Anahtar kelimeler: Sanatımızın Ödülden Çehresini Yeşilçam Sayısız Oyunculuğu Kaydolunan Fshhmnin Yapımların Yazdıran

T.C.

İSTANBUL
2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Tazminat (Fikir ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2025
Mahkememizin ████████ Esas sayılı dosyası ile birleşen ... 3. FSHHM'nin ... Esas sayılı dosyasının, mahkememizin ... Esas sayılı dosyasından tefrik edilmesine karar verilmiş, ████████ Esas sırasına kaydolunan tazminat (Fikir ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, Ulusal ve uluslararası tüm otoriteler tarafından sinemamızın çehresini değiştirdiği kabul edilen, sadece oyunculuğu ile değil karakteriyle de sinemamıza ismini altın harflerle yazdıran, onyıllar içinde aldığı sayısız ödülden de görüleceği üzere başlı başına sanatımızın bir mirası haline gelmiş olan müvekkili ...'ın, Yeşilçam döneminde imza attığı bu yapımların çoğu bakımından, o dönem var olmayan haklarını doğal olarak devretmediği, hatta çoğu yapımda yazılı bir sözleşme dahi akdetmediğini, buna rağmen, müvekkilinin ismiyle ve performansıyla ünlenen bu yapımların, on yıllardır çeşitli suretlerde, müvekkilinin izni olmaksızın kullanıldığı, müvekkilinin ise bu kullanımlardan en ufak karşılık elde edemediğini, Yeşilçam döneminde icracı sanatçı olarak sinema yapımlarında rol alan oyuncular bakımından, FSEK m. 51 hükmünün kıyasen uygulanması sonucunda henüz mevcut olmayan hakların o dönem yapılan bir sözleşmeyle devredilmiş olamayacağının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun, ... E....K. ve 01.12.2022 tarihli ilamıyla sabit hale geldiğini, haliyle 21.02.2001 tarihinde FSEK 80 maddesi hükmü altında icracı sanatçılara tanınan haklar ve anılan içtihat uyarınca, Yeşilçam filmlerine ilişkin olarak, yapımcılar veya iyi niyetli olup olmadıklarına bakılmaksızın üçüncü kişiler tarafından, icracı sanatçının komşu hakları bağlamında bu maddenin yürürlüğe girmesinden sonra gerekli izinleri alınmadan yapılan umuma iletme, erişime açma, çoğaltma ve genel itibarıyla yayma faaliyetleri, icracı sanatçının mali haklarına aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili bakımından yapılan araştırmalar ışığında, müvekkilinin başrol olarak yer aldığı ve "... " olarak tanınan birçok yapım bakımından, davalı ile müvekkili arasında akdedilmiş bir sözleşme bulunmadığını ve bulunamayacağını, bir sözleşmenin varlığı öne sürülse dahi davalının gelir elde ettiği mevcut yayma biçimlerinin ..., ..., ..., TV kanalları, vb… anılan dönemde ilgili teknolojilerin mevcut olmamasından ve sözleşmelerin yalnızca sinema salonlarında gösterime ilişkin olmasından ötürü ilgili sözleşmelerde FSEK 52 maddesi hükmünün gereği gibi anılmış olamayacağını, münhasır bir sözleşmeden bağımsız olarak, müvekkilinden icracı sanatçı sıfatıyla bu kullanımların gerçekleştirilmesi için 21.02.2001 tarihinden sonra bu kullanımlara ilişkin yeni komşu hakları doğrultusunda alınmış olması gereken izinlerin alınmadığının ortaya çıktığını, bunlar ışığında, sinema salonlarında gösterimleri sonlanmış olmasına rağmen, bu yeni teknolojilere dayanan yayma yöntemleri üzerinden davalı yanca ciddi gelirler elde edildiğini, anılan kullanımlardaki maddi ve manevi zararların tazmini için bu davanın açılması gereği doğduğunu, izah ettikleri ve mahkemece re'sen dikkate alınacak nedenlerle yapılacak araştırmalar sonucunda ortaya çıkacak sebep ve gerekçelerle, her türlü hukuki ve cezai dava, başvuru hakları ve fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini, bu davanın, ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... E. sayılı davası ile birleştirilmesini, yargılama giderleri ve vekalalet ücretlerinin davalıya yükletilmesinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
... 3. FSHHM'nin ... Esas - ... sayılı kararı ile anılan dosya mahkememizin ████████ Esas sayılı dosyası ile birleştirilmiş, mahkememizin █████/2025 tarihli kararı ile dosyanın ████████ Esas sayılı dosyasından tefrikine karar verilmiş ve dosya yukarıda esasa kaydolunmuştur.
Davanın, davacının mali ve manevi haklarına sahip olduğunu iddia ettiği dizinin izinsiz olarak kullanımı nedeniyle hak ihlalinden doğan telif hakkı tazminatı ve manevi tazminat talepli olduğu anlaşılmıştır.
6102 sayılı TTK m.4 uyarınca;
"(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;
a)Bu Kanunda,
b)Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,
c)11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
d)Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
e)Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
f)Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.
Davalının tüzel kişi tacir niteliği ticari işletmesini ilgilendirdiğinden, somut davanın ticari dava niteliğinde olduğu ve istisna kapsamına girmediği anlaşılmıştır.
TTK'nın 5/A maddesindeki düzenlemeye göre, "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir."
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2. maddesinde "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmü düzenlenmiştir.
Açıklanan hükümler karşısında davacının, arabuluculuğa tabi olan bu davayı açtığı tarih itibariyle arabuluculuğa başvurmadığı ve nitekim arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin sunulmasını dava tarihi itibariyle imkansız hale getirdiği ortaya çıkmıştır. Mahkememizde görülen dava öncesi bu tutanak mevcut olmadığından dava şartı eksikliğinin bu aşamada giderimi mümkün değildir.
Yukarıda açıklanan kanun hükümlerinde de belirtilmiş olduğu üzere belirtilen eksiklik, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın herhangi bir işlem yapılmaksızın usulden reddini gerektirmektedir.
6102 Sayılı TTK 5/A maddesi uyarınca , Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar (Değişik ibare: 7445 - 28.3.2023 / m.31 / Yürürlük / m.43/1-a) “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
6325 Sayılı Kanunun 18/A.2 maddesinde ise, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması durumunda bir işlem yapılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir düzenlemesi bulunmaktadır.
Dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda, mahkemenin davayı mesmu (dinlenebilir) olmadığından reddetmesi gerekir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin █████/2025 tarih, ... Esas, ...Karar sayılı)
6325 sayılı Kanunun m.18/A.2 maddesindeki açık hükmü karşısında zorunlu arabuluculukta arabulucuya başvuruya ilişkin dava şartı davadan önce gerçekleştirilmek zorunda olduğuna yönelik Yargıtay 6.HD ...E., ... K.; Yargıtay 6.HD ... E., ... K.; Yargıtay 9.HD ... E., ... K.; Yargıtay 22.HD ... E., ...K.; Ankara BAM 6.HD ...E., ... K.; İstanbul BAM 44.HD ... E., ...K., ; Samsun BAM 3.HD ... E., ...K.; Antalya BAM 3.HD ... E., ... K., sayılı ilamları uyarınca zorunlu arabuluculukta arabulucuya başvuruya ilişkin dava şartı davadan önce gerçekleştirilmek zorunda olup; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nda düzenlenen ticari nitelikteki davalar için zorunlu arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte bir dava şartı olmadığından yasal düzenleme çerçevesinde davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, yukarıdaki kanuni düzenlemeler doğrultusunda davalı yönünden 7155 sayılı Kanuna eklenen 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi hükmü uyarınca eldeki davanın zorunlu arabuluculuk kapsamında olması ve 6325 sayılı HUAK 18/A maddesi hükmü gereğince “arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini” dava dilekçesinin ekinde ve verilen kesin sürede sunulmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere;
1-6102 sayılı TTK m.5/A, 6325 sayılı HUAK m.18/A-f.2, HMK m.114/f.2, HMK m.115/f.2 hükümleri karşısında davanın dava şartı yokluğundan ve usulden reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince 615,40 TL harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!