Anahtar kelimeler: Anılı Çıkışı Senetteki Açtıklarını Kambiyo Menfi Senetlerinden Tereddütsüz Özgü Senetlerine

T.C.
İSTANBUL10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2023KARAR TARİHİ : █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle ; Davalı tarafça ... 14. İcra Dairesi'nin... Esas numaralı dosyası kapsamınca davacı aleyhine Kambiyo senetlerine (senet/örnek:10) özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, söz konusu takip çıkışı 438.080,11TL üzerinden yapıldığını, anılı takip usul ve yasaya tereddütsüz aykırılık teşkil ettiğinden ve de hukuka aykırı olduğundan işbu menfi tespit davasını açtıklarını, iddia olunan takip alacaklısı ile davacı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, davaya konu senetteki imza müvekkile ait olmadığını, dava sonuçlanıncaya kadar, .... 14. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibinde bonoda tahrifat iddiası bulunduğundan, HMK. nun 209.maddesindeki hüküm uyarınca teminatsız veya uygun bir teminatla ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulü ile müvekkilin, davalıya, ... 14. icra dairesi'nin ... esas numaralı dosyasında takibe konulan alacaktan dolayı borçlu olmadığının tespitine, kötü niyetli takip yapılmış olması nedeni ile takip miktarı üzerinden % 20 kötü niyet tazminatının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇE:Dava; kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit davasıdır.Tebligatlar usulüne uygun yapılmış olup, ... 14. İcra Dairesi'nin ...Esas numaralı Dosyası uyap sureti, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ...Soruşturma numaralı dosyası, Bilirkişi incelemesi, Tanık, İsticvap, İmza İncelemesi, Ticari Defter Kayıtları, Resmi Kayıtlar, Keşif v.s her türlü yasal delil dosya arasına alınmıştır.Dosyanın ...'a tevdi edildiği, bilirkişinin raporunda özetle ; İnceleme konusu 2 adet senet aslı ön yüzündeki keşide imzalarının mevcut mukayese imzalarına kıyasla davacılar... ve ...’un eli ürünü olmadıkları kanaati rapor ve tespit edilmiştir.Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda yapılan yargılama, toplanan deliller, dava dilekçesi, aşamalarda aldırılan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı ile yapılan değerlendirmede; Dava; kambiyo senetlerinde imza inkarına dayalı menfi tespit davasıdır.... 14. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında alacaklı ... tarafından borçlular ...Şti, ...Tic Ltd Şti ile ...aleyhine 88.500,00 TL Bono, 1.854,86 TL lş|eıniş Faiz (Reeskont - İskonto Faizi ile l77,00 TL Bono Komisyonuv ve 339.748,00 TL Bono 7,120,75 TL işlemiş Faiz (Reeskont - İskonto Faizi ile 679,50 TL Bono Komisyonu olmak üzere toplam 438.080,11 TL üzerinden Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatılmıştır. Grafolog Bilirkişi tarafından düzenlenen raporda inceleme konusu 2 adet senet aslı ön yüzündeki keşide imzaları ile davacılar ... ve ...’a ait mevcut imza örnekleri karşılaştırıldığında; harf ögesi içerikleri, keşide çizgisi kullanım şekilleri, grama örgüsü mevcudiyeti gibi tersim özellikleri ile genel biçimsellikle işleklik derecesi, alışkanlıkları, tersim biçimi, alışkanlık vasıfları, ebat, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi gibi grafolojik tanı unsurları itibari ile uygunluk veya benzerlikler bulunmadığı tespit ve rapor edilmiştir.HGK'nun ... E, ... K. Nolu 17.11.2022 tarihli ilamında belirtildiği üzere; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 170/b maddesinin aynı Kanun’un 72. maddesine yaptığı yollama gereğince kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte de menfi tespit davası açılabileceği açıkça anlaşılmaktadır. İİK’nin 72/1. maddesi, “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü haizdir. Buna göre borçlu, henüz aleyhine başlatılmış bir icra takibi yokken alacaklıya karşı borçlu bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası açabileceği gibi aleyhine icra takibine başlanmasından sonra da menfi tespit davası açması mümkündür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818).Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil, ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu, ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir anlatımla borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def’îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir.Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgilerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur.Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) md. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) md. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). Bununla birlikte; senede karşı mutlak defiler, senet hamili olan herkese karşı ileri sürülebilir. Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması” “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. Borçlunun hamil/alacaklıya karşı senet metninde imzaya ilişkin iddiası mutlak def’idir. "Senetteki imzanın inkarı halinde, imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükü belgeyi elinde bulunduran senet alacaklısına aittir. İmzada sahtecilik iddiası kambiyo senetlerinde mutlak defi olup, lehdar ve ciro yolu ile hamil olan cirantalara ve son hamile karşı ileri sürülebilir..." (Yargıtay 11. HD ...E. ...K.)Somut olayda, Grafolog bilirkişi tarafından davaya konu bonolar üzerinde yapılan imza incelemesi ile, inceleme konusu 2 adet senet aslı ön yüzündeki keşide imzalarının mevcut mukayese imzalarına kıyasla davacılar...ve ...’un eli ürünü olmadıkları tespit edilmiştir. Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, davaya konu bonolardaki imzanın sahte olduğu, sahte imza ile piyasaya sunulduğu, davalıların her ne kadar davacı şirketin yetkili temsilcisi...'dan söz konusu bonoları aldıklarını beyan etmişlerse de bu iddialarını ispat edemedikleri, davacının işbu çeklerden kaynaklı davalılara karşı sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmış olup bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde işbu bonoya dayanılarak başlatılan icra takibinde davacının davalılara borcu bulunmadığı anlaşılmakla, davanın kabulü ile ... 14.İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında takip ve dayanak bonolar (13.03.2023 düzenleme tarihli, 23.03.2023 vade tarihli 88.500,00 TL bedelli bono ile 13.03.202313 düzenleme tarihli, 23.03.2023 vade tarihli 339.748,00 TL bedelli bono) nedeni ile davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, davalıların takipte kötü niyetli olduğu sabit olmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile ... 14.İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında takip ve dayanak bonolar (13.03.2023 düzenleme tarihli, 23.03.2023 vade tarihli 88.500,00 TL bedelli bono ile 13.03.202313 düzenleme tarihli, 23.03.2023 vade tarihli 339.748,00 TL bedelli bono) nedeni ile davacının davalılara borçlu olmadığının TESPİTİNE, 2-Davalıların takipte kötü niyetli olduğu sabit olmadığından kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE,3-Harçlar Kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 29.925,25-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 7.481,32-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 22.443,93-TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına,4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 69.712,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan; 7.481,32-TL Peşin/nisbi Harcı, 4.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 3.860,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 15.341,32TL'nin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,6-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına,7-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak Hazine adına gelir kaydına,8-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK yönetmeliğinin 47/1 maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır