Anahtar kelimeler: Özetledavalı Paya Paylar Halka Milyon Planlanmış Aday Seçiminde Grubu İmtiyazlar

T.C.

İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Yönetim Kurulu Kararının İptali
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Yönetim Kurulu Kararının İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;"Davalı ... A.Ş.’nin 25.09.2024 tarihli Yönetim Kurulu kararı ile, şirket paylarının A, B ve C grubu olarak ayrılması ve hâkim ortak ...A.Ş.’ye yönetim ve oy haklarında ciddi imtiyazlar tanınması kararlaştırılmıştır. Sadece %13,60 oranında paya sahip olan bu ortak lehine, Yönetim Kurulu üyelerinin yarısının seçiminde aday gösterme ve seçilme imtiyazı (A grubu) ile Genel Kurulda 1 paya karşılık 3 oy hakkı (B grubu) verilmekte; halka açık paylar ise C grubu olarak sınıflandırılmaktadır. Bu kararın uygulanması için esas sözleşme değişikliği planlanmış, ayrılma hakkı için pay başına 7,71 TL bedel öngörülmüş ve toplam 150 milyon TL kaynak ayrılmıştır. Ancak, söz konusu kararın, eşit işlem ilkesine ve dürüstlük kuralına aykırı şekilde, diğer ortakların haklarını ihlal ederek sadece hâkim ortağa iltimas sağladığı, yönetim gücünün çok düşük sermaye oranıyla tamamen kontrol altına alınmak istendiği, bu durumun yönetim organının denetlenmesini imkânsız hale getirerek kötüye kullanıma açık bir yapı oluşturduğu ifade edilmektedir. Ayrıca, ... A.Ş.'nin hem ... A.Ş.'de hem de %10,05 paya sahip ... A.Ş.’de yönetim kurulunda yer aldığı, bu iki şirketin yönetiminde birlikte hareket edilerek azınlık hissedar olarak şirket kararlarını tek başına belirleme gücüne sahip olduğu belirtilmektedir. Geçmişte yapılan sermaye artırımları ve pay alım-satım işlemleriyle de bu hâkim ortağın paylarını sürekli artırdığı, diğer ortakların paylarının ise seyreltilerek etkisiz hale getirildiği, böylece şirket kaynaklarının tek taraflı çıkarlar doğrultusunda kullanıldığı ileri sürülmektedir. Bu nedenlerle, söz konusu Yönetim Kurulu kararının eşitlik ilkesine, şirketin ve diğer pay sahiplerinin menfaatlerine aykırı olduğu, hukuken geçersiz (batıl) sayılması gerektiği ve iptaline karar verilmesinin gerektiği savunulmaktadır. Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı ...Tic. A.Ş.'ne yükletilmesine karar verilmesi gerekmektedir." şeklinde beyanlarını sunmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça, ... A.Ş. Yönetim Kurulu’nun 25.09.2024 tarihli kararının butlanının tespiti veya hilafında iptali talep edilmiştir. Dava konusu karar esas itibarıyla şirket esas sözleşmesinin değiştirilmesine ilişkin bir hazırlık kararı niteliğinde olup, TTK’nın 408. maddesi uyarınca yalnızca genel kurulun onayına sunulmasıyla hukuk aleminde sonuç doğurabilecek türden bir işlemdir. Kararda belirtilen düzenlemeler, pay gruplarının (A, B ve C grupları) oluşturulmasına ve bazı paylara oy ve yönetim imtiyazı tanınmasına yöneliktir. Ancak söz konusu karar, henüz genel kurulca onaylanmamış bir tasarıya ilişkindir ve bu haliyle hukuk düzeninde hüküm ifade eden bir işlem niteliği taşımamaktadır. Davacının bu karara karşı doğrudan dava açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı öncelikle değerlendirilmelidir. HMK m. 114/1-h ve ilgili gerekçe dikkate alındığında, bir işlemin yargısal denetime tabi tutulabilmesi için davacının o işlem nedeniyle mevcut, güncel ve korunmaya değer bir hakkının veya menfaatinin ihlal edilmiş olması gerekir. Henüz yalnızca yönetim kurulu tarafından alınmış ve ilgili kamu kurumlarının (SPK, Ticaret Bakanlığı) iznine tabi olan, genel kurul onayı ile ancak hukuk dünyasında sonuç doğurabilecek bir tasarıya karşı dava açılmasının, davacının mevcut bir hukuki ihtilafa veya zarar riskine maruz kaldığını ortaya koymadığı kanaatine varılmıştır. Bu nedenle, söz konusu davanın, dava şartı olan hukuki yarar bulunmadığından reddi gerekmektedir. Öte yandan, davacı tarafın dava dilekçesinde yer alan taleplerin (butlanın tespiti veya iptali) açık ve belirli olmadığı, HMK m. 119/1-ğ uyarınca talep sonucunun net bir şekilde ortaya konulmadığı görülmektedir. Bu durum, terditli dava şartlarını da taşımamakta olup, davacının talepleri arasında aslilik-ferilik ilişkisi kurulmamıştır. Bu nedenle, HMK m. 119/2 uyarınca eksikliğin giderilmesi için süre verilmesi, tamamlanmaması hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gereklidir. Esasa ilişkin olarak, davalı şirket savunmalarında, esas sözleşme değişikliğinin şirketin uzun vadeli yatırımlarını sürdürülebilir şekilde gerçekleştirmesi, yönetimde istikrarı sağlama ve rekabet gücünü koruma gibi hedeflerle hazırlandığını belirtmiş, paylara tanınan imtiyazların yalnızca oransallık ilkesinin geçerli olduğu haklarla sınırlı kaldığını vurgulamıştır. İmtiyazların oy hakkı ve yönetim kurulu üye belirleme ile sınırlı olması; kar payı, tasfiye payı gibi mutlak haklarda bir farklılık yaratmaması nedeniyle TTK m. 357’de düzenlenen eşit işlem ilkesine aykırılık teşkil etmediği ileri sürülmüştür. Nitekim eşit işlem ilkesinin mutlak değil, pay grubu içinde nispi olarak uygulanacağı, öğretide ve yargı içtihatlarında da kabul edilmektedir. Davalı, ayrıca şirketin genel gidişatı, kurumsal yapısı ve kamuya yapılan açıklamalar ile desteklenen stratejik büyüme hedeflerinin bu değişikliği gerekli kıldığı görüşünü dile getirmiş, düzenlemenin dürüstlük kuralı ve iyi niyet çerçevesinde yapıldığını savunmuştur. Usul ve esas yönlerinden reddini ve yargılama giderleri vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;█████/2024 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan esas sözleşmenin tadiline ilişkin yönetim kurulu kararlarının butlanının tespiti isteminde, kararların eşit işlem ilkesine ve dürüstlük ilkesine aykırı olup olmadığının tespitinden ibaret olduğu görüldü.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Dava konusu uyuşmazlıkta, davalı şirketin 25.09.2024 tarihli Yönetim Kurulu kararıyla, imtiyazlı pay öngörülmesine ilişkin bir esas sözleşme değişikliği önerisinin genel kurul onayına sunulacağı belirtilmiştir. Bu kararın önemli nitelikte bir işlem olduğu ifade edilmiştir. İmtiyazlı payların, eşit işlem ilkesine aykırı olmaması gerektiği, çünkü bazı paylara tanınan üstünlüklerin adi pay sahipleri ile imtiyazlı pay sahipleri arasındaki farkı eşit işlem ilkesine aykırılık olarak kabul etmeyecek şekilde değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Dolayısıyla, yalnızca imtiyazlı pay öngörülmesinin tek başına butlan sebebi oluşturmayacağına karar verilmiştir. Ayrıca, ayrılma hakkına ilişkin alınan kararda, "günlük düzeltilmiş ağırlıklı ortalama fiyatların aritmetik ortalaması" esasının mevzuat hükümlerine uygun olduğu belirtilmiştir. Ancak, Yönetim Kurulu Kararı'nın 7. maddesinde öngörülen kaynak üst sınırının şirkette pay sahiplerinden bazılarının bu hakka sahip olması, bazılarının ise olmaması şeklinde bir durum oluşturacağı ve bunun eşitlik ilkesini ihlal edebileceği kanaatinde olunduğu ifade edilmiştir. Bu nedenle, söz konusu kararın Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 391. maddesindeki eşit işlem ilkesine aykırı olabileceği düşünülmüş, nihai takdirin ise Mahkeme tarafından yapılması gerektiği ifade edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava, davacının hissedarı olduğu, davalı ... Tic. A.Ş'nin █████/2024 tarihli Yönetim Kurulu Kararının, Esas Sözleşmesinin Sermaye ve Paylar" başlıklı 6. Maddesinin, "Yönetim Kurulu ve Süresi" başlıklı 7. maddesinin, "Genel Kurul" başlıklı 10. maddesinin ve "Payların Devri" başlıklı 17. maddesinin tadillerinin yapılmasına ilişkin kararlarının butlanının tespiti veya iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir.
Dava konusu yönetim kurulu kararının ilgili maddeleri;
"Hâkim ortağımız ...A.Ş.'den gelen talep nazara alınarak, Şirketimiz üretim faaliyetlerini ve finansal gelişimini daha sağlıklı ve daha güvenli olarak sürdürebilmek, halihazırda başlatılmış bulunan neredeyse çeyrek asrı bulması planlanan uzun vadeli, büyük ölçekli ve kapsamlı yatırımlarımızın ve büyüme hedeflerimizin sürdürülebilirliğini güvence altına almak, gerek yurt içinde gerekse yurt dışında Şirketimiz rekabet gücünü korumak ve ilerletmek ve nihayette tüm paydaşlarımızın hak ve menfaatlerini korumak amacıyla;
1-Şirket paylarının A, B ve C Grubu olarak ayrılmasına,
a-)A Grubu paylara Yönetim Kurulu Üyelerinin yarısının seçiminde seçilme ve/veya aday gösterme imtiyaz hakkı ve Yönetim Kurulu Başkanı ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili seçiminde imtiyaz hakkı tanınmasına,
b) B Grubu paylara Ulağan ve Olağanüstü Genel Kurul toplantılarındaki gündem maddelerinde 3 (üç) oy hakkı tanınmasına (1=3 oy hakkı),
c) C Grupların ise borsada işlem gören paylar olarak tanımlanmasına;
2-Bu kapsamda hâkim ortağımız ... A.Ş.'ye ait mevcut paylardan 1.000.000 nominal değerli (her biri 0,01-TL nominal değerli 100.000.000 adet) kısmının A Grubu paya dönüştürülmesine,
3-Hâkim ortağımız ... A.Ş.'ye ait mevcut paylardan 14.000.000 nominal değerli (her biri 0,01-TL nominal değerli 1.400.000.000 adet) kısmının B Grubu paya dönüştürülmesine,
4-Sermaye Piyasası Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde, Şirketimiz esas sözleşmesinin "Sermaye ve Paylar" başlıklı 6. maddesi, "Yönetim Kurulu ve Süresi" başlıklı 7. maddesi, “Genel Kurul” başlıklı 10. maddesi ve “Payların Devri” başlıklı 17. maddesinin ekteki şekilde değiştirilmesine,
5-Şirketimiz esas sözleşmesinin "Sermaye ve Paylar" başlıklı 6, "Yönetim Kurulu ve Süresi" başlıklı 7, “Genel Kurul” başlıklı 10. ve “Payların Devri başlıklı 17. maddelerinde öngörülen değişiklikler, Sermaye Piyasası Kurulu'nun "11-233 sayılı Önemli Nitelikteki İşlemler ve Ayrılma Hakkı Tebliği"nin ("Tebliğ") 4. maddesi (ç) bendi hükmü gereğince yeni imtiyaz yaratılmasına sebebiyet verecek nitelikte bir esas sözleşme değişikliği olduğundan söz konusu 6, 7, 10 ve 17. maddelerin değişikliklerinin önemli nitelikte işlem olarak değerlendirilmesine,
...
7-İşbu Yönetim Kurulu Kararının kamuya açıklanma tarihinde pay sahibi olup, genel kurul toplantısına katılarak ve olumsüz oy kullanmak suretiyle muhalefet şerhini toplantı tutanağına işleten pay sahipleri veya temsilcilerinin paylarını hakim ortağımız ... A.Ş.'ye satarak ortaklıktan ayrılma hakkına sahip olduklarına,
8-Ortaklıktan ayrılma hakkının, Tebliğ'in 14'ncü maddesi hükmü çerçevesinde, her biri 0,01- TL nominal değerli pay başına, (Şirket paylarının nominal değeri bir kuruş olup, Borsa'da işlem birimi 1 TL/1 lot olduğundan, Şirket için 1 lot 100 adet paya denk gelmektedir.), işbu kararın kamuya açıklama tarihi itibarıyla, bu tarihten önceki altı aylık dönem içinde borsada oluşan günlük düzeltilmiş ağırlıklı ortalama fiyatların aritmetik ortalaması olan 7,71 TL olarak kullanılmasına,
7-Ortaklıktan ayrılma hakkını kullanmak isteyen ortakların paylarının, ... A.Ş. tarafından satın alınması için ayrılan kaynağın azami 150.000.000-TL olarak belirlenmesine ve 8-İşbu Yönetim Kurulu Kararı kapsamında yapılacak her türlü iş ve işlemin ifası için Yönetim Kurulu'nun yetkilendirilmesine
Mevcudun oybirliğiyle karar verilmiştir." şeklinde düzenlenmiştir.
"Anonim şirketler hukukunda bazı paylara imtiyaz tanınarak farklı kategoride paylar oluşturulabilir. Farklı kategorideki payların varlığı eşit işlem ilkesi ile çelişmez. Zira eşit işlem ilkesi eşit durumda bulunan pay sahipleri arasındaki ayrımcılığı yasaklamaktadır. Farklı kategorilerde bulunan paylara sahip olan pay sahipleri eşit durumda olmadığından, bu kişilere farklı işlemde bulunulması eşit işlem ilkesine aykırılık oluşturmaz. Eşit işlem ilkesinin uygulama alanı daralır; fakat ilkenin uygulanması tamamen ortadan kalkmaz. Bu durumda pay sahipleri arasındaki eşitlik, paylarının dahil oldukları kategoriler ve sahip oldukları pay oranında gerçekleşecektir. İmtiyazlı paylar oransallık ilkesinin istisnasını oluşturur. Oransallık ilkesi gereği pay sahipleri sermayeye katılımları oranında hakka sahip olması gerekirken, TTK m. 478/2’de sayılan haklardan birine veya başka bir hak üzerinde imtiyaz tanınması durumunda pay sahibi ayrıcalıklı bir konuma sahip olacaktır. İmtiyazlı paylar, yine oransallık ilkesinin bir sonucu olan “paylar arasında eşitlik” ilkesine de aykırılık teşkil eder. Paylar arasında eşitlik ilkesi ile eşit işlem ilkesi birbirinden farklı kavramlar olduğundan, imtiyazlı payların varlığı halinde paylar arasında eşitlik ilkesi terk edilse de eşit işlem ilkesi uygulama alanı bulacaktır. Pay sahibi için tanınan malvarlıksal, yönetsel, denetsel ve incelemeye ilişkin hakların büyük çoğunluğu hakkında imtiyaz tanınabilir; ancak genel kurula katılma, öneride bulunma, iptal davası açma gibi hakların nitelikleri üzerlerinde imtiyaz tanınmasına uygun değildir. Öğretide belirli bir grup payların aylık mizanı veya üç aylık hesapları inceleme hakkına sahip olmalarının bir imtiyaz olarak düzenlenebileceği ifade edilmiştir. Buna karşılık TTK m. 437/2 hükmünün pay sahipleri arasında mutlak eşitlik oluşturan bir kural olmasını öne süren diğer görüş, kanımızca haklı olarak, bilgi alma ve inceleme hakkı üzerinde bazı pay gruplarına imtiyaz tanınmasının hüküm doğurmayacağını savunmuştur. Anılan görüşe göre, böyle bir uygulama bir şekilde yapılmış olsa dahi fiilen yararlandırılan bilgi alma ayrıcalığından tüm pay sahipleri aynı şekilde yararlanabilecektir. Zira kural olarak, oransallık ilkesinin uygulanmayacağı haklar üzerinde imtiyaz oluşturulamaz. Kanunda tanınmayan bir hakkın bir kısım paylara tanınması yoluyla imtiyaz yaratılabilme imkanı vardır. Ancak TTK m. 437/6 uyarınca ana sözleşmeyle ve şirket organlarından birinin kararıyla kaldırılamayan ve sınırlandırılamayan bilgi alma ve inceleme hakkının, bazı paylar için imtiyaz yaratılarak genişletilmesi, diğer paylar için sınırlandırılması anlamına gelebilir. Bu nedenle kanımızca bazı payların, bilgi alma ve inceleme hakkının TTK’da düzenlenen asgari içeriğinden mahrum bırakılması sonucuna yol açacak şekilde imtiyaza konu olması mümkün değildir." (Habibe Dinç Doğan, "Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulunun Eşit İşlem Yükümlülüğü" Doktora Tezi, s. 86,87)
"TTK m. 478’ den de anlaşılacağı üzere, kanun koyucu anonim şirketler hukukunda farklı kategori payların yaratılmasına izin vermektedir. Bu farklı kategori payların varlığı ile eşit işlem ilkesi çelişmemektedir . Zira bir anonim şirkette farklı kategori paylar bulunuyor ise pay sahipleri arasındaki eşitlik değerlendirmesi, bulundukları kategoriye ve sahip oldukları pay miktarına göre yapılacaktır. İşte kanun koyucunun paylar arasında farklılık yaratılmasına izin vermesinin en tipik örneğini imtiyazlı paylar oluşturmaktadır. İmtiyazlı paylar, pay sahiplerinin sermayeye katılım oranında hakka sahip olmasının, bir başka ifade ile oransallık ilkesinin, istisnasını oluşturmaktadır. Hükümde örnek olarak sayılan haklardan birine veya başka bir hak üzerinde imtiyaz tanınması durumunda pay sahibi ayrıcalıklı bir konuma sahip olmaktadır. İmtiyazlı pay müessesesi ile birlikte anonim şirketlerde benimsenmiş olan paylar arası eşitlik ilkesi terk edilmiştir. Burada önemle belirtmek gerekir ki paylar arası eşitlik ilkesi ile eşit işlem ilkesi birbirinden farklıdır. Dolayısıyla imtiyazlı payların varlığı hâlinde de eşit işlem ilkesi uygulama alanı bulacaktır. Kanaatimizce imtiyazlı paylar eşit işlem ilkesinin istisnasını oluşturmamakta, imtiyazlı paylar ile adi paylar kıyaslandığında eşit bir durum bulunmamakta, böylece eşit işlem ilkesi imtiyazlı paylarda da uygulama alanı bulabilmektedir. Eşit işlem ilkesi payların eşitliği değil eşit şartlar altındaki pay sahiplerine eşit davranılması anlamına geldiğinden, imtiyazlı olan ve olmayan payların varlığı hâlinde pay sahiplerine imtiyazın gerektirdiği şekilde farklı davranılması ilkenin ihlâli sonucunu doğurmayacaktır. Zira bu durumda şartlarda eşitlik bulunmamaktadır ve farklı şartlar altında farklı işlem yapılması eşit işlem ilkesini ihlal etmeyecektir." (İdil Nur Gürbüz, "Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Bakımından Eşit İşlem İlkesi" Yüksek Lisans Tezi, s. 33, 34)
"Pay sahipleri, ilke olarak oy haklarını sermayeye katılma oranına göre kullanabilirler. Bu yolla pay sahiplerinin üstlenmiş oldukları rizikolar ile oy gücüne sahip olmaları, dolayısıyla da şirket yönetimdeki etkinlikleri, doğru orantılıdır. Ancak işbu oransallık ilkesinin yanı sıra, anonim şirketlerde oy hakkında imtiyaz sistemin benimsenmesi de mümkündür. Söz konusu duruma ilişkin olarak TTK m. 479/1’ de “Oyda imtiyaz, eşit itibari değerdeki paylara farklı sayıda oy hakkı verilerek tanınabilir.”384 düzenlemesi yer almaktadır. O halde oyda imtiyaz, imtiyaz tanınmış payların sağladığı oy hakkının adi paylara nazaran sayıca daha fazla olmasını ifade etmektedir385 . Görüldüğü üzere kanun koyucu, oyda imtiyaz tanınması yöntemini sınırlandırmıştır. Zira imtiyaz eşit değerdeki paylara farklı sayıda oy hakkı sağlanmak suretiyle tanınabilecek, buna karşın farklı itibari değerdeki paylara eşit oy hakkı tanınarak imtiyazlı pay yaratılamayacaktır . Dolayısıyla örneğin (A) grubunda bir payın itibari değerinin 1 TL, (B) grubundaki bir diğer payın itibari değerinin ise 5 TL olduğu bir anonim şirkette her iki pay grubuna da 1 oy hakkı verilerek (A) grubu paylara imtiyaz tanınamaz. Buna karşın söz konusu düzenleme, muhakkak eşit itibari değeri haiz paylara farklı oy hakkı verilmesini gerektirmemektedir. O halde (A) grubu payın itibari değerinin 1 TL, (B) grubu payın itibari değerinin 3 TL olduğu bir örnekte, (B) grubu paya altı oy tanınması mümkündür. Bu noktada TTK m. 434/1 uyarınca itibarî değere göre oy hakkı ilkesi kapsamında (B) grubu pay sahiplerinin üç oy hakkı bulunması gerekirken, kendilerine altı oy hakkı tanınması oyda imtiyazın sonucudur. Ancak tanınacak imtiyaza ilişkin olarak TTK m. 479/2 uyarınca getirilen, bir pay ile en çok on beş oy hakkına sahip olunabileceği sınırlamasına dikkat edilmesi gerekmektedir. Oyda imtiyaz, yalnızca bir yahut birkaç karar türü bakımından da öngörülebilir. Dolayısıyla sadece yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi veya ortaklık kârının dağıtılmasına ilişkin olarak genel kurulda alınacak kararlarda kullanılmak üzere, oyda imtiyaz tanınması mümkündür. Buna karşın TTK m. 479/3 uyarınca oyda imtiyazın esas sözleşme değişiklikleri ile ilgili kararların yanı sıra ibra ve sorumluluk davası açılmasına ilişkin kararlar açısından da uygulanması mümkün değildir. Keza doktrinde bir görüş, somut olayın haklı gösterdiği durumlarda oyda imtiyazın şarta bağlanabileceği yönündedir. Bu bağlamda örneğin A grubu paylar, üçüncü kişiye devredilmedikleri müddetçe oy hakkı taşırlar yönünde bir düzenleme getirilmesi mümkündür. Oy hakkında imtiyazın eşit işlem ilkesi açısından değerlendirmesinde dikkate alınması gereken ilk husus, pay sahipleri arasındaki eşit işlem ilkesi ile anonim şirkette paylar arasında eşitliğin birbirinden farklı kavramlar olduğudur. Zira eşit işlem ilkesi modern hukukta kanun koyucu tarafından güvence altına alınmış bir ilkedir ve temel olarak eşit durumdaki pay sahiplerinin eşit muameleye tabi tutulmasını ifade etmektedir. Buna karşın anonim şirkette tüm payların birbirine eşit olması anlamına gelen paylar arası eşitlik ilkesi, kanun koyucu başta imtiyazlar olmak üzere farklı koşul ve konularda pay ihracına olanak sağladığı için zorunluluk teşkil etmemektedir. İsviçre hukukuna hâkim ilke, imtiyazların eşit işlem ilkesinin istisnası olduğu yönündedir. Türk hukukunda da taraftar bulan bu görüşe göre, imtiyazlar esasen eşit işlem ilkesini ihlal etmektedir. Buna karşın imtiyazların kanun koyucu tarafından tanınan bir olanak olması, onların istisna oluşturduğunun kabulünü gerektirmektedir. Konuya ilişkin aksi yönde ileri sürülen ve bizim de katıldığımız görüşe göre ise imtiyazlar eşit işlem ilkesine getirilen bir istisna değildir. Zira imtiyaz sahibi olan ve olmayan pay grupları eşit şartlar altında bulunmadığından, bunlara eşit işlem ilkesinin uygulanması da söz konusu olmayacaktır. Bir başka ifade ile eşit işlem ilkesi ancak aynı koşullar altında bulunan pay sahiplerine, eşit muamele edileceği anlamına geldiğinden, imtiyazlı ve adi paylar ise aynı koşullar altında bulunmadığından ilkeye istisna bir durum da doğmamaktadır. İmtiyazlı payların eşit işlem ilkesine istisna oluşturmadığı yönündeki görüş, imtiyazlı pay sahiplerinin kendi aralarında eşit işleme tabi tutulması zorunluluğu ile karıştırılmamalıdır. Zira gerek imtiyazlı gerekse adi pay sahiplerinin aynı koşullar altında kendi aralarında eşit işleme tabi tutulması TTK m. 357’nin gereğidir. O halde mesela (A) grubu pay sahiplerinin on, (B) grubu pay sahiplerinin iki oy hakkının bulunduğu bir anonim şirkette, (A) grubu pay sahipleri kendi aralarında, (B) grubu pay sahipleri de yine kendi aralarında eşit işleme tabi tutulmalı, söz konusu imtiyazlar ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Zira eşit işlem ilkesi ile amaçlanan esasen payların değil, pay sahiplerine uygulanacak işlemlerin eşitliğidir. Sonuç olarak kanun koyucunun paylar arasında farklılık yaratılmasına kural olarak izin verdiği ve imtiyazlı payların da buna örnek teşkil ettiği görülmektedir. Dolayısıyla söz konusu farklılaşma eşit işlem ilkesine başlı başına aykırılık teşkil edecek mahiyette değildir. Bu minvalde OECD İlkeleri m. 3/A’da herhangi bir grup içinde yer alan tüm payların aynı hakları taşıması gerektiği belirtilmekte ve bütün yatırımcıların hisse senetlerini almadan önce, her pay grubuna sağlanan haklara ilişkin olarak bilgi edinmesinin mümkün olması gerektiğine dikkat çekilmektedir. Dolayısıyla, eşit işlem ilkesinin imtiyazlar açısından da uygulama alanı olmakta, buna karşın her pay grubu kendi içinde değerlendirmektedir." (Setenay Yağmur, "Anonim Şirketlerde Eşit İşlem İlkesi" Doktora Tezi, s. 108 vd.)
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 391. maddesinde,
"Yönetim kurulunun kararının batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Özellikle;
a) Eşit işlem ilkesine aykırı olan,
b) Anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen,
c) Pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren,
d) Diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin, kararlar batıldır." düzenlemesi bulunmaktadır.
Emredici Hükümler ilkesini düzenleyen TTK'nun 340.maddesinde, emredici hükümlere aykırı esas sözleşme hükümlerinin nasıl bir sonuç doğuracağı belirtilmemiştir. Bir esas sözleşme hükmü ya da genel kurul kararı, TTK'da yer alan herhangi bir emredici hükmü değil de, bizzat emredici hükümler ilkesini ortadan kaldırmayı amaçlıyorsa söz konusu bu esas sözleşme hükmü ya da genel kurul kararı batıl sayılmalıdır. Zira emredici hükümler ilkesi anonim şirketlere hakim olan temel bir ilke olduğundan, emredici hükümler ilkesinin kaldırılması, anonim şirketin temel yapısı ve niteliği ile bağdaşmaz... Sonuç olarak anonim şirketlere ilişkin her emredici hükme aykırılık butlan sonucunu doğurmaz. İlan edilen hükmün niteliğine göre iptali edilebilirlik, butlan veya yokluk söz konusu olabilir(Doç. Dr. Rauf Karasu, Anonim Şirketlerde Emredici Hükümler İlkesi, Güncelleştirilmiş 2.Bası , Sahife 212).
6102 Sayılı TTK'nun "Oyda imtiyazlı paylar" başlıklı 479.maddesinde; oyda imtiyazın, eşit itibarî değerdeki paylara farklı sayıda oy hakkı verilerek tanınabileceği,
Bir paya en çok onbeş oy hakkının tanınabileceği, bu sınırlamanın, kurumlaşmanın gerektirdiği veya haklı bir sebebin ispatlandığı durumlarda uygulanmayacağı, düzenlenmiştir.
6102 Sayılı TTK'nun "Emredici hükümler" başlıklı 340.maddesinde; esas sözleşmenin, bu Kanunun anonim şirketlere ilişkin hükümlerinden ancak Kanunda buna açıkça izin verilmişse sapabileceği, diğer kanunların, öngörülmesine izin verdiği tamamlayıcı esas sözleşme hükümlerinin o kanuna özgülenmiş olarak hüküm doğuracağının,
6102 Sayılı TTK'nun B) İmtiyazlı paylar "Tanım" başlıklı 478.maddesinde; ilk esas sözleşme ile veya esas sözleşme değiştirilerek bazı paylara imtiyaz tanınabileceği, imtiyazın; kâr payı, tasfiye payı, rüçhan ve oy hakkı gibi haklarda, paya tanınan üstün bir hak veya kanunda öngörülmemiş yeni bir pay sahipliği hakkı olacağı, uyarınca, ilk esas sözleşmeyle veya esas sözleşme değişikliğiyle bazı paylara imtiyaz tanınabileceği, imtiyazın mali haklara ilişkin olabileceği gibi yönetsel haklara ilişkin de olabileceği,
6102 Sayılı TTK'nun "Belirli grupların yönetim kurulunda temsil edilmesi" başlıklı 360.maddesinde; esas sözleşmede öngörülmek şartı ile, belirli pay gruplarına, özellik ve nitelikleriyle belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine ve azlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınabileceği, bu amaçla, yönetim kurulu üyelerinin, belirli bir grup oluşturan pay sahiplerinin, belirli pay grupları ve azlık arasından seçileceği esas sözleşmede öngörülebileceği gibi, esas sözleşmede yönetim kurulu üyeliği için aday önerme hakkı da tanınabileceği, genel kurul tarafından yönetim kurulu üyeliğine önerilen adayın veya hakkın tanındığı gruba ve azlığa mensup adayın haklı bir sebep bulunmadığı takdirde üye seçilmesinin zorunlu olacağı, bu şekilde tanınacak temsil edilme hakkının, halka açık anonim şirketlerde yönetim kurulu üye sayısının yarısını aşamayacağı, bağımsız yönetim kurulu üyelerine ilişkin düzenlemelerin saklı olacağı,
6102 Sayılı Kanunun 360.maddesinin gerekçesinde ise, "...hem azlığın, hem de belirli pay sahipleri gruplarının belirlenebilir ve tanınabilir bir şekilde tanımlanması, yani bir anlamda diğer pay sahiplerinden ayrılabilir olmaları gerektiği, belirli pay sahipleri grupları, meslekler ve işletme konuları gibi ölçütlerle kolaylıkla belirlenebileceği, önemli olan azlığın belirlenebilir olması olduğu..., pay sahibi gruplar arasında yan sanayi mensupları, bayiler, vesaire yer alabileceği, temsil edilme hakkının bazı kurul üyelerinin belirli pay sahibi gruplar arasından seçilmeleri veya bağlayıcı aday önerme hakkı tanınması şeklinde öngörülebileceği, (360.maddenin 1.fıkrasında yer alan belirli bir grup oluşturan pay sahiplerinin daha kesin çizgilerle belirlemek gereği duyulmuş, bu sebeple ibarenin başına özellik ve nitelikleriyle şeklinde bir tanımlama unsuru eklenmiş olup, maddenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi belirli bir grup oluşturan pay sahipleri ile paylara değil, pay sahiplerine vurgu yapılmakta ve bununla mesela bayiler, süt veya pancar üreticileri, şirketin ürettiği ürün ile ilgili yan sanayi sahiplerinin kast edildiği, Mesela ürün binek otomobili ise, oto elektrik tesisatçıları, oto boya üreticileri, koltuk üreticileri gibi, işte " özellik ve nitelikleriyle" ibaresi böyle aynı gruba giren pay sahiplerini tanımlamayı amaçlamaktadır..." denilmiştir.
6102 Sayılı TTK'nun 360.maddesi ve gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde; yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınan payların imtiyazlı sayılacağı, esas sözleşmede yer verilmek koşuluyla “belirli bir grubu oluşturan pay sahiplerine ve azlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınabileceği belirtilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında imtiyazın belirli grup ortaklık paylarına veya azlığa tanınacağı, TTK’nın 452. maddesinde bahsedilen müktesep hakların ise bizzat ortağın şahsına tanınacağı, imtiyazlı payların ortaklık paylarının devriyle birlikte aynı niteliği haiz olan yeni ortağa geçerken, müktesep hakların ortaklık paylarının devriyle birlikte yeni ortağa geçmeyeceği belirtilmiştir.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; denetime elverişli ve yeterli bulunduğundan mahkememizce de itibar edilen bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, dava konusu yönetim kurulu kararın önemli nitelikte bir işlem olduğu, kararın önemli nitelikteki işlemlere ilişkin karar alma sürecine uygun yürütüldüğü, kararın incelenmesinde 6102 sayılı kanunun 391. Maddesinin 1. Fıkrasının, b, c ve d bentlerine aykırı bir hususun bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının dava dilekçesinde özellikle ileri sürdüğü eşit işlem ilkesine aykırılık durumunun incelenmesinde, eşit işlem ilkesi, her pay sahibinin diğerleriyle her koşulda aynı işleme tabi tutulacağını değil eşit koşulların varlığı halinde, hiç bir pay sahibinin diğerlerinden daha olumsuz bir işleme tabi tutulamayacağı anlamına geldiğinden, davalı şirketin, şirket paylarının a, b ve c grubuna ayrılmasına ve a grubuna yönetim kurulu üyelerinin yarısının seçiminde seçilme ve/veya aday gösterme imtiyaz hakkı ve yönetim kurulu başkanı ve yönetim kurulu başkan vekili seçiminde imtiyaz hakkı tanınmasına, b grubu paylara olağan ve olağanüstü genel kurul toplantılarındaki gündem maddelerinde 3 oy hakkı tanınmasına, c grubu payların ise borsada işlem gören paylar olarak tanımlanmasına ilişkin kararda nispi eşitlik ilkesine ve pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki yönetime katılma haklarını ihlaline aykırı nitelikte bulunmadığı, nitekim davalı tarafça a grubuna yönetim kurulu üyelerinin yarısının seçiminde seçilme ve/veya aday gösterme imtiyaz hakkı ve yönetim kurulu başkanı ve yönetim kurulu başkan vekili seçiminde imtiyaz hakkı tanınmasına ilişkin kararların yönetimin istikrarı, uzun vadeli planlamaların yapılması için gerekli olduğu yönünde beyanda bulunduğu, 3 oy hakkı tanınmasına ilişkin kararın TTK 479/2 maddesinde düzenlenen sınırlamalara uygun olduğu anlaşılmakla bu kararların butlanla batıl olduğunun tespitine veya iptaline ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. "Ortaklıktan ayrılma hakkını kullanmak isteyen ortakların paylarının, ...A.Ş. tarafından satın alınması için ayrılan kaynağın azami 150.000.000-TL olarak belirlenmesine" ilişkin kararın incelenmesinde ise belirlenen kaynak sınırının, şirketin halka açıklık oranı dikkate alındığında son derece sınırlı bir kesimin bu hakkı kullanmasına olanak sağlayacağı, ayrılma hakkının tüm pay sahiplerine eşit şekilde kullandırılmasının zorunlu olduğu, bu hakkın fiilen kullanılamaz hale getirilmesinin eşit işlem ilkesine aykırılık teşkil edeceği, nitekim öngörülen üst sınırın uygulanması durumunda bir kısım pay sahiplerinin ayrılma hakkına sahip olması, bir kısım pay sahiplerinin ise bu hakka sahip olamaması sonucunu doğuracağı mahkememizce değerlendirilmiş olup davalı şirketin █████/2024 tarih 18 nolu yönetim kurulu kararının 7 nolu "Ortaklıktan ayrılma hakkını kullanmak isteyen ortakların paylarının, ... A.Ş tarafından satın alınması için ayrılan kaynağın azami 150.000.000 TL olarak belirlenmesine" kararının mutlak butlan ile batıl olduğunun tespitine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ İLE;
1-Davalı şirketin █████/2024 tarih 18 nolu yönetim kurulu kararının 7 nolu "Ortaklıktan ayrılma hakkını kullanmak isteyen ortakların paylarının, ... A.Ş tarafından satın alınması için ayrılan kaynağın azami 150.000.000 TL olarak belirlenmesine" mutlak butlan ile batıl olduğunun tespitine,
2-Fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 615,40 TL nispi karar harcının, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile geri kalan 187,80 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yatırılan toplam 916,00 TL (427,60 TL BHV, 60,80TL VSH, 427,60TL peşin harç ) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
7- Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 9.870,00 TL (870,00 TL tebliğler ve posta, 9.500,00 TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre hesaplanan 4.935,00TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine bakiye yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!