Anahtar kelimeler: Olunmaksızın Adalet Evrakı Görüşü İstinaden Başvuran İzmir İstemi Hükümlü Bakanlığının
8. Ceza Dairesi ██████████ E. , █████████ K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Asliye Ceza MahkemesiSAYISI : █████████ E., █████████ K.HÜKÜMLÜ : ...SUÇ : 6136 sayılı Kanun'a aykırılıkİNCELEME KONUSU KARAR : MahkumiyetKANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet BaşsavcılığıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulmasıİzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.07.2023 tarihli kararı ile hükümlü hakkında 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan 6136 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 250/4. maddesi uyarınca 6 ay hapis ve 300,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair hükmün itiraz olunmaksızın 18.07.2023 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 12.09.2024 tarihli ve █████████ sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.09.2024 tarihli ve KYB-██████████ sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEMYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.09.2024 tarihli ve KYB-██████████ sayılı kanun yararına bozma isteminin;"5271 sayılı Kanun'un 250/1. maddesinde, "Soruşturma evresi sonunda aşağıdaki suçlarla ilgili olarak kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği takdirde seri muhakeme usulü uygulanır:a) Türk Ceza Kanununda yer alan;1. Hakkı olmayan yere tecavüz (madde 154, ikinci ve üçüncü fıkra),2. Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması (madde 170),3. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma (madde 179, ikinci ve üçüncü fıkra),4. Gürültüye neden olma (madde 183),5. Parada sahtecilik (madde 197, ikinci ve üçüncü fıkra),6. Mühür bozma (madde 203),7. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan (madde 206),8. Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama (madde 228, birinci fıkra),9. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması (madde 268),suçları.b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 13 üncü maddesinin birinci, üçüncü ve beşinci fıkraları ile 15 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen suçlar.c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 93 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen suç.d) █████/1968 tarihli ve 1072 sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve Makinaları Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde belirtilen suç.e) 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun ek 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde belirtilen suç." şeklindeki,5271 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesinde yer alan, "(1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla; ...c) 250 nci maddede düzenlenen seri muhakeme usulü ile 251 ve 252 nci maddelerde düzenlenen basit yargılama usulüne ilişkin hükümler, 1/1/2020 tarihinden itibaren uygulanır. d) 1/1/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklindeki düzenlemeler ile;█████/2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin █████/2022 tarihli ve ███████ Esas, ███████ sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na █████/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış…” ibaresinin “…seri muhakeme usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği nazara alındığında,Dosya kapsamında, sanığın mahkûmiyetine konu suçun 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi gereğince seri muhakeme usulüne tabi olduğu, kararın █████/2015 tarihinde verildiği ve █████/2022 tarihinde kesinleştiği, Anayasa Mahkemesi'nin █████/2022 tarihli ve ███████ Esas, ███████ sayılı kararının █████/2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdiği, 1982 Anayasasının 153/5. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceği, anılan kararın kovuşturma evresinin ise iptal kararı yürürlüğe girmeden sona erdiği ve iptal kararının yürürlüğe girmesinden önce mahkemesince karar verilip kesinleştirildiği anlaşılmakla, yürürlük tarihinden önce kesinleşmiş kararlar hakkında yeniden uyarlama yargılaması ve talepname düzenlenerek yargılama yapılamayacağı hususu gözetildiğinde, talebin reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir."Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir.2. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2. maddesi, 5271 sayılı Kanun'un 34/2. maddesi, 231/2. maddesi, 232/6. maddesi ve 291/1-2. maddesi uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir.3. İnceleme konusu dava dosyası kapsamında, hükümlünün Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) kayıtlarına göre karar tarihinde başka suçtan Sincan 1 Numaralı L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda hükümlü olduğu ve hükmün yasa yolu bildiriminde 5271 sayılı Kanun'un 263. maddesine göre hükümlünün bulunduğu cezaevi aracılığıyla vereceği dilekçe ile karara karşı kanun yoluna başvurabileceğinin gösterilmesi gerektiği halde gösterilmeyerek kanun yoluna başvuru hakkının kullanılması usulüne ilişkin olarak hükümlüde yanılgı oluşturulduğu ayrıca SEGBİS sistemi ile yüzüne karşı tefhim edilen asıl karara ilişkin duruşma tutanağının ve kısa kararın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) vasıtasıyla bir örneğinin gönderildiğine dair bilgi ve belgeye rastlanılmaması karşısında, kanun yolu başvuru süresinin gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren başlayacağı ancak gerekçeli kararın tebliğ edildiğine dair bir belgenin bulunmadığı dolayısıyla, inceleme konusu hükmün usulüne uygun şekilde kesinleşmediği anlaşılmıştır. 4. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 267 ve devamı maddeleri uyarınca itiraz kanun yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.III. KARARYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.04.2025 tarihinde karar verildi.
Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!