Anahtar kelimeler: Kotlarda Depodaki Davamenfi Day Suyunun Tük Mağazası Dershanecilik Depolanmış Şebeke

T.C.

İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:████████ Esas
KARAR NO :████████
DAVA:Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:█████/2024
KARAR TARİHİ:█████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili (...) ile dava dışı ... İnş. Gıda Turizm Day. Tük. Mal. San. Ve Tic. Ltd. Şti. şirketinin (... Mağazası), ... adresinde kurulu binada, kendi faaliyet konularında ticari hayatlarına devam etmekte olduğunu, binada, tüm binanın sahibi olan dava dışı firma, giriş ve giriş altı kotlarda ... Mağazası işletmekte olduğunu, müvekkili davacının ise bunların üzerinde dershanecilik yapmakta olduğunu, Faaliyet gösterilen binada şebeke suyunun kesilmesi sonucu, binaya ait su depolarında önceden depolanmış sular kullanılmış, daha sonra şebeke suyunun gelmesi neticesinde depodaki suyun kullanımı durdurulup normal kullanım devam etmiştir. Ancak boşalan su deposundan eksilen suyun yerine şebeke suyundan tekrar su dolmaya başlamıştır. Nitekim tüm bina su depolarında sistem bu şekilde işlemekte olup, binada yaşayanlar bu sebeple şebeke suyunun kesildiğini dahi anlamamakta olduğunu, ancak dava konusu olayda, binaya ait su deposunun dolmasından sonra şebeke suyundan gelen takviye suyu kapatan şamandıra sistemi bozulmuş ve depo dolmasına rağmen su akmaya devam ettiğini, bunun üzerine depoların bulunduğu yere taşan su birikmiş ve birikmenin etkisiyle alt katta bulunan dava dışı firmaya su akarak onların mağazasını hasarladığını, davalı firma ise, dava dışı firmanın sigortalayanı olup, oluşan hasar sebebiyle dava dışı firmaya ödeme yaptığını daha sonra binada oluşan bu hasar sebebiyle ödediği miktarı müvekkile rücu etmek amacıyla yukarıdaki icra takibi başlatmış, müvekkilin KEP adresine tebligat yaparak takibi kesinleştirmiş olduğunu, Müvekkilin bu ilamsız takipten, KEP adresini takip etmeyi ihmal etmesi sebebiyle haberi olmadığını, takibin kesinleşmesini fırsat bilen davalının, müvekkile hacizler uygulamış ve bankadaki parasına bloke koyarak, tahsilat yapmış ve icra dosyasının infaz olmuş olduğunu, Dava dışı firma ile müvekkil firma aynı binada faaliyet göstermekte olup, sigortalı dava dışı firma aynı zamanda binanın maliki olduğunu, bina malikinin sorumluluğu kapsamında binadaki arıza ve hasarlardan öncelikle sorumlu olduğunu, buna rağmen, oluşan arızanın sorumluluğunun müvekkile yüklenerek tahsilat yapılmış olup, yapılan tahsilatın hukuka aykırı olarak müvekkilden icra yolu ile alındığını, müvekkilin bu olayda kusuru olmadığını ve zararı tazmin yükümlülüğü bulunmadığını, davalı ile Arabulculuk Daire Başkanlığı 2024/... sayılı dosyası üzerinden anlaşmaya çalışılarak arabuluculuk görüşmesi yapılmış ise de anlaşma olmadığını, arz ve izah edilen tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile; müvekkili davacının ... İcra Müdürlüğü 2024/... Es. Dosyasında borçlu olmadığının tespiti ile dosya kapsamında müvekkilden tahsil edilmiş olan 180.713,67 TL nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte istirdadı ile müvekkile ödenmesine, Borçlu olmadığının tespitine ve istirdadına karar verilecek olan meblağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, bu miktarın davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesine, fazlaya dair haklarının saklı tutulmasına, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin, davalı üzerine tahmiline, Karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil sigorta şirketi nezdinde ... Paket Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan “...” adresinde kain iş yerinde, 01.12.2023 tarihinde üst katta yer alan Davacı eğitim kurumunun kullanımında olan deponun taşması sonucunda sızan sulardan dolayı hasar meydana geldiğini, davacı tarafın, gerek haksız fiil gerek kusursuz sorumluluk esasları uyarınca ilgili maddelerde belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca, bahsi geçen sigortalı iş yerinin üst katında bulunması ve hasarın kendi kullanımında olan su deposunun taşmasından kaynaklanması nedeniyle hasarı tazminle yükümlü olduğunu, bağımsız ve tarafsız eksper tarafından olayın sıcaklığı ile yapılan ilk ve detaylı tespitler neticesinde hasarın Davacı'nın kullanımında olan ve hasar tarihinde şamandırası arızalı olan depodan suların taşması nedeniyle meydana geldiğinin anlaşıldığının, davacı kiracının haksız ve fiil hükümlerinde, hem de kiralanan bakımı yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle meydana gelen hasar nedeniyle sorumlu olduğunu, Ekspertiz raporu hasarın miktarını tespite imkân sağlayacak delillerin ortadan kalkmasından önce ilk haliyle değerlendirme yapma imkanı bulanlar eksperler olduğundan 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 22.17 maddesi "eksper tarafından düzenlenen raporlar delil niteliğinde" olduğundan Mahkemeye ibraz edilen eksper raporunun nazara alınması gerektiğini, Eksperler tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde sigortalı iş yerinde meydana gelen hasar miktarının 112.976 TL olarak tespit edildiğini, müvekkil şirketin alınan eksper raporunda tespit edilen hasar miktarına istinaden dava dışı sigortalıya 15.01.2024 tarihinde 112,976,41-TL ödeme yaptığını, hasara sebebiyet veren su deposunun davalı kiracı tarafından kullanılmakta olup tesisata özgü nitelik taşımadığından davacının meydana gelen zararı tazminle mükellef olduğunu, davacı/borçlu TBK m.49 hükmü uyarınca kiracı kullanımına bağlı tesisat sorunları nedeniyle meydana gelecek hasarlardan kusur esası sorumlu olacağını, Müvekkil Sigorta Şirketi'ne karşı açılmış bulunan davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının kötü niyet tazminatı taleplerinin reddi ile aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, aynı zamanda takip konusu alacağın likit olduğunu, İİK madde 67. Hükmü gereğince, davacı aleyhine takip konusu alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, arz ve izah olunan tüm bu nedenlerle; Davacının haksız ve yasal dayanağı bulunmayan taleplerinin reddi ile ... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı icra dosyası kapsamında borçlu olduğunun tespitine ve istirdat taleplerinin reddine; işbu sebeple takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile davacı/borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, haciz tehdidi altında ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir.
Bilirkişinin düzenlediği █████/2025 tarihli 9 sayfadan ibaret raporunda özetle; 01.12.2023 günü davacının kullanımında olan su deposunun şamandırasının bozuk olması nedeni ile deponun dolmasından sonra şamandıranın kapama işlemini yapamayarak suların 1. Bodrum kata sızarak bu katta 450 m2 alanlı parke ve teşhir için konulan mobilyaların ayaklarına zarara verdiği, suların 1. Bodrum kat döşemesinden sızarak 2. Bodrum kat duvar ve tavanında da hasara neden olduğu, devamla aşağı akan suların 4. Bodrum kat döşemesine yığılan boş emtia kutularına da zarar vererek kullanılamaz hale getirdiği, dosyaya sunulan ekspertiz raporuna göre toplam 181.250,- TL tutarında hasar hesaplandığı, ancak eksik sigorta indirimi uygulanarak ödenecek hasar bedelinin 112.976,41 TL olarak hesaplandığı, Davalı ... A.Ş. nin 15.01.2024 tarihinde sigortalıya banka havalesi ile 112.976,41 TL ödeme yaptığı, Kira sözleşmesinin 6.3 maddesine göre kiracının kiralananda bakım sorumluluğu nedeni ile olayda davacının sorumlu olduğu, İcra dosyasına yapıldığı ifade edilen ödeme ile eksper tarafından hesaplanan tazminat miktarı arasındaki fark olan 67.740,42 TL ile ilgili takdirin sayın Mahkemede olduğu, sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Tüm dosya kapsamının bir arada değerlendirilmesi neticesinde davacının dersanecilik faaliyeti gösterdiği binada su deposundaki suyun taşması neticesinde davalı nezdinde sigortalı iş yerinde zarar meydana geldiği, bu zararın davalı tarafça karşılandığı, kusurunun bulunduğu iddiasıyla davacıdan tahsili amacıyla davacı aleyhine başlatılan icra takibinde borcun haciz tehdidi altında davacı tarafından ödendiği, iş bu dava konusunun ise haciz tehdidi altında ödenen bedelin istirdadı isteminden kaynaklandığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki asıl uyuşmazlık, binada su basmasında kim veya kimlerin kusurlu olduğu, buna göre davacının sorumluluğunun bulunup bulunmadığından kaynaklanmaktadır. Tüm deliller toplandıktan sonra mahkememizce alanında uzman inşaat mühendisi bilirkişiden alınan rapor ile alınan exper raporunda davacı tarafından kullanılan 1. bodrum kattaki su deposuna ait şamandıranın arızalanması sonucu depodan taşan suların 1. bodrum kat geneline yayılıp zemin tabliyesinden yol bularak alt katlara akarak dava dışı sigortalı şirkete ait mağaza katlarında hasara sebebiyet verdiği, olaydan 1 gün önce gün boyunca suların kesik olduğu ve bu sebeple davacı tarafça depodaki suyun kullanıldığı, gece saatlerinde aniden gelen şehir suyunun depoyu doldurduğu ancak depoya ait şamandıranın arızalı olmasından dolayı depo içerisinde dolan suların bir süre sonra depodan taşıp dahili su hadisesine neden olduğu, dosyadaki bilgilerden binada her bağımsız bölüm için bir su deposu olduğu ve bağımsız bölümleri kullanan kiracı veya sahiplerinin bu depoların bakım, temizlik v.s. den sorumlu oldukları anlaşıldığı, bu tür depolarda, deponun dolması halinde su girişini kesen bir geri tepme valfı bulunduğu, depo dolunca bu valf kapanmakta olup depoya su girişi engellediği ancak zamanla su ile gelen küçük kum v.s. parçaları nedeni ile bu valf tam olarak kapanmamakta ve depoya su dolması devam ettiği, sonuç olarak da depo taşmakta ve etrafa zarar neden olmaktadır, somut olayda da zararın bu şekilde oluştuğunun tespit edildiği, bilirkişi raporu ile zararının nedeni denetime açık olarak tespit edildiğinden hükme esas alınmış, davaya konu zararın davacının kullanımında olan su deposunun taşması neticesinde meydana geldiği anlaşıldığından davacının zarardan sorumlu olduğu anlaşılmakla istirdat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Kötüniyet tazminatı yönünden; Öğretide ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu hâlde, icra takibine girişen alacaklının kötü niyetli olduğu kabul edilmektedir. Anılan yasa hükmünde düzenlenen ve ‘kötü niyet tazminatı’ olarak adlandırılan tazminat, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Hemen belirtilmelidir ki, alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen, ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için itirazın iptali istemi reddedilen bir alacaklı, İİK’nın 67. maddesi anlamında ‘haksız’ ise de, ‘kötü niyetli’ olarak kabul edilmesine ve dolayısıyla, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur. Somut olayda davacı tarafından iş bu davanın kötüniyetle açıldığına ilişkin emarenin bulunmadığı, davacının haksız olduğunun yargılama ile belirlendiği anlaşıldığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-615,40-TL karar harcının peşin alınan 7.818,05-TL den düşümü ile kalan 7.202,65-TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13-14 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
5-Davalı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!