Anahtar kelimeler: Satımına Yapım Geç Gayrimenkul Getirdiğini Bakırköy Kesinlik İnşaat Şartı Eksiklikleri

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 12. Tüketici MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında 2945 ada 36 parsel 19 No.lu bağımsız bölümün satımına ilişkin 09.03.2013 tarihli gayrimenkul satış ve inşaat yapım sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 3.1. maddesinde dairenin en geç teslim edilmesi gereken tarihin 09.09.2015 olarak hüküm altına alındığını, müvekkilinin sözleşmenin yükümlülüklerini yerine getirdiğini belirterek; dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini ve taşınmazın fiilen müvekkiline devir ve teslimini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından ileri sürülen iddia ve taleplerin haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı tarafından yapılan ödemelerin araştırılmasının gerektiğini, davaya konu olan projenin gecikmesinin müvekkili Şirketin elinde olmayan mücbir sebepler nedeniyle yaşandığını, oluşan aksaklıklardan müvekkilinin sorumlu tutulmasının açıkça kötü niyetli olduğunu, belediye tarafından Nazım İmar Planında değişiklik yapıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının tam ıslah yaptığı davasında terditli taleplerinden tapu iptali ve tescil ve talebe bağlı cezai şart taleplerinin reddi, terditli ikinci talebinin kabulü ile 210.000,00 TL taşınmaz rayiç bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, avans faizi talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Mahkemece tapu iptali ve tescil talebinin reddinin doğru olmadığını,b. Kabul anlamına gelmemekle birlikte, asli edimin ifasının imkansız hale geldiği kabul edilse dahi taşınmazın rayiç değerine ilişkin talebinin, tapu iptali ve tescil talebi yerine geçen bir talep olduğundan tazminata hükmedilirken gecikme cezasının da hesaplanarak davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir.2. Davacı vekili dosya temyiz aşamasındayken sunduğu 28.03.2025 tarihli beyan dilekçesinde; HMK'nın 123. maddesi gereğince davayı geri aldıklarından talepleri gibi işlem yapılması için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde davanın ıslahı ile tazminat istemine ilişkindir. Davacı, değişik şekillerde davasını takipten vazgeçebilir ancak, bunların her birinin sonuçları farklıdır. Bunlardan birisi olan, “davanın geri alınması”nda davacı hakkından feragat etmemekte, ileride tekrar dava açabilme hakkını saklı tutarak, şimdilik davayı takip etmeyerek, geri almaktadır. Davanın geri alınması ile dava baştan itibaren açılmamış sayılır ve sonuçları ortadan kalkar. Davanın geri alınabilmesinin koşulları 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 123. maddesinde belirtilmiştir. Anılan madde uyarınca, “davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir”. Davalının açık rızası bulunmadığı taktirde davayı geri alma yasağı bulunmaktadır. Davalının açık muvafakatinin bulunması halinde ise, davanın esası hakkında bir karar verilmez. Davacının davasını geri alması ve davalının da bu geri almaya açık muvafakat etmesi durumunda mahkemece "davanın açılmamış sayılmasına" karar verilmesi gerektiği HMK'nın 123. maddesinde 22.07.2020 tarihinde yapılan değişiklik ile düzenlenmiştir. Öte yandan, davaya son veren taraf işlemlerinden biri olan feragat, davacının netice-i talebinden kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Hiç kimse kendi lehine olan bir davayı açmaya zorlanamayacağı gibi (HMK m. 24/2), davacı da açmış olduğu bir davayı sonuna kadar takip etmeye zorlanamaz. Bunun doğal sonucu olarak, davacı, açmış olduğu davayı feragatle sona erdirebilir (m.24/3). Davadan feragat bozucu yenilik doğuran bir haktır. Uygulamada, davadan feragat bazen, HMK'nın 123. maddesindeki “davayı geri alma” terimi (ki HUMK m. 185’de “davayı takipten sarfınazar etmek” deyimi kullanılmıştı) ve bu terim ile aynı anlamda da kullanılan “davadan vazgeçme” terimiyle karıştırılmaktadır. Davayı geri almada (davacının takibinden vazgeçmesinde) davacı talep sonucundan (yani dava konusu yaptığı hakkından) vazgeçmemekte (feragat etmemekte) sadece davasını geri almakta ve onu ilerde tekrar açabilme hakkını saklı tutmaktadır. Oysa feragatte davacı dava konusu yapmış olduğu haktan feragat etmektedir (vazgeçmektedir). Davacı feragat etmiş olduğu davayı tekrar açamaz; açarsa davalının kesin hüküm itirazı ile karşılaşır ve dava reddedilir (HMK m. 303; m. 311). Bundan başka davadan feragat davalının muvafakatına (rızasına) bağlı olmadığı halde davacının davayı geri alabilmesi için davalının rızası şarttır (HMK m. 123). Davanın geri alınması durumunda mahkemece "davanın açılmamış sayılmasına" karar verilmesi gerekirken, davadan feragat halinde "davanın reddine" karar verilmelidir. Davadan feragat halinde, davacı feragat ettiği davayı ileride tekrar açamaz, bir başka ifadeyle feragat edilen hak ileride yeni bir davaya konu yapılamaz, davacı feragat ettiği hakkı ileride dava açarak talep ederse, mahkemece kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekir. Davanın geri alınmasında ise davacı geri aldığı davayı ileride harçlarını ödemek suretiyle tekrar açabilir. Davanın geri alınmasında, davaya konu haktan feragat edilmemekte, geri alınan davanın ileride tekrar açılma hakkı saklı tutulmaktadır. Açıklanan ilkelerden sonra somut olaya gelince; davacı vekilinin 28.03.2025 tarihli dilekçesi ile davanın geri alınması talebinde bulunduğu görülmüştür. 6100 sayılı Kanun'un 123. maddesinde "Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabileceği" düzenlenmiştir. Mahkemece 6100 sayılı Kanun'un 123. maddesi gözetilerek, davalının beyanının alınması ve ondan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Sair hususlar incelenmeksizin, temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının bu nedenle BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.04.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.