Anahtar kelimeler: Nakliye Emrine Toplamda Faturanın Durduğunu Almış Sağladığını Alınamadığını Başlatmış Olumlu

T.C.
İSTANBUL10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2024KARAR TARİHİ : █████/2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının davalı şirkete 09.03.2024 tarihinde 15.660,00 TL tutarında nakliye hizmeti sağladığını, davalı şirketin almış olduğu bu hizmet karşılığında fatura düzenlendiğini, nakliye karşılığında davalı şirket davacıya toplamda 15.660,00 TL borçlandığını, davalı tarafla işbu faturanın ödenmesine ilişkin yapılan görüşmelerden olumlu sonuç alınamadığını, davalı tarafın ... 12.İcra Dairesinin ... E. Sayılı ödeme emrine ve dolayısıyla başlatmış olduğu genel haciz yolu ile takibe kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu ancak borçlu, bu şekilde bir borcu olmadığından bahisle icra takibine itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu, söz konusu durma kararı icra dairesi tarafından taraflarına tebliğ edilmediğini, taraflarınca davaya konu itirazın iptali için arabuluculuğa başvurulduğunu, taraflar arasında bu arabuluculuk görüşmelerinde de bir anlaşma sağlanamadığını, görüşme sonrasında tanzim edilen arabuluculuk tutanağına istinaden işbu davanın açılması zorunluluğu hasıl olduğunu, davalının haksız ve kötü niyetli olarak yapmış olduğu itirazın iptali ve müvekkil alacağına kavuşması için işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile davanın kabulü ile, borçlunun ... 12. İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasına haksız olarak yaptığı itirazının iptaline, takip tarihinden itibaren gecikme faizi ile birlikte takibin devamına, davalının icra takibine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz etmiş olması sebebi ile alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP:Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle ; Haksız ve de hukuka aykırı olarak açılan davanın reddi gerektiğini, borca mesnet evraklar dosyada mevcut olmadığını, Icra İflas Kanunu’nun 61. maddesine göre eklenmesi gereken belge sureti ödeme emrine eklenmediğini, borca dayanak evraklara davalı tarafça muttali olunamadığını, davalıya tebliğ olunan bir fatura da olmadığını, bu durum tebligat zarfı ile de sabit olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalı firmanın kötü niyetinden de söz edilemeyeceğini, bu nedenle icra inkar tazminatı talebinin de reddi gerekeceğini, bununla birlikte davacının tacir olmayıp görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, görev yönünden de davanın reddi gerekeceğini, takip alacaklısından davalı firma herhangi bir mal veya hizmet almadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte işlemiş faize ve de faiz oranına da itiraz ettiklerini, davalı firma temerrüde düşürülmediğini, davalının takip alacaklısına takip alacağı tutarında borcu bulunmadığını, takibin haksız ve de kötü niyetli olduğunu, talep olunan tüm alacak kalemlerine itiraz ettiklerini, haksız ve de hukuka aykırı olarak açılan davanın reddine, kötü niyetli takip nedeniyle davacılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine,yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇE: Dava: fatura alacağından kaynaklı başlatılan takibe vaki itirazın iptali davasıdır.Tebligatlar usulüne uygun yapılmış olup, Arabuluculuk son görüşme tutanağı, ... 12. İcra Dairesinin...E. Sayılı Dosyası uyap sureti, ... Nolu Fatura, Ürün teslim evrakı ( Teslimat No:...), Bilirkişi, yemin, Onaylı vekaletname sureti v.s her türlü yasal delil dosya arasına alınmıştır.... 12. İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 15.660,00 TL üzerinden takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; Usul kanunumuz gereğince açılan davalarda öncelikli işlem mahkemenin yargılamada görevli olmasıdır. Gerçek kişiler tarafından açılan ya da gerçek kişilere karşı açılan davalarda; takibin ya da davanın açıldığı tarihte ilgili yıllarda bağlı olduğu vergi dairesinden, hangi esasa göre defter tuttuğu, ikinci sınıf tacir (esnaf) olup olmadığı, eğer ikinci sınıf tacir (esnaf) ise ve işletme defteri tutuyor ise; VUK'un 177/2 fıkrasında düzenlenen hadlere göre, faaliyetinin esnaf faaliyeti sınırını aşıp aşmadığına yönelik bir araştırma yapılması gerektiği bilinmektedir (İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin █████/2023 Tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı).5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Asliye ticaret mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez (Ankara BAM 4.Hukuk Dairesinin █████/2023 Tarih, █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararı).Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.Taraflar arasındaki ilişkinin mutlak ticari davalardan olmamasına, davalının takip ve dava tarihi itibariyle tacir olmadığından ve taraflar arasında uyuşmazlığın nispi ticari davalardan da olmamasına göre davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğundan (İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin █████/2023 Tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı, Ankara BAM 4.Hukuk Dairesinin █████/2023 Tarih, ... Esas ve ...Karar sayılı kararı ile Samsun BAM 2.Hukuk Dairesinin █████/2023 Tarih, ...Esas ve ... Karar sayılı kararı) davanın görev nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Görev hususunun 6100 Sayılı HMK 114/1-c hükmü kapsamında "dava şartı" niteliğinde olması nedeniyle HMK 115/2, fıkrası uyarınca DAVANIN USULDEN REDDİNE,2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 20. Maddesi uyarınca bu görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edildiğinde dava dosyasının görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,3-Dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,4-HMK m. 331/2 hükmü gözetilerek; dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi halinde, yargılama harç ve giderleri hususunda görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesince karar verilmesine; aksi durumda talep üzerine dosyanın ele alınarak yargılama giderleri hususunda bir karar verilmesine,Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile ya da İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine hitaben yazılmış, başka mahkeme tarafından mahkememize gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili istinaf dairesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2025 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır