL borç verdiğini, borcun uzun süre geçmesine rağmen ödenmediğini, müvekkilince şirket kayıtları üzerinde inceleme yapılarak alınan özel amaçla inceleme raporunda da müvekkilinin alacağının bulunduğunun belirlendiğini, alacağın tahsili amacıyla ... sayılı dosyasında başlatılan takibin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini, talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin dava dışı ... AŞ'nin %45 payına sahip olduğunu ve payına isabet eden sermayeyi nakden ödediğini, davacıya herhangi bir borcu olmadığını, davacının müvekkilini şirketten uzaklaştırarak şirketteki payına bedelsiz sahip olmak istediğini, davacının, ...un hakim ortağı, yönetim kurulu başkanı ve imza yetkilisi olduğunu, şirketin bütün ticari defterleri, finansal tabloları ve belgelerinin davacı veya görevlendirdiği kişilerce hazırlandığını, tek taraflı olarak davacı lehine hazırlanmış bu kayıtların bu davayı kanıtlamaktan uzak ve şaibeli olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı 21.06.2021 tarihli dilekçe ile cevabını ıslah etmek için süre talep etmiş ve süresinde ıslah dilekçesini sunmuştur. Davalı vekili, ıslahla sunduğu savunmasında; davacının ödünç sözleşmesine dayanarak talepte bulunduğunu ve ödünç sözleşmesinin miktarı itibariyle yazılı belgeyle kanıtlanması gerektiğini, bir çok Yargıtay kararında da sözleşme ilişkisinin inkârı hâlinde sözleşmenin varlığının yazılı delil ile kanıtlanması gerektiğinin kabul edildiğini, dava dışı şirketin defterleri ile ödünç sözleşmesinin ispat edilemeyeceğini, bilirkişi incelemesi ile sadece davacının, dava dışı ...AŞ'deki ortaklar cari hesabından müvekkilinin aynı şirketteki ortaklar cari hesabına 630.000 TL alacak hakkını havale ettiğini ispat edebileceğini, 630.000,00 TL'nin borç verildiği iddiasını kabul etmediklerini, yazılı delille kanıtlanmayan ödünç sözleşmesi kapsamında ancak TBK'nın 82. maddesine göre sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talepte bulunulabileceğini, ancak bu alacağın da 13.06.2018 ve 13.03.2019 tarihi itibariyle iki yıllık zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesindeki iddialarla husumetin ancak şirkete yöneltilebileceğini, davacının şirketteki ortaklar hesabından, davalının aynı şirketteki ortaklar hesabına yapılan işlemin ancak bir havale işlemi olabileceğini ve TBK'nın 555. maddesinde tanımlanan sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiğini, havalenin niteliği gereği bir ödeme vasıtası olduğunu ve borcun ödenmesi dışında bir işlem yapıldığının davacı tarafından kanıtlanması gerektiğini, davacının, dava dışı şirkete yönelik geçerli bir talimatı bulunmadığından ancak şirketin sebepsiz zenginleşmiş olabileceğini, davacının, şirket kayıtlarının tek taraflı ve usulsüz tutarak davalıyı şirketten uzaklaştırmaya çalıştığını, davacının muhatabının şirket olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, sermaye borcu nedeniyle davalı adına yapılan ödeme nedeniyle davalı aleyhine başlatılan takibe yapılan itirazın iptaline ilişkindir.Davalının %45, davacının ise %55 oranında ortak olduğu ... A.Ş.'nin sermaye artırımları yaptığı ve davalının payı oranında artırıma iştirak etmesine rağmen pay bedelini ödemediği ihtilafsızdır. Davacının ise, şirketi idare etmek için şirkete finansman sağladığı ve şirketin davacıya borçlandığı, artırılan sermaye bedelinin süresinde ödenmemesi nedeniyle davacının şirketten alacaklarına mahsup ve virman edilerek borcun kapatıldığı bilirkişi raporları ile tespit edilmiştir. Davacının, davalı adına yaptığı ödeme miktarı toplamı 630.000,00TL olduğu, bu miktarın da yasal faiziyle talep edildiği, aynı miktar üzerinden de itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmıştır.
Davacının, davalı şirketin yöneticisi olarak, şirket alacaklarını tahsil için ödeme yaptığı, davalının borcunu ödeyerek de şirket yerine geçerek davalıya karşı alacaklı olduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın, tarafların ortak olduğu şirketin sermaye alacağının ödenmesinden kaynaklandığı, taraflar arasında borcun ödenmesi konusunda bir anlaşma olmadığı, ancak davacının ödeme yaparak davalıyı bu oranda borçtan kurtardığı, bunun da davalı yönünden sebepsiz zenginleşmeye olacağı sabittir.Takip tarihi █████/2019 olup, davacının davalı adına 13.06.2016 tarihinde 180.000,00 TL, 31.03.2017 tarihinde 450.000,00 TL ödediği, sebepsiz zenginleşme olarak kabul edilmesi halinde TBK'nın 82. Maddesine göre iki yıllık zaman aşımı süresinin geçtiğinin kabulü gerekir. Ancak TBK'nın 147. Maddesinin 4. Maddesinde, bir ortaklıkta ortakların birbiri ile ilgili alacak davalarında beş yıllık zaman aşımının uygulanacağının düzenlendiği, somut uyuşmazlığın da ortakların ortaklıkla ilgili alacak iddiasının bulunduğu, takip tarihi itibarıyla beş yıllık zaman aşımı süresinin geçmediği, davacının alacağının sübuta erdiği... " gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının ... sayılı takip dosyasına yönelik itirazının iptaline, takibin devamına, alacak likit ve itiraz haksız olduğundan, alacağın %20'si olan 126.000,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin eksik inceleme ile hatalı karar verdiğini, davacının alacak iddiasının TBK'nın 555. maddesinde düzenlenen havale olduğunu, havalenin bir borç ödeme işlemi olduğunu ve bu kanuni karinenin aksinin ancak yazılı delille ispat edilebileceğini, mahkemece işlemin havale olduğuna ilişkin iddiaların incelenmeden karar verildiğini, Tarafların ortağı olduğu ... AŞ’nin kuruluş sermayesinin 100.000,00 TL olduğunu, şirketin 08.06.2016 tarihli genel kurulunda alınan karar ile sermayesi 500.000,00TL’ye yükseltilttiğini, sermaye artırımı sonrası müvekkilinin şirkete 180.000,00 TL sermaye borcu bulunduğunu, şirketin bu sermayesini de 23.03.2017 tarihli genel kurulda alınan karar ile 1.000.000,00 TL artırılarak 1.500.000,00 TL’ye yükselttiğini, müvekkilinin ikinci sermaye artırımı sonrası borcunun ise 450.000,00 TL olduğunu, müvekkilinin toplam 630.000,00 TL sermaye borcunun müvekkilinin... AŞ’deki ortaklar cari hesabından karşılandığını, davacının şirketteki ortaklar cari hesabından 13.06.2016 tarihinde 1009 yevmiye numaralı işlem ile 180.000,00 TL, 31.03.2017 tarihinde 2472 yevmiye numaralı işlem ile 450.000,00 TL’nin, müvekkilinin ortaklar hesabına aktarıldığını, ancak bunun davacının iddiası gibi borç olmadığını, yapılan işlemin esasında havale olduğunu, havalenin ne borç ödemesi amacıyla yapıldığının kabulü gerektiğini, kanuni karinenin aksinin davacı tarafından ispat edilmediğini, müvekkilinin havale alıcısı olarak alacağını tahsil ettiğini, havalenin esasında borç ödeme hükmünde olduğunu, aksinin ancak yazılı delil ile ispat edilebileceğini, aksinin ispat edilememesi nedeniyle havalede geçerli olan karine gereğince davanın reddi gerektiğini,Dosyaya sunulan uzman görüşünde, davacının dava dışı ... AŞ nezdindeki cari hesap alacağının davalının hesabına transfer edilmesi işleminin TBK'nın 555. maddesi kapsamında havale işlemi olduğunun etraflıca izah edildiğini, davacının müvekkiline borç vermediğini, borç verildiği iddiasının da ancak yazılı delil ile kanıtlanabileceğini, davanın reddi gerektiği gibi müvekkiline kötü niyet tazminatı da ödenmesi gerektiğini Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, davacının dava dışı ...AŞ'de bulunan ortaklar hesabından, davalının aynı şirketteki ortaklar hesabına gönderilen para ile davalının sermaye borcunun ödenmesi nedeniyle, borç (ödünç) olarak verildiği ileri sürülen paranın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı ile davalı, dava dışı ... AŞ'nin ortaklarıdır. Davalının şirkette %45, davacının ise %55 oranında ortaklığı bulunmaktadır. ... AŞ'nin 2016 yılında 100.000,00 TL sermaye ile kurulduğu, 08.06.2016 tarihli genel kurul ile şirket sermayesinin 500.000,00 TL, 3.03.2017 tarihli genel kurulla 1.500.000,00 TL'ye yükseltildiği, her iki ortağın sermaye payları oranında sermaye artışına iştirak ettikleri anlaşılmaktadır. Davacı, şirketin artırılan sermaye payının tamamının kendisince karşılandığı, şirketten olan alacağının, virman yoluyla davalının sermaye borcunun ödenmesinde kullanıldığını ileri sürmektedir. Davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde de esasen sermaye ödemesinin davalı tarafından bizzat yapıldığı savunulmamış, kayıtların tek taraflı şekilde davacı tarafından oluşturulduğu belirtilmiştir.Davalı tarafından sunulan ıslah dilekçesinde, dosyaya sunulan ve Prof. Dr. ... tarafından sunulan uzman görüşü esas alınarak, taraflar arasında ödünç sözleşmesi bulunmadığı, uyuşmazlık miktarına göre ödünç sözleşmesinin yazılı delille kanıtlanması gerektiği ancak bu iddianın kanıtlanmadığı belirtilmiştir. Islah dilekçesinin 3. sayfasındaki 1.2 maddesinde ise davacının ödünç sözleşmesini kanıtlamaması nedeniyle TBK'nın 82. maddesi kapsamında sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacak talebinde bulunabileceği, sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanması hâlinde ise alacağın zamanaşımına uğradığı belirtilmiş, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. Davanın esasına yönelik cevaplar da ise davacının dava dışı ... AŞ'deki ortaklar cari hesabından, davalının cari hesabına yapılan 630.000,00 TL ödemenin TBK'nın 555. maddesi gereğince havale olduğu, havale ilişkisinde gönderilen paranın kural olarak borç ödemesi için gönderildiği, havalenin borç olarak gönderildiğinin de yazılı delil ile ispatlanması gerektiği savunulmuştur.HMK'nın 293. maddesi gereğince uzman görüşünün davalı vekilince dosyaya sunulduğu anlaşılmıştır. Uzman görüşünde, ıslah dilekçesindeki açıklamalar gibi, ödünç sözleşmesinin kesin delille kanıtlanmaması nedeniyle taraflar arasında geçerli bir değer kazandırma ilişkisi bulunmadığı, davacının, icrası münferit ödeme sözleşmesine varlık verecek şekilde dava dışı şirkete yönetilmiş, davalı lehine alacak kaydı talimatının varlığını kanıtlayamadığı, dolayısıyla davacının dava dışı şirketten alacaklı olduğu ortaklar hesabından 630.000,00 TL'yi şirket tarafından davacı adına geçerli bir borç kapama ilişkisi bulunmadan davalı adına gerçekleştirildiği bu nedenle davalı ile dava dışı şirket arasında geçerli bir ödeme ilişkisi bulunmadığı, davalının 630.000,00 TL'lik alacağı bakımından sebepsiz zenginleştiği, bu miktar alacağın şirkete karşı kullanılan geçerli bir takas işlemi bulunmadığından şirkete karşı arttırılmış sermaye borcunun ödenmesinde kullanılmadığı, ortaklar hesabında görülse bile bu alacağın varlığını koruduğu, davacının dava dışı şirkete yönelik geçerli bir tek taraflı ödeme talimatı bulunmadığından davalıdan sebepsiz zenginleşme talebinde bulunabilecek kişinin davacı değil dava dışı şirket olduğunu, sebepsiz zenginleşme talebi ile davalıdan isteyebileceği 630.000,00 TL'nin ödemesi değil bu alacağın temlik edilmesi olduğunu ve alacağın TBK'nın 82/1 maddesine göre zamanaşımına uğradığı belirtilmiştir.Davacı tarafından alınan uzman görüşü ile mahkemece alınan bilirkişi raporlarına göre, davalının sermaye borcunun, davacının şirketteki alacak hesabından davalının hesabına virman yapılmak suretiyle ortaklar hesabından ödenmiştir. Ödemenin bu şekilde yapıldığı dosya kapsamıyla sabittir. Uyuşmazlık, yapılan ödemenin niteliğine göre taraflar arasındaki sözleşme türü ve uygulanacak zamanaşımına ilişkindir.Öncelikle bilirkişi raporu ve uzman görüşü HMK'nın 282. maddesine göre takdiri delil olup, hâkim, bilirkişi raporu ve uzman görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirilir. HMK'nın 266. maddesine göre hâkimlik mesleğinin gerektirdiği bilgi ile çözülebilecek hususlarda bilirkişi incelemesine başvurulamaz. Nitekim yapılan bir ödemenin hangi sözleşme türü kapsamında yapıldığının belirlenmesi hukuki bir konu olup, bu konuda alınacak bilirkişi raporu ve uzman görüşünün hâkim açısından bağlayıcı olduğu kabul edilemez. Bu nedenle taraflar arasındaki sözleşme türünün, tarafların iddia ve savunmasına göre mahkemece belirlenmesi gerekir. Ancak mahkeme tarafların ödünç sözleşmesi ve havaleye ilişkin iddia ve savunmalarının değerlendirilmeden, uyuşmazlığın sebepsiz zenginleşmeden kaynaklandığı kabul edilerek karar verilmesi eksik bir değerlendirme olmuştur. Bu nedenle tarafların iddia ve savunmalarının Dairemizce değerlendirilmesi ve HMK'nın 33 ve 355.maddeleri uyarınca gerekçenin resen düzeltilmesi gerekmiştir.Davacı, davalının sermaye arttırımı borcunun davacının şirketteki ortaklar hesabından yapılan aktarımla ödendiğini ve bu sözleşmenin ödünç sözleşmesi niteliğinde olduğunu ileri sürmektedir. Davalı ise işlemin ödünç sözleşmesi olduğunu yazılı delil ile kanıtlaması gerektiğini, işlemin havale niteliğinde olduğunu, havalenin de kural olarak muaccel bir borcun tasfiyesi amacıyla yapılacağını, aksinin de yazılı delille kanıtlanması gerektiğini, davalıya karşı ancak sebepsiz zenginleşmeye dayalı talepte bulunabileceğini belirtmiştir. Taraflar, dava dışı şirketin ortaklarıdır. Davalının sermaye borcunun davacı tarafından ortaklar hesabındaki alacağıyla ödendiği sabittir.Davalı bir yandan ödünç sözleşmesi bulunmadığını ve bunun yazılı belge ile kanıtlanması gerektiğini savunurken, diğer yandan, açık bir borç ilişkisi bulunduğunu savunmadan soyut olarak havale yoluyla bir borcun ödendiğini savunmaktadır. Bu savunmaların yanı sıra esasında taraflar arasında davacının davalıya ödeme yapmasını gerektiren bir ilişki bulunmadığı ima edilerek sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talepte bulunabileceği savunulmaktadır.Görüldüğü gibi, davalının terditli ve birbiriyle çelişen savunmaları bulunmaktadır. HMK'nın 29. maddesi gereğince taraflar dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadırlar.Taraflar, davanın dayanağı olan vakıalara ilişkin açıklamalarını gerçeğe uygun biçimde yapmakla yükümlüdürler. Oysa davalı belirtilen kurala uygun bir savunma yapmamış ve birbiriyle çelişen savunmalarda bulunarak, davacının davalıya ortaklar hesabından yaptığı kazandırmayı iade etmemiştir. Sunulan uzman görüşünde, davacının dava dışı şirkete yönelik bir talimatı bulunmadan davalının sermaye borcunun ödenmediği belirtilmiştir. Oysa şirket veya ortakları arasında bu hususta bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı, davacının gönderdiği para ile sermaye borcundan kurtulmuştur. Şirketler hukuku ile muhasebe ilkelerine uygun şekilde yapılan ve tarafların kabulünde olan işlemin üzerinden uzunca bir süre geçtikten sonra, davalının sebepsiz zenginleşmeye dayalı savunma yapması, şirket kayıtlarıyla ve davalının sermaye borcunun davacı tarafından davalıya transfer edilen alacakla ödendiği olgusuyla uyuşmamaktadır. Taraflar arasındaki ilişki, davalının sermaye borcunu davacı tarafından gönderilen para ile ödenmiş olması, davacının davalının ortaklar hesabına transfer ettiği paranın başka bir borcun ödenmesine ilişkin olduğuna dair somut bir savunma yapılmamış olup sebepsiz zenginleşmeye dayalı savunma yapıldığı dikkate alındığında, TBK'nın 379 ve devamı maddelerinde düzenlenen ödünç sözleşmesi ilişkisinin kanıtlandığının kabulü gerekir. Ödünç sözleşmesinin ispatı için mutlaka ödünç ibaresinin bulunduğu bir yazılı sözleşmeye gerek bulunmamaktadır.Esasen sözleşmenin tanımının yapıldığı TBK'nın 379 ve 380 maddelerinde de bu husus vurgulanmıştır. Taraflar şirket ortağı olup ödünç sözleşmesi bulunduğundan, bir sebepsiz zenginleşmeden söz edilemez. Islah dilekçesi ile uzman görüşünde havale kurumuna ilişkin teknik ve hukuki açıklamalar yapılmakla birlikte, havalenin nedenine ilişkin hiçbir açıklama yapılmadığı gibi, sebepsiz zenginleşmeye göre talepte bulunabileceği belirtilerek çelişkili savunma yapıldığından taraflar arasındaki sözleşmenin esasında bir ödünç sözleşmesi olduğu dosya kapsamıyla sabit görülmüştür.Ödünç sözleşmesi bakımından zamanaşımı süresi ise TBK'nın 146.maddesi uyarınca on yıldır. Bir an için uyuşmazlığın şirket ortaklığına ilişkin olması nedeniyle TBK'nın 147/1.4 hükmü uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabi olduğu düşünülse bile, zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davalının zamanaşımı definin reddine dair verilen karar sonucu itibariyle doğru ise de karar gerekçesinin bu şekilde resen düzeltilmesi gerekmiştir.Ödünç sözleşmesinden doğan alacağın likit olduğu ve bilinebilir olduğu açık olup İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesi de isabetli olup aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Takip talebinde alacağın yasal faizi ile birlikte tahsili talep edildiğinden bu taleple bağlı kalınmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca resen yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının, karar gerekçesinin yukarıda açıklanan şekilde düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın yukarıdaki gerekçeyle kabulüne dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca resen yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının, gerekçesi yukarıda açıklanan şekilde düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine bu doğrultuda;1-Davanın kabulü ile davalının ... sayılı takip dosyasına yönelik itirazının iptaline, takibin takip talebindeki koşullarla devamına, 2-Alacak likit ve itiraz haksız olduğundan, İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca, takip konusu alacağın takdiren %20'si üzerinden hesaplanan 126.000,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 43.035,30 TL harçtan, peşin alınan 7.608,83 TL harcın mahsubu ile bakiye 35.426,47TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve takdir edilen 98.500,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacının tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti ve diğer giderler için sarf etiği toplam 1.443,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Zorunlu Arabuluculuk başvurusu nedeniyle kamudan harcanan 1.320,00TL'nın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b-Kararımızın mahiyetine göre, davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansları bakiyelerinin, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara iadesine,9-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 11.07.2025 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!