Anahtar kelimeler: Davamızdır Tarafımızca Sinden Ödememesi Cari Alacağa Tutarı Borcun Anadolu Olmamak

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikli Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2022
KARAR TARİHİ : █████/2025
Tarafları yukarıda belirtilen davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından ibraz edilen dava dilekçesinin gerekli-yeterli kısımları:
"...
KONU: Tarafları ve tutarı belirtilen alacağa ilişkin olarak başlatılan takibe vaki itirazın iptali ve takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere inkar tazminatına ve yargılama giderine hükmolunmasına dair davamızdır.
AÇIKLAMALAR :
1-Müvekkil şirket ile davalı şirket arasında cari hesap ilişkisinden kaynaklı borcun ödememesi üzerine davalı şirket aleyhinde, ----- İcra Müdürlüğü ------ Esas. sayılı dosya uyarınca icra takibi başlatılmıştır.
Tarafımızca başlatılan icra takibine 19.09.2022 tarihinde davalı/ borçlu şirket vekilince haksız bir itiraz yapılmış olup neticeten takip durmuştur. Ancak işbu hususta izah olunması gereken haller mevcuttur. Müvekkilimin, davalı-borçlu ile girmiş olduğu ticari ilişki ile müvekkilim şirket, davalı şirketin (------) birçok şubesine imalatı , bakım vd konuları havi ve faturalarla sabit hizmetleri karsılığı ve C/H ilişkisi ile sabittir.
2-------İcra Müd-------. dosyası ile yapılan ilamsız takibe borclu taraf haksız ve mesnetsiz ve suiniyetli sekilde takibi geciktirme amaçlı olarak itirazda bulunmuştur.
Davalı/borclu şirketin ; borcu olmadıgında dair itirazı haksız ve mesnetsizdir. Zira taraflar arasındaki ticari ilişki inkar edilmediği gibi, arabuluculuk aşamasında da aradan geçen süreye ragmen "...zaman kazanmak için uzlaşılmadığı..." ifade edilmiştir.
3- ALACAĞIMIZ LİKİD ’tir. : Davalı borçlunun itiraz dilekçesinde itiraz etmiş olduğu alacağımız likid’tir. Ticari ilişki de defter kayıtları ile sabittir. Davalı taraf ------ Noterliği 23.08.2022 ------ yev ihtar ile temerrüde de düşürülmüştür.
Zira müvekkilimin davalı olan ticari ilişkisi davalı tarafından inkar da edilmemektedir. Sadece boyle bir borcun olmadıgı iddia edilmektedir.
4- Borçlunun itirazı tamamen haksız ve takibi geciktirme amacı gütmektedir. Bu sebeple borçlunun haksız itirazının iptali için Mahkemenize başvurma zarureti hasıl olmuştur.
.........
SONUÇ VE İSTEK: Yukarıda arz ve izah ettiğimiz sebeplerden dolayı;
Davamızın kabulü ile, davalı borclunun tamamen haksız olan İtirazın İptaline takibin devamına,Asıl alacağın ihtar keşide tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle ve 6098 sy. TK.m.1530/7 hükmü gereği % 8 fazlası ile birlikte birlikte tahsiline,Davalının haksız itirazından ötürü %20’dan aşağı olmayan İcra İnkar Tazminatına HÜKMEDİLMESİNE.
..."şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.
Davalı vekili tarafından ibraz edilen cevap dilekçesinin gerekli-yeterli kısımları:
"...
KONU : Dava Dilekçesine Yasal Süresi İçerisinde Cevaplarımızın Sunulması İle Haksız ve Mesnetsiz Davanın REDDİNE Karar Verilmesi Talebidir.
AÇIKLAMALAR :
Yukarıda esas numarası verilen ve mahkemeniz nezdinde görülen işbu dava itirazın iptali davası olup davacı taraf ödenmeyen cari hesap alacağı iddiasıyla Müvekkil Şirket aleyhine, ---- İcra Dairesi ------ sayılı dosyası ile haksız bir şekilde icra takibi başlatmıştır. Davacının Müvekkil Şirket uhdesinde takibe konu tutarda alacağı bulunmadığından tarafımızca borca itiraz edilmiş olup takip durmuştur.
Müvekkil Şirket “-----” markasının sahibi olup ülkemizde birçok kampüsü ve yüzlerce öğrencisi ile eğitim öğretim alanında hizmet vermekte ve Türkiye’nin önde gelen eğitim kurumlarını işletmektedir. Verdiği eğitim öğretim hizmetini daha ileriye taşımak ve eğitim sistemini geliştirmek, kurumsal bir şekilde ilerleyebilmek için birçok firmadan hizmet almakta ve hizmet süresince üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz yerine getirmektedir.
Bu kapsamda aşağıda ayrıntılı şekilde izah etmiş olduğumuz üzere, Müvekkil tarafından hukuka aykırı şekilde başlatılan takibe karşı yapılan itiraz yerinde olup huzurda görülen işbu itirazın iptali davasının reddi gerekmektedir. Şöyle ki;
I- DAVACI TARAFINDAN MÜVEKKİL ŞİRKET ALEYHİNE BAŞLATILAN TAKİP HAKSIZ OLUP DAVACININ ŞİRKETİMİZ UHDESİNDE HERHANGİ HAK VE ALACAĞI BULUNMAMAKTADIR.
Davacı tarafından başlatılan takibe konu ve -----. İcra Dairesi ------ sayılı dosyasından gönderilen ödeme emri tarafımıza tebliğ edilmiş, tebliğ sonrası Müvekkil Şirket kayıtları kontrol edilmiş ve davacının Müvekkil Şirket uhdesinde herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığı tespit edilmiştir. Davacı firmanın alacağı bulunmadığından da borca, faiz ve tüm ferilerine haklı olarak ve süresinde itiraz edilmiştir. Müvekkil Şirketin işbu itirazı yerinde olup dava konusu tutarda başlatılan icra takibi haksızdır ve davacının alacağı bulunmamaktadır. Davacının Müvekkil Şirketten herhangi bir alacağı bulunmamakta olup davacı aksini iddia etmekte ise de öncelikle iddiasını somut delillerle ispat etmesi gerekmektedir. Ancak davacı taraf işbu dosyaya sunmuş olduğu deliller ile iddialarını hiçbir şekilde ispatlayamamıştır.
Davacı her ne kadar Müvekkil Şirket aleyhine icra takibi başlatarak alacaklı olduğunu iddia etmişse de bu iddia mesnetsiz ve hukuki dayanaktan tamamen yoksundur. Müvekkil Şirketin takibe konu tutarda borcu bulunmadığından aleyhine başlatılan icra takibine karşı yapmış olduğu itiraz haklı olup davacı Müvekkil Şirketten haksız kazanç sağlama gayesi ile hareket etmektedir. Bu kapsamda Müvekkil Şirketin kayıtları incelendiğinde davacının herhangi bir alacağı olmadığı açıkça ispat edilecektir. Bu sebeple şirket kayıtlarının incelenmesini talep etmekteyiz.
II- VERİLMEYEN HİZMET KARŞILIĞI, DAVACI TARAFINDAN İSTENMEKTE OLDUĞUNDAN MÜVEKKİL TARAFINDAN YAPILAN İTİRAZ YERİNDEDİR.
Davacı dava dilekçesinde her ne kadar verdiği hizmet karşılığında Müvekkil Şirket tarafından gerekli yükümlülüklerin yerine getirilmediğini iddia etmişse de bu iddia gerçeği yansıtmamakta olup aynı zamanda hukuki dayanaktan da yoksundur. Davacı taraf dava dilekçesi ile iddia ettiği şekilde hizmet verdiğini ispat edememiştir. Davacı taraf verdiğini iddia ettiği hizmeti vermemiş olduğu halde Müvekkil Şirketin üzerinde düşen yükümlülükleri yerine getirmediğinden bahisle Müvekkil Şirket aleyhine icra takibi ve işbu davayı başlattığını iddia etmektedir. Müvekkil Şirket tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş olup davacının Müvekkil Şirket uhdesinde herhangi hak ve alacağı bulunmamaktadır.
Davacı taraf her ne kadar haksız kazanç sağlama gayesi ile Müvekkil Şirket aleyhine icra takibi başlatarak işbu davanın açılmasına sebebiyet vermişse de işbu dava dosyasına Müvekkil Şirket uhdesinde alacağı olduğunu ispata yarar herhangi bir somut delil ibraz edememiştir. Bu husus Müvekkil Şirket defter ve kayıtları incelendiğinde ortaya çıkacaktır.
İzah etmiş olduğumuz gerekçelerle Müvekkil Şirket aleyhine açılan huzurdaki davanın REDDİ gerekmektedir.
III- DAVACI YAN TALEBİNE KONU HİZMETİ VE YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ EKSİKSİZ OLARAK YERİNE GETİRMİŞ OLDUĞUNU İŞBU DAVA DOSYASI İLE İSPAT EDEMEMİŞTİR.
Davacı Müvekkil Şirket uhdesinde fahiş tutarda alacaklı olduğunu somut delil ibraz etmeden ve soyut iddialarla ileri sürmektedir. Ancak davacı söz konusu iddiasına konu alacağa karşılık vermiş olduğu hizmeti eksiksiz şekilde yerine getirdiğini ispat edememiştir. Kaldı ki, davacının alacaklı olduğu iddiasının hukuki bir dayanağı da bulunmamaktadır. Davacı dava konusu alacak talebinin hangi hesaplamaya veya hangi hizmete ait olduğun açıkça açıklamamakta bu doğrultuda haksız kazanç sağlama gayesi ile hareket etmektedir. Somut delil ibraz etmeden ileri sürülen iddialar ile Müvekkil Şirket aleyhine haksız şekilde işbu davanın açılmış olması sebebiyle davanın tümden REDDİ gerekmektedir.
IV- DAVACI TARAFINDAN DAVA DİLEKÇESİ EKİNDE SUNULMUŞ OLAN FATURALARIN DİKKATE ALINMAMASI GEREKMEKTEDİR.
Davacının dava dilekçesi incelendiğinde, dava dilekçesi ekinde düzenlemiş olduğu faturaları alacağın ispatı olarak sunmuş olduğu görülmektedir. Ancak davacı tarafından fatura düzenlenmiş olması hiçbir suretle alacağın ispatı niteliği taşımamaktadır.
Bilindiği üzere TTK m. 21/1 incelendiğinde fatura istenebilmesi ve düzenlenip verilebilmesi için, geçerli bir sözleşmenin varlığının şart olması gerekmektedir. Fatura sözleşmenin icra aşamasıyla ilgili bir belgedir ve ifa sırasında veya daha sonradan düzenlenip verilmesi yanında, ifadan önce de düzenlenebilecektir. Bu sebeple borcun gereği gibi ifa edildiğini kanıtlamayacaktır.
TTK m 21/2 incelendiğinde ise “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.” Hükmü görülecektir. Buradaki kabul edilmiş sayılan içerik/münderecat satılan malın veya yapılan işin adedi, türü, tutar gibi, faturaya yazılması olağan hususlar olabilecektir. Görüldüğü üzere, itiraza uğramayan faturalar dahi malın teslim edildiğini, işin gereği gibi görüldüğünü veya borcun ifa edildiğini kanıtlamayacaktır. Her halde davacı tarafın malın teslim edildiğini ve borcun usulüne uygun olarak ifa edildiğini ispat etmesi gerekecek iken davacı tarafın sunduğu dilekçe bu iddiaları ispatlamaktan çok uzaktır.
......... Davacının dava dilekçesinde iddialarını ispatlar nitelikte deliller sunamamasından ötürü davanın Sayın Başkanlığınızca reddi gerekmektedir.
V- DAVACI TARAFIN DAVA DİLEKÇESİ EKİ OLARAK SUNMUŞ OLDUĞU FATURALARI KABUL ETMEMEKLE BİRLİKTE, BU FATURALARIN TAKİP DAYANAĞI OLARAK BELİRTİLMEMİŞ OLMASI DOLAYISIYLA DİKKATE ALINMAMASI GEREKMEKTEDİR. ZİRA İTİRAZIN İPTALİ DAVASINDA ALACAKLI TAKİPTE DAYANMADIĞI BELGELERE DAYANAMAZ.
Davacının takip dayanağı incelendiğinde yalnızca cari hesap alacağına dayandığı (cari hesap alacağına içeriğini kabul etmemekle birlikte) görülmektedir. Ancak davacı tarafından dava dilekçesine eklenen faturalar takip dayanağı yapılmamıştır.
.........
VI- DAVACI TARAFINDAN TALEP EDİLEN %20 ORANINDA İCRA İNKÂR TAZMİNATI TALEBİNİN KABULÜ MÜMKÜN DEĞİLDİR
Öncelikle Müvekkilin davacıya hiçbir borcu bulunmaması sebebiyle huzurdaki davanın reddi gerekmekle birlikte, Müvekkil Şirketin kötü niyetli olmaması sebebiyle, davacı tarafından talep edilen icra inkâr tazminatının da reddi gerekmektedir. Takdir edileceği üzere 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67.maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yalnızca borçlunun haksız ve kötü niyetli olduğu durumda icra inkâr tazminatına karar verileceği belirtilmiştir. Somut olayda ise yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere Müvekkil Şirketin davacıya karşı herhangi bir borcu bulunmamakta ve dahi davacı iddialarını somut deliller ile ispat edememektedir. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla her durumda davacının alacak iddiaları yargılamayı gerektirdiğinden ve likit bir alacak söz konusu olmadığından icra inkâr tazminatı talebinin yasal koşulları oluşmaması sebebiyle reddine karar verilmesi gerekmektedir. Neticeten davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddini tüm evraklar celp edildiğinde ve dava dilekçesi eklerinin celbi ile tarafımıza tebliği halinde cevaplarımızı sunma hakkımız saklı kalmak kaydı ile talep ederiz.
.........
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan ve re’sen mahkemenizce tespit edilecek tüm nedenler çerçevesinde, Fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla,
İşbu cevaplarımızın KABULÜ ile;
Haksız ve mesnetsiz davanın REDDİNE ve;
Her durumda davacı tarafından talep edilen haksız ve hukuka aykırı kötü niyet tazminatının REDDİ,
..."
şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.
Dava ticari hizmet ilişkisine bağlı cari hesap ilişkisinden kaynaklanan alacağa ilişkin itirazın iptali davası niteliğinde olup, dava dilekçesinde takibe dayanak yapılan faturalara konu borcun ödenmemesi üzerine icra takibine geçilmek durumunda kalındığı ve------ İcra Müdürlüğü'nün ------ Esas Sayılı dosyası üzerinden yapılan takibe itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu, itirazın haksız olduğu ve taraflar arasında arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlandığı ileri sürülerek itirazın iptaline, takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Cevap dilekçesinde davacı tarafın iddiasını ispatlaması gerektiği, takibe itirazın yerinde olduğu, davacı tarafın dayandığı faturaların dikkate alınmaması gerektiği ileri sürülerek davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesi istenmiştir.
İbraz edilen Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağına göre ----- Arabuluculuk Bürosu, Büro dosya numarası ----- ve arabuluculuk numarası ------- numaralı yapılan başvurunun taraflarla ilgili olduğu, tarafların görüşmeye katıldığı ve fakat anlaşma sağlanamadığından █████/2022 tarihli son tutanak düzenlendiği, arabuluculuğa başvuruya ilişkin dava şartının yerine getirilmiş olduğu belirlenmiştir.
UYAP içeriği celbedilen icra dosyasına göre davacı tarafından davalı aleyhine cari hesaba dayalı olarak 3.744.526,79 TL asıla alacak ve 237.543,42 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 3.982.070,21 TL üzerinden takip yapıldığı, süresinde yapılan itirazla takibin durduğu, takip nedeniyle icra veznesine yatırılan peşin harç miktarının 19.910,35 TL olduğu belirlenmiştir.
Ön inceleme duruşması yapılarak engel bir dava şartı bulunmadığı belirlenip ihtilaf noktaları tespit edildikten sonra tahkikata geçilip deliller toplandıktan sonra defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış olup, █████/2023 tarihli tek kişilik bilirkişi raporunda tarafların defterlerinin birbirini doğrulamadığı da açıklanarak davacı tarafın davalıdan 3.744.526,79 TL alacaklı olduğu hesaplanarak işlemiş faiz yönünden hesaplama yapılamadığı belirtildiğinden itirazlar da gözetilerek bu kez aynı bilirkişi ile birlikte nitelikli hesaplama uzmanı bir bilirkişi görevlendirilerek oluşturulan heyetten temin edilen █████/2024 tarihli raporda söz konusu █████/2023 tarihli rapor teyit edilerek işlemiş faiz miktarı 234.289,40 TL olarak hesaplanmış olmakla birlikte davalı vekilinin HMK. Madde 222 düzenlemesi yönünden de ileri sürdüğü itirazlar, dosya kapsamına göre ihtar ve tebliğ olduğu halde temerrütle ilgili farklı değerlendirmeler yapılmış olması, ihtimale göre hesaplanan işlemiş faize ilişkin sürenin de dosya kapsamı ile uyumlu olmaması birlikte değerlendirilerek itirazların aydınlatılması, uyumsuzluğun giderilmesi ve işlemiş faiz hesabının dosya kapsamındaki ihtar-tebliğ-tanınan süre gözetilerek buna göre yapılması, defterlerden hangisinin esas alınabileceği ihtimallerine bağlı olarak 2 ayrı işlemiş faiz hesabı yapılması yönünden bilirkişi heyetinden ek rapor temini yoluna gidilmiş olup, temin edilen █████/2025 işlem tarihli heyet ek raporu görev tanımını karşılamadığından davanın bütün ihtimaller yönünden aydınlanmış olması için görev tanımına bağlı olarak █████/2022 keşide tarihli ve █████/2022 tebliğ tarihli olup 2 gün süre tanınmış olan ihtarnameye bağlı olarak █████/2022 temerrüt tarihinden itibaren █████/2022 takip tarihine kadar olan süre yönünden asıl alacağın işlemiş faiz hesabının da yapılması için dosya yeniden aynı heyete verilerek 2. ek rapor temin edilmiş olup buna göre 3.744.526,79 TL asıl alacak ve söz konusu █████/2022-█████/2022 tarihleri arasındaki işlemiş faiz miktarı ise 25.852,62 TL olarak hesaplanmıştır.
Söz konusu bilirkişi heyetinin 2. ek raporu ile önceki raporlar bir bütün olarak davanın bütün ihtimaller yönünden aydınlanması için yeterli görüldüğünden ileri sürülen itirazlar yönünden yapılması gereken bir tahkikat işlemi olmadığına karar verilerek tahkikat tamamlanmak suretiyle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İlgili yasal düzenlemeler:
''6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu:
...TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZI VE DELİL OLMASI
Madde 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi*1* yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Ek cümle: 22.07.2020 - 7251 S.K./23. md) Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.
2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu:
A İTİRAZIN İPTALİ :
Madde 67 - (Değişik madde: █████/1965 - ██████ md.) (Değişik fıkra: █████/2003 - 4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
(Değişik fıkra: █████/1988 - 3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:█████/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
(Mülga fıkra: █████/2003 - 4949 S.K./103. md.)
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
(Ek fıkra:█████/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun madde 18/A düzenlemesinde yargılama gideri yönünden yer alan ilgili fıkralar:
Dava şartı olarak arabuluculuk
Madde 18/A- (Ek:6/███████-███████ md.)
(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
...
(11) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.
(12) Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları hâlinde, arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz.
(13) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır.
(14) Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır....''şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.Sonuç olarak UYAP içeriği celp edilip incelenen icra dosyası, taraflar arasındaki ticari ilişki, ticaret sicil kayıtları, tarafların defterlerinin uyumlu olmaması, HMK. Madde 222 düzenlemesi, davalı defterlerinin davalı aleyhine bağlayıcı etkisi, ihtar, ihtarın tebliği ve tanınan süre, buna göre temerrüt tarihinin █████/2022 olması, raporlara ve ek raporlara göre asıl alacak miktarının 3.744.526,79 TL olması ve bunun söz konusu temerrüt tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz miktarının 25.852,62 TL olması, temin edilen ve bütün ihtimaller yönünden davanın aydınlanması için yeterli görülen rapor ve ek raporlar ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilip HMK. Madde 222 düzenlemesi ile davalı defterlerinin davalı tarafı bağlayıcı etkisi birlikte değerlendirildiğinde burada belirtilen asıl alacak ve işlemiş faiz miktarı ihtimali yönünden davanın kısmen sübuta erdiği sonuç ve kanaatine varıldığından 3.744.526,79 TL asıl alacak ve 25.852,62 TL işlemiş faiz miktarı yönünden davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davacı tarafın icra inkar tazminatı adı altında talep ettiği icra tazminatı yönünden yukarıya aynen alınan İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesinin 2. Fıkrası hükmü, bu konuda yerleşen yargısal uygulama, davanın niteliği, davalının takibe itirazının haksız çıkması, kabule konu asıl alacak yönünden alacağın davalı tarafça hesaplanabilir-bilinebilir olması nedeni ile likit ve belirli olması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davalı aleyhine icra tazminat şartlarının somut olayda gerçekleştiği anlaşıldığından kabule konu asıl alacak miktarı olan 3.744.526,79 TL üzerinden %20 oranında icra tazminatına da karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış olup, söz konusu asıl alacak miktarının %20 oranına tekabül eden 748.905,35 TL icra tazminatına da hükmolunmuş ise de , davalı adına talep edilen tazminat yönünden davacı tarafın kötü niyeti sabit görülmediğinden bu talebin reddine karar verilmiştir.
Harç yönünden kabule konu toplam dava değeri olan 3.770.379,41 TL matrah üzerinden işlem yapılmış ve avukatlık ücreti hesabı yönünden de harca esas alınan bu bedel gözetilmiş olup kısmen redde konu olan değer ise 211.690,80 TL'dir.
Harç yönünden davanın niteliğine karşılık gelen 492 Sayılı Harçlar Kanununun;
''...
İLAMSIZ TAKİPLERDE PEŞİN HARÇ:
Madde 29 - İlama dayanmıyan takip isteklerinden alacak miktarının binde beşi peşin alınır.
Peşin harçlar takip sonunda alınacak asıl harca mahsup olunur.
İlama dayanmıyan takiplerde alacaklı mahkemeye müracaata mecbur kalırsa, peşin alınan harç kendisine iade olunur. Veya alacaklının isteği üzerine mahkeme harçlarına mahsup edilir.
...''
şeklindeki ilgili maddesinde yer alan söz konusu düzenleme ve icra dosyası kapsamına göre davacı tarafın takibi başlatırken 19.910,35 TL peşin harç yatırmış olması, eldeki davanın söz konusu peşin harca bağlı olarak açılmış olması karşısında söz konusu takip için yatırılan peşin harç miktarı da işleme tabi tutulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
Davanın kısmen kabulü ile ------. İcra Müdürlüğü'nün ------- Esas sayılı icra dosyası üzerinden yapılan takibin 3.744.526,79 TL asıl alacak ve 25.852,62 TL işlemiş faiz kalemleri üzerinden ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa faiz yürütülmek suretiyle devamına; itirazın belirtilen çerçevede iptaline ve takibin belirtilen şekilde devamına,
Takibe konu asıl alacağın %20'si 748.905,35 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Kısmen red yönünden kötü niyet sabit görülmediğinden davacı aleyhine ve davalı tarafça talep edilen icra tazminat talebinin reddine,
Kabule konu dava değeri üzerinden hesaplanan 257.554,61 TL nispi karar harcından Mahkeme veznesine yatan 44.036,81 TL peşin harç ile icra veznesine yatan 19.910,35 TL'nin toplamı olan 63.947,16 TL'nin mahsubu ile EKSİK 193.607,45 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun madde 18/A-(13) ve (14) düzenlemelerine ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesine bağlı olarak Arabulucuk Bürosu tarafından yapılan ve Adalet Bakanlığı Bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL zaruri giderinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından İcra veznesine yatırılan söz konusu peşin harç ve Mahkeme veznesine yatırılan harçlar da dahil olmak üzere davacı tarafça ödenen harçlar toplamı 64.040 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafça harç dışında yapılan toplam 4.212 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre takdiren 3.988 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine; geri kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafça yapılan bir gider olmadığından bu konuda başkaca bir hüküm kurulmasına yer olmadığına,
Davacı vekili için kabule konu toplam değer üzerinden tarife gereğince hesap ve takdir edilen 445.631 TL nispi avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalı vekili için redde konu değer üzerinden tarife gereğince hesap ve takdir edilen 33.871 TL nispi avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Artan avansın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,İlişkin olmak üzere davacı vekili yönünden huzuren, davalı vekili yönünden e-Duruşma sistemi üzerinden olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı aleni olarak yapılan yargılama sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!