Anahtar kelimeler: Mesuliyet İnşaatları Limitinin Limitin Müteveffa Başı Ederken Talebiyle Geçirdiğini Tlye

T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO: ████████
DAVA: İtirazın İptali (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: █████/2024
KARAR TARİHİ: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı sigorta şirketi arasında ----- İnşaatları ile----- Düzenlemesi İşi için bir işveren mali mesuliyet sigorta sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre kişi başı mali mesuliyet limitinin başlangıçta 750.000,00 TL olarak belirlendiğini, daha sonra 18.06.2021 tarihinde yapılan ek belge ile bu limitin 1.500.000,00 TL'ye çıkarıldığını, müvekkili şirkete bağlı olarak çalışan---- tarihinde iş kazası geçirdiğini, bu olay sonucunda------sayılı dosyasında maddi ve manevi tazminat talebiyle dava açılmış olduğunu, bu dava devam ederken müteveffa ---- mirasçılarıyla müvekkili şirket arasında bir protokol imzalandığını, bu protokol kapsamında ----- tazminat bedeli üzerinden anlaşma sağlandığını, bu miktarın 250.000,00 TL'sinin avukatlık ücreti olarak -------ödendiğini, geri kalan 2.250.000,00 TL nin ise müteveffanın mirasçılarına ödendiğini, müvekkili şirket ile davalı arasında imzalanan sigorta poliçesi kapsamında, işveren mali mesuliyet limitinin 1.500.000,00 TL olarak belirlendiğini, üçüncü şahısların bir kaza sonucu, ölümcül olsun veya olmasın bedeni hasara uğramaları veya hastalanmaları sonucundaki tedavi masrafları ile üçüncü şahıslara ait mallara gelecek maddi hasarların tazmininin gerçekleştirileceğini, bu nedenle davalı şirketten işveren mali mesuliyet sigorta limiti olan 1.500.000,00 TL maddi tazminat ödemesinin yapılmasının talep edildiğini, Poliçede belirlenen manevi tazminat limitinin 15.000,00 TL olduğunu, Poliçeye dayalı olarak davalı sigorta şirketine 09.03.2022 tarihinde başvuruda bulunulduğunu ve Türk Ticaret Kanunu’nun 1427. maddesi gereği borcun 45 gün sonra muaccel hale geldiğini, 24.04.2024 Tarihi itibariyle manevi tazminat ve kişi başı mali mesuliyet alacağına işleyen reeskont avans faiz tutarı takip tarihi itibariyle 1.883.777,00 TL olduğunu, 06.09.2024 tarihinde müteveffa ------ mirasçılarının avukatına ödenen vekalet ücretine işleyen yasal faiz tutarı da takip tarihi itibariyle 1808,00 TL olduğunu, Müvekkili şirket tarafından------ Esas sayılı dosyada takip başlatıldığını, davalı şirketin bu takibe itiraz ederek süreci durdurduğunu, bu itirazın haksız ve mesnetsiz olduğunu belirterek müvekkili şirketin alacağına yönelik olarak başlatılan---- sayılı icra takibine yönelik davalının haksız itirazının iptaline, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurda görülmekte olan dava öncesi, inşaat sigortası genel şartları hükümlerine uygun olarak hasar ihbarı olmadığından, müvekkili şirketin temerrüdünün söz konusu olmadığını, davacı şirketin müvekkili şirketten doğrudan tazminat talep hakkı bulunmadığından aktif husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu iş kazasının 03.06.2022 tarihinde meydana gelmiş olup, davaya konu icra takibinin ise 18.09.2024 tarihinde başlatıldığını,------ Aşımı başlıklı maddesinde , "Sigorta sözleşmesinden doğan bütün talepler iki yılda zaman aşımına uğrar." hükmünü amir olup, davacı talepleri zaman aşımına uğramış olmakla, davanın zaman aşımından reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin poliçeden kaynaklı sorumluluğunun davacı tarafça yapılan ödemeye ilişkin işçinin davacının ---- kapsamında çalışanı olduğunun ispat edilmesi şartına bağlı olduğunu, davacının icra takibine ve davacı tarafça yapılan ödemeye dayanak olarak gösterdiği ------- sayılı dosyasının müvekkili şirkete ihbar edilmemiş olduğunu, söz konusu dosyada alınan kusur, aktüer hesaplamalarına, davacı tarafça yapılan ödeme yönünden, destekten yoksun kalanların hak sahipliği yönünden itiraz etiklerini, işveren mali mesuliyet sigortası genel şartları hükümleri uyarınca, hak sahiplerine,------- tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının tespiti ile ödeme yapılmış olması halinde peşin sermaye değerinin tazminattan mahsubu gerektiğini, kazada vefat edenin davacı şirketin işçisi olması sebebiyle, davacı taleplerinin poliçedeki işveren mali mesuliyet klozu uyarınca değerlendirilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde hak sahiplerinin vekiline ödendiği belirtilen vekalet ücreti ödemesinin , üçüncü şahıslara karşı sorumluluk klozu uyarınca ödenmesi talebinin hukuki dayanağı bulunmadığı gibi, söz konusu talebin teminat kapsamında bulunmadığını, dosya içeriği ile de sabit olduğu üzere, davaya konu kaza, alt yapı kazısı yapılırken meydana geldiğini, davaya konu poliçede düzenlenen işveren mali sorumluluk klozu uyarınca teminat kapsamında yer almadığından davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, bu nedenlerle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, aksi taktirde, davanın esastan reddine, masraf ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle İİK 67 maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasıdır. Davacı davalı ile arasında imzalanan İnşaat Tüm Riskler Sigorta poliçesi kapsamında işveren mali mesuliyet klozu uyarınca dava dışı işçisinin geçirdiği iş kazası nedeniyle mirasçılarına ödediği tutarı poliçe limitleri dahilinde davalı taraftan talep etmekte olup bu nedenle başlattığı ilamsız icra takibine davalının itirazının iptali ve davalının tazminata mahkum edilmesini taleple dava açmıştır.Davalı yan ilk olarak davacının aktif husumetinin bulunmadığını , sigorta ettireni davacı şirket, sigortalısı ----- olan, müvekkili şirket tarafından tanzim olunan --- numaralı -----ve ek belgeleri uyarınca, müvekkili şirketten tazminat talebinde bulunulduğunu, söz konusu poliçenin sigortalısının -------- olup, gerek poliçe hükümleri gerekse de yüksek mahkeme içtihatları gereği davacının, müvekkili şirketten doğrudan tazminat talep hakkı olmadığını belirterek davanın husumetten reddini talep etmiştir. İncelenen poliçe eki belgelerdeki "RİZİKONUN GERÇEKLEŞMESİ HALİNDE TAZMİNAT TUTARI -------- YAZILI ONAYI İLE SİGORTA ETTİRENE ÖDENİR." hükmü uyarınca, ----- yazı yazılarak hiçbir koşula tabi tutulmaksızın yargılama sonucu belirlenecek tutarın davacıya sigorta ettiren sıfatıyla ödenmesine muvafakat edilip edilmediği sorulmuş, gelen █████/2025 tarihli cevapta muvafakat edildiği bildirilmiştir. Davacının aktif husumetinin bulunduğunun kabulü ile yargılamaya devam olunmuştur. Mahkememizin █████/2025 günlü ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş tarafların sulh olma imkanı bulunmadığından uyuşmazlık noktalarının tespiti yapılmıştır.HMK 142 maddesinde ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra tahkikata başlanmadan önce hak düşürücü süre ve zaman aşımı itiraz ve def'inin incelenip karar bağlanması gerektiği kabul edilmiştir. Davalı taraf süresinde sunduğu cevap dilekçesi ile İnşaat Sigortası Genel Şartları'nın (Tüm Risker ) C.10 Zaman Aşımı başlıklı maddesinde , "Sigorta sözleşmesinden doğan bütün talepler iki yılda zaman aşımına uğrar." hükmünü amir olup, davacı talepleri zaman aşımına uğramış olmakla, davanın zaman aşımından reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı yanın zaman aşımı itirazının değerlendirilmesi bakımından dava dosyası incelendiğinde mahkememizde davanın █████/2024 tarihinde açıldığı, davaya esas icra takip tarihinin █████/2024 tarihi olduğu, davacının arabulucuya başvuru tarihinin █████/2024 ve son tutanağın düzenlenme tarihinin ise █████/2024 tarihi olduğu anlaşılmıştır. Bunun dışında ----- sayılı dosyasında, ------ mirasçıları tarafından █████/2022 tarihinde meydana gelen olay nedeniyle davacı aleyhine açılan davadan feragat edildiği, bu dosyanın █████/2022 tarihli duruşması 10 nolu ara kararı ile---- ihbar olunan sıfatıyla kayıt altına alındığı, █████/2024 tarihli duruşmada da----ye tebligat yapıldığının belirtildiği, dosya kapsamında ----- tarihinde ihbar dilekçesinin tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından sunulan █████/2025 tarihli dilekçede davalı vekili tarafından ileri sürülen zamanaşımı itirazının haksız olduğu, müvekkili şirketin, davalı sigorta şirketine poliçeye dayalı olarak 06.06.2022 tarihinde başvuruda bulunduğu, Türk Ticaret Kanunu’nun 1427. maddesi gereği borcun, 45 gün sonra, yani 21.07.2022 tarihinde muaccel hale geldiği, daha önce sehven ihbar tarihinin 09.03.2022 olarak belirtildiği beyan edilmiş, bunun yanı sıra, ----- Esas sayılı dosyası, davalı tarafa 29.11.2022 tarihinde ihbar yapıldığı, bu doğrultuda, zamanaşımı süresinin 29.11.2022’den itibaren işlemeye başladığı, davaya konu icra takibinin ise 18.09.2024 tarihinde başlatılmış olup, Türk Borçlar Kanunu uyarınca 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde gerçekleştiği belirtilmiştir. Davalı yanın zaman aşımı itirazının değerlendirilmesi bakımından yasal düzenlemelere bakıldığında ise 6102 sayılı TTK'nın 1482. maddesi “Sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren 10 yılda zamanaşımına uğrar” şeklindeki düzenlenmiş olup bu maddede yer alan zamanaşımı süresi zarar görenin (dava dışı işçi) sigortacıya yönelik istemlerine ilişkin olup, sigortalı istemleri için uygulanması gereken zamanaşımı süresi TTK'nın 1420 maddesinde yer alan genel hükümdür. 6102 sayılı TTK'nın 1420/1 fıkrası"Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar." hükmünü, içermektedir.Genel nitelikli olan TTK m. 1420 hükmü ile zamanaşımı yönünden ikili süre öngörülmüştür. Biri, sigorta sözleşmesinden doğan tüm talep haklarının alacağın muaccel olmasından itibaren iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacak olması, diğeri ise, sigorta tazminatı ve bedeline ilişkin taleplerin her halde rizikonun gerçekleşmesinden itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacak olması halidir. Özel nitelikli olan TTK m. 1482 hükmü ile de sorumluluk sigortalarında sigortacıya yöneltilecek talepler bakımından zamanaşımının üst sınırı ise on yıl olarak belirtilmiştir. Sigortaya ilişkin olarak TTK’da bu süreler dışında başka bir süre öngörülmemiştir. TTK m. 1420’de öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresi sigorta sözleşmesinden doğan tüm talep hakları yönünden getirilmiş olduğundan, sorumluluk sigortalarından doğan tüm talepler bakımından da uygulanması söz konusudur. Bu bağlamda, sorumluluk sigortaları kapsamında sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren başlayan iki yıl ve her halde teminat altına alınan olayın gerçekleşmesinden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacaktır. O nedenle sorumluluk sigortalarında zamanaşımının üst sınırının on yıl olmalıdır -------TTK'nın 1420 maddesi gereği iki yıllık zamanaşımı süresi, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren başlayacaktır. Sigorta alacağının muaccel olduğu tarihin belirlenmesine dair TTK'nın 1427/2 fıkrası; " Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez." hükmünü düzenlemektedir. TTK'nın 1446. maddesi uyarınca sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir.
Somut davada, davacı yan olayın meydana geldiğini davalı sigorta şirketine █████/2022 tarihinde bildirdiğini beyan etmiştir. TTK'nın 1427/2 fıkrası uyarınca rizikonun ihbarından 45 gün sonra, yani █████/2022 tarihinde alacak muaccel olmuş, icra takibi ise ise alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren iki yıllık süre geçtikten sonra, █████/2024 tarihinde başlatılmıştır. Bu durumda davalının süresinde ileri sürdüğü zamanaşımı itirazında haklı olduğu, alacağın zamanaşımına uğradığı sonucuna varılarak davanın bu nedenle reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.-----------
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine,
2-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40 TL harcın davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 62.342,87 TL harçtan mahsubu ile bakiye 61.727,47‬ TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli olan A.A.Ü.T. hükümleri uyarınca hesaplanan 436.046,80 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!