Anahtar kelimeler: Azalıp Girilmiş Pasifin Artığı Kurucuları Aktifin Azalma Basiretsiz Yürüten Piyasada

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2020
KARAR TARİHİ : █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalıların uzun yıllardır faaliyet yürüten ve piyasada tanınan .... San. Tic, Ltd. Şti.'nin ortakları, kurucuları ve yöneticileri olduğunu, davalıların basiretsiz davranmalarından dolayı şirket malvarlığında azalma olmuş olup aktifin azalıp pasifin artığı bir döneme girilmiş olduğunu, bu dönem içerisinde davalı şirket ile davacı arasındaki iş ilişkisi devam etmiş olup davacıdan satın alınan mallar karşılığında çekler sunulmuş olduğunu, davaya konu şirketin, 2015 yılından itibaren bir anda çeklerini ödememeye başlamış, kendilerine teslim edilen malların karşılığı olan ödemeleri yapmamış ve şirket ortaklarının mal varlıklarını devretmeye başlamış olduklarını, bu durumun davacıda ciddi hak kaybına ve yüksek meblağlarda zarara sebebiyet vermiş olması yanında alacağına kavuşmasını ortadan kaldırmış olduğunu, davalıların verdikleri çekleri ödemediklerini ve ayrıca cari hesaptan kaynaklanan borçlarını da ödememiş olduklarını, davaya konu şirket aleyhine başlatılmış olan İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E., İstanbul .... İcra Mi ...- ...-... ve ... E. Sayılı icra takipleri dolayısıyla yaklaşık 2.500.000,00-TL ve bu alacağın dava edilmesi ve icra takibine konu edilmesinden dolayı doğacak yargılama giderleri ve vekalet ücreti alacaklarının mevcut olduğunu, yukarıda yazılı alacak kalemleri hesaplandığında toplamda 3.000.000,00-TL civarında bir alacağın söz konusu olduğunu, davalı aleyhine açılan takiplere dayalı borçlunun adreslerine hacze gidilmiş, belirtilen adrese gidildiğinde ise adresin boş olduğu, davalı şirket, çekleri keşide ettiği sırada bile aslında aktif olarak ticaret hayatında olmadığını, mersis kayıtlarına bakıldığında da dava tarihi itibariyle, şirketin halen hacze çıkılan adreste aktif olarak göründüğü, herhangi bir terkin işleminin de yapılmadığının görülmekte olduğunu, davacının borçlu şirketten alacağı bu icra takiplerinin kesinleşmesiyle sabit olmuş, bu sebeple taraflarınca açılan icra takibinin akabinde davalı şirketin adresine hacze gidildiğinde haciz mahallinin boş olduğu görülerek, davalıların mal kaçırma amacıyla böyle bir yola başvurduğu ve şirketin içini tamamen boşalttığının anlaşılmış olduğunu, İstanbul .... İcra Ceza Mahkemesi'nin ... E. Ve ... K. Sayılı ilamına bakıldığında, ticareti usulüne aykırı olarak terk etmek suçundan davalılara ceza verildiğini ve bu kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi ... E. Sayılı dosyası ile onanmış olduğunu, bu onanmadan sonra şirket yetkililerince halen söz konusu borç ödenmediğini, bu durum dahi şirket yetkililerinin basiretli tacir gibi davranmadığını, haklarında hapis cezası verilse dahi borçlarını ödemediklerini açıkça gösterdiğini, davalıların kendi adlarına kayıtlı malvarlıklarını alacaklılardan gizlediklerini ve kendi adlarına olan malları satarak mal kaçırmış olduklarını, davaya konu somut olayda da şirket yöneticilerinin basiretsiz eylemleri ve mal kaçırma gayesiyle malvarlığında devir ve değişiklik yapılması ile şirket malvarlığının boşalmış olmasının davalıların ne kadar kötü niyet içinde olduklarını açıkça gösterdiğini, davalıların basiretsiz davranmalarından dolayı şirket malvarlığında azalma olduğunu, aktifin azalıp pasifin arttığı bir döneme girildiğini, davalıların davalı şirketin mallarını ve paralarını şahsi işlerinde kullandıklarını, davaya konu şirketin şirket ortakları ve yöneticileri sürekli değiştiğini ve şirket ortakları mal varlıklarını devretmiş olduklarını, bu davranışların davacının hak kazanmış olduğu alacaklarına kavuşmasını ortadan kaldırmış olduğunu, tacirin basiretli davranmayıp dikkat ve özen göstermede ihmal gösterilmesi halinde oluşacak zararlar da meydana gelen hak kayıplarını BK 49 maddesi kapsamında giderme sorumluluğu söz konusu olduğunu, bu sorumluluğa mevzuat ve Yargıtay kararları doğrultusunda Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ile gidileceğini, davalı gerçek kişilerin hiçbiri arabuluculuk görüşmesine katılmamış, hiçbirinin mernis adreslerinde oturmadığı tespit edilmiş olduğunu, davalılar usulsüz olarak ticareti terk etmiş, kayıplara karışmış olduklarını, salt bu bile davalıların basiretli bir tacir olarak davranmadığını ve kötü niyetli olduğunu göstermekte olduğunu, davanın kabulünü, davalıların taşınır taşınmaz malları üzerine ihtiyati tedbir konulmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraftan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacı taraf, iddiasını haksız füil hukuki sebebine dayandırdığını ve dava dilekçesinde iddialarına konu olayların 2015 yılında gerçekleştiğini ve 04.10.2016 tarihli hacizde "şirketin içinin tamamen boşaltıldığının anlaşıldığını" beyan etmiş olduklarını, bu durumda TBK'da öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresinin çoktan geçmiş olduğunun açık olduğunu, bu sebeple açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı taraf, davasını belirsiz alacak davası olarak ikame ettiğini beyan etmiş olduğunu, davacı dava dilekçesinde "alacağının ve zararının çekler ve cari hesaptan kaynaklı olduğunu, bunların İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. ... ve ... E. Sayılı icra takip dosyalarına konu edildiğini dolayısıyla zararının 2.500.000-TL olduğunu" beyan etmiş olduğunu, davacı, iddia etmiş olduğu zarar miktarını belirleyebiliyorken harç ödemekten kaçtıklarını, belirsiz alacak davasının sağlayacağı diğer imkanlardan yararlanamayacağını, davanın hukuki yarar yokluğundan ve usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı taraf her ne kadar zorunlu arabuluculuk kurumuna başvurduğunu beyan etmişse de bu konuda davalılara yapılmış usulüne uygun bir davet olmadığını, davalıların arabuluculuk toplantısından haberleri olmamış olduğunu, bu sebeple, arabuluculuk davetinin yapıldığına ilişkin iddiaların, belgelendirilmesini talep etme zorunluluğu doğmuş olduğunu, aksi halde dava, dava şartı yokluğundan ve usulden reddedilmesi gerektiğini, davada "tüzel kişilik perdesinin aralanması" koşullarının mevcut olmadığını, ayrılık ilkesi gereğince, tüzel kişilik çatısı altında bir araya gelerek oluşturan gerçek veya tüzel kişilerin, oluşturdukları tüzel kişiliğin borçlarından sorumlu olmayacaklarını, davalıların, herhangi bir şekilde basiretsiz bir eylemi olmasının söz konusu olmadığını, davalı şirketin, davaya konu icra takip dosyalarına ait borcu ödeyememesinin esas sebebinin şirketin piyasadaki kendi alacaklarını tahsil edememiş olması olduğunu, bu durumun davalı şirketin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde ortaya çıkacağını, tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinde; şirket ortak ve yetkililerinin sorumluluğuna gidilmesi konusunda "basiretli davranıp davranılmaması" esasen tartışma konusu da olmadığını, perdenin aralanması teorisinin uygulanması ve şirket ortaklarının şahsi malvarlıklarına başvurulabilmesi için alacaklılardan mal kaçırma ve alacaklıları zarara uğratma amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının somut delillerle ispatlanmasının zorunlu olduğunu, davalıların "sınırlı sorumluluk" ilkesinden herhangi bir şekilde veya kötü niyetle yararlanmak gibi bir düşünceleri ve eylemlerinin olmadığını, davacı tarafın, davalıların "mal kaçırma gayesi ile şirket sermayesini boşalttıkları ve şirket malvarlığını azalttıkları" iddiasında bulunmuş ise de bu iddialarının ispatı için taraflara ait tüm banka hesap dökümlerinin celbini talep ettiklerini ve ticari kayıtlara delil olarak dayanmış olduklarını, davalıların, hi bir şekilde mal kaçırma gayesi veya davalı şirketin içini boşaltmaları veya herhangi bir şekilde hileli bir hareketleri hiçbir zaman olmadığını, davacı tarafın, kötü niyetle ve mal kaçırma gayesi ile şirket mevcudunu eksiltmeye yönelik tasarrufların olduğunu iddia ettiğini, söz konusu tasarruflarla ilgili olarak tasarrufun iptali ve muvazaa nedeni ile işlemin iptali gibi yollarla hukuki süreci işletmesinin mümkün olduğunu, bahsedilen yolların denendiği ve tüketildiğinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, davacı şirketin davalılara ait banka kayıtlarını ve davalı şirkete ait ticari kayıtların içeriğini bilebilmesinin mümkün olmadığını, davacı şirket, kendi içerisinde bir takım soyut tahminlere dayanarak bir iddiaya tutulmuş ve gerçek olamayan iddialarını ispatlayacak hiç bir delil de bulamadıkları için çareyi davalılara ait tüm banka kayıtlarının ve ticari kayıtların incelenmesini talep etmekte görmüş olduğunu, bu sebeplerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, davalı şirket yöneticilerinin basiretli davranmamaları nedeniyle davalı şirketin mal varlığında azalma meydana geldiğini, bu nedenle davalı şirketten olan alacaklarını tahsil edemediklerini, bu kapsamda başlatılan icra takiplerinin semeresiz kaldığını, bu nedenle alacağın davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar ... ve ..., davanın zamanaşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, arabuluculuk davetinin usule uygun yapılmadığını, somut olayda tüzel kişilik perdesinin aralanması koşullarının mevcut olmadığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Davalılar, ..., ... ve ...'ne usulüne uygun tebligatların yapıldığı ancak davaya cevap vermedikleri görülmüştür.
Mahkememiz tarafından toplanan deliller ve belgeler ile bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, resen mali müşavir, icra uzmanı, şirketler hukuku uzmanı bilirkişileri görevlendirilmiştir. █████/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; davacı tarafın 2014 ve 2015 yılları ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu, davalı tarafın defterlerini inceleme için sunmadığı, davacı tarafın defterlerine göre davacı tarafın davalı taraftan 56.001,89-TL alacaklı olduğu, █████/2015 tarihinde bu alacağın ... Ortaklar Hesabına virman yapılarak katılmış olduğu, davacı tarafından sadece toplam 300.000,00-TL olan 3 adet karşılıksız çek için davalı cari hesabına borç kaydı yapmış olduğu, toplam tutarı 875.000,00-TL olan 11 adet karşılıksız çek için davalı cari hesabına borç kaydı yapmamış olduğu, bu kayıtlar yapıldığında davacının davalı taraftan asıl alacak olarak 931.001,89-TL alacaklı olduğu, ancak davacı tarafından 1.175.000,00-TL için takip yapıldığını, bu sebeple 243.998,11-TL'lik çek için fazla takip yapılmış olduğunun hesaplandığı, davalı ...nden diğer davalılara para aktarıldığına dair kanı oluşturacak belgeye rastlanmadığı, somut olayda tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin uygulanması için gerekli şartların oluştuğu görüş ve kanaatini bildirmiştir.
Rapora itirazlar bakımından bilirkişi heyetinden ek rapor aldırılmasına karar verilmiş olup, █████/2024 tarihli ek raporda özetle; davacı tarafından sadece toplam 300.000,00-TL olan 3 adet karşılıksız çek için davalı cari hesabına borç kaydı yapmış olduğu, toplam tutarı 875.000,00-TL olan 11 adet karşılıksız çek için davalı cari hesabına borç kaydı yapmamış olduğu, bu kayıtlar yapıldığında davacının davalı yandan asıl alacak olarak 931.001,89-TL alacaklı olacağının hesaplanmış olduğu, ancak davacı tarafından 1.175.000,00-TL çekin 1.158.200,00-TL kısmı için takip yapılmış olduğu, bu nedenle fazla takip yapılan tutarın asıl alacak yönünden 227.198,11-TL olduğu, asılacak alacak yönünden fazla takip yapılan 227.198,11-TL'nin icra takibinde hesaplanmış 21.133,70-TL faiz, 3.855,90-TL komisyon ve 115.820,00-TL çek tazminatı olmak üzere toplam 140.809,60-TL ve diğer masraflara saydırılması takdirinin mahkemede olduğunu, davalı şirket tarafından diğer davalılara para aktarıldığına dair belgeye rastlanmadığı, tapu müdürlükleri yazı cevabına göre 2015 yılında davalılar tarafından gayrimenkul satışlarının yapıldığı, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin uygulanması için gerekli şartların olduğu görüş ve kanaatini bildirmişlerdir.
Mahkememizce son olarak aynı bilirkişi heyetinden ek-2 raporu aldırılmış olup, █████/2024 tarihli ek raporda özetle;kök rapor tespit ve değerlendirmelerinde bir değişiklik olmadığı, davacının hem cari hesap yönünden hemde ödenmeyen çeklerden dolayı ayrıca bir alacağının olmadığı, ödenmeyen çeklerden dolayı alacağının bulunduğu, tüm icra dosyaları için hesaplanmış ana para, faiz, vekalet ücretleri ve harçlar dahil toplam tutarın 3.089.826,16-TL olabileceği görüş ve kanaatini bildirmişlerdir.
Tüm bu açıklamalar ışığında; davacı şirket tarafından davalı .... Sanayi Ticaret Limited Şirketi aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas, ... Esas, ... Esas ve ... Esas sayılı dosyalarla icra takibi başlattığı, ancak takiplerin semeresiz kaldığı ve alacağın tahsil edilemediği, her ne kadar dava dilekçesinde "Tüzel kişilik perdesinin aralanması" nitelemesi yapılmış ise de dilekçe içeriğindeki anlatımlardan davalı şirket ortağı ve yöneticilerinin basiretsiz davranışları ile davalı şirketin mal varlığının azalmasına yol açmaları nedeniyle sorumluluklarının bulundukları iddia edilmesi nedeniyle davanın "Şirket yöneticisinin sorumluluğu" kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davalı şirket borcundan dolayı işbu davanın açılmış olması nedeniyle davalı şirketin zaten borçtan sorumlu olduğu anlaşıldığından işbu dava kapsamında pasif husumetinin bulunmadığı anlaşıldığından davalı şirket yönünden bu sebebe dayalı olarak davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı gerçek kişilere yönelik olarak açılan davada ise; davalılar ... ve ...'nın borçlu davalı şirketin sadece ortağı durumunda oldukları, şirketi temsil ve yönetim yetkilerinin bulunmadığı, bu davalıların "Davacının alacağını alamamasına neden olabilecek somut bir eyleminin" varlığının da ileri sürülmemesi karşısında bu davalılara atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığı anlaşıldığından, kusur ve zarar arasında nedensellik bağının yokluğu nedeniyle bu davalılara yönelik davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı borçlu şirketin yöneticilerinin davalılar ... ve ... oldukları, davalı borçlu şirketin sermaye şirketlerinden limited şirket olduğu ve kural olarak şirket borçlarından dolayı şirketin kendi malvarlığı ile sorumlu olduğu ve davalı gerçek kişi olan şirket ortaklarının kişisel sorumluluklarının bulunmadığı, mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemeleri ile borçlu davalı ...'nden diğer davalılara para aktarıldığına dair kanı oluşturacak belgeye rastlanmadığı hususu da gözetildiğinde davalı şirket yöneticileri ... ve ...'nın "Davacının alacağını alamamasına neden olabilecek somut bir eyleminin" varlığının açıkça ispatlanamamış olması karşısında (bilirkişi raporundaki verilerden faydalanmak suretiyle ve hukuki değerlendirmenin mahkememize ait olması nedeniyle rapordaki görüş ile bağlı kalınmaksızın) bu davalılar yönünden de davanın reddine karar verilmiştir. Her ne kadar bilirkişi raporunda İstanbul .... İcra Ceza Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile davalı şirket yöneticileri aleyhine ceza verildiğinden bahisle, davalı gerçek kişilerin sorumluluğuna gidilebileceği yönünde görüş bildirilmiş ise de; celp edilen ve incelenen İstanbul .... İcra Ceza Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı dosyasında davalılardan sadece ... hakkında yargılama yapılarak "Ticareti Usulsüz Terk" suçundan ceza aldığı, İcra İflas Kanunu'nun 337.maddesi kapsamındaki bu suçun şirket yöneticisi tarafından işlenmiş olmasının şirket yöneticisi yönünden "Şirketin borçlarından dolayı şahsi sorumluluğa doğrudan yol açması"nın mümkün olmadığı hususu gözetilerek, bilirkişi raporundaki değerlendirmeye iştirak edilmemiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ne yönelik olarak açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,
2-Davalılar ..., ..., ... ve ...'na yönelik davanın REDDİNE,
3-Alınması gereken 615,40-TL harcın, peşin alınan 52.766,51‬-TL harçtan mahsubu ile bakiye 52.151,11‬‬-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacıya iadesine,
4-Karar tarihinde AAÜT üzerinden hesaplanan 426.217,01-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisi vekil ile temsil ettiren davalılara(..., ...) verilmesine,
5-Davacının yapmış olduğu tüm masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Arabuluculuk ücreti olan 1400,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
7-HMK 333 maddesi gereğince tarafların artan masrafı olur ise karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalıların yokluklarında, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!