Anahtar kelimeler: Doğu Alanya Ölçekli Nazım Plan Turizm Altinci Planı Düzeni Kültür

T.C.
D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : █████████Karar No : █████████ TEMYİZ EDEN (DAVACI) : 1- ...2- ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davacılar tarafından, Antalya ili, Alanya ilçesi, ... Mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak yapılan 1/25.000 ölçekli Doğu Antalya Çevre Düzeni Planı, 1/5.000 ölçekli nazım imar planı, 1/1.000 ölçekli uygulama imar plan değişikliği talebinin reddine ilişkin ... tarih E... sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü işleminin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; İdare Mahkemesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor, dosyadaki bilgi ve belgeler ile dava konusu taşınmaza ilişkin 1/25.000 ölçekli Doğu Antalya Çevre Düzeni Planı, 1/5.000 ölçekli nazım imar planı, 1/1.000 ölçekli uygulama imar planlarının iptaline ilişkin .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu plan değişikliği ile uyuşmazlık konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisinden itibaren tamamının turizm tesis alanı kullanımına ayrıldığı ve yapılaşma koşulunun E:0,90 Yençok:5 kat olarak belirlendiği, dava konusu taşınmazın Antalya İl Tarım Müdürlüğünün ... tarihli ve ... sayılı kurum görüşü ve Mahkemelerinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı doğrultusunda tarım dışı amaçlı kullanımı uygun olmakla birlikte, Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik hükümleri dikkate alındığında taşınmazın kıyı kenar çizgisinden itibaren tamamının turizm tesis alanı olarak planlanmasının mümkün olmadığı, sahil şeritlerinin ilk bölümünün tümüyle açık alan olarak toplumun kullanımına tahsis edilecek şekilde düzenleneceği, ikinci bölümünün Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 13 ve 14. maddesinde sayılan yapı ve tesisler ile toplumun yararlanmasına açık olmak şartı ile konaklama hariç anılan Yönetmelikte tanımlanan günübirlik turizm yapı ve tesislerini kapsayacak şekilde düzenleneceği, ikinci bölümün gerisinde kalan alanlarda ise turizm amaçlı özel yapıların yapılabileceği, olayda ise turizm alanı olarak belirlenen bölgenin sahil şeridinin ilk bölümünün park alanı, ikinci bölümünün günübirlik tesis alanı ve gerisinin turizm tesis alanı olarak planladığının görüldüğü, ayrıca bölgede turizm tesis alanlarının yapılaşma koşullarının E:0,50 Yençok: 2 kat olarak belirlendiği, plan değişikliği ile getirilen yapılaşma koşullarının emsalin artmasına sebep olacağı, bu durumun da plan bütününü, sürekliliğini olumsuz etkileyeceği, diğer yandan alana ilişkin 11.07.1992 tarihinden önce onaylanan herhangi bir imar planının bulunmaması nedeniyle Kıyı Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliği'nin 16. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kısmen veya tamamen yapılaşmanın varlığının da kabul edilemeyeceği, tüm bu hususlar dikkate alındığında dava konusu taşınmazın tarım dışı kullanımı uygun olmakla birlikte, kıyı kenar çizgisinden itibaren tamamının turizm tesis alanı olarak belirlenmesinin ve yapılaşma koşulunun E:0,90 Yençok:5 kat olarak belirlenmesinin imar ve kıyı mevzuatına, planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine uygun olmadığı anlaşıldığından, plan değişikliği talebinin reddine dair ... tarih E... sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti:... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu .... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından; temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE:MADDİ OLAY : Antalya ili, Alanya ilçesi, ... Mahallesi, ... Köy içi Mevkii ... ada ... parsel sayılı taşınmazı da kapsayan alanda ait 1/25.000 ölçekli Doğu Antalya Çevre Düzeni Planının davalı Kültür ve Turizm Bakanlığınca 21.05.2007 tarihinde revize edilerek onaylandığı, sonrasında hazırlanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının yine davalı idarece 07.03.2008 tarihinde onaylanarak yürürlüğe girdiği, söz konusu planlarda dava konusu taşınmazın tarımsal niteliği korunacak alan olarak ayrıldığı, davacı tarafından...İdare Mahkemesi'nin E:..., K... sayılı kararıyla iptal edilerek sınırları değiştirilen kıyı kenar çizgisi doğrultusunda E:0,90 Yençok:5 kat yapılaşma koşullu turizm tesis alanı olarak planlanmasının davalı idareden talep edildiği, anılan talebin ... tarihli, E... sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü işlemiyle 11.07.1992 tarihinden önce alanda onaylı imar planı bulunmadığından kısmi yapılaşma gerçekleşmediği gerekçesiyle reddedilmesi üzerine bu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı, anlaşılmaktadır. Ayrıca bakılan davanın davacıları tarafından dava konusu taşınmaza ilişkin Kültür ve Turizm Bakanlığınca 21.05.2007 tarihinde revize edilerek onaylanan 1/25000 ölçekli Doğu Antalya Çevre Düzeni Planı ile 07.03.2008 tarihinde onaylanarak yürürlüğe giren 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle açılan bir başka davada, taşınmazın tarımsal niteliği korunacak alan olarak ayrılması hukuka uygun bulunmayarak anılan planların iptali yolundaki ... .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı, Danıştay Altıncı Dairesinin 25.03.2025 tarihli E:█████████, K:█████████ sayılı kararı ile onanmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: İşin esası yönünden Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükmü uyarınca kısmi yapılaşma ile ilgili Dairemizin son içtihadı uyarınca değerledirme yapıldığında;3086 sayılı Kıyı Kanununun 4,5,6,9,12,13,17. maddelerinin ve Geçici 2.maddesinin iptali istemiyle açılan davada, Anayasa Mahkemesinin 25.02.1986 günlü, 1985/1, K:1986/4 sayılı kararının " Geçici 2. maddenin Anayasa'ya aykırılığı sorunu" başlıklı bölümünde:"Geçici 2. maddede, '1972 yılından önce Kıyıda doğmuş özel mülkiyete konu yapılar ile bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.Birinci fıkrada sözü edilen yapılara eklenti yapılamaz. Ancak bu yapıların herhangi bir sebeple yıkılması halinde 6 ncı madde hükümlerine göre yapılanmaya izin verilir.Kıyı ve sahil şeridinde Hazineye ait arazi ve arsalar ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler üzerinde gerçek ve tüzel kişiler tarafından 1 Ekim 1983 tarihinden önce izinsiz ve kaçak olarak inşa edilen liman, iskele, rıhtım, balıkçı barınağı ve dayanma duvarları gibi kıyıda bulunması zorunlu tesisler ile sanayi ve turizm tesislerinden ilgili Bakanlıklarca millî ekonomiye katkısı veya kamu yararı olduğu kararlaştırılanlar hakkında 12 nci madde hükümleri uygulanır. Bu arsa ve araziler, Maliye ve Gümrük Bakanlığınca, kullananlara veya tesis sahiplerine kiraya verilebilir...' denilmektedir.Görüldüğü gibi, maddenin birinci fıkrasında iki tür yapılanma, Yasanın kapsamı dışında tutulmuştur. Bunlardan ilki, 1972 yılından önce kıyıda doğmuş özel mülkiyete konu yapılar, ikincisi, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılardır. Bunlardan birinci gruba giren yapılarda mevzuata ve imar planına uygun olma koşulu aranmadığına göre, bununla kıyıda .1972 yılından önce mevzuata aykırı olarak yapılan yapıların kastedildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kıyı konusunda da bazı hükümler getiren 11/7/1972 günlü, 1605 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 1972 yılından önce kıyıda kaçak olarak yapılmış olan yapılar bu hükmün kapsamına girmektedir. Kanunun 4. maddesi incelenirken belirtildiği gibi Anayasa'nın 43/1. maddesindeki 'Kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu'nu belirleyen hükmü karşısında, özel mülkiyete konu olamayan kıyıda, 1972 yılından önce mevzuata aykırı olarak yapılan yapılar yönünden 'kazanılmış hakların saklı tutulacağı kuralı uygulanamaz. Çünkü yasalara aykırı durumlara dayanılarak kazanılmış hak iddiasında bulunulamayacağı, hukukun temel ilkelerinden birini teşkil etmektedir. Yine 6. maddenin incelenmesi sırasında, Anayasa koyucunun kıyıda kamu yararı yanında, kişilerin de bazı haklarının bulunduğu gerçeğini gözönünde tutarak, kamu yararı ile kişi haklarını bağdaştırmaya çalıştığı ve sonuçta bu madde ile ulaşılmak istenen amacın, kıyıda mevzuata ve hukuka uygun olarak kazanılmış hakları korumakla birlikte kıyıları kamuya açmak olduğu belirtilmiştir.Maddenin birinci fıkrasında yer alan '...bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.' biçimindeki kural ile kazanılmış haklar saklı tutulmuş, ikinci ve üçüncü fıkralardaki hükümlerde de, kazanılmış bir kısım haklar dikkate alınarak, bazı koşulların mevcudiyeti halinde ilgililere bu yapı ve tesislerden yararlanma imkanının idarece verilebileceği kabul edilmiştir.Dava konusu Geçici 2. maddenin birinci fıkrasında yer alan '1972 yılından önce kıyıda doğmuş özel mülkiyete konu yapılar ile...' biçimindeki ibarenin kıyıda, mevzuata aykırı olarak yapılan yapılar için 3086 sayılı Kanunun uygulanmayacağı belirtilmek suretiyle kazanılmış hakların korunacağı kuralından yararlanmaları olanağı bulunmayan yapılar için bu hakkın tanınmış olması Anayasa'nın 43. maddesine aykırı düşmektedir.Açıklanan nedenlerle, 3086 sayılı Kanun'un 5., 12., 17. maddeleriyle Geçici 2.maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları ve birinci fıkrasında yer alan '...bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz' biçimindeki ibare Anayasa'ya aykırı olmadığından iptal davasının bu maddeler ve hükümlere yönelik kısımları red edilmeli....." gerekçesine yer verilmiş; bu çerçevede, 3086 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesinin 2. ve 3. fıkraları ve 1. fıkrasında yer alan '...bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz' biçimindeki ibare Anayasaya aykırı bulunmamıştır.Anayasal durumu ortaya konulan kamusal kullanımının engellenmemesi gereken kıyılar üzerinde "kazanılmış hak" kavramının kapsam ve sınırları, Kıyı Kanunu ve bu Kanunun uygulanması yönünden büyük önem taşımaktadır.Bu bağlamda, iptal edilen 3086 sayılı Yasanın yerini alan ve halen yürürlükte olan 3621 sayılı Yasanın Geçici Maddesinin incelenmesi gerekmektedir. Bu maddede 3621 sayılı Yasanın yayım tarihinden (17 Nisan 1990) önce kısmen veya tamamen yapılaşmış alanlara ilişkin mevzuata uygun olarak onanmış 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının sahil şeritleri ile ilgili hükümlerinin geçerli olduğu kabul edilmiştir. Kıyı Kanununda değişiklik yapan 3830 sayılı Yasanın Geçici Maddesiyle de; kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlarla ilgili imar planı revizyonlarının 11 Temmuz 1992 tarihinden itibaren bir yıl içinde tamamlanması zorunluluğu getirilmektedir.Bu yasal çerçeveye göre, sahil şeritlerinde 17 Nisan 1990 tarihinden önce mevzuata uygun olarak onaylanmış uygulama imar planları kapsamında; kısmen veya tamamen yapılaşmış alanlarda plan kararlarının uygulanmasına devam edileceği hüküm altına alınmış ve kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlara ilişkin ilgili imar planı revizyonlarının 11 Temmuz 1992 tarihinden itibaren bir yıl içinde yapılması öngörülmüştür. Kısmı yapılaşma tanımı ise, 03.08.1990 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikle yapılmış, Yönetmelikte, 3621 sayılı Yasanın yayım tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarındaki imar adalarında yer alan parsellerin yüzde ellisinden fazlasında, yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan imar plânı ve mevzuata uygun olarak tamamlanmış yapılarla, ruhsat alınarak en az subasman seviyesine kadar inşaatı tamamlanmış yapıların bulunması durumu kısmi yapılaşma olarak tanımlanmıştır. 3830 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra Yönetmelikte yapılan değişiklikle kısmi yapılaşma benzer şekilde yeniden tanımlanırken; farklı olarak kısmi yapılaşmanın olmadığı alanlardaki plan revizyonları için Yasaya paralel olarak, 3830 sayılı Yasanın yayım tarihi olan 11 Temmuz 1992 tarihinden itibaren 1 yıl süre verilmiştir. (Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi Danıştay Altıncı Dairesinin 03.02.2025 tarihli E:█████████, K:████████ sayılı kararı ile iptal edildiğinden anılan tarih 17 Nisan 1990 olarak uygulanacaktır.)Kanuna, Kıyı Kanunundan önce oluşmuş hakların nasıl ve hangi ölçüler içinde korunabileceğini belirlemek için geçici madde eklenmiş ve buna uygun olarak Yönetmelikle kısmi yapılaşma tanımlanmış ve mevcut hakların sınırları belirlenmiştir.3621 sayılı Kıyı Kanununun Geçici Maddesi kapsamında geçerli kabul edilebilecek planlar, kısmen veya tamamen yapılaşmış alanlardaki sahil şeritlerine ilişkin iken, 3830 sayılı Yasa ile gelen Geçici Madde ise, kısmen veya tamamen yapılaşmamış sahil şeritlerinde plan revizyonu yapılmasını öngörmüş, başka bir ifade ile 3621 sayılı Kanunun geçici maddesi ile Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki sahil şeridine ilişkin plan kararları geçerli kabul edilirken, 3830 sayılı Kanunun geçici maddesi ile 11 Temmuz 1992 tarihinden itibaren 1 yıl süre içinde onaylanan plan kararlarının da geçerli olduğu kabul edilmiş, 3621 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra hiç yapılaşmamış alanlara ilişkin plan revizyonunun 3621 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılması, diğer bir ifade ile idarelere 3621 sayılı Kanun ve buna dayalı olarak çıkarılan Yönetmelik hükümlerine göre kısmi yapılaşma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine göre yapılaşma ya da yapılaşmaya uygun olmayan parselleri (dolayısıyla 3621 sayılı Kanunun yürürlükteki 100 metrelik sahil şehidi hükümlerine göre) belirleme suretiyle plan revizyonu yapma yükümlülüğü getirilmiştir.Ancak idarenin bu yükümlülüğüne uymayarak verilen süre içerisinde plan revizyonlarını yapmadığı alanlara ilişkin sonraki tarihlerde de kısmı yapılaşma tespit ve araştırılması yapılarak plan revizyonlarının yapılabileceği, yapılmadığı hallerde ise yargı yerlerince de anılan hükümler çerçevesinde bu tespitin yapılabileceği kabul edilmiştir. Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümleri uyarınca, imar planının uygulama imar planı ya da mevzi imar planı olma durumuna göre kısmi yapılaşma durumları imar adası veya imar planı bazında değerlendirilmektedir. Kısmi yapılaşma değerlendirmesi mevzi imar planlarında imar adası bazında, uygulama imar planlarında ise sahil şeridinde kalan imar adalarının bütününe göre olması gerekmektedir. Mevzi imar planlarının olduğu yerlerde imar adası bazında değerlendirme yapılmış ve yapıların bulunduğu parsellerin sayısının veya kullanılan toplam taban alanının imar adasındaki toplam parsel sayısının veya toplam alanın yüzde ellisinden fazla olması durumu, uygulama imar planlarının olduğu yerde de plan kapsamındaki imar adalarının sayısının yüzde ellisinden fazlasında anılan koşulların bulunması kişilere korunacak haklar sağlayan ölçüt olarak ele alınmıştır.Yukarıda yer verilen mevzuat ve yapılan açıklamalar ve Yönetmelik maddelerinde yer alan bu düzenleme göz önüne alındığında, sahil şeridinden yararlanmanın kamunun kullanımına açılmasında kamu yararı olduğu kabul edilmekle birlikte, 3621 sayılı Kanundan önce yürürlükteki mevzuata uygun olarak onaylanmış plan kararları uyarınca yapılaşmış veya yapılaşmamış olsa dahi belli koşulların gerçekleşmesi şartıyla (geçerli bir kıyı kenar çizgisinin esas alınması suretiyle 17.04.1990 tarihinden önce onaylanmış imar planlarına göre kısmi yapılaşma koşullarının gerçekleştiği haller ) yasanın eşitlik ilkesi çerçevesinde tanıdığı haktan yararlanan taşınmazların hukuki statüsünün geçerli olduğu kazanılmış hak kavramı çerçevesinde kabul edilerek daha önce kanunla belirlenmiş hakların korunması ve kişilerin mağdur edilmemesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.Bilindiği üzere imar planları belde halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakteri, nüfus planı ve yapı ilişkileri, yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanları arasında olan bağlantıları, halkın sosyal ve kültürel gereksinimleri, güvenlik ve sağlığı ile ilgili konular göz önüne alınarak koşulların zorunlu kıldığı biçim ve zamanda mevzuatta öngörülen yöntemlerle değiştirilebilir ve yeni kullanımlar getirilebilir. Bu bağlamda kanun ve yönetmelik hükmü gereği kazanılmış hakkı bulunduğu kabul edilen sahil şeridinde bulunan taşınmazlara ilişkin sonraki tarihli planlarda yapılacak düzenlemelerin şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bir başka ifadeyle, kanun ve yönetmelik gereği önceki mevzuata göre yapılaşma veya kısmi yapılaşma koşullarını taşıdığı için hukuken kabul edilen imar haklarının, tıpkı diğer yürürlükteki mevzuata göre getirilmiş mevcut plan kararları gibi zorunlu durumlarda revizyon ve değişikliğe tabi tutulabileceğinde duraksama bulunmamaktadır.Kıyı Kanununun söz konusu hükümleri ile ilgili uyuşmazlıklara genel olarak bakıldığında, idarece, plan kararlarının önceki mevzuata uygun olarak yapılaşma veya kısmi yapılaşma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine yönelik olarak üretildiği, yargısal denetimin de bu kapsamda yapıldığı görülmektedir. Ancak unutmamak gerekir ki, kıyıda yer alan taşınmazlara ilişkin diğer bütün alanlarda olan taşınmazlar gibi idarece yasal zorunluluk ortaya çıktığı zaman yapılacak revizyon ve değişiliklerin plan yapım, yöntem ve tekniklerine, şehircilik ilkelerine kamu yararına uygunluk bakımından inceleneceği tabiidir.Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlığa bakıldığında İncekum Belediye Başkanlığı’nın ... tarihli, ... sayılı belediye meclis kararında, " ... sayılı kadastro parseli için 1979 tarihinde hazırlanan mimari proje ile özel öğrenci yurdu(pansiyon) yapılmak üzere...Alanya Belediyesine müracaat edilerek ... sayılı makbuz ile ruhsat harçlarının yatırıldığı ve aynı tarihte pansiyon olarak yapı ruhsatının verildiği görülmektedir. Eldeki veriler doğrultusunda eski ... nolu kadastro parselinde ve aynı parselin ifrazı sonucunda oluşan yeni ... ada ... ve ... sayılı parsellerde kıyı kanununda tanımlı kısmi yapılaşmanın gerçekleştiği değerlendirilmiş olup planlarda gerekli düzeltmelerin yapılması hususunda Kültür ve Turizm Bakanlığının olurunun alınmasına oy birliği ile karar verilmiştir." denilmiştir. İdare Mahkemesince anılan belediye meclis kararına karşı dava açılıp açılmadığı, İncekum Belediye Meclisi tarafından alınan kısmi yapılaşma kararının Kültür ve Turizm Bakanlığına gönderilip imar planlarında bu doğrultuda gerekli düzeltmelerin yapılıp yapılmadığı, anılan belediye meclis kararının iptal edilip edilmediği araştırılarak şayet kısmi yapılaşma ile ilgili belediye meclis kararı iptal edilmemiş ise davacının taşınmazının bulunduğu bölgede kısmi yapılaşmanın gerçekleştiği kabul edilerek yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.Kısmi yapılaşma koşullarının gerçekleştiği sonucuna ulaşılırsa, bu durumun davacının plan değişikliği talebinin doğrudan kabulü sonucunu doğurmayacağı, dolayısıyla taşınmazının E:0,90, Y.ençok: 5 kat yapılaşma koşullu turizm tesis alanı olarak planlanması talebinin çevre, imar bütünlüğü, sosyal donatı dengesi gözetilerek planlama esasları şehircilik ilkeleri ve kamu yararı uyarınca uygun olup olmadığının değerlendirilerek yeniden bir karar verilmesi gerektiği açıktır. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında isabet bulunmamaktadır.KARAR SONUCU:Açıklanan nedenlerle;1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacıların temyiz istemlerinin kabulüne,2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının BOZULMASINA,3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.