Anahtar kelimeler: Elzem İşlevlerini Çabaları Yitirmesinin Talepli Paydaş Çekilmez Organlarının Sayıda İstemli

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████KARAR NO : ████████DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)DAVA TARİHİ : █████/2022KARAR TARİHİ : █████/2025Tarafları yukarıda belirtilen davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili tarafından tedbir talepli olarak verilen dilekçe ile █████/2000 tarihinde kurulan davalı şirketin %50 payının davacıya ve %50 payının ise ihbar olunması talep edilen ----- ait olduğu, davalı şirketin tüm işlerinin davacının çabaları ile sonuçlandırıldığı ve ülke yararına çok sayıda iş gerçekleştirildiği ancak son yıllarda diğer paydaş ----- davranışlarının ortaklık ilişkisini çekilmez bir hale getirdiği, dilekçede ileri sürülen sebeplerle davalı şirketin haklı nedenle feshinin elzem olduğu, davacının bilgi alma hakkının sürekli olarak ihlal edildiği, şirket organlarının toplanma ve karar alma işlevlerini yitirmesinin söz konusu olduğu, ileri sürülerek davanın söz konusu diğer ortağın ihbarına,------ davalı şirketteki münferit imza yetkisinin tedbiren kaldırılmasına, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde münferit imza yetkisinin davacı ile birlikte kullanılmak üzere müşterek imza yetkisine çevrilmesine, bunun da kabul görmemesi halinde şirkete yönetim ve temsil kayyımı tayinine ve davalı şirketin haklı sebeple feshine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.Tensiben oluşturulan 13 nolu ara karar ile tedbir talebi hakkında ilgili ara kararlar yerine geldikten sonra ve bu konuda davacı vekilinin yazılı başvurusuna bağlı olarak değerlendirme yapılmasına; aksi halde söz konusu ara kararlar gereği yerine geldikten sonra bu hususun ön inceleme duruşmasında ele alınmasına karar verilmiş olup, sonuçta █████/2022 tarihinde yapılan ve taraf teşkili ile ilgili ara kararlara bağlı olarak ötelenen ön inceleme duruşmasında duruşmaya katılan vekillerin beyanları da alındıktan sonra tedbir taleplerinin reddine karar verilmiş olup, söz konusu duruşma tutanağının gerekli kısımlarının buraya aynen alınması uygun görülmekle █████/2022 tarihli duruşma tutanağının gerekli kısımları:''...Davacı vekili Av. ----- ile ihbar olunan vekili Av. ----- duruşmaya katıldı. Başka gelen yok. Belli yerde açık yargılamaya başlandı.Tebligatların yapıldığı ve taraf teşkilinin sağlandığı anlaşıldı. Davacı vekilinden soruldu: dava dilekçemizi aynen tekrar ederiz, ihbar olunan vekilinin cevap dilekçesini kabul etmiyoruz, █████/2022 tarihli delil listemiz ekinde sunduğumuz tabloyla ilgili ihbar olunan vekilinin beyanları yönünden gerekirse yazılı beyanda bulunmak üzere süre istiyoruz, tedbir talebimizi tekrar ediyoruz, bana sorduğunuz █████/2020 tarihli genel kurulla ilgili hazirun listesi doğru olabilir, davacı ve ihbar olunan dışında da ortaklar bulunmaktadır, müvekkilin payı dava dilekçesinde zuhulen %50 ifade edilmiş olabilir, dedi.İhbar olunan vekilinden soruldu: cevap dilekçemizi aynen tekrar ederiz, delillerimizin toplanmasını istiyoruz, tedbir talebinin reddine karar verilmesini istiyoruz, dilekçemizde belirttiğimiz sebeplerle şirkete temsil kayyımı atanmasını istiyoruz, ortaklık yapısı yönünden cevap dilekçemizde belirttiğimiz hususları tekrar ediyoruz, gerekirse ticaret sicilinin cevabını inceleyip beyanda bulunabiliriz, dedi.Dosya incelendi:GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:A) Ön inceleme yönünden: 1-Temin edilen ticaret sicil kaydına, zapta geçen beyanlara ve dosya kapsamına nazaran davacının ve ihbar olunanın şirketi münferiden temsile yetkili oldukları, dava dışı paydaşlar bulunduğu, davacı ve ihbar olunan ile şirket yönünden menfaat çatışması söz konusu olduğu anlaşıldığından davalı şirkete temsil kayyımı atanmasının ve buna göre taraf teşkilinin sağlanmasının gerekli olduğuna, 2-Yukarıdaki karara bağlı olarak davacı vekiline temsil kayyımı atanması hususunda dava açıp dosya numarasını bildirmesi için 2 HAFTA KESİN SÜRE VERİLMESİNE, AKSİ HALDE DAVANIN USULDEN REDDEDİLECEĞİNE İLİŞKİN KESİN SÜRE SONUÇLARININ HUZUREN İHTAR EDİLMİŞ OLDUĞUNA, ...B) Tedbir talebi yönünden: 1-Tedbir taleplerinin reddine, 2-Gerekçeli ara kararın daha sonra yazılmasına,...''şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.----- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyası üzerinden verilen ve kesinleşen ------ Karar sayılı kararla Mahkememizin bu ----- Esas sayılı davada davalı şirketi temsil etmek üzere ----- temsil kayyımı olarak atanmasına karar verilmiş olup, buna göre tebligat yapılarak taraf teşkili sağlanmıştır.Davacı vekili duruşmada da dava dilekçesini tekrar ederek davacı ve ihbar olunan dışında da ortaklar bulunduğunu, davacı payının dava dilekçesinde zuhulen %50 ifade edilmiş olabileceğini belirtmiştir.İhbar olunan vekili duruşmada da tekrar ettiği cevap dilekçesinde █████/2010 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan karar ile şirket sermayesinin 1.500.000TL'ye yükseltildiği ve sermayenin 750.000TL'sinin ihbar olunana, 675.000TL'sinin davacıya, 45.000TL'sinin dava dışı -----, 15.000TL'sinin dava dışı ------ ve 15.000TL'sinin dava dışı---- ait olduğu; bu şahıslardan ---- davacının eşi, ---- davacının dayısının oğlu------ ise davacının kayın biraderi oldukları, bu şahısların şirkete ortak yapılmasının amacının müvekkili tarafından bilinemediği ancak cevap dilekçesinde açıklanan sebeplerle ve şekilde TTK. Madde 436 düzenlemesindeki yasaklara tabi olmayan ''oy deposu'' oluştururken diğer yandan aynı ''oy deposu''nun ihbar olunan aleyhine kullanılmak istendiğinin anlaşıldığı; şirketin her türlü kayıt ve belgesinin davacının uhdesinde olduğu, şirket adresinin bulunduğu taşınmazın davacıya ait olduğu, aynı adreste sermayesi ve yönetimi davacı tarafından gerçekleştirilen başka şirketlerin de faaliyette bulunduğu, davacının talimatları çerçevesinde müvekkilinin yöneticisi olduğu şirkete girmesinin dahi engellendiği, kapıdaki güvenlik personeli tarafından binaya sokulmadığı, böyle bir davanın azınlık pay sahipleri tarafından açılması gerektiği, davacının sermayesinin müvekkilinin sermayesinden daha düşük gibi görünmesine rağmen ortaklar üzerine kurmuş olduğu otorite nedeni ile hakim ortak konumunda olduğu, hatta şirketi tek başına yönettiği, bu nedenle TTK. Madde 531'e göre dava açma hakkının olmadığı, yönetim kurulu üyelerinden birinin pay sahibi sıfatına bağlı olarak haklı sebeple tespit davası açılmış olması durumunda ortaklık adına temsil yetkisini kullanmasının mümkün olamayacağı, bu nedenle ortaklığa TMK. Madde 426 gereğince kayyım atanması ve ortaklığın kayyım tarafından temsil edilmesinin gerekli olduğu, ihtiyati tedbir talebinin yerinde olmadığı, tedbir talebinin davanın tarafları bakımından sonuç doğurması gerektiği, halbuki temsil yetkisinin kaldırılması talep edilen müvekkilinin davanın davalısı olmayıp, ihbar olunan konumunda olduğu, kaldı ki müvekkilinin temsil yetkisinin bu dava bakımından herhangi bir risk taşımadığı, aksine şirkete en büyük zararı verenin davacı olması nedeni ile davacının temsil yetkisinin tedbiren sınırlandırılmasının gerekli olduğu ileri sürülerek tedbir talebinin ve davanın reddine, TMK Madde 426 düzenlemesine bağlı olarak şirkete kayyım atanmasına yada kayyım atanması için taraflarına yetki verilmesine karar verilmesi istenmiştir.Davalı şirketin temsil kayyımı tarafından herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.Celbedilen ticaret sicil kayıtlarına göre davacının payının %45, ihbar olunanın payının %50 olduğu, geri kalan %5 payın ise dava dışı ortaklar üzerinde olduğu, davacının ve ihbar olunanın münferiden temsile yetkili oldukları, başka temsilci bulunmadığı anlaşılmıştır.Dava dilekçesinde ileri sürülen söz konusu tedbir talepleri yönünden ön inceleme duruşmasında alınan beyanlar da değerlendirilmek suretiyle: davanın niteliği, şirketlerin kendi kendine yönetiminin asıl olması, müdahalenin çok istisnai kriterlere bağlı olarak düşünülmesi gereği, şirketin temsilcisinin mevcut olması, davacı dışındaki diğer temsilcinin ihbar olunan konumunda olması, temsil yönünden davacının ve ihbar olunanın eşit konumda bulunması, cevap dilekçesine göre de davacının fiili hakimiyetinin söz konusu olması, davacı ve ihbar olunan ile şirket yönünden menfaat çatışması söz konusu olduğu için davalı şirkete temsil kayyımı atanması yoluna gidilmiş olması, esasen davacı ve ihbar olunan yönünden şirket menfaatinin bunlar tarafından dosyada gözetilebileceği de değerlendirilebilecek ise de dava dışı ortaklar da dikkate alındığında şirketin menfaatinin bu dava yönünden söz konusu temsil kayyımı atanması ile sağlanmasının yeterli olacağı, bu hususun gerekli kısımları yukarıda aynen aktarılan ön inceleme duruşması tutanağından da anlaşılacağı üzere taraf teşkiline yönelik dava şartı kapsamında ara kararına bağlanmış olması; şirkete hangi sebeplerle ve hangi şartlara bağlı olarak tedbiren kayyım atanacağına ilişkin sınırlı yasal düzenlemeler ile ihtiyati tedbire ilişkin yasal düzenlemeler, aynı düzenlemelere bağlı olarak ortakların sorumluluklarının asıl olması ve müdahaleyi gerektirir ciddi bir yasal nedenin varit olmaması; yakın ispata ilişkin kurallar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde dava dilekçesinde ileri sürülen şekillerde ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli yasal ve maddi şartların somut olayda gerçekleşmediği gerekçeleriyle █████/2022 tarihinde oluşturulan ara karar ile ihtiyati tedbire yönelik taleplerin reddine karar verilmiştir.Davalı şirketin adresi yukarıda karar başlığında belirtilen şekilde olup, Mahkememizin yargı alanı içindedir.Ticaret Sicil kaydı celp edilerek deliller toplandıktan ve tanıklar dinlendikten sonra bilirkişi incelemesi yoluna gidilmiş olup, temin edilen ve tanık beyanlarının da yer aldığı █████/2025 tarihli raporun gerekli-yeterli kısımları:''...TANIK BEYANLARI:TANIK -----: "ben Nisan 2008-15 Mart 2015 tarihleri arasında------. unvanlı şirketin finansman sorumlusu olarak görev yaptım. Bu şirket davacı ---- oğluna ait olduğu için bu görevimden dolayı bana sorduğunuz tarafları tanırım. Bana sorduğunuz ------- isimli şahsı tanıyorum, benden önceki finans müdürüydü, birlikte 15 gün kadar çalışmamız oldu. Benim davalı şirketin işleyişi ve davacı ile huzurdaki ihbar olunan ------ bey arasındaki ilişki yönünden bir bilgim yoktur. Bir şey lazım olduğu zaman patronum olan davacı beni çağırır ve talimatını verir, ben de talimata göre işimi yapardım. Zaten genel olarak hatırladığım kadarıyla o tarihte bana sorduğunuz davalı şirket tam faal değildi. Benim dönemimde bildiğim kadarıyla davalı şirketin ufak tefek masrafları yönünden faaliyeti söz konusuydu. Ben ayrıldıktan sonra da kendi işimi kurdum. Ayrıldıktan sonraki süreçler yönünden de bilgim yoktur. Benim görev yaptığım dönem yönünden davalı şirketin işleyişiyle ilgili ciddi bir geçimsizlik olsaydı duyardım diye düşünüyorum ancak şundan eminim ki bizim bilemeyeceğimiz çok şeyler olabilir. Davalı şirketin bir motorlu yatı olduğunu, benim çalıştığım dönemden öncesi itibari ile motorlu yat alıp imal edip sattığını duymuştum. Benim dönemimde ise böyle bir motorlu yatın telsizinin iptal edilmesi için epeyce uğraşıldığı hatırlıyorum. Bana sorulan motorlu yatın satıldığından haberim yoktur. Davalı şirketin ------ bir arsasının olduğunu ve davalı şirket tarafından satıldığını biliyorum. Satış bedeli ve akıbeti hakkında bilgim yoktur bu hususlarda davacı ----- Bey karar vermeye yetkilidir. Davalı şirketin gelirlerinden benim çalıştığım----- Şirketi unvanlı şirket için kullanıldığı oluyordu ancak hiçbir bilgim yoktur. Benden sonra benim yaptığım göreve kalıcı olarak kimin geldiğini bilemiyorum. Bana sorulan ------- isimli şahıs benim görevimin son 15 gününde benim birime müdür olarak lanse edildi. Ancak benden sonra hangi sıfatla hangi göreve devam edip etmediği hakkında bilgim yoktur. Benim çalıştığım şirket ile davalı şirket aynı binada idi ve bu binanın dışında bir tabelada -----ibaresi ve altında da bu gruba dahil şirketlerin unvanları vardı. Hatırladığım kadarıyla bu gruba bağlı olduğu belirtilen şirketler------, ----- şirketlerdir bunların hepsi aynı binada faaliyette bulunuyordu. ------unvanlı şirket olup bu şirketten söz konusu grup şirketlerine para akışı oluyordu ve zaman zaman paraları varsa gruptaki diğer şirketlerden de -----unvanına şirkete para aktarıldığı oluyordu. Ortaklığın idaresi ve bu konuda davacı ile huzurdaki ihbar olunanın arasında görüşmeler olup olmadığı hakkında bilgim yoktufTANIK ----: "huzurdaki ------ile 2014 yılından bu yana arkadaşlığımız olduğu için, davacı ----- ile de daha öncesinden bu yana arkadaşlığım olduğu için tarafları tanıyorum ayrıca davacıya ------- Unvanlı başka bir şirketinden dolayı danışmanlık yapıyorum ancak davalı şirketle ilgili bir görevim olmadığı gibi davalı şirketin muhasebe işlerini de yapıyor değilim, davalı şirketin ortaklarının huzurdaki ihbar olunan, davacı ile davacının eşi ve oğlunun da küçük paylarda hissedar olduklarını biliyorum, davacı ile huzurdaki ihbar olunan arasındaki hak ve menfaatler yönünden ihtilaf olunca benden ve dışarıda tanık olarak bekleyen ----- olmak üzere ikimizden arkadaş olarak yardım istediler, bunun üzerine bu 2 ortağın rızasıyla beraber 3,4 ay kadar süreyle dışarıda tanık olarak bulunan davalı şirketin şantiye şefi olan ----- ve huzurdaki ------ bey olduğu halde ofiste belgeler üzerine çalışma yaptık, davacının sunduğu hesabı ----- bey kabul etmediği için bu hesapları dikkate almadık zaten söz konusu hesapların dayanağı da yoktu, ----- bey bize Excel üzerinden bir hesap gönderdi ve biz o hesabı esas alarak çalışma yaptık, bunu davacıya sunduk, sunduğumuz hesabın %50sini kabul ettiğini söyleyen davacı ----- beyi kastederek "ortağımla görüştükten sonra cevap vereceğim" dedi, bunun üzerine davacıyı ve ------- beyi kastederek "iki ortak huzurumuza bir araya gelsin, bu işi çözelim" dedik ancak daha sonra bu iki ortak bir araya gelmediği için bizim çalışmamız sonuçsuz kaldı, sonrası hakkında bilgim yoktur. ----- inşaat işleriyle ilgili satışların yetkisine dayanarak ----- bey yapıyordu, davacı benim yanımda 2 defa huzurdaki ----- bey'i telefonla arayarak görüşmek için bir araya gelme isteğini iletti ancak telefon görüşmesi sırasında ----- bey'in nasıl cevap verdiğini duymadım, şu anda davalı şirket faal değil, bildiğim kadarıyla davalı şirketin bütün giderlerini davacı karşılıyor. -----Unvanlı söz konusu şirkete danışmanlık yapıyorum, bu şirkette haftada bir gün "koordinatör" olarak sigortalı görünüyorum, bu şirket dışında davacının başka şirketlerine danışmanlık yapmıyorum, danışmanlığım davacının ve "------" Unvanla şirketi yatırımlarına yöneliktir. İfademde geçen taraflar arasındaki sorunu çözme çabamız sırasında hem davacı ve hem de huzurdaki ----- bey bize gayri resmi kayıtlar sundular, bunları da değerlendirerek esasında aralarındaki meseleyi %80 oranında çözmemize rağmen tamamına ermedi ve sonuçsuz kaldı. Davacının sunduğu gayri resmi kayıtları huzurdaki ----- beye sunduğumuz da zaten ------ bey hemen orada bu kayıtları kabul etmediğini söylediği için bu kayıtları biz yırtıp attık, ---- bey bize dışarıda tanık olarak bekleyen "----- beyden bana intikal eden kayıtlar var, bunlara göre hareket edin bu kayıtlar üzerinde beraber çalışalım" dediği için aslında biz ------ bey'in sunduğu kayıtları esas alarak belirttiğim şekilde belli noktaya kadar çözümü elde ettik ancak sonuç alamadık. İfademde geçen hakemlik çalışması sırasında sunulan binlerce sayfa Excel tablolarından olabilir, hatta hatırladığım kadarıyla bu A ve B işaretli Excel tablolar ifademde geçen ----- bey tarafından intikal ettirilen tablolardan olabilir, ancak A ve B işaretli bu tabloların üzerindeki tükenmez kalemle yazılmış olan rakamlar tarafından yazılmış değildir. Son olarak belirtmek istiyorum ki tarafların rızasıyla hakem olarak tarafların 30 yıllık ilişkisini gayri resmi kayıtlar üzerinden toparlamaya çalıştık ancak sonuç alamadık. Davalı şirketin muhasebeci solup olmadığını ve kim olduğunu bilmiyorum ancak genel olarak her şirketin muhasebecisi olabileceğini genel olarak biliyorum."TANIK-----: "davacı benim kayınbiraderim olur, huzurdaki ihbar olunan ----- bey'in kardeşi ise benim üniversiteden arkadaşımdır, davacı ile ----- bey iş için bir araya getiren ve tanıştıran benim, o nedenle bilgi sahibiyim, davacının asıl işi kimya olup inşaat işi de yapmak istiyordu, huzurdaki ----- bey de bir Holding ten yeni ayrılmıştı ve iş yapmak istiyordu bu iki şahsı ben bir araya getirip tanıştırdım ve uzun yıllar beraber iş yaptılar ben de hayra vesile oldum diye mutlu oldum, ben iktisat fakültesi mezunuyum ve değişik şirketlerde pazarlama yöneticiliği yaptı ve 2018 yılından itibaren ise şirketin gayri faal olup davacı kayınbiraderinin binasında bana tahsis edilen bir odada işlerimi yürütüyorum, özellikle 2018 yılından sonra bu fiziki yakınlığım nedeniyle tarafların ----- 20-25 dairelik bir inşaatları olduğunu ve bu daireleri yapıp sattıklarını biliyorum. Söz konusu inşaata gittiğimde oldu, bildiğim kadarıyla ----- bey sattığı dairelerin bedellerinin bir kısmını davalı şirkete gönderiyor ve bir kısmının üzerinde tutuyordu, şirketin faaliyetleriyle ilgili giderler yönünden şirketin kuruluşundan bugüne kadar kendi durumlarını netleştirmemişler ve bu sorunu gidermek için davacının ve huzurdaki ----- bey'in rızasıyla huzurdaki diğer tanık ----- hakem tayin edildi ve dışarıda tanık olarak bekleyen ----- bey'in daha önce davalı şirketin finans Müdürlüğünü yapmış olması nedeniyle elde olmayan 2 yada 3 yıllık dökümanı ------ bey bulunca şirketin kuruluşundan bu yana olan hesaplarda boşluk ve kayıt eksikliği kalmadı, ----- bey'in hakemliğinde hemen hemen aydınlanmayan bir şey kalmadı, ancak tarafların yapılan işlerdeki paylara ilişkin oranların bir kısmında anlaşamaması nedeni ile ----- bey'in hakemliği sonuçsuz kaldı. Bazı kalemlerdeki anlaşmazlık nedeniyle sonuç hesap netleştirilemedi. Belli bir aşamadan sonra taraflar görüşmemeye başladı, bundan dolayı da ----- bey'in çabası sonuç vermedi. Huzurdaki ----- bey sattığı dairelerden üzerinde bıraktığı paraların sebebini açıklamadığı için hangi giderler nedeniyle üzerinde tuttuğunu belirtmediği için hesap netleştirilemedi, bir defasında bu durumu kendisine sorduğumda ----- marka araç alacağını söylemişti, ben de ona "bu arabayı daha sonra alabilirsin şimdi hesapları netleştirebiliriz" dedim bunun üzerine bana "sen bizim işlere fazla karışma" dedi. Ayrıca ----- bey dairelerden birisini kendi üzerine yaptı bunun da hiç hesabı yapılmadı, dedi. Unvanları okunarak bana sorulan şirketlerde benim bir ilgim yoktur, ancak iki tarafın da çok yakın olduğum için bazen bazı şirketlerde sembolik pay sahibi gösterilerek imzalarım alınmış olabilir, bu ayrıntıyı sorulan şirketler yönünden hatırlayamıyorum, söz konusu şirketlerin kimin hakimiyetinde olduğunu bilmiyorum, ifademde geçen 2018 yılından sonra bana tahsis edilen odanın olduğu binanın sahibinin davacı olduğunu biliyorum, söz konusu binada kiracı olarak ------ Unvanlı bir şirket ile bana ait olan gayri faal olduğunu belirteyim "-------Unvanlı şirket bulunmaktadır, davacının------. ile ilgisinin olup olmadığını bilmiyorum, iyi arkadaş olduklarını biliyorum ancak davacının söz konusu kiracı şirkette payı olup olmadığını bilmiyorum, ben de kiracıyım, bu 2 kiracı dışında binanın diğer kısımları ------ şirketine aittir, ben böyle biliyorum, büyüdüğüm kadarıyla davalı şirketin sermayesi yok ve bankadan alınan kredilerle iş yapmaktadır, şimdiye kadar verdiğim ifade dışında tarafların anlaşamadıkları noktalara ilişkin somut detaylar yönünden başka bir bilgim yoktur, sadece ------ olarak bilinen mağazanın kiracı olduğu binayla ilgili de bir anlaşmazlık vardı, bu binayla ilgili mesela ----- bey hissesinin %5 daha fazla olduğunu iddia ediyordu, bu sorunlardan bir tanesiydi, davalı şirketin taşınmazının satışı yönünden davalı şirket tarafından bana vekaletname verilip verilmediğini hatırlamıyorum, ancak davalı ----- ait bir taşınmazın satışı için tapuda herhangi bir girişimde hiç bulunmadım, "TANIK ------: "ben davalı şirkette 2016-2022 yılları arasında şantiye şefi olarak çalıştım ve bu nedenle davacı ile huzurdaki ihbar olunan ------ beyi tanıyorum. Ben 18 daire, bir dükkan ve bağımsız olarak bir konağın olduğu inşaatta şantiye şefliği yaptım, davalı şirketin merkezinden para gelmediği zaman ---- bey ödemeleri yapıyordu ancak bu şekilde ----- Bey 'in ne kadar ödeme yaptığını bilemiyorum, davalı şirketin ödeme yapamaması nedeniyle sık sık sorunlar yaşandı hatta normalde 18 ay gibi bir sürede bitirebilecek inşaatımız 4-5 yıl sürdü. Davalı şirket adına taşeronlara ödeme yapılacağı zaman ben huzurdaki diğer tanık ---- arıyordum. Ben ------ Bey'i davalı şirketin finans sorumlusu olarak biliyordum, davalı şirketin krediye başvurup vurmadığı ve kredi alıp almadığı konularında bilgim yoktur. Bana sorulan şekilde flash bellek bana değil ----- bey tarafından ------ beye gönderilmişti, bana da şahsın mail hesabımdan gönderilmişti, söz konusu flash bellekteki Excel tablolar üzerinde davacı ile ------ bey mutabık katılamadılar, bu tablolar üzerinde yapılan çalışmalara rağmen ortaya çıkan yeni Excel tabloları üzerinde mutabık kalınmadı, ben sadece bilgisayar ortamında bu tabloların hazırlanması yönünde yazıcık yaptım. Benim şirket adına tapu işlemlerini yürütmek için, sözleşmeleri imzalamak için noter vekaletname olmakla birlikte akçeli işlerde yetkin ve vekaletin söz konusu değildir, bildiğim kadarıyla ilk zamanlar şirket adına yapılan satışların parası resmi olarak şirkete gidiyordu ancak sonrasında ne kadarına şirkete gittiğini bilemiyorum. Benim sözleşmeyi imzalama yetkim ancak davacı veya ----- beyden birisini imzalamasıyla birlikte geçerli olabilir yoksa benim tek başıma sözleşme imzalama yetkim yoktur. Ben ------ Bey'in resmi olarak görevini bilmiyorum ancak ifademde belirttiğim şekilde onu arıyordum, herhalde o da davacı ----- Bey'i arayıp soruyordur neticede şirketin sahibi ----- Bey, yani resmi bir ödeme olabilmesi için Davacı ------ Bey 'in onayı olması gerekir, davalı şirket benim yaklaşık bir yıllık ücretimi ödemedi, bunun dışında haklarımı alarak ayrıldım söz konusu şirketin ödemediği alacağımı ise huzurdaki ----- Bey ödedi,"TANIK ----: "Ben davacıya ait olan ------ unvanlı şirkette 2000-2008 yılları arasında finans müdürlüğü yaptım, bu görevinden dolayı tarafları tanıdım. Benim ayrıldığım 2008 yılına kadar davalı şirket ile ilgili olarak davacı ve huzurdaki ihbar olunan ----- bey arasında herhangi bir geçimsizlik yoktu, sonraki süreçler yönünden de bu vukufiyetim yoktur. Benim çalıştığım dönemde davalı şirketin muhasebesini soyadını hatırlayamadığım ------ isminde bir şahıs tutuyordu, ----- isimli bu şahıs "----unvanlı şirketin muhasebe müdürü olup, davalı şirketin muhasebesine de bu bakıyordu, ayrıca her 2 şirketin muhasebe işlerinden mali müşavir ----sorumluydu, davalı şirketin hesaplarına bakan ---- isimli şahıs hatırladığım kadarıyla 2 yıl kadar çalıştıktan sonra ayrıldı, neden ayrıldığını bilemiyorum bildiğim kadarıyla her şirkette olduğu gibi davalı şirketin de hem resmi ve hem de ayrıca gayri resmi hesabı vardı, zaten 5 şirketten mütevellit bir grup olduğu için şirketler arasında doğal olarak hesap geçişleri oluyordu, bu grup şirketin içinde bana sorduğunuz ----- ---- bildiğim kadarıyla yoktu ve bu şirkette çözüm ortaklığı yapılıyordu, 5 şirketten mütevellit olduğunu belirttiğim grup için elbette benim çalıştığım ------ unvanlı şirkette vardı, benim çalıştığım şirket davacıya ait bir şirketti, davalı şirketin yurtdışında da faaliyetleri vardı, söz konusu faaliyetlerin gelirleri grup içinde hangi şirketin ihtiyacı varsa o şirkete gönderiliyordu, davalı şirkette bu grubun içinde olup bildiğim kadarıyla davacı ile huzurdaki ------ beyin ortaklığındadır, bildiğim kadarıyla söz konusu grup içinde olan diğer şirketlerle huzurdaki ------ beyin ilgisi yoktur, resmi olarak ödemeler davacının ve ----- bey'in yetkisinde olmakla birlikte bildiğim kadarıyla ----- bey daha çok şantiyede veya yurtdışında olduğu için fiilen ödemeler nedeniyle muhatap olunan davacı ------ beydi. Davalı şirketle ilgili 2000-2008 yılları arasındaki şirketler arasındaki para trafiğine ilişkin kayıtlara ulaşılamadığı söylenmişti bunun üzerine ben evimdeki kullanmadığım bilgisayarı bilgisayarcıya götürerek hafıza kartındaki bilgileri temin ederek hem davacı ----- bey'e hem de huzurdaki ----- bey'e ulaştırdım. Benim görev yaptığım dönemlerde hiç daire satışı yapılmadığı için satış bedellerinin ne şekilde ödendiği hakkında bilgim yoktur."4-İNCELEME: Verilen görev kapsamında ihtilaf konusunda kanaat oluşturabilmek için davalının ticari defter ve belgeleri aşağıdaki şekilde incelenmiştir.a) Davalı Şirket Bilgileri İncelemesib) Davalı ------27.03.2020 Tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısına İlişkin Hazır Bulunanlar Listesi İncelemesic) Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Yazısı İncelemesid) ----- Vergi Dairesi Müdürlüğü Yazısı İncelemesie)-----. Asliye Ticaret Mahkemesi------- Sayılı Kararıf) Diğer Delillerin İncelenmesiHuzurda görülen davada, davalı ------ yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; 2022 yılına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu görülmüştür..........4.c. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Yazısı İncelemesi: ------ Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğü tarafından 03.06.2022 tarihinde gönderilen yazının incelenmesi neticesinde;• İşyeri unvan değişikliği bulunmadığı,• ------ sicil numaralı işyerinin 1 numaralı taşeronunun ---- olduğu,• ------ sicil numaralı işyerinin ortağının ------olduğu ve şifrenin -------adına kayıtlı bulunduğu,• -------- sicil numaralı işyerinin ortağının da ------ olduğu, ancak şifrenin ---- adına kayıtlı olduğu tespit edilmiştir.------ Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğü'nün 13.10.2022 tarihli yazısı ekinde gönderilen belgeler incelendiğinde ise; ------ hizmet dökümleri ve çalıştığı işyerlerine ait unvan listelerinin iletildiği, yapılan inceleme neticesinde ---- 22.12.2010 - 31.07.2015 tarihleri arasında ------ işyeri sicil numaralı ----- unvanlı işyerinde çalıştığı anlaşılmıştır. Söz konu işyeri adresinin ------ yazıldığı görülmüştür.4.------ Vergi Dairesi Müdürlüğü Yazısı İncelemesi: Gelir İdaresi Başkanlığı ----- Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 31.10.2023 tarihli yazısı ekinde, davalı şirkete ait vergi dosyasının bir örneği gönderilmiştir.Yapılan inceleme neticesinde;• Gelir İdaresi işlemlerinin internet ortamında yapılabilmesi amacıyla düzenlenen başvuru formunun ---- adına hazırlandığı,• Ayrıca ------, davacının diğer şirketlerinde de işlem yapabilmesi amacıyla yetki verildiği ve buna ilişkin vekâletnamenin vergi dosyasına sunulmuş olduğu tespit edilmiştir. .........Şirkete ait kira sözleşmesi incelendiğinde;• Kiralanan adresin ---- Mahallesi------olduğu,• Söz konusu taşınmazın kiraya vereninin davacı ------- olduğu tespit edilmiştir.......... 4.----- Asliye Ticaret Mahkemesi ----. sayılı ------ Sayılı Kararı:Söz konusu Mahkemenin 23.06.2022 tarihli kararında "Mali Müşavir ----davalı ----- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ------sicil nolu ------ ATM'nin ------ sayılı dava dosyasında temsil etmek üzere TMK.nun 426/3 maddesi uyarınca temsil kayyımı olarak atanmasına" hüküm verildiği görülmüştür.4.f. Diğer Delillerin İncelenmesi:Davacı ------ ortak olduğu diğer şirketler ve adresleri ------ Sicili Müdürlüğü tarafından 03.06.2022 tarihli yazı ile gönderilen bilgi ve belgeler doğrultusunda; Davacı ------- ortağı olduğu şirketler aşağıdaki şekilde incelenmiştir:.........5-GENEL DEĞERLENDİRME:Huzurdaki davanın konusu, TTK 531. maddesi gereğince davalı şirketin tüzel kişiliğinin feshine karar verilmesi talebine ilişkindir. Davacı iddiasının gerekli şartları taşıyıp taşımadığına bakmadan önce konuya iliştin TTK hükümlerini aşağıdaki şekilde irdelemek gerekmektedir.Davacı pay sahiplerinden şirketin devamı -objektif olarak- beklenemez bir hal aldığı bir durumda haklı sebeplerin mevcut olduğu kabul edilebilir. Ayrıca haklı sebebin gerçekleştiği hususunun kabulünde davacı pay sahipleri dışında kalan diğer menfaat sahiplerinin (şirket, diğer pay sahipleri, çalışanlar) haklarının da dikkate alınması gerekmektedir. Dolayısıyla haklı sebep ve bunun devamında fesih, ancak bu kimselerin menfaatlerinin haleldar edilmemesi kaydı ile ve son çare (ultima ratio) olarak kabul edilebilir.Doktrinde anonim ortaklığın feshine ilişkin haklı sebep olarak nitelendirilen bazı örneklere bakacak olursak:-Şirketin, çoğunluk pay sahibi tarafından kötü yönetilmesi sebebiyle, mali sıkıntı içinde bulunması, -Şirket kasasının sistematik bir şekilde boşaltılması,-Mali açıdan hiçbir geçerli sebep bulunmamasına rağmen, en az 3-4 yıl boyunca kâr payı dağıtılmaması,- Azınlık pay sahiplerinin haklarının sistematik bir şekilde ve sürekli olarak kısıtlanması. Bunlar dışında, genel kurulun sürekli olarak toplantıya davet edilmemesi, şirket amacı ile bağdaşmayan faaliyetler, şirket organlarının çalışamayacak şekilde bloke edilmesi (toplanmasının ve/veya karar almasının engellenmesi) de diğer örnekler olarak sayılmaktadır( ).Yargıtay şirketin "uzun yıllar ciddi bir faaliyetinin olmamasının" haklı sebep olduğu görüşündedir. Konuya ilişkin karar örnekleri şu şekildedir:".. .Şirketin uzun yıllar ciddi bir faaliyeti olmamışsa, fesih için yasal haklı nedenler oluşmuştur..." Yargıtay ----- HD. ------"... şirketin faaliyete geçemeyip atıl durumda kaldığı, şirket giderlerini ortaklardan aldığı borçlarla kapatmaya çalıştığı, bu borçlara ilişkin icra takiplerine uğradığı O halde... feshi için kanuni haklı nedenlerin oluştuğu kabul edilmelidir... " Yargıtay ------ HD-------Yargıtay kararları çerçevesinde, anonim şirketin haklı nedenle feshi için ileri sürülen sebepler birkaç başlık altında toplanabilir:• Anonim şirketin kötü yönetilmesi ( ;• Genel kurul toplantılarının yapılmaması, toplantıya katılım olmamasına rağmen imzaların şüpheli şekilde tamamlanması, şirket fiilen iflas etmiş ve borca batık bir durumda olmasına rağmen, Kanunun ilgili maddeleri ısrarla tatbik edilmeyerek bu konuda genel kurulun olağanüstü toplantıya çağırılmaması şeklinde gerçekleşen genel kurul toplantılarındaki usulsüzlükler ( );• Şirketin bireysel çıkarlara yönelmesi suretiyle ortaklık amacından uzaklaşması, şirket yönetim kurulu üyelerinin şirketin amacını gerçekleştirme doğrultusunda faaliyetlerde bulunmaması, şirketin amacını gerçekleştirmede kullanılan tüm tesis ve teçhizatların satılması nedenleriyle artık amacın gerçekleştirilmesinin mümkün olmaması ( ) ,• Paydaşlara ihtara rağmen şirketin mali durumu hakkında bilgi verilmemesi, şirketin gelir ve giderlerinin incelenmesine izin verilmemesi, ortakların şirketin yönetimi, malvarlığı ve kâr-zarar durumu hakkında bilgilendirilmemesi, ortakların denetim ve bilgi edinme haklarının engellenmesi suretiyle bilgi alma ve inceleme haklarının kısıtlanması ( ) ;• Uzun süre pay sahiplerine kâr payının dağıtılmaması, paydaşların kâr payı alma hakkının engellenmesi, şirketin yüksek kârlılığa rağmen paydaşlara kâr payı dağıtılmaması ( );• Ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmaması, ortağın bakiye borcunu ödemede temerrüdü, ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıkların olması ve bunların yargıya intikal etmesi, davacı ile şirketin diğer ortakları olan kardeşleri arasındaki ilişkilerin tamamen bozulmasının aile şirketi niteliğindeki şirketin işleyişine de yansıması suretiyle ortaklar arasında giderilemeyecek ölçüde güvensizlik ve anlaşmazlığın ortaya çıkması ( ) .Somut Olayda Anonim şirketlere paralel olarak organsızlık halinde ortaklara ve şirket alacaklılarına mahkemeden şirketin feshini isteme hakkı tanınmıştır. TTK m.530 gerekçesinde; Gerekli organın mevcut olmaması ile kastedilen bu organın gerçekten bulunmamasıdır. Yönetim kurulunun süresi sona ermiş olmasına rağmen, yeni bir yönetim kurulunun seçilememiş olması veya yönetim kurulu üyelerinin istifaları ile kurulun boşaldığı ve yerlerini doldurma imkânının bulunmadığı hâllerde yönetim organının mevcut olmadığı kabul edilmelidir. Yönetim kurulunun mevcudiyetine rağmen, hiç veya gereği gibi toplanamaması somut olayın özelliklerine göre maddenin kapsamında kabul olunabilir. Şirketin kanunen gerekli organlarından birinin mevcut olmamasının veya genel kurulun toplanamamasının devamlılık göstermesi durumunda bu husus için "uzun süreden beri" ibaresiyle ifade edilmiştir.Davalı şirketin Gayri faal olduğu, 07.04.2020 tarihinden itibaren bir araya gelip genel kurulların yapılamayarak şirketin organsız durumda kaldığı ve bu durumun halen devam ettiği, uzun süre faaliyeti olmayan şirkette ortakların beklentisinin bulunmadığı, ortakların bir araya gelemediği, şirketin amacının gerçekleşmesi konusunda hiçbir girişimin bulunmadığı hususları topluca değerlendirildiğinde TTK m. 530 kapsamında sayılan Fesih şartlarının oluştuğu mütalaa edilmiştir.6-S O N U Ç: Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesi, Sayın Mahkemece bilirkişiye verilen görev ile sınırlı olarak mezkûr surette tahakkuk eden değerlendirme neticesinde;FESİH ŞARTLARININ OLUŞUMU YÖNÜNDEN: Davalı şirketin 07.04.2020 tarihinden itibaren süresi dolan temsil/ilzam yetkilerinin yeniden tesisi içir bir araya gelip genel kurul toplantısının yapılamayarak şirketin organsız durumda kaldığı ve bu durumun halen devam ettiği, uzun süre faaliyeti olmayan şirkette ortakların beklentisinin bulunmadığı, ortakların bir araya gelemediği, şirketin amacının gerçekleşmesi konusunda hiçbir girişimin bulunmadığı hususları topluca değerlendirildiğinde TTK m. 530 kapsamındaki organ eksikliği ile m.531'de sayılan Anonim şirket Fesih şartlarının oluştuğu,TASFİYE SÜRESİ VE TASFİYE MASRAFLARI YÖNÜNDEN: Davalı şirketin uzun süredir faal olmaması, organ eksikliği sebebiyle işleyişin durması hususları dikkate alındığında; olası bir fesih kararı sonrasında tasfiye sürecinin, taraflar arasında ihtilaf yaşanmaması kaydıyla yaklaşık 6-9 ay içerisinde tamamlanabileceği öngörülmektedir.Tasfiye süreci boyunca doğabilecek ana masraflar ise; ticaret sicili ilan giderleri, vergi dairesi ve SGK ilişik kesme işlemleri, kalan aktiflerin tasfiyesi ile ilgili noter ve tapu harçları, tasfiye memuru atanması halinde tasfiye memuru ücretleri ve şirketin asgari idari giderleri ile sınırlı kalacaktır. Bu çerçevede, genel tasfiye masrafının ortalama olarak 40.000- 60.000 TL aralığında oluşabileceği kanaatine varılmıştır.Ancak, tasfiye işlemlerinin detaylarına ve olası yeni uyuşmazlıklara bağlı olarak bu süre ve masraflarda değişiklik olabileceği dikkate alınmalıdır.Kanaatine ulaşılmış olup yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK 'nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatimizi arz ederiz. 27.04.2025...''şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.Tebliğ edilen rapora karşı ihbar olunan vekili tarafından ibraz edilen itiraz dilekçesinde davacı tarafın kötü niyetli olduğu da ileri sürülerek davanın reddine karar verilmesi, aksi halde yeni bir bilirkişiden rapor alınması talep edilmiş olup, rapora karşı diğer taraflar adına yazılı beyanda bulunulmamıştır.Davacı vekili duruşmadaki beyanında rapora bir diyeceği olmadığını ifade ederek rapor doğrultusunda haklı fesih şartları oluştuğundan davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.Sonuç olarak ticaret sicil kayıtları, söz konusu ---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyası üzerinden verilen temsil kayyımı atanmasına ilişkin karar, şirketin ana sözleşmesi, temin edilen dosya kapsamına uygun ve Mahkememizce de yeterli görülen rapor, tanık beyanları, tanık beyanlarına göre ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmamış olması, şirketin faaliyetinin de sonlanmış olması, ortakların ilişkiyi kendi aralarında sonlandırıp tasfiyeyi gerçekleştiremeyecek durumda olmaları, ihbar olunan adına yapılan savunma ile rapora karşı itiraz dilekçesinde ileri sürülen sebeplerin başka açıdan ihbar olunanın da temsilci sıfatıyla 2020 yılından bu yana sorumluluklarını gözetmediği anlamına da geliyor olması, TTK.M. 531 düzenlemesi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirketin haklı sebeple fesih şartlarının olayda gerçekleştiği, sübut bulan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varıldığından bu doğrultuda davanın kabulüne ilişkin olmak üzere aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş olup, davanın niteliği ve dosya kapsamı gözetilerek Mali Müşavir ----- tasfiye memuru olarak atanmasına da karar verilmiştir.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : Davanın KABULÜ ile, 6102 s. TTK'nin 531. Maddesi uyarınca ---- Ticaret Sicil Memurluğunun ------ sicil numarasında kayıtlı davalı ------- ŞİRKETİ ünvanlı şirketin FESİH VE TASFİYESİNE,Tasfiye memuru olarak mali müşavir ----- atanmasına, Tasfiye memuru ücreti olarak maktuen 70.000 TL taktirine ve nihai sorumluluk şirkete ait olmak üzere davacı tarafından Mahkeme veznesine yatırılmasına,Tasfiye avansı olarak ise 60.000,00 TL'nin davacı tarafından Mahkeme veznesine yatırılmasına, Tasfiye memuru ücreti ve tasfiye avansı yatırıldığında ve karar kesinleştiğinde tasfiye memuruna görevinin tebliğine, Maktu karar harcından peşin harcın mahsubu ile eksik 534,70 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irad kaydına,Davacı tarafça peşin ödenen harçlar dahil olmak üzere davacı tarafça yapılan toplam 8.123 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine,Davacı vekili için tarife gereğince belirlenen 30.000 TL maktu avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,Artan avansın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,İlişkin olmak üzere davacı vekilinin e-Duruşma sistemi üzerinden, ihbar olunan vekilinin huzuren olmak üzere yüzlerine karşı aleni olarak yapılan yargılama sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.