Anahtar kelimeler: Uymadan Madencilik Beton Özen Pazarlama Disiplinine Edip Taahhüt Göremezliğe Kazasında
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI : ████████ E., ████████ K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava ve birleşen dava dilekçesinde özetle; davacının 23.01.2013 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
1.Davalı ... İnşaat Hazır Beton Madencilik Taahhüt Pazarlama San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının yaralanmasının tamamen özen ve yükümlülüklerini yerine getirmeyip kendi başına hareket edip iş disiplinine uymadan çalışmasından kaynaklandığını, davacının bütün eğitimlerden geçirildiğini ve bu işin okulunu bitirdiğini, davacının yüksek gerilim hattını kontrol kalemiyle kontrol edilemeyeceği bilgi ve tecrübeye sahip olması gerektiğini belirterek, açıklanan nedenlerle davacının haksız ve iyiniyetten yoksun davasının reddine, Mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının iddialarının haksız ve yersiz olduğunu, davacının Hakkari Üniversitesi Hakkari Meslek Yüksekokulu Elektrik bölümünde mezun olduğunu, davacının TEDAŞ Genel Müdürlüğü Performans Yönetimi Dairesi Başkanlığınca düzenlenen iş güvenliği eğitimine de katıldığını, davacının çalışma arkadaşları tarafından uyarılmasına rağmen trafo bölümüne girerek elektrik akımına kapıldığını belirterek, açıklanan bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.02.2023 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararı ile asıl davanın kısmen kabulü ve birleşen davanın kabulü ile 968.249,09 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 23.01.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 75.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23.01.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, bu hususta fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 08.02.2023 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 25.05.2023 tarih ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararı ile dosyadaki kayıt ve belgelerden, kazalı sigortalının yaralanması ile sonuçlanan 23.01.2013 tarihindeki kazanın Kurum tarafından iş kazası olarak kabul edildiği, davacının maluliyet oranının %51 olarak belirlendiği, Mahkeme tarafından hükme esas alınan kusura ilişkin bilirkişi raporunda davalı ... Şirketinin % 60 ve kazalının %40 oranında kusurlu olduklarının, istinaf eden davalının ise kusursuz olduğunun belirlendiği, ancak davalılar arasında İş Kanunu 2/6 maddesi uyarınca asıl iş veren alt işveren ilişkisi bulunduğu, bu itibarla davalı ... Şirketinin de müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, hesaba ilişkin bilirkişi raporunun genel ilkelere uygun olarak hazırlandığı, davacının maddi zarar miktarının belirlendiği, bu miktardan Kurum tarafından bağlanan gelirin ilk PSD’nin rücu edilebilir kısmının tenzili yapıldığı, aldırılan raporların dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu, tarafların kusur durumu, zararın ağırlığı, olay tarihi gibi hususlar dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarının da uygun olduğu gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 25.05.2023 tarih ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararının süresi içerisinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 13.02.2024 tarih ve ██████████ E.- █████████ K. ile "... Mahkemece aldırılan 25.11.2019 tarihli hesap raporunda, davacı sigortalının maddi zararının 297.088,36 TL olduğunun tespit edildiği, davacı vekilinin bu hesap raporunu kabul ettiği ve bu hesap raporu doğrultusunda maddi tazminat alacağını ıslah ettiği, böylelikle bahse konu 25.11.2019 tarihli hesap raporundaki verilerin davalı taraflar lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğunun anlaşılması karşısında davalı taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hak ihlali olacak şekilde 27.10.2022 tarihli hesap raporunda hesaplanan maddi zararların hükme esas alınması hatalı olmuştur. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında Mahkemece yapılacak iş; oluşan usuli kazanılmış hakların gözetilmesi suretiyle, temyiz eden davalı yönünden 25.11.2019 tarihli hesap raporunda belirlenen maddi tazminata hükmetmek, hakkında açılan birleşen davayı reddetmekten ibarettir...." gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı ...'tan hizmet alım sözleşmesiyle iş alan ... İnşaat Şti. bünyesinde çalıştığı, 23.01.2013 tarihinde .. İlçesi ...İlköğretim Okulunda meydana gelen elektrik arızası üzerine davacının olay yerine ... ekipleriyle birlikte gittiği, olay yerinde trafo merkezinin AG ve OG bölümlerinin ekipçe kontrolü üzerine bir fazın kesik olduğunun tespiti üzerine davacının trafonun kapısını açarak müdahale ettiği sırada elektrik akımına kapıldığı ve yaralandığı, davacının en son ücretinin dönemsel asgari ücretin 1,6 katı tutarında olduğu, davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi bulunduğundan davalıların davaya konu tazminatlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, olaya ilişkin SGK'ca başlatılan soruşturma sonucunda SGK müfettişi tarafından tanzim olunan 03.07.2015 tarihli inceleme raporunda olayın iş kazası olduğu, kazanın meydana gelmesinde davacının % 40, davalı işverenin ise % 60 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, geçirdiği iş kazası nedeniyle davacıya SGK tarafından 115.197,69 TL peşin sermaye değerli gelir bağlandığı ve 9.346,83 TL geçici iş göremezlik ödeneği ödendiği, Sosyal Güvenlik Kurumu Ankara İl Müdürlüğü Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezince tanzim olunan 12.03.2015 tarih ve 6940 karar sayılı Sağlık Kurulu Raporunda; davacının sürekli iş göremezlik oranının E cetveline göre % 51 olduğunun bildirildiği, raporun taraflara tebliğ edildiği, davalı tarafın Sosyal Güvenlik Kurumu Ankara İl Müdürlüğü Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezince tanzim olunan 12.03.2015 tarih ve 6940 karar sayılı sağlık raporuna itiraz etmesi üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan alınan 07.09.2020 tarih ve ██████████ sayılı kararında; sigortalının 23.01.2013 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik derecesinin E cetveline göre % 51 olduğunun bildirildiği, davalı tarafın bahse konu rapora itirazı üzerine alınan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi tarafından tanzim olunan 02.04.2021 karar tarih ve 6037 karar sayılı raporda özetle, geçirdiği iş kazası sonucu yaralanan davacının sürekli iş göremezlik derecesinin E cetveline göre % 70 olduğunun bildirildiği, davalı tarafın Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi tarafından tanzim olunan 02.04.2021 karar tarih ve 6037 karar sayılı rapora da itirazı üzerine Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu tarafından tanzim olunan 09.06.2022 tarih ve 1340 karar sayılı raporda özetle, geçirdiği iş kazası sonucu yaralanan davacının sürekli maluliyet oranının E cetveline göre % 70 olduğunun bildirildiği, her ne kadar ATK 2. Üst Kurul Raporu ile davacının sürekli iş göremezlik oranı % 70 oranında tespit edilmişse de davacı tarafından SGK'ca % 51 olarak tespit edilen maluliyete bir itirazları bulunmadığından bu hususun davalı lehine usuli kazanılmış hak teşkil edeceği ve davacının sürekli maluliyet oranının işbu dosya bakımından % 51 olarak nazara alınması gerektiği (Aynı yönde olmak üzere Yargılay 21. Hukuk Dairesinin 03.07.2018 tarih ve ██████████ E. ve █████████ K. sayılı ilamı), istinaf sonrası kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla iş güvenliği uzmanlarından oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetten alınan 23.08.2019 tarihli kusur raporunda; davacının yaralanmasına yol açan kazanın meydana gelmesinde davacının % 40, davalı ... Şti.'nin ise % 60 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, bahse konu rapordaki değerlendirmelerle SGK müfettiş raporundaki değerlendirmelerin birebir uyumlu olduğu, bahse konu raporun usul, yasa ve dosya kapsamına uygun, denetime elverişli olduğu, her ne kadar 27.10.2022 tarihli hesap raporunda; davacının davalılardan talep edebileceği maddi tazminat miktarının SGK'ca bağlanan gelirlerin davalının kusuru nispetinde mahsubu sonrası 968.249,09 TL olduğu tespit edilmişse de dosya kapsamında alınan 25.11.2019 tarihli hesap raporunda, davacı sigortalının maddi zararının 297.088,36 TL olduğunun tespit edildiği, davacı vekilinin bu hesap raporunu kabul ettiği ve bu hesap raporu doğrultusunda maddi tazminat alacağını ıslah ettiği, böylelikle bahse konu 25.11.2019 tarihli hesap raporundaki verilerin davalı taraflar lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu gerekçesiyle;
1-Asıl davanın (Mahkememizin ████████ E. sayılı dava dosyası) kabulü ile
a-297.088,36 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 23.01.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Birleşen davanın (Van 1. İş Mahkemesinin ████████ E. sayılı dava dosyası) reddine karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a.Maddi tazminatın karar tarihine yakın verilerle hesaplanması gerektiğini, daha önce bir veya birkaç hesap raporu verilmiş olsa bile dava bitinceye kadar yürürlüğe giren asgari ücretlerden dolayı yeniden değişen değerler nedeni ile ek rapor alınmasının zorunlu olduğunu, usuli kazanılmış hak oluşmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a.Dosya kapsamında bulunan ve davacı tarafça herhangi bir sahtelik iddiasına veya itiraza konu olmayan ''İş Güvenliği Malzemeleri Teslim ve Tesellüm Tutanağı'' ile tutanakta belirtilen malzemelerin davacı işçiye teslim edildiğinin sabit olduğunu, önceki raporlarda bu hususun belirtildiğini, yine davacının elektrik konusunda yeterli eğitim gördüğünü, bu hususun da önceki raporlarda belirtildiğini, davacının şahsi dikkatsizliği ve disiplinsizliğiyle kazaya sebep olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir.
1.Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
b.6100 sayılı HMK'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
c.Dosya içeriğine göre, temyize getirilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.230,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde belirtilen hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı ... vekilinin temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgili davalıya iadesine,
Temyiz yoluna başvuru harcı ve aşağıda yazılı temyiz harcının ilgili davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye ...'nun muhalefetine karşı, Başkan ... ve Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla,
27.05.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Anayasa ile güvence altına alınan hukuki korunma hakkı (36 ncı madde) yalnızca şekli bir yargılama yapılmasını değil, bunun yanında adil ve doğru bir yargılamayı da gerektirmektedir. Adil yargılamanın teminatlarından biri de kanun yollarıdır. (Tolga Akkaya –Modern Usul Hukukunda İstinaf)
Mahkeme kararlarının hukuka uygunluğunun bir üst mahkeme tarafından denetlenmesi Anayasal bir gerekliliktir.
Anayasa Mahkemesine göre de mahkeme hakkı sadece ilk derece mahkemesine başvurmayı değil temyiz yoluna başvurmayı da kapsar.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341. maddesinde ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilen kararlar, HMK’nın 361. maddesinde; bölge adliye mahkemelerinin temyiz edilebilen kararları, 362. maddesinde ise bölge adliye mahkemelerinin temyiz edilemeyen kararları düzenlenmiştir.
HMK’nın 373/4 maddesi gereğince, Yargıtayın bozma kararı üzerine, ilk derece mahkemesince bozmaya uygun karar verildiği takdirde bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir.
Bu gibi hallerde, ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yolu mevcut olmayıp, sadece temyiz yoluna başvuru mümkündür.
İlk derece mahkemesince yanlış ve hatalı kararlar verilebilmektedir. Bu hataların giderilebilmesi ancak kanun yoluna başvuru ile mümkün hale gelir. Kararın aleyhine olduğunu düşünen taraf kararın denetlenmesini ve düzeltilmesini kanun yoluna başvurarak isteyebilir. Kanun yolları hakimin yapabileceği hatalar karşısında taraflara tanınmış yasal bir güvencedir.
Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesi ile iki aşamalı kanun yolu sistemi söz konusu olmakla birlikte, HMK’nın 373/4 maddesi kapsamına giren ilk derece mahkeme kararlarında sadece temyiz yoluna başvuru mümkün olup, kanun yoluna incelenmesinde yüksek parasal sınırın uygulanması halinde çok sayıda dosyada ilk derece mahkemesi kararına ilişkin kanun yolu incelemesi mümkün olmayacaktır. Bu ise hak arama özgürlüğünün ağır ihlali anlamına gelir.
Hukuk davalarında asıl olanın her karar için denetim yoluna açık olmasıdır. Ancak HMK’da öngörülen parasal sınırların uygulanması gerektiği de açıktır.
HMK’da, bölge adliye mahkemesi kararları için öngörülen parasal sınırın, ilk derece mahkemesi kararları için uygulanması, yasanın lafzına ve ruhuna aykırıdır.
Mahkemeye erişim hakkı, kanun yoluna başvuru hakkını da içerir. Böylesi bir uygulama adil yargılanma hakkına, mahkemeye erişim hakkına ve hak arama özgürlüğüne aykırılık teşkil eder.
Yargıtayın temyiz incelemesi yapıp ilk derece mahkemesi kararını bozmasından sonra bozma üzerine verilen kararda temyiz incelemesi yapılması, mahkemeye erişim hakkının bir gereğidir.
HMK’da, ilk derece mahkemesince verilen kararların temyiz edilmesi halinde kesinlik sınırının tespitine dair açık bir hüküm bulunmadığından, HMK’nın 341/2 maddesindeki düzenlemenin dikkate alınması gerekir. Kanun yolu başvuru sınırlarının başvurulacak kanun yoluna göre değil, kararı veren mahkemeye göre belirlenmesi gerekir. Hukuk Genel Kurulunun 24.06.2021 tarihli, 2021/4-307 Esas, ████████ Karar sayılı, 05.07.2023 tarihli, 2023/2-191 Esas, ████████ Karar sayılı kararlarında da bu husus vurgulanmıştır.
Kanunda açık bir hüküm bulunmayan yoruma açık tartışmalı konularda hakkın engellenmesi değil, hakkın yoluna açan bir uygulamanın geliştirilmesi gerekir.
Aksi halde bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle iki aşamalı kanun yolu sistemi uygulanan ülkemizde, istinaf inceleme sınırının çok üzerinde, ancak temyiz sınırının altında kalan çok sayıda ilk derece mahkemesi kararı esasa ilişkin hiçbir denetim yapılmadan kesinleşecek hak arama özgürlüğü ve mahkemeye erişim hakkı engellenmiş olacaktır.
Açıkladığım nedenlerden dolayı; ilk derece mahkemesi kararlarına ilişkin temyiz yolu başvurusunda, HMK’nın 341/2 maddesindeki düzenlemenin ve parasal sınırın uygulanması gerektiği, bölge adliye mahkemesi kararlarına ilişkin HMK’nın 362. maddesindeki parasal sınırların uygulanması halinde, ilk derece mahkemelerinin çok sayıda kararının hukukiliğinin denetlenme imkanı ortadan kalkacağından, çoğunluğun davalı vekilinin temyiz talebinin miktardan reddine ilişkin kararına katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!