Anahtar kelimeler: Girişlerine İstemli Vefat Başkanı Alma Olağan Bakirköy Engellendiğini Üyesi Kurul

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ KARAR NO: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2023NUMARASI: ████████ Esas - ████████ KararDAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2025Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı şirketin eski yönetim kurulu başkanı ...’nin mirasçıları olup, vefat tarihinden sonra müvekkili ...’nin yönetim kurulu üyesi olduğunu, müvekkillerinin şirkete girişlerine izin verilmediğini, bilgi alma ve inceleme haklarını kullanmalarının engellendiğini, olağan veya olağanüstü genel kurul taleplerinin yerine getirilmediğini, bu nedenle davalı şirket aleyhine Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ████████ esas sayılı dosyası ile genel kurul toplantısına çağrı, Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ████████ esas sayılı dosyası üzerinden şirketin feshi, Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ████████ esas sayılı dosyası ile özel denetçi atanmasının talep edildiğini, genel kurul toplantısına çağrıya izin davası ikame edilmesinin ardından █████/2021 tarihinde genel kurul toplantısı, █████/2021 tarihinde ise olağanüstü genel kurul toplantısı yapıldığını, █████/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısı 3 no’lu kararı ile yönetim kurulu raporlarının tasdikine karar verildiğini, müvekkilleri tarafından olumsuz oy kullanılarak muhalefet şerhi sunulduğunu, 2019 ve 2020 yılı yönetim kurulu raporlarının toplantı esnasında veya öncesinde müvekkillere inceleme için sunulmadığını, bunun için imkan verilmediğini, yönetim kurulu toplantısı yapılması halinde müvekkilleri ...’ne de bilgi verilmesi ve toplantıya davet edilmesine dair ihtarname keşide edilmiş olmasına rağmen yönetim kurulu toplantısının haber verilmeden gerçekleştirildiğini, kararlar alındığını, raporların şirketin gerçek durumunu yansıtmadığını, 4 no’lu karar ile 2019-2020 yılı hesap dönemine ilişkin gelir gider tabloları ve bilanço hesaplarını onaylanmasına karar verildiğini, müvekkillerinin bu karara olumsuz oy kullandığını ve muhalefet şerhi eklediğini, müvekkillerin şirket binasına girişine izin verilmemesi nedeniyle mali kayıtların fiziken incelenmesinin mümkün olmadığını, bu sebeple finansal tabloların onaylanmasına dair kararın hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, şirket yönetimine katılan şahısların TTK m.619 gereğince kendileri ile ilgili olan finansal tabloların ibrasında oy kullanmalarının yasak olduğunu, buna rağmen ... ve ...’nin kendileri lehine oy kullandıklarını, 5 no’lu karar ile 2019-2020 yılı için yönetim kurulu üyelerinden ... ve ...’nin ibrasına müvekkillerinden ...’nin ise ibra edilmemesine karar verildiğini, bu kararın usulsüz alındığını, iptalinin gerektiğini, 6 no’lu karar ile 2019-2020 yıllarına ait karın dağıtılmamasına karar verildiğini, Covid 19 pandemisi nedeniyle satışların olağanüstü arttığını, sermaye şirketini amacına, yapılan satışlara bakıldığında kar payının dağıtılmamasının hukuka aykırı olduğunu, 7 no’lu karar ile yönetim kurulu üyelerinin görev sürelerinin devamına ilişkin karar verildiğini, yönetim kurulu başkanı ...’nin görevden alınarak yeni bir yönetim kurulu başkanı seçilmesinin gerektiğini, eşitlik ilkesine aykırı davrandığını, 8 no’lu karar ile şirket denetçisi olarak ...’in seçilmesine karar verildiğini, şirketin gerçek durumunun tespiti için daha önce görev yapmamış birinin seçilmesinin ve kararın iptalinin gerektiğini, 10 no’lu karar ile yönetim kurulunda görev yapan ...’nin görevine son verilerek yeni bir yönetim kurulu başkanı seçilmesine dair madde eklenmesini istediklerini, zira ...’nin sağlık problemleri olduğunu, yeni bir yönetim kurulu başkanı seçilmesinin gerektiğini, 11 no’lu karar ile toplantı gündemine özel denetçi atanmasına dair madde eklenmesini talep ettiklerini, özel denetçi talebinin reddine karar verildiğini, bu kararın da iptalinin gerektiğini, █████/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların iptalinin gerektiğini, 3 no’lu karar ile şirket yönetim kurulu üyeliğine 3 yıl süre ile ... ve ...’nin seçilmesine, ...’nin yönetim kurulu üyeliğine son verilmesine karar verildiğini, buna dair kararın hatalı olduğunu, 4 no’lu karar ile toplantı gündemine özel denetçi atanmasına dair madde eklenmesini talep ettiklerini, bu taleplerinin reddedildiğini, kararın iptalinin gerektiğini, 5 no’lu karar ile müvekkillerinin toplantı gündemine yönetim kurulunda yer alan ...’nin görevine son verilerek yeni bir yönetim kurulu başkanı seçilmesine dair madde eklenmesini talep ettiklerini, bu taleplerinin reddedildiğini belirterek davanın kabulü ile █████/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 3,4,5,6,7,8,10,11 no’lu kararların iptali ile █████/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3,4,5 no’lu kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ...’nin vefatından sonra müvekkili şirketin yeni bir yapılanma içerisine girdiğini, tüm ortakların bir araya gelerek iyiniyetli yapmış oldukları █████/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında yönetim kurulu başkanlığına ...’nin, yönetim kurulu başkan vekilliğine ...’nin, yönetim kurulu üyeliğine ise ...’nin getirilmesine karar verildiğini, davacılardan ...’nin gerek TTK hükümleri gerekse ticari hayatın kendisinden beklediği görevleri yerine getirmediğini, sorumluluklarını ihmal ettiğini, davacıların kötüniyetle hareket ettiklerini, pandemi nedeniyle genel kurul toplantıları yapılamamasına rağmen davacılar Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyası ile genel kurul istemli dava açtıklarını genel kurul toplantısı öncesinde finansal tabloların incelemeye açıldığını, buna rağmen davacıların gelmediklerini, açtıkları davanın reddedildiğini, iddiaların soyut olup gerçek dışı olduğunu, davanın reddinin gerektiğini, davacıların bilgi alma taleplerinin karşılanmadığı iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacı ...’nin yasaya aykırı olarak şirketten dışarıya çıkarılması mümkün olmayan bilgileri talep ettiğini, ihtarname cevapları ile kendilerine cevap verildiğini, şirket binasına girişlerini izin verilmediği iddiasının gerçek dışı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için davacıların bilgi alma haklarını engellediği düşünülse dahi davacıların kanunda kendilerine tanınan diğer hakları kullanmadan kötüniyetli olarak huzurdaki davayı açtıklarını, davacıların bugüne kadar TTK m.437/5 gereğince haklarını kullanmadıklarını, davacıların şirketin kaynaklarının yönetim kurulu başkanı ve başkan yardımcısının kendi çıkarları doğrultusunda kullandıkları yönündeki iddialarının dayanağının olmadığını, karın dağıtımının genel kurulun yetkisinde olup zorunlu olmadığını, davacıların eşitlik ilkesine aykırı davranıldığına ilişkin iddialarının gerçek dışı olduğunu, özel denetçi atanmasını gerektirir usulsüz bir işlemin bulunmadığını, davacılardan ...’nin kendisine düşen görevleri yerine getirmediğini, kötüniyetli olduklarını, davacıların finansal tabloların ibrasında vekaleten oy kullandığını, vekaleten oy kullanmanın yasak olmadığını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davacı tarafça █████/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 5, 6, 7, 8, 10 ve 11 no'lu kararlar ile █████/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3, 4 ve 5 no'lu kararların iptali talep edilmiştir. █████/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan Faaliyet raporunun onaylanmasına ilişkin 3 no'lu kararın iptali talebi yönünden; 6102 sayılı TTK'nın 514. Maddesine göre, yönetim kurulu, geçmiş hesap dönemine ait, Türkiye Muhasebe Standartlarında öngörülmüş bulunan finansal tablolarını, eklerini ve yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunu, bilanço gününü izleyen hesap döneminin ilk üç ayı içinde hazırlayıp genel kurula sunmakla yükümlüdür. Bunun yanı sıra TTK'nın 437/1. Maddesi uyarınca, finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisi, genel kurulun toplantısından en az onbeş gün önce, şirketin merkez ve şubelerinde, pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulmalıdır. Her pay sahibi, gideri şirkete ait olmak üzere gelir tablosuyla bilançonun bir suretini isteyebilir. Davacı taraf, 2019-2020 yıllarına ait yönetim kurulu faaliyet raporlarının toplantı esnasında veya öncesinde pay sahibi davacılara incelenmek üzere sunulmadığını belirtmiş ise de yasanın aradığı şekilde ortakların erişimine sunulduğu anlaşılmaktadır. Faaliyet raporunun gerçeği yansıtmadığı iddia edilmiş ise de şirketin mevcudu ile faaliyet raporlarının uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte Faaliyet Raporu Yönetmeliği'nin 16.maddesi uyarınca faaliyet raporunun şirketin yönetim organı başkanı ve üyeleri tarafından imzalanarak onaylanacağı, yönetim organı üyelerinden herhangi birinin yıllık faaliyet raporunda yer alan bilgilerle ilgili farklı görüşte olması halinde itiraz ettiği hususların gerekçeleri ile birlikte faaliyet raporunda belirtileceği düzenlenmiş olup, faaliyet raporunda imzaların bulunmaması raporun geçersiz sayılması sebebidir. 2019 yılı faaliyet raporunda yönetim kurulu üyesi ...'nin imzasının, 2020 yılı faaliyet raporunda ise ...'nin imzasının bulunmadığı anlaşılmakla bu sebeplerle faaliyet raporunun onaylanmasına ilişkin 3 no'lu kararın iptaline karar verilmiştir. 2019-2020 yılı gelir gider tablosu ile bilanço hesaplarının onaylanmasına ilişkin 4 no'lu kararın iptali talebi yönünden; TTK'nun 68/3. Maddesinde, yıl sonu finansal tabloları, bilanço ile gelir tablosundan oluştuğu düzenlenmiştir. Ayrıca TTK'nın 515. maddesi "Anonim şirketlerin finansal tabloları, Türkiye Muhasebe Standartlarına göre şirketin malvarlığını, borç ve yükümlülüklerini, öz kaynaklarını ve faaliyet sonuçlarını tam, anlaşılabilir, karşılaştırılabilir, ihtiyaçlara ve işletmenin niteliğine uygun bir şekilde; şeffaf ve güvenilir olarak; gerçeği dürüst, aynen ve aslına sadık surette yansıtacak şekilde çıkarılır" şeklindedir. Bilirkişi heyeti tarafından yapılan incelemede finansal tabloların, bilanço ve gelir tablolar ile ticari kayıtların mutabık olduğu tespit edilmiştir. TTK'nın 437/1. maddesinde, finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisi, genel kurulun toplantısından en az onbeş gün önce, şirketin merkez ve şubelerinde, pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulması gerektiği, her pay sahibinin gideri şirkete ait olmak üzere gelir tablosuyla bilançonun bir suretini isteyebileceği, davalı şirketin finansal tablolarını genel kurul toplantısından önce pay sahiplerinin incelemesine hazır ettiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafın █████/2021 tarihinde suret talebinde bulunduğu, genel kurul toplantı tarihinin ise █████/2021 olduğu, talep edilen tarih itibariyle şirketin bilançoyu hazır bulundurma zorunluluğunun bulunmadığı, bu sebeplerle alınan kararda iptali gerektirir bir husus bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafça TTK'nun 619.maddesi gereğince şirket yönetimine katılan şahısların kendileri ile ilgili finansal tabloların ibrasında oy kullanmasının yasak olması nedeniyle alınan kararın iptalini talep etmiş ise de, bilançonun onaylanmasının zımni ibra sayılması halinin ancak genel kurulda açık ibranın söz konusu olmadığı hallerde söz konusu olabileceği, dava konusu genel kurulda açık ibra olması nedeniyle TTK'nun 436/2 maddesi hükmünün burada uygulanamayacağı, bu sebeple de iptali gerektirir bir husus bulunmadığı anlaşılmakla 4 no'lu kararın iptali talebinin reddine karar verilmiştir. Yönetim Kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 5 no'lu kararın iptali talebi yönünden; Dava konusu genel kurul toplantısının 5. Maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibralarının oylandığı, ... ve ...'nin ibrasının onaylandığı, ...'nin ise ibra edilmediği anlaşılmaktadır. TTK'nın 436. maddesi hükmü emredici olup bu madde hükmüne aykırı hareket edilmesi halinde kullanılan oylar geçersiz olacağından alınan genel kurul kararı da yok hükmünde olacaktır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 436/2. maddesi gereğince, şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz.İbraya ilişkin genel kurul tutanağından anlaşıldığı üzere, haklarında ibra kararı bulunan yönetim kurulu üyeleri ibra oylamasına katılmamıştır. Yönetim kurulu üyeleri ... ve ...'nin ibrasına ilişkin genel kurul kararının kanuna ve esas sözleşmeye aykırı olmadığı, denetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararda kanun, ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla bu şahıslar hakkındaki bu karar yönünden iptal talebinin reddine karar verilmiştir. Gündemde ibraya ilişkin ayrı bir madde bulunması (açık ibra) halinde faaliyet raporu ve bilançonun onaylanması ile ibra kararları hiçbir biçimde birbiriyle bağlantılandırılamaz. Zira bu durumda genel kurul, ibra kararı verip bilançoyu onaylamayacağı gibi, bilançoyu onaylayıp ibra kararından imtina edebilir (Yargıtay 11 HD, █████/1976, █████████ Esas, █████████ K) Bu sebeple faaliyet raporunun onaylanmasının iptaline karar verilmesi açık ibra söz konusu olmakla birbiriyle bağlantılı değildir. Dava konusu genel kurul toplantısında ... ve ...'nin ibra edildiği, buna karşılık ...'nin ise ibra edilmediği anlaşılmaktadır. Söz konusu karar henüz uygulanabilir nitelikte değildir. Zira, böyle bir karara dayanılarak yönetim kurulu üyeleri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bunun için, 6102 sayılı TTK'da bu yönde bir hüküm olmasa da mülga TTK’nın 341. Maddesi hükmüne göre, genel kurulun dava açılmasına özel olarak karar vermesi gerekmektedir. Bu itibarla, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmemelerine ilişkin bir genel kurul kararının iptalini, haklarında sorumluluk davası açılması yolunda alınmış genel kurul kararı bulunmadan önceki bir aşamada dava ve talep edebilmeleri mümkün değildir. Davanın açıldığı tarihten sonra davacı hakkında sorumluluk davası açılması için karar alındığına ilişkin tarafların bir iddia ve savunması da bulunmamaktadır. Anonim şirketlerde şirket ile yönetim kurulu üyeleri arasındaki hukuki ilişkide yönetim kurulu üyelerinin ortaklığın yönetimi ve iş yılı sonunda hesap verme yükümlülüğü bulunmakla birlikte, ibra edilmeyi talep hakları da bulunmaktadır. Genel kurulun ibra konusunda geniş taktir yetkisi bulunmakla birlikte bu yetki sınırsız olmayıp sorunsuz bir bilanço ve yıllık raporlarla, faaliyet dönemine ait işlemlerin hesabını veren yönetim kurulunun ibra edilmesi gerektiği, ortada somut nedenler yokken ve diğer yönetim kurulu üyeleri ibra edilmiş iken ibradan kaçınılmasının dürüstlük kurallarına aykırı düşeceği de kabul edilmelidir. Genel kurula sunulmuş olan mali ve finansal tablolar ile faaliyet raporları dahilinde yönetim kurulu üyelerinin şirkete karşı tazmin sorumluluğunu gerektirecek bir hususun ve zararın bulunduğu da bildirilmemiştir. Aynı genel kurulda ... ve ...'nin ibrasına karar verilmiş iken ...'nin ibra edilmemesi dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğinden karar bu yönüyle mahkememizce iptal edilmiştir. Kar payı dağıtılmamasına ilişkin 6 no'lu kararın iptali talebi yönünden; TTK'nun 511.maddesi "Yönetim kurulu üyelerine kazanç payları sadece net kardan ve ancak kanuni yedek akçe için belli bir ayrım yapıldıktan ve pay sahiplerine ödenmiş sermayenin yüzde beşi oranında veya esas sözleşmede öngörülenden daha yüksek bir oranda kar payı dağıtıldıktan sonra verilebilir" şeklinde düzenlenmiştir. Kanun koyucu, pay sahiplerine dağıtılacak birinci temettüyü, şirketin genel kanuni yedek akçesinin ikinci ayrımının önüne koymaktadır. Maddenin lafzından anlaşılacağı üzere, şirket o faaliyet döneminde net kar elde etmişse, kanuni yedek akçelerin ikinci ayrımının yapılabilmesi için pay sahibine birinci temettünün ödenmesi gerekmektedir. Kanuni yedek akçenin birinci ayrımından sonra ve fakat ikinci ayrımından önce ayrılarak pay sahiplerine ödenecek yüzde beş oranındaki kar payı "temel kar payı hakkı" olarak adlandırılmakta olup bu hakkın vazgeçilmez bir hak olduğu kabul edilmektedir. Bilirkişi raporu ile 2019 yılında zarar raporlandığı, 2020-2021 yıllarında kar raporlandığı, █████/2021 tarihi itibariyle geçmiş yıllar karları hesabı bakiyesinin 685.973,26 TL olduğu, şirketin birinci temettü olarak 2020 yılında 34.298,66 TL ve 2021 yılında 20.280,19 TL olmak üzere 2020-2021 yılına ilişkin toplam 54.578,85 TL'nin ortaklarına dağıtımı konusunda karar almadığının tespit edildiği, bu suretle vazgeçilmez hak niteliğindeki birinci temettü alma hakkının ihlal edildiği anlaşılmakla 6 no'lu kararın iptaline karar verilmiştir. Yönetim kurulunun görevinin süre bitimine kadar devamına ilişkin 7 no'lu kararın iptali talebi yönünden; Davacı tarafça yönetim kurulunda bulunan ...'nin eşitlik ilkesine aykırı davranışları nedeniyle kararın iptali talep edilmiş ise de, yönetim kurulu üyelerinin █████/2020 tarihli genel kurulda 3 yıl için seçildikleri, görev sürelerinin █████/2023 tarihine kadar devam edeceği ve öncesinde devamına ilişkin genel kurul kararı alınmasına gerek bulunmadığı, alınan kararda iptali gerektirir bir husus bulunmadığı gibi iptal edilmiş olsa dahi görev süresinin sona ermesi anlamına gelmeyeceği anlaşılmakla bu kararın iptali talebinin reddine karar verilmiştir. Şirket denetçisi seçimine ilişkin 8 no'lu kararın iptali talebi yönünden; TTK'nun 400.maddesinde şirkete denetçi olarak seçilme koşulları belirtilmiştir. Davacı tarafça, denetçi olarak seçilen ...'in şirket içinde görev yaptığı ve şirketin gerçek durumunun anlaşılabilmesi için daha önce şirkette denetçi olarak görev almamış bir kişinin seçilmesi gerektiği belirtilmiş ise de, denetçinin yasada öngörülen engel hallerinin bulunmadığı, kararda iptali gerektirir bir husus bulunmadığı anlaşılmakla iptal talebinin reddine karar verilmiştir. ...'nin görevden alınarak yeni yönetim kurulu başkanı seçilmesi talebine ilişkin 10 no'lu kararın iptali talebi yönünden: TTK'nun 411/1 maddesi uyarınca azlık, yönetim kurulundan yazılı olarak gerektirici sebepleri ve gündemi belirterek genel kurulu toplantıya çağırabileceği gibi genel kurul toplanacak ise karara bağlanmasını istedikleri konuları gündeme koymasını isteyebilecektir. TTK'nun 411/3 maddesi gereğince toplantıya çağrı ve gündeme madde konulması isteklerinin noter aracılığıyla yapılması gerekmektedir. Dava dosyasında davacıların gündeme madde eklenmesi taleplerini noter aracılığıyla yaptıklarına dair bir belge sunulmamıştır. Yine gündeme madde konulması isteminin, çağrı ilanının Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanmasına ilişkin ilan ücretinin yatırılması tarihinden önce yönetim kuruluna ulaşması gerekmektedir. Davacıların, gündeme madde eklenmesi taleplerini genel kurul esnasında, ilan ücretinin yatırılması tarihinden sonra yaptıkları, bununla birlikte kararın iptalini gerektirir bir hususun bulunmadığı anlaşılmakla iptal talebinin reddine karar verilmiştir. Şirkete özel denetçi atanması talebine ilişkin 11 no'lu kararın iptali talebi yönünden; TTK'nun 438/1 maddesi "Her pay sahibi, pay sahipliği haklarının kullanılabilmesi için gerekli olduğu taktirde ve bilgi alma veya inceleme hakkı daha önce kullanılmamışsa, belirli olayların özel bir denetimle açıklığa kavuşturulmasını, gündemde yer almasa bile genel kuruldan isteyebilir" şeklinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla özel denetim talebi, gündeme bağlılık ilkesinin istisnalarından biridir. Genel kurulun özel denetçi atanması talebinin reddine karar verilmesi halinde iptal davası açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Zira TTK'nun 439.maddesinde azlığa genel kurulun red kararına karşı gerekli şartlar yerine getirilmişse özel denetçi atanması talebiyle mahkemeye başvurma hakkı getirilmiş olup, kararın reddi halinde iptali isteminde hukuki yarar bulunmamaktadır. Bu sebeple bu maddenin iptali talebinin reddine karar verilmiştir. █████/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3 no'lu genel kurul kararının iptali talebi yönünden; Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin görevden alınması TTK'nun 364.maddesinde düzenleme altına alınmış olup, yönetim kurulu üyeleri esas sözleşmeyle atanmış olsalar dahi, gündemde ilgili bir maddenin bulunması veya gündemde madde bulunmasa bile haklı bir sebebin varlığı halinde, genel kurul kararıyla her zaman görevden alınabilecektir. Davalı şirketin ...'nin yönetim kurulu üyeliğinden alınması hususunda haklı sebepler ileri sürdüğü, kararın iptalini gerektirir bir husus bulunmadığı anlaşılmakla kararın iptali talebinin reddine karar verilmiştir. 4 no'lu genel kurul kararının iptali talebi yönünden; Davacı taraf, şirkete özel denetçi atanmasına ilişkin gündeme madde eklenmesini talep etmiş ve bu talepleri reddedilmiştir. TTK'nun 438/1 maddesi "Her pay sahibi, pay sahipliği haklarının kullanılabilmesi için gerekli olduğu taktirde ve bilgi alma veya inceleme hakkı daha önce kullanılmamışsa, belirli olayların özel bir denetimle açıklığa kavuşturulmasını, gündemde yer almasa bile genel kuruldan isteyebilir" şeklinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla özel denetim talebi, gündeme bağlılık ilkesinin istisnalarından biridir. Genel kurulun özel denetçi atanması talebinin reddine karar verilmesi halinde iptal davası açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Zira TTK'nun 439.maddesinde azlığa genel kurulun red kararına karşı gerekli şartlar yerine getirilmişse özel denetçi atanması talebiyle mahkemeye başvurma hakkı getirilmiş olup, kararın reddi halinde iptali isteminde hukuki yarar bulunmamaktadır. Bu sebeple bu maddenin iptali talebinin reddine karar verilmiştir. 5 no'lu genel kurul kararının iptali talebi yönünden; Davacı taraf, toplantı gündemine ...'nin görevine son verilerek yeni bir yönetim kurulu başkanı seçilmesine ilişkin olarak gündeme madde eklenmesini talep etmiş ve talepleri reddedilmiştir. TTK'nun 411/1 maddesi uyarınca azlık, yönetim kurulundan yazılı olarak gerektirici sebepleri ve gündemi belirterek genel kurulu toplantıya çağırabileceği gibi genel kurul toplanacak ise karara bağlanmasını istedikleri konuları gündeme koymasını isteyebilecektir. TTK'nun 411/3 maddesi gereğince toplantıya çağrı ve gündeme madde konulması isteklerinin noter aracılığıyla yapılması gerekmektedir. Dava dosyasında davacıların gündeme madde eklenmesi taleplerini noter aracılığıyla yaptıklarına dair bir belge sunulmamıştır. Yine gündeme madde konulması isteminin, çağrı ilanının Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanmasına ilişkin ilan ücretinin yatırılması tarihinden önce yönetim kuruluna ulaşması gerekmektedir. Davacıların, gündeme madde eklenmesi taleplerini genel kurul esnasında, ilan ücretinin yatırılması tarihinden sonra yaptıkları, bununla birlikte kararın iptalini gerektirir bir hususun bulunmadığı anlaşılmakla iptal talebinin reddine, ..." karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi reddilen taleplerinin gerekçesi olarak itibar edilen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun mali inceleme bölümünde şirket yönetim kurulu üyelerinin eşitlik ilkesine aykırı davranışları ve/veya görevlerini gereği gibi yerine getirmediklerine ilişkin iddialarımızın somut olarak ispat edilemediğinin tespit edildiğinden bahisle █████/2021 tarihli Olağan genel Kurul Toplantısında alınan 4, 7, 8, 10, 11 nolu ve █████/2021 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında alınan 3, 4, 5 nolu kararların iptali şartlarının oluşmadığını belirtmiş ve anılan genel kurul kararlarının iptali istemimizi reddettiğini, şöyle ki mahkeme kararında ...'nin ibra edilmemesine ilişkin karar iptal edilmiş ancak bu ibra etmeme kararının gerekçesizliğinin altında yatan amaç göz ardı edildiğini, ....i ile ... davacıları yıldırma amacı ile hazırladıkları gündem konularında şirket içinde aslında azınlık olmayan davacılardan azınlık haklarını zedelemek için çaba gösterdiğini, kar payının dağıtılmaması da ...'nin ibra edilmemesi de yine aynı saikle gündeme eklendiğini, davacıların şirketin finansal tablolarına bakma hakkı engellenmiş ve toplantıda adeta gafil avlayarak kişisel çıkarlarıyla örtüşen kararları davacılara dayatmış, dosya içerisinde yer alan delil ve itirazlarımızda görülebileceği üzere davacıların 02.07.2021 tarihli ihtarname ile gelir gider tabloları ve yıllık bilançonun bir suretinin belirtilen adrese iletilmesini talep etmiş ancak bu talebi karşılık bulmamış olup bu usulsüzlük hakkında, hükme esas alınan bilirkişi raporunun mali incelemesinde "belirtilen tarihte davalı şirketin ilgili belgeleri hazır bulundurma zorunluluğunun bulunmadığı" şeklinde hatalı bir yoruma yer vermiş ve bu yorum 4 nolu genel kurul kararının iptali talebinin reddedilmesine etki ettiğini, finansal tabloların, dolayısı ile gelir tablosu ve bilançonun yıl boyunca ortakların incelemesine açık olduğu, genel kurul öncesinde, ihtarnamenin tebliğ edildiği tarihte incelemeye hazır edilmiş olması gerektiğiincelemeye açık olan bilgi ve belgelerin, detaylı incelemesinin yapılabilmesi için birer suretlerinin belirtilen adrese gönderilmesi gerekirken gönderilmemiş olması ve davalı şirketçe her ne kadar incelemeye açıldığı ancak davacıların inceleme yapmadığı iddia edilmişse de, davalı tarafın bu beyanının ispatı gerektiği ancak bu hususlar ve açık mevzuat hükmü göz ardı edilerek hüküm kurulduğu genel kurul toplantısı ile kabul edilen gelir gider tablosu ile bilançonun, davacılarca talep edilmiş olmasına rağmen, incelenmek üzere gönderilmemiş olması hukuka aykırılık oluşturduğunu, zira, hükme esas alınan raporda yer alanın aksine, açık kanun hükmü ve mevzuat doğrultusunda, finansal tabloların yıl boyu incelemeye hazır bulundurulması zorunlu olup davacıların genel kurul öncesi inceleme hakkı bu surette engellenmiş olduğundan kararın iptali gerekirken iptal talebinin reddedilmesinin hatalı olduğunu, Yönetim kurulu üyelerinin görevlerinin süre bitimine kadar devamına ilişkin 7 no'lu kararın iptali talebimiz hakkında verilen ret kararı esasa ilişkin değerlendirme yapılmaması sebebiyle hatalı olduğunu, yönetim kurulu üyelerinden ... ile ...'nin, diğer ortakları dışlar şekilde hareket ettikleri dava dilekçemizin ekinde yer alan ihtarnameler ve ilgili yönetim kurulu üyelerinin hazırlamış olduğu gündem maddelerinden de açıkça anlaşılmakta olup bu gündem maddesinin genel kurulda oylanması ile bir genel kurul kararı olarak vücut bulduğu ve artık muhalefet oyları bakımından "azil" mahiyetinde bir oylama olduğunu, dolayısıyla yerel mahkemenin konunun esasına girip "kararın iptal edilebilir olup olmadığını" tespit etmesi gerekmekteyken, "zaten karar olarak yer almasına gerek yoktu" şeklindeki bir gerekçeyle esastan uzak durması hükmün hatalı kurulmasına sebebiyet verdiğini, şirket denetçisi seçimine ilişkin 8 no'lu kararın iptali talebimiz ise denetçinin yasada öngörülen engel hallerinin bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, bahse konu kararda şirket denetiçisi ... seçilmiş olup bu karar ...'in yedi yıldan uzun süre şirkette denetçi olarak görev yaptığını ancak hükme esas alınan raporlarda ...'in görev süresine ilişkin usulüne uygun araştırma yapılmamış olmasına rağmen seçilmesi hususunda herhangi bir aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığını, söz konusu durum oldukça basit bir inceleme ile anlaşılabilecek iken hiçbir araştırma yapılmadan bu sonuca varılması açıkça hatalı olup bununla birlikte, şirkette bulunan 6 ortağın 4'ü şirkette bağımsız bir denetçi tayini ile denetlenmesini talep etmekte iken bu durumun ayrıca incelenmesi gerektiğini, itirazları dikkate alınmaksızın, herhangi bir somut bilgi ve belge sunulmadan bu kanaatin kabul edilmesi her yönüyle hatalı olduğunu, Yönetim kurulu başkanı ...'nin eşitlik ve hakkaniyetle bağdaşmayan işlemlerine ek olarak mental olarak şirket yönetebilecek durumda olmaması nedeniyle başkanlık görevine son verilmesinin görüşülmesinin gündeme eklenmesi istenmiş ancak bu talebinin de reddine karar verilmiş dilekçe ve delilleri ile ortaya koyulan kötü niyetli davranışlara ilişkin bir kez daha usuli değerlendirme yapmakla yetinilmesi suretiyle göz ardı edildiğini, bu sebeple yerel mahkemenin bu hususa ilişkin hükmünün hatalı olduğunu, Genel kurul toplantısının 11 numaralı, olağanüstü genel kurul toplantısının ise 4 numaralı genel kurul kararı olan, özel denetçi atanması talebimizin reddedilmesine ilişkin iptal talebinin karşı dava yolu açık olduğundan iptal şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, dava dilekçemizde ve genel kurul kararına muhalefet şerhinde de belirtildiği üzere, davalı şirketten birçok kez talep edilmiş olmasına rağmen genel kurul öncesinde tarafına hiçbir bilgi ve belge iletmemiş, şirkete girişinin engellenmiş bu surette fiziken inceleme yapmasının da engellendiğini, tarafınca talep edilen bilançonun tekrar incelenmesi değil, şirketin işleyişinin özel denetçi marifetiyle incelenmesi olup davalı şirketin gündeme almış olduğu tüm hususlar bütüncül olarak incelendiğinde ve davacıların bilgi alma ve inceleme hakkının önüne geçilmesi gibi hususlar değerlendirildiğinde davacıların şirketin özel denetçi tarafından denetlenmesi talebinin yeterli şüpheyi taşıdığının anlaşılacağını, bu sebeple işbu taleplerin reddi kararlarının kötüniyetli olduğu aşikar olduğu halde iptal talebinin esasına girilmeksizin ret kararı verilmesi hukuka aykırı olup davacıların ...'nin görevine son verilmesine ilişkin karar alınması talepleri haklı bir gerekçeye dayandırmış iken davalı yan olağanüstü genel kurul toplantısının 3 nolu gündem maddesinde haklı hiçbir gerekçeye dayanmaksızın ...'nin yönetim kurulu üyeliğine son verilmesine ve ...'nin oğlu . ..i'nin yönetim kurulu üyeliğine seçilmesine karar verildiğini mahkemenin davalı yanın kötüniyetini gösteren hususları değerlendirmezken davalı şirketin ...'nin yönetim kurulu üyeliğinden alınması hususundaki iddialarını haklı bulmuş ve gerekçe gösterdiğini, yapılan değerlendirme eksik ve hatalı olup bu sebeple hükmün kaldırılması gerektiğini, TTK m. 364 hükmüne aykırı alınan bu kararda ...'nin yönetim kurulu görevinden alınması hususunda ...'nin şirkete girişinin engellenmesi dahil olmak üzere yönetim kurulu üyeliği görevini gereği gibi yapmasını engelleyen davranışları değerlendirmeden davalı yanın haklı sebepler ileri sürdüğüne karar vermiş dosyanın bütüncül incelemesi ile görülebileceği üzere davalı yan dürüstlük kuralına ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı olarak ve çıkarları doğrultusunda diledikleri hususlar gündeme alınmış, davacı haklarına açıkça zarar verilmiş anılan maddeler hakkında esasa ilişkin inceleme yapılarak iptal kararı verilmesi gerekirken itirazlarının reddine karar verilmesi yasaya açıkça aykırılık teşkil ettiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi 03.07.2022 tarihli bilirkişi raporuna beyan ve itirazları değerlendirmek üzere dosyayı ek bilirkişi raporu alınmak üzere aynı heyete göndermiş ise de ek raporda beyan ve itirazlarını değerlendirmeden karar oluşturduğunu, 30.07.2021 tarihli olağan genel kurul 3 ve 5 nolu karar yönünden; davacının aksi yöndeki tüm iddialarına rağmen gerek bilirkişi kök raporu gerekse bilirkişi ek raporlarında açıkca tesbit edildiği üzere; yönetim kurulu faaliyet raporları dava konusu genel kurul toplantısından önce pay sahiplerinin incelenmesinde hazır bulundurulduğunu, bu hususun açık ve net olarak tesbit edildiğini, bununla da kalmayarak ibraz edilen raporların şirketin mevcut durumu ile de karşılaştırılmış ve söz konusu faaliyet raporlarının şirketin mevcut durumu ile uyuştuğu bir aykırılık tesbit edilmediği de açık ve net olarak tesbit edilmiş sadece söz konusu raporların tüm yönetim kurulu üyelerince imzalanmadığı gibi tamamen usuli bir durum tesbiti ile 3 nolu genel kurul kararının iptali gerektiği belirtilmiş bu durum işin özüne tamamen aykırı olup, basit bir usuli eksiklik olmakla birlikte herzaman tamamlanabilmesinin mümkün olduğunu, 5 numaralı gündem maddesinin iptal şartlarının oluşmadığını, bu yönde bilirkişi raporuna yapılan itirazların mahkemece dikkate alınmadan karar verildiğini, dosyada mübrez toplantı tutanağı incelendiğinde davalının kendi ibralarında oy kullanmadıklarının anlaşıldığını, 30.07.2021 tarihli olağan genel kurul 6 nolu karar yönünden; bilirkişi heyeti her ne kadar kar dağıtımının zorunlu olduğu ve vazgeçilmez hak bulunduğunu belirtmiş ise de bu görüş tamamen hatalı olduğunu, zira; kâr payı dağıtımının zorunlu olmadığını, ttk 519/ıı-c hükmünün hem lafzi hem de sistematik yorumu, bu hükümden bir “kâr payı dağıtım zorunluluğu” çıkarılmasına engel olduğunu, ayrıca yatırım amacı diğerlerine oranla çok daha ön planda olan halka açık şirketlerde dahi kâr dağıtımı zorunluluğu bulunmadığını, ilgili spk tebliği, “kâr dağıtım politikası” başlıklı maddesinde “ortaklıklar, kârlarını genel kurulları tarafından belirlenecek kâr dağıtım politikaları çerçevesinde ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak genel kurul kararıyla dağıtır.” hükmü ile kâr payının genel kurul kararıyla dağıtılacağını düzenlemiş; ancak kâr dağıtımı bakımından herhangibir bir zorunluluk öngörmediğini, kaldıki ttk'nunda kâr dağıtımı yapmayan şirket için bir yaptırım da getirmediğini, davacıların ileri sürdükleri iddiaların hiçbiri genel kurul kararlarının iptalini gerektirecek haklı sebepler olmadığını, davacıların kötüniyetli olduğunu, davacılar kötüniyetli olarak açmış bulundukları iş bu dava nedeniyle şirketin uğrayacağı zararlardan müteselsilen sorumlu olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE: Dava, anonim şirket genel kurul kararının iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davaya konu genel kurul kararlarının iptali sebebinin bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davalı şirketin, 2019-2020 yılı olağan genel kurulu ile olağanüstü genel kurulu, davacı tarafın katılımı ile sırasıyla █████/2021 ve █████/2021 tarihinde yapılmıştır. Davacı tarafça, davalı şirketin 2019-2020 yılı olağan genel kurulu ile olağanüstü genel kurulunda alınan kararların iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 445. Maddesinde, toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten kişilerin, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabileceği, düzenlenmiştir. TTK'nın 447. Maddesine göre de, genel kurulun, özellikle; (...) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran,(...) kararlarının batıl olduğu hüküm altına alınmıştır. Davaya konu genel kurul kararlarında ise anılan madde kapsamında alınmış herhangi bir karar bulunmamaktadır. Bunun dışında başkaca bir butlan sebebinin bulunduğu da iddia ve ispat edilmiş değildir. Davacı taraf, iptal istemine konu genel kurul kararlarına muhalefetini bildirmiş ve eldeki davayı █████/2021 tarihinde üç aylık süre içerisinde açmıştır. Butlan ve yokluk istemi ise bir süreye bağlı değildir. Butlan ve yokluk halleri taraflarca ileri sürülebileceği gibi mahkemece da resen nazara alınabilir. Genel kurul kararlarının iptali davasına konu ... zSanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi’nin █████/2021 tarihinde yapılan 2019-2020 yılı olağan genel kurulun 3, 4, 5, 6, 7, 8, 10 ve 11 nolu kararları iptal istemine konu edilmiştir. Anılan genel kurul kararlarından 3(faaiyet raporu), 4(finansal tablolar), 6(Kar dağıtılmaması), 7(yönetim kurulu görev süresi), 8(Denetçe seçimi) nolu kararların hepsi 3.750 olumsuz ve 1.250 çekimser oya karşılık 5.000 olumlu oy ile alınmıştır. TTK'nın 418/2. maddesine göre, genel kurul kararları toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile verilir. Buna göre genel kurulda karar alınabilmesi için toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğunun sağlanması gerekir. █████/2021 tarihinde yapılan 2019-2020 yılı olağan genel kurulu hazirun cetveline göre sermayeyi temsil eden tüm paylar genel kurula katılmıştır. Buna göre, sermaye paylarını temsil eden toplam 10.000 adet oy bulunduğundan genel kurul kararı için oy çoğunluğunun sağlanması için 5.001 olumlu oy ile karar alınması gerekir. Anılan genel kurul kararlarında ise olumlu oy sayısı 5.000 adet olup gerekli karar nisabını sağlamaya yetmemektedir. Bu halde söz konusu 3, 4, 6, 7 ve 8 nolu genel kurul kararları gerekli nisapla alınmadığından yok hükmündedir. İlk derece mahkemesince, bu genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken hükümde yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Genel kurulun ibraya ilişki 5 nolu kararında, yönetim kurulu üyelerinin her birinin kendi ibralarında oy kullanmadıkları belirtilerek yönetim kurulu başkanı ... ve yönetim kurulu üyesi ... 3.750 olumsuz ve 1.250 çekimser oya karşılık 5.000 olumlu oy ile ibra edilmiştir. Yönetim kurulu üyesi ... ise 3.750 olumlu oya karşılık 1.250 çekimser ve 5.000 olumsuz oy ile ibra edilmemiştir. TTK'nın 436/2. Maddesinde, şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişilerin, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamayacakları düzenlenmiştir. Davalı şirketin yönetim kurulu, ..., ... ve ...'nden oluşmaktadır. Yönetim kurulu üyelerinin tamamı şirkette pay sahibidir. Anılan ibra kararında yönetim kurulu üyeleri ... ve ... hakkında tek tek ibra kararı alınmamış olup tek bir oylama ile ibra kararı alınmıştır. Şirketin genel kurulda temsil edilen toplam payı 10.000 adet olup, bunlardan 2.500 adedi yönetim kurulu üyesi ...'ne, 2.500 adedi yönetim kurulu üyesi ...'ne, 1250 adedi de yönetim kurulu üyesi ...'ne aittir. Yönetim kurulu üyeleri ... ve ...'nin ibrasına ilişkin oylamada 3.750 olumsuz, 1.250 çekimser, 5.000 olumlu olmak üzere 10.000 adet oy kullanılmış olup, buna göre yönetim kurulu üyelerinin ibrada oy kullandıkları anlaşılmaktadır. Yönetim kurulu üyeleri tarafından kullanılan 5.000 adet olumlu ve 1.250 adet olumsuz oy olumlu-olumsuz oylardan düşüldüğünde ibra için gerekli nisap sağlanamamaktadır. Yönetim kurulu üyeleri ...'nin ibrasına ilişkin oylamada 3.750 olumlu, 1.250 çekimser, 5.000 olumsuz olmak üzere 10.000 adet oy kullanılmış olup, buna göre yönetim kurulu üyelerinin ibrada oy kullandıkları anlaşılmaktadır. Yönetim kurulu üyeleri tarafından kullanılan 5.000 adet olumsuz ve 1.250 adet olumlu oy olumlu-olumsuz oylardan düşüldüğünde 2.500 olumlu ve 1.250 çekimser oy kalmaktadır. Bu halde yönetim kurulu üyesi ...'nin ibra edilmiş olmasına karşı ibra delmediği yönünde karar alınması da yok hükmündedir. İlk derece mahkemesince, bu genel kurul kararının da yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken hükümde yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. █████/2021 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağının 10. maddesi ile gündeme madde eklenmek suretiyle yönetim kurulu üyesi ...'nin görevine son verilmesi görüşülmüş ve 3.750 olumlu oya karşılık 1.250 çekimser ve 5.000 olumsuz oy ile istemin reddine karar verilmiştir. █████/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantı tutanağının 3. maddesinde, şirket yönetim kurulunun görev süreleri, ortaklar arasındaki yönetsel anlaşmazlıktan dolayı yeniden seçim yapılarak 3 yıl süre ile yönetim kuruluna ... ve ... oy çokluğu ile seçilmiştir. █████/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantı tutanağının 5. Maddesinde de yönetim kurulu üyesi ...'nin görevine son verilerek yeni bir yönetim kurulu başkanı seçilmesine dair gündeme madde eklenmesi talep edilmiş ancak istem ... ve ...'nin olumsuz oylarıyla reddedilmiştir. TTK'nın 408/2-b maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin seçimi ve görevden alınmaları genel kurulun devredilmez yetkileri arasındadır. Yönetim kurulu başkanının eşitlik ilkesine ve şirket çıkarlarına aykırı davrandığı ve sağlık sorunları bulunduğu, ...'nin görevinin sona erdirilmesine ilişkin haklı neden bulunmadığı iddiası genel kurul kararının iptali sebeplerinden olmayıp, ilk derece mahkemesince █████/2021 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağının 10. maddesi ile █████/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantı tutanağının 3 ve 5. Maddeleri yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. █████/2021 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağının 11. maddesi ile gündeme madde eklenmek suretiyle şirkete özel denetçi atanması görüşülmüş ve 3.750 olumlu oya karşılık 1.250 çekimser ve 5.000 olumsuz oy ile istemin reddine karar verilmiştir. █████/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantı tutanağının 4. Maddesi ile özel denetçi tayinine ilişkin gündeme madde eklenmesi talep edilmiş ancak istem ... ve ...'nin olumsuz oylarıyla reddedilmiştir. TTK'nın 439/1. Maddesinde, genel kurulun özel denetim istemini reddetmesi hâlinde, sermayenin en az onda birini, halka açık anonim şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahipleri veya paylarının itibarî değeri toplamı en az birmilyon Türk Lirası olan pay sahiplerinin üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden özel denetçi atamasını isteyebilecekleri düzenlenmiştir. Anılan Kanuni düzenleme gereğince azlığın özel denetçi tayini istemi genel kurulca reddedilmişse ilgililer mahkemeye başvurmak suretiyle özel denetçi seçimini isteyebilecek durumda olduğundan özel denetçi seçimi talebinin reddine ilişkin genel kurul kararının iptalini istemekte azlığın hukuki yararı yoktur. Özel denetçi tayini talebinin gündeme alınmamasına ilişkin genel kurul kararının iptalinin istenmesi halinde de aynı durum geçerlidir(Yargıtay 11. HD'nin █████/2015 Tarih ve █████████ E - █████████ K sayılı kararı). Davacı tarafça, anılan genel kurul kararının iptalini istemekte hukuki yararının bulunmaması nedeniyle, ilk derece mahkemesince ilk derece mahkemesince █████/2021 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağının 11. maddesi ile █████/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantı tutanağının 4. maddesi yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının davanın kabulününe dair kısımlarının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine; buna karşın ilk derece mahkemesince yeterli nisapla alınmayan genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken hükümde yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davalı şirketin █████/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısı 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 nolu kararların yok hükmünde olduğunun TESPİTİNE, fazlaya dair istemin reddine,2-Davalı şirketin █████/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların iptali talebinin reddine, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 556,10 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4- Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 59,30 TL, posta ve tebligat gideri 274,60 TL, bilirkişi ücreti 4.000,00 TL, olmak üzere toplam 4.333,90 TL yargılama masrafının, davacı yan davasında kısmen haklı çıktığından dava konusunun toplam değerinin kabulle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 2.363,95 TL yargılama masrafına, peşin harç 59,30 TL, eklenerek sonuç olarak 2.423,25 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava konusunun toplam değerinin redle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 1.969,95 TL yargılama masrafının davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 30.000 TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine, 8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davacılar vekilince ayrı ayrı yatırılan istinaf karar harçlarının istem halinde kendilerine ayrı ayrı iadesine,b-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 1.683,10 TL, posta ve tebligat gideri 322,00 TL olmak üzere toplam 2.005,10 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,c-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,d-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 9-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2025