Anahtar kelimeler: İyleştiren İlerlediğini Alışlarının Defalarca Satımdan Metal Uyguladığını Cari Borçluya Kesilen

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2023
KARAR TARİHİ : █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı alacaklı şirketin ---- teknik ve uzmanlıklar gerektiren mühendislik proserleri ile metal alışlarının özelliklerini iyleştiren işlemler uyguladığını, taraflar arasındaki ilişkinin davacı alacaklının davalı borçluya hizmet sağlaması ile ilerlediğini, davalı şirket tarafından kesilen faturalar teslim edilmekte, ancak ticari ilişkinin cari hesap üzerinden ilerlediğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin temenindeki cari hesap ilişkisinde son olarak davacı şirketin cari hesap alacağının 101.892,44 TL olduğunu, icra takibine konu alacak hakkında davalı borçlu ile defalarca görüşüldüğünü, davalı şirketin davacı şirketin alacağını hiçbir zaman inkar etmediğini, ancak cari hesap borcunuda ödemediğini, bu sebeple davalı borçlu aleyhine------İcra Müdürlüğünün ------ sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, başlatılan icra takibinde ödeme emri davalı borçluya tebliğ edildiğini ve davalı borçlu tarafından haksız bir şekilde itiraz edildiğini beyan ederek; davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin aynen devamına, davalı borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazı sebebiyle davalı borçlunun alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yan her ne kadar davalı şirket ile yapmış oldukları ticari ilişki neticesinde 101.892,44 TL alacaklı olduklarını ve bu alacak miktarlarının ödenmediğini belirtmişse de bahse hususun bir geçerliliği bulunmadığını, davacı şirket, faaliyet alanı olan otomobil sektöründe ilgili araç parçalarına ait parçaların üretilmesi, işlenmesi vb işlemler yönünden hammadde sağlamakta olup, bahse konu hammadelerin gerekli ısı ile işlenmesi ve montaja hazır hale gelmesi yönünden ise ilgili ham maddeleri davacı şirkete teslim ettiğini, ilgili hammadde temini davalı şirket tarafından sağlanmakta olup, davacı yana ilgili hammadde teslim edilmekte ve davacı şirket tarafından ilgili ham maddeye uygulanan yüksek ısı ve teknik işlemler neticesinde ilgili parçalar montaja hazır hale getirdiğini, uzun süreli ticari ilişki neticesinde devam eden işlemler süreklilik arz eden ham madde sağlama ve bu ilgili hammadenin yüksek ısı ve gerekli işçilik neticesinde montaja hazır hazır hale getirilen araba parça ve materyallerine yönelik olarak son partilerde davacı yan tarafından hazır hale getirildiği ve montaja hazır hale getirildiği belirtilen araç parçaları davalı şirkete teslim edildiğini, davacı yanın satışa hazır halde/üretilmiş olduğunu belirterek davalı şirkete teslim etmiş olduğu araç parçalarının büyük bölümü davalı şirket tarafıdan gelen müşterilere satılmış ve sonrasında bir çok sorun baş gösterdiğini, ilgili araçlara montajlarının yapılması sonrasında montaj işlemleri yapılan araçların malikleri ve yetkilileri tarafından montajları yapılan malzemelerin kalitesinin iyi olmadığını ve montajı yapılan parçaların dağılma, parçalanma, kayma vb durumlarının olduğundan bahisle davalı şirkete fazlasıyla şikâyetler gelmeye başlamış ve satış işlemleri yapılan ürünler davalı şirkete müşteriler tarafından geri geldiğini, davalı şirket tarafından, ayıplı mal üretimi neticesinde uğramış olduğu maddi ve manevi zarara ilişkin istemleri bir çok kez tekrarlanmasına rağmen davacı yan tarafından yerine getirilmemesi üzerine davacı şirket tarafından yetkilisi aracılığı ile----.Noterliği'nin 18.09.2023 tarih, ------ yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini beyan ederek; haksız menfaat elde etmek amacıyla ikame edilen davanın reddine, davacı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak işbu dava ve takip ikame edilmiş olduğundan %20'dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye hükmedilmesine, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
----- İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı dosyası, taraf şirketlere ait BA BS formları, bilirkişi rpaoru.------İcra Müdürlüğü’nün ----- Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 101.892,44 TL alacak yönünden 25.07.2023 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak "CARİ HESAP ALACAĞI 101.892,44 TL" gösterildiği, davalı tarafından 01.08.2023 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, ------. İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirmede;
Dosyaya ibraz edilen Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağının incelenmesinde; ---- Arabuluculuk Bürosu, büro dosya numarası ----- ve arabuluculuk numarası ----- olan başvurunun taraflarla ilgili olduğu, tarafların görüşmeye katıldığı ve fakat anlaşma sağlanamadığından █████/2023 tarihli son tutanağın düzenlendiği, bu haliyle arabuluculuk dava şartının yerine getirilmiş olduğu görülmüştür.
Somut olayda; davalı şirketin faaliyet alanı olan otomobil sektöründe ilgili araç parçalarının üretilmesi, işlenmesi vb işlemlerin yapılması için hammade temin ettiği, bahse konu hammadelerin ısı ile işlenmesi ve montaja hazır hale getirilmesi amacıyla davacı taraf ile anlaşma sağlandığı, davacı tarafa teslim edilen ve uygulanan işlemler neticesinde ortaya çıkan ve davalı tarafa teslim edilen ürünlere ilişkin 11.06.2021-01.02.2023 tarihleri arasında toplamda 8 adet fatura düzenlendiği, huzurdaki dava ile işbu faturalardan kaynaklanan 101.892,30 TL bakiye bedelin tahsilinin talep edildiği, buna karşılık davalı tarafça teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğundan bahisle davacı tarafa borçlu olunmadığı savunmasında bulunulduğu görülmüştür.SMM bilirkişi tarafından düzenlenen 12.01.2025 tarihli bilirkişi raporu ile 02.11.2022 tarihli 39.737,55 TL tutarlı, 04.03.2023 tarihli 22.215,42 TL tutarlı ve 01.02.2023 tarihli 39.939,47 TL tutarlı faturalardan kaynaklandığı, davacının takip konusu alacağı oluşturan 3 adet 101.892,30 TL tutarlı faturalarının davalının defterlerinde aynen kayıtlı olduğu, davalı tarafından faturalara yasal 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edildiğine dair dayanak belge bulunmadığı tespit edilmiştir.
Otomotiv Mühendisi tarafından düzenlenen 13.05.2025 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde; - işlem için gönderilen yüksük malzemenin gizli ayıp olduğu, ayıbın ürünlerin tamamını ayıplı hale getirdiği, ayıbın yüksük malzemenin üretim malzemesinden kaynaklandığı, ayıbın ----- kaynaklı olmadığı, ayıbın gözle görülebilecek bir ayıp olmadığı (gizli ayıp olduğu), kullanıma bağlı olarak sonradan ortaya çıktığı, ---- firması şartname vermediği ve malzeme kontrolünü yapmadığından, ---- ----%30 oranında kusurlu olduğu, tedarikçi -------ise hammadeden kaynaklı %70 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir.Türk Medeni Kanunun 6. maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” denilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. (Yargıtay H.G.K ------ Esas, ----- Karar)
TBK m. 472/2; "Malzeme işsahibi tarafından sağlanmışsa yüklenici, onları gereken özeni göstererek kullanmakla ve bundan dolayı hesap ve artanı geri vermekle yükümlüdür."
TBK m. 476; "Eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşın, işsahibinin verdiği talimattan doğmuş bulunur veya herhangi bir sebeple işsahibine yüklenebilecek olursa işsahibi, eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamaz."
Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2021 yılından itibaren devam ettiği, yapılan bilirkişi incelemesi ile alacağa dayanak faturalara konu ürünlerdeki ayıbın davacı tarafça uygulanan ---- değil davalı tarafça davacı tarafa teslim edilen hammaddeden kaynaklandığının tespit edildiği, davalı tarafça da beyan edildiği üzere sorunun davacı tarafa teslim edilen son parti malzemelerden kaynaklandığı, başlangıçta taraflar arasında davalının temin ettiği ve ----- uygulanarak davalıya teslim edilen ürünlerde sorun yaşanmadığı ancak son partilerde teslim edilen ürünlerde sorunlar yaşandığı, bu haliyle artık raporda da belirtildiği üzere davacının ürünün cinsini kontrol etme yükümlülüğünden bahsedilemeyeceği, varsa ürünlerdeki farklılığın davalı tarafça davacı tarafa bildirilmesi gerektiği, kaldı ki davacı tarafa bu yönde sorumluluk yüklendiğine dair dosyada herhangi bir delilin yer almadığı, davacının ------ uygulama dışında hammaddenin cinsini tespit etmesinin ayrı bir vakit ve iş gücü gerektireceği, özel bir işleme tabi tutulması gerekiyorsa davalının temin ettiği hammmaddenin cinsini davacı tarafa iletip buna göre işlem yapılmasını istemesi gerektiği, davalının bu yönde ileri sürdüğü bir savunmasının bulunmadığı, her ne kadar bilirkişi raporunda davacı tarafa kusur izafe edilmiş ise de HMK m. 266 ve 282 gereği işbu kusur izafesi yerinde görülmemiş olup, doğru ve sağlam hammadde temininin yükümlülüğü davalı tarafa ait olduğundan ve ürünlerdeki ayıbın davacının uyguladığı işlemden kaynaklanmadığı rapor ile sabit olduğundan ürünlerdeki ayıbın sorumluluğunun tamamen davalı tarafa ait olduğu, dava konusu ürünler davacı tarafın kusuru ile ayıplı hale gelmediğinden davacı tarafın ayıp ihbarının süresinde yapılmadığına ilişkin iddialarına yönelik ayrıca inceleme yapılmadığı, huzurdaki davaya konu alacağa dayanak faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafça işbu faturalara ilişkin ödeme belgelerinin dosyaya ibraz edilmediği anlaşılmakla davacının 101.892,44 TL asıl alacak talebinde haklı olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
İcra inkar tazminatı talebinin değerlendirilmesinde;
İtirazın iptali davalarında İİK'nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka takibe konu alacağın likit ve belli olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir. Böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. (HGK'nın █████/2006 tarihli, -------sayılı ilamı)
Somut olayda; dava konusu alacağın faturadan kaynaklandığı bu haliyle borç miktarının olayda olduğu gibi davalı şirket tarafından hesaplanıp belirlenmesinin mümkün olduğu anlaşılmakla 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 67/2.maddesi gereğince davacı lehine koşulları oluşan icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.Yargılama giderleri bakımından yapılan değerlendirmede;
6100 sayılı HMK'nin 331/1, 332/1 maddeleri gereğince aynı yasanın 323.maddesinde sayılan yargılama giderlerinin, davanın kabul edilmiş olması nedeniyle HMK m. 326 gereği davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yine davanın kabul edilmiş olması nedeniyle hazineye gelir kaydedilmek üzere davalı taraftan tahsiline karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile davalı borçlunun -----İcra Dairesi ------- Esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı İTİRAZIN İPTALİ ile takibin aynen devamına,
-Davalının takibe itirazı haksız görüldüğünden hüküm altına alınan 101.892,44 TL'nin % 20 si olan 20.378,48 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.960,27 TL karar ve ilam harcından baştan alınan 1.230,61 TL peşin harçtan mahsubuyla bakiye 5.729,66‬ TL karar ve ilam harcının davalı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL başvurma harcı, 1.230,61 TL peşin harç toplamı ile yargılama gideri olarak yapılan 8.784,00 TL'nin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinın davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
5-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına,) Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; ------ Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!