"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza DairesiSAYISI : █████████ E., ████████ K.SUÇ : Nitelikli yağmaHÜKÜMLER : MahkûmiyetİTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : OnamaİTİRAZA KONU KARAR : BozmaİTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet BaşsavcılığıYargıtay 6. Ceza Dairesinin, 22.04.2025 tarihli ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.05.2025 tarihli ve KD-██████████ sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, mağdura cebir şiddet kullanılarak mağdurun direncinin kırıldığı ve malın alınmasıyla yağma suçunun tamamlandığı dolayısıyla, sanık hakkında tamamlanmış suçtan kurulan mahkûmiyet hükmünün onanması gerektiğine ilişkindir.II. GEREKÇE Somut olayda katılan gece vakti yolda yürüdüğü sırada sanığın arkasından yaklaşarak cebindeki telefonu çektiği, durumu fark eden katılanın arkasını döndüğü ve sanığın katılanı ittiği, aralarında arbede çıktığı, sanığın katılana ait telefonu yere düşürdüğü ve bu sırada olay yerine polislerin geldiği, kolluk kuvvetleri tarafından düzenlen tutanağa göre de katılan telefonu almaya çalıştığında telefonun sanık tarafından yere atıldığı böylece telefonun katılanın hakimiyet alanından çıkmadığı, olayın bu haliye katılanın zilyetliğinin sona ermediği, sanığın kanunun gerekçesinde belirtilen "alma" icra hareketini tamamlayarak neticeyi gerçekleştiremediği, bu nedenle eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşıldığından, Dairemizin anılan kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla REDDİNE,2.5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 22.04.2025 tarihli ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı onama kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 10.06.2025 tarihinde karar verildi.M U H A L E F E T Ş E R H İYargıtay 6. Ceza Dairesinin, 22.04.2025 tarihli ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.05.2025 tarihli ve KD-██████████ sayılı itirazı üzerine dava dosyası Dairemize gönderilmekle, yapılan inceleme sonucunda daha önce de açıkça belirttiğim şekilde,Ceza Genel Kurulu'nun yağma suçunun teşebbüs aşamasında kalması ve tamamlanmasına ilişkin içtihatlarında belirtildiği üzere; Neticesi hareket ile bitişik bir suç olan yağma teşebbüse elverişli bir suçtur. Failin, cebir veya tehditle suçun icra hareketlerine başladıktan sonra elinde olmayan nedenlerle malı alamadığı hâllerde, yağma suçu teşebbüs derecesinde kalmış sayılır. Yağma suçunda almanın gerçekleşmesi hırsızlık suçunun aksine, failin malı egemenlik alanına sokmasına bağlı değildir. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere, yağma suçunun tamamlanabilmesi için kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya alınmasına karşı koyamamalıdır. Malın teslim edilmesi veya alınması ise suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesini, mağdurun bu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hâle gelmesini ifade etmektedir. Başka bir anlatımla, cebir veya tehdidin etkisiyle mal teslim edildiğinde veya alındığında suç tamamlanmış sayılacaktır. Bu nedenle mağdurun malı alıp giderken yakalanması hâlinde suça teşebbüs değil, tamamlanmış suç söz konusu olacaktır. Yağma suçunun tamamlanması için malın zilyedinden alınması yeterlidir (Nur Centel-Hamide Zafer-Özlem Çakmut, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Cilt:1, 4. Baskı, Beta Yayınevi, Ankara 2017, s. 405-406).Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır. Cebir ve tehdit etkisiyle suça konu eşyayı teslim eden veya alınmasına karşı koymayan mağdurun eşya elinden çıktığı anda zilyetliği sona ermiştir. Bu aşamada mağdurun yeniden eşya üzerinde zilyetliğe sahip olması, yani tasarrufta bulunma hakkını elde etmesi düşünülemez.Somut olayda, saat 01.30 sıralarında katılanın yolda yürüdüğü sırada sanığın arkadan gelerek pantolonunun arka cebindeki telefonu çekerek aldığı, telefonunun alındığını fark eden katılanın arkasını döndüğü ve sanığa "ne yapıyorsun sen" demesi üzerine sanığın katılana yumruk attığı,çıkan arbede sırasında sanığın telefonu yere düşürdüğü, katılanın telefonunu yerden aldığı ve uzaklaşmakta olan sanığın peşinden giderek yakalamaya çalıştığı, sanığın tekrar yumruk atması sonucunda katılanın yere düştüğü, olay yerinin yakınında görevli bulunan kolluk kuvvetlerinin taraflar arasındaki kavgayı farkederek müdahale edip sanığı yakaladıkları anlaşılan olayda, hırsızlık şeklinde başlayan sanığın eyleminin yağma suçuna dönüştüğü, bununla birlikte Türk Ceza Kanunu'nun 148. maddesinin gerekçesinde belirtildiği üzere mağdura cebir şiddet kullanılarak mağdurun direncinin kırılması ve malın alınmasıyla yağma suçunun tamamlandığı anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine dair sayın çoğunluğungörüşüne katılmıyorum.
Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!