Anahtar kelimeler: Pirim Ödeyecek Taksit Fiilden Sonuna Sgk Edecek Tahakkuk Bakirköy Protokol

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ KARAR NO: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2024NUMARASI: ████████ Esas - ████████ KararDAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2025Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında 24.06.2014 tarihinde protokol imzalanmıştır. Bu protokole göre davalılar ... - ... adına 24.06.2014 tarihine kadar tahakkuk eden vergi ve SGK pirim borçlarının tamamını (taksit ile ödeyecek ise son taksit ödeme süresinin sonuna kadar tahakkuk edecek olan borç dahil) ve iş davalarına mahsuben toplam 30.000 TL ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir. Davalılar protokol gereği iş davalarına mahsuben yapılacak ödemeyi yapmış olup protokolü kısmen ifa etmişlerdir. Ancak protokolün 3. Maddesi A bendinde kararlaştırılan ... - ... adına 24.06.2014 tarihine kadar tahakkuk etmiş olan SGK prim ve Vergi borçlarını ödememişlerdir. Davalılar ödeme ihtarlarına “Taraflar arasındaki protokolün hile ve muvazaa sonucu yapıldığı iddia edilerek protokolün feshedildiği belirtilmiş ve protokolün ilgili maddesinin ifa edilmeyeceği” bildirilmiştir. Davalılar protokolün hile sonucu imzaladıklarını iddia etmiş ancak bu hileli davranışın ne şekilde gerçekleştiği konusunda açıklamada bulunmamışlardır. Yukarıda açıklanan nedenler ile davanın “Belirsiz Alacak Davası” olarak kabulüne, davalıların ödemesi gereken SGK prim borcu ve vergi dairesine olan borcun tespitine ve borç miktarının davalılardan alınarak Vergi dairesi SGK müdürlüğüne ödenmesini davalıların taşınır ve taşınmaz malvarl ıkları üzerinde İhtiyati Tedbir konulmasına ve dava konusunun Gaziosmanpaşa SGK müdürlüğü, Küçükköy Vergi Dairesi müdürlüğüne ihbarını talep ve dava etmiştir.CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafların hak ve alacak talebine gerekçe olarak gösterilen protokolde kendisi ile birlikte taraf olan oğlu ... davaya her hangi bir sıfatla dahil edilmemiştir. Protokol tarafı olan ...’ nın dahil olması veya dava konusunda davacıya süre verilerek dava şartlarının tamamlatılmasının sağlanmasını Davacının açmış olduğu davada talebe ilişkin bütün konular 24.06.2014 tarihli protokolde açıkça belirgindir. Bu nedenle davacının dava türü konusundaki belirleme ve taleplerine itiraz ettiklerini Bununla birlikte davacının talepleri kapsamında zamanaşımı, takas ve mahsup ilk itiraz ve defîlerimizi ileri sürdüğümüzü ve bu konuların dikkate alınmasını talep ederiz. Davacı tarafından beyan edilen 24.06.2014 tarihli protokol, davalının borçları sebebiyle davalı şirketin mallarının haczedilmesi ve bu nedenle şirketin çalışamaz hale gelmesi ve bu olumsuz durumun ortadan kaldırılması için imza altına alınan bir protokol olduğunu Davacının borçları nedeniyle Bakırköy ...icra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış ve davalı şirket ile aynı adreste faaliyet gösteren davacıya çıkarılan tebligat davalının faaliyet adresine tebliğ olmuştur. Davacı kötü niyet ile davalıya sunmuş olduğu makine ve teçhizatın haczedilmesini sağlamış ve bu baskı ile davalıya bir kısım borçlarını ödetmeye çalışmıştır. Davaya konu borçlar incelendiğinde gerek vergi dairesi gerekse SGK prim borçlan davacının sorumluluğundadır. Davacının talepleri kabul edilmemekte ve itiraz etmekle birlikte her ne kadar davacı ... ve ... protokolde müteselsiz kefil olarak değerlendirilerek davaya dahil etmişse de Borçlar Hukuku kapsamında belirlenen şekil şartlarına uygun olarak oluşturulmayan bir müteselsiz kefalet şeklinin kabul edilmesi olanaksız olduğu iddiasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Dava taraflar arasında imzalanan protokol uyarınca davalıların ödemeyi taahhüt ettikleri SGK prim borçları ve vergi borcunun tespit edilerek borcun davalılardan alınarak vergi dairesi ve SGK müdürlüğüne ödenmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkememizin ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararının istinaf incelemesi sonrası kaldırılmasına karar verilmesi akabinde yargılama devam olunmuş, bilirkişi raporu aldırılmıştır. İstinaf ilamında belirtildiği üzere, somut uyuşmazlıkta iddianın ileri sürülüş biçimi itibariyle taraflar arasındaki sözleşmenin üçüncü kişi yararına sözleşme olduğu belirlenmekle, davanın TBK'nın 129. Maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmiştir. Üçünçü kişi yararına sözleşme yapılması halinde üçüncü kişi veya vaat ettiren taraf, borcun içlerinden birine değil, sadece üçüncü kişiye ifa edilmesini isteyebilecektir. Dolayısıyla borcun ancak üçüncü kişiye ifası istenebileceğinden eldeki davada davacının borcun kendi adına ifasını isteme imkanı bulunmadığı ancak ifanın ilgili kurumlara yapılmasını istemekte hukuki yararının var olduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda taraflar arasındaki sözleşme gereği belirlenen ...-... işletmesinin █████/2014 tarihine kadar olan vergi ve SGK borçlarının tespiti için bilirkişi heyetinden rapor aldırılmış olup, düzenlenen rapora göre toplam vergi borçlarının gecikme zammı dahil 130.780,13 TL, toplam SGK borcunun 112.828,02 TL olduğu belirlendiğinden söz konusu kurum borçlarının davalılar tarafından ilgili kurumlara ödenmesine dair karar verilmiştir. Davacı tarafın dava dilekçesinde talep ettiği diğer hususların borcun tahsiline ilişkin olduğu ancak istinaf ilamında da belirtildiği üzere tahsil edilmesini sağlayacak olanın davacının kendisi olmadığı, mahkemem ilamının icrası aşamasına ilişkin olup karardan sonraki aşamaya ilişkin olduğu değerlendirildiğinden sair taleplerin reddine, ..." karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 24.06.2014 tarihli taraflar arasında imzalanan protokol Bölge Adliye Mahkemesininde belirttiği üzere üçüncü kişi yararına bir sözleşme olduğunu, sözleşmeye göre SGK ve Vergi borçlarının bize değil davalılar tarafından ilgili kurumlara ödenmesi gerektiğini, mahkemenin davalıların ödemesi gereken borcu protokolün yapıldığı 24.06.2014 tarihine kadar hesapladığını, SGK ve vergi borçları 24.06.2014 tarihinde sabit kalmadığını, gecikme zammı bugüne kadar hala devam ediyor ve ödenene kadar da devam edeceğini, mahkeme kararında çelişkiye düştüğünü, süregelen yargılama içinde █████/2024 tarihli protokol gereği, davacıya ait olmayan SGK ve vergi borçlarından davacıyı kurtarmayı amaç edindiklerini, yargılama içinde gelinen evre artık borcun kaynağı, nedeni ve sair hususlar olmadığını, bu aşamalar yargılama içinde gelinen evrede netleşmiş olduklarından artık netleşmesi gereken hususun ödenmesi gereken borcun güncel bedeli olup borcun bu şekilde katlanmasına sebep ise yine davacı olmadığını, taleplerinin SGK ve Vergi borçlarının güncel hali ile davalılar tarafından ilgili kurumlara doğrudan ödenerek davacıyı bu borçlardan kurtarmak olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bilirkişi tarafından tanzim edilen raporun, Mahkemesinin kurmuş olduğu ara karara aykırı ve eksik olarak tanzim edilmiş olduğundan hükme esas alınmasınnı hatalı olduğunu, hazırlanan 14.05.2023 tarihli rapor incelendiğinde şekli olarak rapora iki bilirkişinin imza attığı ve fakat iş hukukuna ilişkin bir değerlendirmeye yer verilmeyerek bir önceki raporun tekrar edildiğinin görüldüğünü, bu haliyle rapor itirazları kapsar nitelikte olmamış ve ara karara aykırı bir şekilde kaleme alındığını, bu haliyle oluşturulan rapora itiraz edilmişse Mahal Mahkemesinin bu itirazları dikkate almadan bilirkişi raporlarını esas alarak hüküm tahsis ettiğini, mahal Mahkemesi tarafından tespit edilen ve bilirkişi incelemesine tabi tutulan uyuşmazlık konuları da kök rapordaki gibi eksik ve hatalı belirlendiğinden, tanzim edilen ek bilirkişi raporu hatalı olduğunu, yine, bilirkişi kök raporunda olduğu gibi ek raporunda da istinaf ilamında bahsi geçen hususlarda herhangi bir inceleme yapılmaması da hatalı olup tüm bu hususlar kapsamında, eksik olan ve hükme esas alınması mümkün olmayan rapor kapsamında hüküm kurulmuş olmasının hatalı olduğunu, bu haliyle kararın ortadan kaldırılması gerektiğini, bilirkişi raporu ile taraflar arasındaki cari ilişkinin tespit edilmesi, huzurdaki dava konusu ile ilgili olmadığından yersiz olup davanın esasını aydınlatır bir içeriğe sahip olmadığını yine, davacının ticari defterlerinin delil niteliğini haiz olmaması nedeniyle davacının ticari defterlerine dayanılarak yapılan tespitlerin hatalı olduğunu, huzurdaki davaya konu 24 Haziran 2014 tarihli protokolün geçersiz ve feshedilmiş olduğu hususu bilirkişi ve devamında Mahal Mahkemesince gerekli şekilde değerlendirmeye alınmadığını, davacının borcu sebebiyle müvekkillerimizin mallarının haczedilmiş olması karşısında davacının hala davacıya borçluymuş gibi değerlendirilmesi hukuka aykırı bir yaklaşım olup hiçbir şekilde 24 Haziran 2014 tarihli protokolün geçerli olduğunu veya feshedilmediğini kabul anlamına gelmemek kaydıyla protokolde yer alan kefalet ilişkisinin de TBK kapsamında geçersiz olduğu ve bu hususun da bilirkişi tarafından değerlendirme dışı bırakıldığını, protokolün geçersizliğine, feshedildiğine ve geçersiz kefalet ilişkisine yönelik beyanlarımıza halel gelmemek kaydıyla, huzurdaki davaya konu protokolde yer alan borçların şahsi borçlar olması sebebiyle vergi daireleri ve SGK’ya bu borçların üçüncü bir kişi tarafından ifasının bu kurumlar tarafından kabul edilip edilmeyeceği sorulmadan, bu yönde bir araştırma yapılmadan davacının vergi ve SGK borçlarının tespitine yönelik inceleme yapılmasının hatalı olduğunu, davacının SGK borçlarına ilişkin dosyada herhangi bir belge bulunmadığı gibi vergi dairesinden gelen cevabın da hatalı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE: Dava, SGK ve vergi borçlarının ilgili kurumlara ödenmesi davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, protokolün feshedilip edilmediği, gabin bulunup bulunmadığı, SGK ve vergi borçlarının miktarı ve bu borçlardan davalının sorumlu olup olmadığı, kefaletin geçerli olup olmadığı noktasındadır. Davacı ile davalı şirket arasında █████/2014 tarihinde, SGK ve vergi borçlarının ödenmesi, iş davalarının sonlandırılması, araç devri konulu protokol imzalanmış, davalılar ... ve ... bu protokolü imzalamışlardır. Davacı tarafından davalı muhatabına çekilen Bakırköy ... Noterliğinin █████/2014 Tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile, vergi ve SGK prim borçlarının ödenmesi ihtar edilmiştir. Davalı tarafından davacı muhatabına çekilen Bakırköy ... Noterliğinin █████/2014 Tarih ve ... YN'lu cevabi ihtarnamesi ile, icra dosyasının danışıklı bir işlem sonucunda oluşturulduğu, icra dosyasında beyan ve taahhüt edilen işlemlerin muhatap tarafından yapılamayacak olması dikkate alınarak protokol hükümlerinin ek mağduriyetler ortaya çıkaracağı anlaşılmakla protokolün 3/A maddesinin vergi ve SGK borçlarını içeren kısmını yerine getirmeyeceklerini ve protokolü feshettikleri beyan ve ihtar edilmiştir. Bu kez davacı tarafından davalı muhatabına çekilen Bakırköy ... Noterliğinin █████/2015 Tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile, vergi ve SGK borçlarının ödenmemesi halinde temerrüt oluşacağı ve gerekli ödemeler yapılmadığı takdirde dava açılacağı ihtar edilmiştir. Davalı tarafından davacı muhatabına çekilen Bakırköy ... Noterliğinin █████/2015 Tarih ve ... YN'lu cevabi ihtarnamesi ile, sözleşmenin feshedildiği tekrarlanarak ihtarın kabul edilmediği hususu ihtar edilmiştir. Davacı tarafça, davalıların protokol ile ... işletmesinin █████/2014 tarihine kadar olan tüm vergi ve SGK prim borçlarını ilgili kurumlara ödemeyi yükümlenmiş olmalarına rağmen bu ödemeyi yapmadıkları iddiası ile vergi ve SGK prim borçlarının ilgili kurumlara ödenmesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, bu kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine davacının istinaf başvurusunun kabulü ile Dairemizce, eksik inceleme nedeniyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilerek yeniden yargılama yapılması için dava dosyası ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. lk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda bilirkişi raporu alındıktan sonra bu kez davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı ile davalı şirket arasında █████/2014 tarihinde imzalanan protokolün 3/A maddesi ile,.. işletmesinin █████/2014 tarihine kadar olan tüm vergi ve SGK prim borçlarının tamamının ... San. Ve Tic. Ltd. Şti., ... ve ... tarafından ödeneceği düzenlenmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde, davacı tarafın danışıklı olarak yaptığı anlaşılan haciz ile müvekkili şirket ve yöneticilerini baskı altına alınmaya çalışıltığı ve iradesi sakatlanan müvekkillerinin davacının bir kısım şartlarını kabul etmek zorunda kaldıklarını savunmuştur. Ancak, protokolde yazılı Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında, takip alacaklısı ile davacı ...'nın danışıklı hareket ettiklerine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmamaktadır. Davalı şirketin davacıdan makine ve teçhizatları devralmış olması da nazara alındığından anılan icra dosyasında davalı şirket hakkında haciz uygulanmış olması da dava konusu protokolün gabin altında yapıldığının kabulü için yeterli değildir. Bunun yanı sıra davalı taraf protokolün feshettiklerini savunmuştur. TBK'nın 125/2. Maddesine göre temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Anılan maddenin ikinci fıkrasına göre ise, alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Buna göre karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde sözleşmeden dönülebilmesi için öncelikle borçlunun temerrüte düşürülmesi gerekir. Kaldı ki protokolde davacının edimleri SGK ve vergi borçları ile işçi alacaklarının ödenmesi şartına bağlanmıştır. Bu halde davalı tarafın öncelikle kendi edimini ifa etmesi gerekir. Eldeki davada, davacının protokoldeki edimleri yönünden temerrüte düşürüldüğü iddia ve ispat edilmemiş olup bu haliyle davalının sözleşmeyi feshi geçersizdir. Bu halde davalı şirket, davacının ... isimli işletmesinin █████/2014 tarihine kadar olan tüm vergi ve SGK prim borçlarından sorumludur. İlk derece mahkemesince alınan █████/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda, davacının 24.06.2014 tarihine kadar tahakkuk etmiş olan vergi borç aslının 109.143,92 TL olduğu, vergi gecikme zammının 21.636,21-TL TL olduğu, toplam vergi borçlarının gecikme zammı dahil 130.780,13 TL olduğu; davacının 24.06.2014 tarihine göre SGK'ya ödenmeyen borçlarının; 86.061,25 TL prim borç aslı 16.061,25 TL prim gecikme zammı olmak üzere 102.592,26 TL olduğu, 6.569,90 TL işsizlik primi borç aslı 1.262,44 TL gecikme zammı olmak üzere 7832,34 TL olduğu, 1.773,00 TL idari para cezası borç aslı olduğu, 511,70 TL damga vergisi borç aslı 118,72 TL gecikme zammı olmak üzere 630,42 TL olduğu, toplam prim, işsizlik primi, idari para cezası ve damga vergisi borç aslının 94.915,85 TL olduğu, bu borçlara ilişkin gecikme zammının 17.912,17 TL olduğu, 24.06.2014 tarihine göre toplam borç aslı ve gecikme zamları toplamının 112.828,02 TL olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafça SGK ve vergi borçlarının güncel tutarının ödenmesine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Davalı şirket, ... işletmesinin █████/2014 tarihine kadar olan tüm vergi ve SGK prim borçlarını ilgili kurumlara ödemeyi yükümlenmiştir. Protokolle anılan borçların davalı tarafından ödenecek olması davacının alacaklı kurumlara karşı sorumluluğunu sona erdirmediğinden vergi ve prim borçlarının █████/2014 tarihinden sonraki faizinden davacı sorumludur. Taraflar arasındaki protokolde açıkça vergi ve prim borçlarının ... San. ve Tic. Ltd. Şti., ... ve ... tarafından ödeneceği düzenlenmiş olup, borçtan davalılar ... ve ...'da sorumludur. Bu nedenle davalı tarafın kefalete ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekili ile davalılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekili ile davalılar vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalılar tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 12.483,00 TL harcın, alınması gerekli olan 16.640,88 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.157,88 TL istinaf karar harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2025