Anahtar kelimeler: Aleyhlerine Bozulabilmeleri Valiliği Sekizinci Sürülerek Öne Kısımlarının Uyularak Danıştay Milleti

T.C.
D A N I Ş T A YSEKİZİNCİ DAİREEsas No : ████████Karar No : █████████ Temyiz İsteminde Bulunanlar : 1- (Davacı) ...Vekili: Av. ... 2- (Davalı) ... Valiliği Vekili: Av. ...İstemin Özeti: Taraflarca, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı Dairemizin bozma kararına uyularak verilen kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek aleyhlerine olan kısımlarının bozulması istenilmektedir.Savunmalarının Özeti: Taraflarca savunma verilmemiştir.Danıştay Tetkik Hakimi : ...Düşüncesi : İstemin reddi gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAHüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:Bölge İdare mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde yer alan nedenlerin bulunmasına bağlıdır.Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA ve temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, kesin olarak █████/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY :(X)- Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu ve idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. maddesinde; "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 inci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." kuralı yer almaktadır. 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun Ek 1. maddesinin 5. fıkrasında "Söz konusu eğitim öğretim hizmetini sunan veya yararlananların, gerçek dışı beyanda bulunmak suretiyle fazladan ödemeye sebebiyet vermeleri durumunda bu tutarların, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre hesaplanacak gecikme zammı ile birlikte bir ay içinde ödenmesi, yapılacak tebligatla sebebiyet verenlerden istenir. Bu süre içinde ödenmemesi hâlinde bu tutarlar, anılan Kanun hükümlerine göre Maliye Bakanlığına bağlı vergi daireleri tarafından takip ve tahsil edilir. Bu fiillerin tekrarı hâlinde, ayrıca kurum açma izinleri iptal edilir. " hükmüne yer verilmiştir.█████/2012 tarihli ve 28296 sayılı Millî Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliği'nin "Ödeme" başlıklı 31. maddesinin 1. fıkrasında "Özel eğitim okulunun özel eğitim ve rehabilitasyon birimine ve özel eğitim ve rehabilitasyon merkezine devam eden (Değişik ibare:RG-24/5/2013-28656) engelli bireylerin aylık destek eğitimi giderleri, Maliye Bakanlığınca belirlenir ve Bakanlık bütçesine bu amaçla konulan ödenekten kurumca (Değişik ibare:RG-24/5/2013-28656) engelli bireye bir ayda sekiz ders saati bireysel ve/veya dört ders saati grup eğitimi verilmesi şartıyla kurumlara ödenir. Ancak, (Değişik ibare:RG-24/5/2013-28656) engelli bireylere herhangi bir nedenle ayda sekiz ders saati bireysel ve dört ders saati grup eğitiminin tamamının verilememesi hâlinde (Değişik ibare:RG-5/9/2019-30879) Hazine ve Maliye Bakanlığınca bireysel eğitim için belirlenen tutarın sekize, grup eğitimi için belirlenen tutarın ise dörde bölünmesiyle bulunan sayı, kurumca verilen ders saati sayısı ile çarpılarak elde edilen tutar kurumlara ödenir." hükümlerine yer verilmiştir.Yukarıda aktarılan mevzuatın irdelenmesinden, ilgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlemden dolayı farklı aşamalarda tam yargı davası açmalarına imkân tanınmıştır. İlgililer tarafından, haklarında tesis edilen işlemin (zararın kaynağı olduğu ileri sürülen işlem) tebliğ tarihinden itibaren genel dava açma süresi içinde dava açılabileceği gibi, öncesinde açılan iptal davasında verilecek nihai kararın tebliği ve yahut da anılan karara karşı kanun yollarına başvurulması halinde kanun yolu başvurusu üzerine verilecek kararın tebliğinden itibaren genel dava açma süresi içerisinde tam yargı davası açılabilecektir. İdarenin hukuki sorumluluğu, kamusal faaliyetler sonucunda, idare ile yönetilenler arasında yönetilenler zararına bozulan ekonomik dengenin yeniden kurulmasını, idari etkinliklerden dolayı bireylerin uğradığı zararın idarece tazmin edilmesini sağlayan bir hukuksal kurumdur. Bu kurum, kamusal faaliyetler nedeniyle yönetilenlerin malvarlığında ortaya çıkan eksilmelerin ya da çoğalma olanağından yoksunluğun giderilebilmesi, karşılanabilmesi için aranılan koşulları, uygulanması gereken kural ve ilkeleri içine almaktadır.İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.İdarenin, hizmet kusuru nedeniyle sorumluluğu, idarece yürütülen hizmetin kuruluşunda, düzenlenmesinde ve işleyişinde ortaya çıkan her türlü bozukluk, aksaklık ve eksikliktir. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karekteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan doğruya ve asli nedenini oluşturmaktadır.Dolayısıyla; kamu idareleri, yürüttükleri hizmetin işleyişini sürekli kontrol etmek ve gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüğün tam ve gereği gibi yerine getirilmemiş olması nedeniyle doğan zararların, hizmeti yürütmekle yükümlü bulunan idare tarafından tazmini gerekmektedir. İdarenin tazmin sorumluluğundan söz edebilmek için öncelikle maddi bir zararın varlığı ve var olan bu zararın kesin olarak ortaya çıkmış, miktar olarak belirli yani gerçek bir zarar olması gerekir. Gerçek zarar; objektif belgelere dayalı olarak hesaplanmış zarardır. Uyuşmazlıkta; davacının kurumunun kapatıldığı dönemde mahrum kaldığı gelir kaybının hesaplanması amacıyla; davacının işletmekte olduğu Özel Buket Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinin kapatıldığı █████/2009 (Ekim 2009) tarihinden anılan kapatma işlemine yönelik idare mahkemesi kararının uygulanması gereken son tarih olan (3 Eylül 2016) tarihine kadar işletmenin faaliyette olmadığı döneme ilişkin elde edemediği ve mahrum kaldığı gelirin dosyada işletmeye ait defterlerin imha edilmiş olması nedeniyle davacıya ait yıllık gelir vergisi beyannamesinde yer alan veriler dikkate alınarak hesaplanmasına yönelik dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişi tarafından dosyada yer alan belgeler dikkate alınarak yapılan inceleme sonucunda; davacı işletmenin 2007 yılında 12 ay için net kazancının 37.623,01 TL; 2008 yılında 12 ay için net kazancının 40.069,19 TL; 2009 yılında 10 ay için net kazancının 11.026,47 TL olduğu dikkate alındığında, toplam 34 aya tekabül eden 88.718,67TL kazanç toplamının ortalama yıllık olarak yapılan hesaplanma ve değerlendirilmesinde 31.312,47 TL kazancının bulunduğu tespitle beyan edilen belgeler kapsamında hesaplandığı, █████/2009 tarihinden, işletmenin açılması gerektiği son tarih olan █████/2016 tarihine kadar işletmenin elde edemediği ve mahrum kaldığı gelirlerin gelir vergisi beyannamelerindeki veriler dikkate alınarak yapılan hesaplamada; davacının kazanç kaybının 216.162,56-TL olduğu tespitine yer verilmiştir. Yukarıda yer alan hükümlerden anlaşıldığı üzere; özel eğitim okulunun özel eğitim ve rehabilitasyon birimine ve özel eğitim ve rehabilitasyon merkezine devam eden engelli bireylerin aylık destek eğitimi giderlerinin, Maliye Bakanlığınca belirleneceği ve Bakanlık bütçesine bu amaçla konulan ödenekten kurumca engelli bireye bir ayda sekiz ders saati bireysel ve/veya dört ders saati grup eğitimi verilmesi şartıyla kurumlara ödeneceği, ödenecek bu tutarın her yıl Maliye Bakanlığınca güncellenerek ilan edileceği dikkate alındığında; davacının yargı kararı ile hukuka aykırılığı tespit edilen işlem nedeniyle 2009-2016 yılları arasında kapalı kaldığı dönem içinde yıllar itibariyle Maliye Bakanlığı'nca ilan edilen bireysel ve grup ders ücretleri ve öğrenci sayısı dikkate alınarak işlemden kaynaklı maddiz zarar tespiti yapılması gerekirken davacıya ait yıllık gelir vergisi beyannamesinde yer alan veriler dikkate alınarak hesaplama yapıldığı görüldüğünden, hatalı hesaplamaya dayalı bilirkişi raporunun hükme esas alınmak suretiyle verilen temyize konu kararın bozulması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.