Anahtar kelimeler: Davagenel Davadavacı Tllik Ortağı Hisse Pay Sermayeye Kurul Ortaklarından Sermayesi

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:████████
KARAR NO:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2024
NUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar
DAVA:Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:█████/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün taraf vekillerince vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin 20.000,00-TL toplam sermayesi içerisinde 6.000.000,00-TL'lik sermayeye karşılık gelen 240.000 adet hisse ile %30 pay sahibi ortağı olduğunu, şirketin diğer ortaklarından ...'ın 7.800.000,00-TL'lik sermayeye karşılık gelen 312.000 adet hisse, ...'ın 6.000.000,00-TL'ye karşılık gelen 240.000 adet hisse, ...'ın 200.000-TL'lik sermayeye karşılık gelen 8.000 adet hisseye sahip olduğunu şeklinde olduğunu, pay sahiplerinden...'ın diğer pay sahibi ve davalı şirket yönetim kurulu başkanı olarak görev yapan ... ve ... gibi oy yasağına tabi olduğunu, dava konusu edilen genel kurulun 5, 6, 7, 8 nolu kararları bakımından oy yasağının ihlal edilerek karar alındığını, finansal tabloların tasdikine ilişkin oy çokluğu ile alınan 5 nolu kararın hesap verme ve dürüst resim ilkelerine uygun olmadığını, özensiz ve gerçek durumu yansıtmaktan uzak olduğunu, 2014 yılı faaliyet döneminde hazırlanıp genel kurula sunulan davalı şirketin gelir tablosundan da anlaşılacağı üzere şirketin 2014 yılında net 22.605.819,85-TL kar elde ettiğini, kasten yapılan bir müdahale ile 2014 yılından zarar edilmiş gibi geçmiş yıllar karından 22.658.991,00-TL düşürüldüğünü, kasıtlı yapılan bu bilanço hilesi neticeisnde şikreitn öz kaynaklarının azaltıldığını, davacının geçmiş yıllar karı üzerinde bulunan müktesep hakkının kasten azaltılmaya çalışıldığını, davacı ve davalı şirketin mevcut yönetim kurulu tarafından zarara uğratıldığını, bu durumun 2015 ve 2016 yılı bilançolarına da sirayet ettiğini, dava konusu genel kurulda alınan 6 nolu gündem maddesi olan yönetim kurulu ibrası için yapılan oylamada yönetim kurulu üyesi ve pay sahibi ...'ın 240.000 olumsuz oyuna karşılık 248.000 olumlu oy ile ve oy çokluğu ile ibrasına karar verildiğini, olumlu oy ile olumsuz oy arasındaki farkın 8.000 olduğunu, ...'ın babası olan yönetim kurulu üyesi ... yararına 8.000 adet olumlu oy kullandığından bu oyların TTK 436 md. uyarınca geçersiz olduğunu, ibra kararı için kanunen gerekli olan nisabın olmadığını, bu oylamalar neticesinde alınan karara davacının usulüne uygun olarak muhalefet şerhi sunduğunu, geçmiş yıllar karının çok cüzi bir kısmının dağıtılmasına, bakiye büyük kısmın dağıtılmamasına ilişkin 7 numaralı karar için yapılan oylamada 240.000 adet davacının olumsuz oyuna karşılık yönetim kurulu üyesi ...'ın 240.000 adet oumlu oyu, ...'ın 312.000 adet olumlu oyu ile ...'ın kızı...'a ait toplam 8.000 adet olumlu oyu ve oy çokluğu ile geçmiş yıllar karlarından 935.000,00-TL'sinin █████/2018 tarihine kadar ortaklara dağıtılmasına karar verildiğini, dağıtılmayan geçmiş yıllar kar tutarının 116.003.862,10-TL2sine ulaştığını, şirketin sermayesinin 20.000.000,00-TL'si olduğu nazara alındığında dağıtılmayan geçmiş yıllar kar tutarının sermayenin yaklaşık 5,5 katına ulaştığını, davalı şirkeitn sermayenin %20'sine karşılık gelen 4.000.000,00-TL'nin çok üstünde yedek akçe ayrıldığı, yeni bir yedek akçe ayrılması için kanuni ya da ana sözleşme uyarınca genel kurul kararı ile yedek akçe ayırmak için gerekli olan koşulların da bulunmadığını, yönetim kurulu üyelerinden pay sahibi ... ile ... yararına örtülü kazanç niteliğinde fahiş tutarda aylık net kişi başı 50.000,00-TL, diğer yönetim kurulu üyesi ... için aylık net 25.000,00-TL ücret verilmesine ilişkin 8 nolu kararın şirket mali durumuna uygun düşmeyen, fahiş ve örtülü kar transferi mahiyetinde olup eşiitlik ilkesini zedeleyen bir karar olduğunu, kanuna ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu belirterek davalı şirketin █████/2017 tarihinde gerçekleştirilen 2016 yılı olağan genel kurulunda müvekkilinin olumsuz oy kullanarak usulüne uygun şekilde muhalefet ettiği 5, 6, 7 ve 8 numaralı kararlarıniptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket ve çatısı altındaki kuruluşları tamamen şahsi gayretleri ile şimdiki haline getiren ...'ın davacı ... ile ... ve ...'ın babası olduğunu, ...'ın yönetim kurulu üyeliği görevini yapamaz hale geldiğinde davacı kızı ... tarafından vesayet altına alınması talebinde bulunularak İstanbul 13. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ████████ esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, ilgili dava neticesinde...'ın vesayet altına alındığını, davacının kız kardeşi ...'ın vasi olarak atandığını, █████/2014 tarihinde yapılan olağüanüstü gfenel kurul toplantısında yeniden seçim yapılarak yönetim kuruluna ..., ... ve ...'nün seçildiğini, davacının █████/2014 tarihine kadar yönetim kurulu üyeliği yaptığını, müvekkili şirketin yapısı itibari ile bağımsızdenetime tabi bir şirket olduğunu ve faaliyeti ile iş ve işlemlerinin bağımsız denetim kuruluşu tarafından denetlendiğini, bilançoda tüm hususlar gereği gibi gösterildiğini ve bilançonun şirketin gerçek durumunu gösterdiğini, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin genel kurulun iptali isenen 6 nolu kararının usule, yasaya, şirket ana sözleşmesine ve iyi niyet kurallarına uygun olarak alınan bir karar olduğunu, davacının yönetim kuruolou başkanı olduğu █████/2014 yılına kadar yapılan genel kurul toplantılarında geçmiş yıllar karının dağıtılmaması kararlarının oy birliği ile alındığını, davacının bu kararların iptalini talep ve dava etmediğini, geçmiş yıllar karının 935.000,00-TL'sini aşan kısmının dağıtılmama gerekçesinin █████/2016 tarihinde yapılmış olan genel kurulda yapılan kar dağıtımının şirketin mali yapısını güçlü tutmak ve şirketin devamlı gelişimi için olduğunu, iptali talep edilen genel kurulun kar dağıtımına ilişkin 7 nolu kararının kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına uygun bir karar olduğunu, yönetim kuruluna ödenecek ücret, huzur hakkı, ikramiye ve prim ödenmesine ilişkin gündemin 8 nolu maddesi ile alınan kararın Türk Ticaret Kanunu ve ana sözleşmeye uygun olduğunu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,"Anılan genel kurul toplantısında alınan 6 nolu kararın ibra istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Genel kurul toplantısında ibra oylamasına esas olarak alınan finansal tabloların incelemeye ve denetime elverişli yeterli açıklamaları içermediği gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Dolayısıyla, bu tablolara dayalı olarak yapılan değerlendirme sonucunda alınan ibra kararının yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Söz konusu genel kurul toplantısında alınan 8 nolu kararın yönetim kurulu üyelerine ödenecek ücrete ilişkin olduğu görülmektedir.Yönetim kurulu üyeleri için belirlenen ücretin miktarı, şirketin mali yapısı, şirketin bu yöndeki uygulaması, yönetim kurulunun bu iş için harcadığı emek ve mesai ile orantılı olmalıdır. Somut olayda yönetim kuruluna aylık 35.000,00 TL huzur hakkı ve kotadan ayrılan %10 'luk pirimin ödenmesine ilişkin kararın şirket ortakları arasındaki dengenin bozulmasına sebebiyet verdiği, şirketin mali durumu ile orantılı olmadığı değerlendirilmiş ve bu hususta bilirkişi heyetinin düzenlediği teknik değerlendirme ve hesaplamalara da itibar edilmek suretiyle anılan kararın iptaline karar verilmiştir. Öte yandan genel kurul toplantısında alınan 7 nolu kararın mevcut finansal verilere göre ortaklara payları oranında kar payı dağıtılmasına ilişkin olduğu anlaşılmış olup bu hususun mevzuata ya da ana sözleşmeye aykırılık teşkil etmediği değerlendirilmiş ve bu madde yönünden açılan davanın reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince karara dayanak alınan Bilirkişi Kurul Raporunda, dava konusu 29.03.2017 Tarihli 2016 yılı Genel Kurulu 5, 6 ve 8 no’lu gündem kararlarının kanuna, esas sözleşmeye ve özellikle dürüstlük kuralına aykırılıkları nedeniyle kabili iptal oldukları bildirildiğini ancak dava konusu olan 7 nolu kar dağıtmama kararının da iptali gerektiğine dair itirazımız, hakkında ne bilirkişi raporunda ne de ilk derece mahkemesi gerekçeli kararında hiçbir incelenme ve değerlendirme yapılmadan davanın reddi yönünde kanaat bildirildiğini, dava dosyasında mevcut bilirkişi Kök Raporuna itiraz dilekçemizde de ayrıntılı belirttiğimiz üzere bir şirketin finansal tablolarının kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırı olduğundan dolayı mahkemece iptali durumunda, aynı döneme ilişkin kar dağıtma veya hiç kar dağıtmama kararının da a priori iptalinin kaçınılmaz olacağı sebep sonuç ilişkisi nedeniyle ortada bulunan bir gerçek olup zira karın dağıtılması veya dağıtılmaması kararı, Şirket'in finansal mali verilerine göre değerlendirildiğini, dolayısıyla somut olayda Davalı Şirketin yıllarca dağıtılmadığı için biriken geçmiş yıllar karlarından sadece 935.000 TL'sinin 31.03.2018 tarihine kadar taksitlerle ortaklara dağıtılmasına dair kararının da kar dağıtımına esas alınan şirket finansal tablolarının iptali kararı karşısında, geçersiz olacağı kuşkusuz açıklıkta bir durum olduğunu, bilirkişi Kurulu, bu kanaatini mali bilirkişi görüşüne dayandırmış ise de bu son paragraftaki görüş, finansal tabloların iptalinin söz konusu olmadığı durumlarda ancak doğru kabul edilebileceğini, öte yandan Genel Kurulda 7 no’lu gündem maddesinde, şirketin dava konusu 2016 yılı bilançosunda dağıtılmayan geçmiş yıllar kar tutarının 116.003.862,10 TL olduğu açıkça belli olduğunu, şirketin öz kaynağında kar dağıtımına mâni olabilecek hiçbir sorun bulunmadığını, dağıtılmadığı için biriken kar tutarı 116.003.862,10 TL olduğu halde, bu yüksek kar karşısında çok düşük bir tutarın hem de 2018 yılından itibaren taksitlerle dağıtılmamasının gerektirici ve haklı hiçbir sebebi olmadığını, finansal tablolarda geçmiş yıllar zararı olarak gösterilen sözde zarar tutarların usulsüzce şişirildiğini, çünkü şirketin dava konusu dönemde ve halen yönetim kurulunda bulunan ortaklarından olan gerçek alacaklarının kanunun amacına aykırı biçimde aynı yönetim kurulu tarafından kayıtlardan silinerek (tünelleme= "hortumlama" yoluyla) Şirketin içinin boşaltıldığı dosya kapsamıyla belli olduğunu, bu haksız ve hukuk dışı işlemin, Davacı pay sahibinin ticaret hukukundan (ortaklık hukukundan) kaynaklanan kardan pay alma hakkını zedelediği kuşkusuz ki açık bir hukuki durum olduğunu, şirket yönetim kurulunda bulunan hakim ortakların, şirketin banka hesaplarından tünelleme ("hortumlama") yoluyla şahsi hesaplarına aktardıkları yüklü para tutarlarını Şirkete iade etmeleri gerekmesine karşılık, iade etmedikleri bilirkişi raporu kapsamıyla ortada olduğunu, bu borçlarını Şirkete ödemeleri gerektiği halde ödemeyip, sanki bu borçlar gerçek borç değilmiş gibi, güya “hesap düzeltmesi" adı altında dürüstlük kuralına ve hukuka aykırı şekilde şirket kayıtlarından silmeleri ve üstelik bir de haksız şekilde sildikleri borç tutarlarını şirketin zararıymış gibi göstererek geçmiş yıllar karından da ayrıca zararmış gibi indirmeleri nazara alındığında Bilirkişi Kurulunda yer alan Mali Bilirkişi görüşünün, kanuna, esas sözleşmeye ve özellikle dürüstlük kuralına uygun düşmediğini, bu itibarla ilk derece mahkemesinin kısmi ret kararının hatalı olduğunu, tüm dava konularını (5,6,7 ve 8 nolu gündem maddelerini) içerecek şekilde tam olarak kabulü gerektiğini beyanla, ilk derece mahkemesince 7 nolu genel kurul kararı yönünden verilen red kararın kaldırılmasını ve davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada mübrez beyan ve savunmaları ile delelillerin yeterince dikkate alınmadığını, bilirkişi raporlarının eksik inceleme ve hatalı değerlendirildiğini, gerekçeden yoksun bir karar verildiğini, genel kurulda alınan finansal tabloların tasdiki kararının iptalini gerektirecek bir sebep olmadığını, ikinci bilirkişi heyetince sunulan kök ve ek bilikişi raporuna karşı beyan ve itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, davalı şirketin 2016 yılında konsolide finansal tablo hazırlama zorunluluğu olmadığını, 2018 yılı itibariyle davalının konsolideye tabi olduğunu, ...'In davalıya olan borcu tam olarak kanunda belirtildiği gibi şirketin esas faaliyet konusu dışında olup doğrudan ödünç verme işleminden kaynaklandığını, bu borcun istinaf eden davalı şirketin ticari faaliyetiyle ilgili bir borç olmadığını, VUK' un emredici ve düzenleyici hükümleri muvacehesinde istinaf eden davalı şirketin bazı iştiraklerden olan alacaklarının doğrudan ve tahsil imkanı kalmadığı gerekçesiyle değil alacak hesaplarından, şüpheli alacaklar (hesabına virman edilmesi bu alacaklar için yapılmış olan işlemin doğru olduğunu bunun da Finansal tablolarının tasdiki kararının iptalini gerektirmeyeceğinin izahtan vareste olduğunu, şüpheli alacak olarak kaydedilen fakat karşılık ayrılmadığı için finansal tablolara etki yaratmayan bu işlemin belgi muhasebe sisteminde hatalı olarak ticari alacaklardan şüpheli alacaklara aktarılması şeklinde değerlendirilmesinini mümkün iken sanki finansal tabloları zararlandırıcı bir işlem gibi görülmesinin kabulünün yanlış olduğunu, davalı şirketin finansal tabloları şeffaf ve güvenilir gerçeği dürüst şekilde olduğunu, mahkemenin kifayetsiz ve tarafgir bir değerlendirmeye göre karar vermesi doğru olmadığını, yönetim kurulu üyelerinin genel kurul kararlarına istinaden kendirlerine ödenmiş olan tutarı, brüt tutarlarını hesaplamak suretiyle davalı ... geri ödemiş ve iade ettiklerini beyanla, ilk derece Mahkemesince 5, 6 ve 8 nolu genel kurul kararı yönünden verilen verilen kabul kararın kaldırılmasını ve davanın tümüyle reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, anonim şirket genel kurul kararının iptali, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davaya konu genel kurul kararları hakkında iptal sebebinin bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davalı şirketin, 2016 yılı olağan genel kurulu, davacının katılımı ile █████/2017 tarihinde yapılmıştır.Davacı tarafça, davalı şirketin 2016 yılı olağan genel kurulunda alınan bir kısım kararların iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. İlk derece mahkemesince 8 nolu genel kurul kararı yönünden davanın kabulüne, 5, 6 ve 7 nolu genel kurul kararları yönünden davanın reddine karar verilmiş, bu kararın taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine tarafların istinaf başvurusunun kabulü ile Dairemizce, eksik inceleme nedeniyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilerek yeniden yargılama yapılması için dava dosyası ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.İlk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda bilirkişi raporu alındıktan sonra bu kez 5, 6 ve 8 nolu genel kurul kararı yönünden davanın kabulüne, 7 nolu genel kurul kararı yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Genel kurul kararlarının iptali davasına konu, ... A.Ş.’nin █████/2017 tarihinde yapılan 2016 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağının; 5. Maddesi 2016 yılı finansal tabloların okunması ve müzakeresine ilişkin olup, yapılan oylamada davacı ...'nın 240.000 adet olumsuz oyuna karşılık 560.000 olumlu oy ile oy çokluğuyla tasdik edilmiştir.Davacı vekilince finansal tabloların gerçeğe ve dürüst resim ilkesine uygun olmadığı, önceki yıllara ilişkin usulsüzlüklerin 2016 yılı bilançolarına da sirayet ettiği iddiasıyla 5 nolu genel kurul kararının iptali talep edilmiştir.Dairemizin kaldırma kararından önce alınan bilirkişi heyeti kök raporundaki tespitler ve davacının iddiaları doğrultusunda davacının konsolide finansal tablo sunmakla yükümlü şirketlerden olup olmadığının belirlenmesi, 2016 yılında 6736 sayılı yasa kapsamında sadece ortak ... hesabı için yapılan 12.471.561,64 TL tutarındaki "ortaklardan alacak hesabı" düzeltme işleminin anılan kanundaki koşullarının oluşup oluşmadığı, ayrıca, bazı iştiraklerden olan alacakların gerçekten tahsil imkanı kalıp kalmadığı hususlarının incelenmesinin gerekmesi nedeniyle bilirkişi raporu hüküm vermeye elverişli bulunmamıştır. Dairemizin kaldırma kararından sonra alınan bilirkişi heyeti kök raporunda ise, davalı şirketin finansal tabloları kapsamında 6736 sayılı yasa kapsamında şirketin önceki dönemlerde ortaklar ve diğer grup şirketlerinden olan alacakları ile ilgili gerçek olmayan kayıtlara dair yapılan düzeltmelerden kaynaklandığı, iş bu düzeltmelerin 2016 yılı öncesinde yapılan işlemlere ait olduğunun kabulünün gerekeceği, diğer taraftan şirketin gelir tablosuna bakıldığında şirketin hem 2015 hem de 2016 yılında faaliyet zararları ve brüt satışlardan zararlarının olduğunun belirlendiği, bu durumun faaliyet raporunda da nedenleri ile ilgili açıklayıcı net bilgilerin bulunmadığı gibi sonra ki dönemlerde iş bu zararların önlenmesine yönelik olarak soyut ifadeler ile açıklamalara yer verildiği ifade edilmiştir. Anılan bilirkişi raporundaki 2016 yılında 6736 sayılı yasa kapsamında sadece ortak ... hesabı için yapılan 12.471.561,64 TL tutarındaki "ortaklardan alacak hesabı" düzeltme işleminin 2016 yılı öncesinde yapılan işlemlere ait olduğunun kabulünün gerekeceği, yönündeki tespit ve davalının konsolide finansal tablo sunmakla yükümlü olduğunun ispatlanamaması ile bazı iştiraklerden olan alacakların şüpheli alacak hesabına aktarılmasının tek başına dürüst resim ilkesine aykırılık teşkil etmemesi karşısında ilk derece mahkemesince genel kurulun finansal tablolara ilişkin 5 nolu kararı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. ... A.Ş.’nin █████/2017 tarihinde yapılan 2016 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağının;
6. Maddesi yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin olup, yapılan oylamada yönetim kurulu üyesi ... davacının 240.000 adet olumsuz oyuna karşılık 248.000 olumlu oy ile oy çokluğuyla; yönetim kurulu üyesi ... davacının 240.000 adet olumsuz oyuna karşılık 320.000 olumlu oy ile oy çokluğuyla; yönetim kurulu üyesi ... davacının 240.000 adet olumsuz oyuna karşılık 560.000 olumlu oy ile oy çokluğuyla ibra edilmiştir. Davacı vekilince, oydan yoksunluk nedeniyle yeterli nisap ile alınmayan ibraya ilişkin 6 nolu genel kurul kararının iptali talep edilmiştir. TTK'nın 436/2. Maddesinde, şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişilerin, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamayacakları düzenlenmiştir.Davalı şirketin yönetim kurulu, ..., ..., ...'den oluşmaktadır.Bunlardan ... ve ... şirkette pay sahibidir. Şirketin toplam payı 800.000 adet olup, bunlardan 312.000 adedi yönetim kurulu üyesi ...'a, 240.000 adedi ise yönetim kurulu üyesi ...'a aittir. Yönetim kurulu üyesi ...'ın ibrasına ilişkin oylamada 240.000 olumsuz oya karşılık 248.000 olumlu oy kullanılmış olup, buna göre yönetim kurulu üyesi ...'ın yönetim kurulu üyesi ...'ın ibrasında oy kullandığı; yönetim kurulu üyesi ...'ın ibrasına ilişkin oylamada 240.000 olumsuz oya karşılık 320.000 olumlu oy kullanılmış olup, buna göre yönetim kurulu üyesi ...'ın yönetim kurulu üyesi ...'ın ibrasında oy kullandığı; yönetim kurulu üyesi ...'nün ibrasına ilişkin oylamada 240.000 olumsuz oya karşılık 560.000 olumlu oy kullanılmış olup, buna göre yönetim kurulu üyeleri ... ve ...'ın yönetim kurulu üyesi ...'nün ibrasında oy kullandığı anlaşılmaktadır.
Yönetim kurulu üyesi ...'ın ibrasında oy hakkı olmayan ...'ın 240.000 adet oyu; Yönetim kurulu üyesi ...'ın ibrasında oy hakkı olmayan ...'ın 312.000 adet oyu; Yönetim kurulu üyesi ...'nün ibrasında oy hakkı olmayan ... ve ...'ın toplam 552.000 adet oyu; olumlu oylardan düşüldüğünde kalan 8.000 adet oy ibra için gerekli nisabı sağlamamaktadır. Kanuna aykırı nisap ile alınan ibraya ilişkin kararı yok hükmünde olup, ilk derece mahkemesince bu kararın iptaline karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. ... A.Ş.’nin █████/2017 tarihinde yapılan 2016 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağının; 7. Maddesi 2016 ve geçmiş yıllar karının dağıtımına ilişkindir.Yapılan oylamada 2016 yılında kar olmadığından kar dağıtımı yapılmamasına, geçmiş yıllar karından 935.000,00 TL'nin █████/2018 tarihine kadar ortaklara dağıtılmasına davacının 240.000 adet olumsuz oyuna karşılık 560.000 olumlu oy ile oy çokluğuyla karar verilmiştir.Davacı vekilince, geçmiş yıllar karının şirketin sermayesinin 5.5 katına ulaştığı ve karın dağıtılmaması için kanuni şartların bulunmadığı iddiasıyla 7 nolu genel kurul kararının iptali talep edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 507/1. Maddesine göre, her pay sahibi, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış net dönem kârına, payı oranında katılma hakkını haizdir. TTK'nın 408/2-d maddesine göre ise, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil, kullanılmasına dair kararların alınması şirket genel kurulunun münhasır yetkileri arasındadır. TTK'nın 523/1. Maddesinde, kanuni ve esas sözleşmede öngörülen isteğe bağlı yedek akçeler ayrılmadıkça pay sahiplerine dağıtılacak kâr payının belirlenemeyeceği; ikinci fıkrada ise genel kurulun, aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekliyse, bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa, Kanunda ve esas sözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına da karar verebileceği düzenlenmiştir.Davalı şirket ana sözleşmesinin “Karın Tespit ve Dağıtımı” başlıklı 14. Maddesi, "Şirketin genel masrafları ile muhtelif amortisman bedelleri gibi şirketçe ödenmesi gibi veya ayrılması zorunlu olan miktar hesap yılı sonunda tespit edilen gelirlerden indirildikten sonra geriye kalan miktar safi karı teşkil eder. Bu suretle meydana gelecek kardan kurumlar vergisi kesildikten sonra %5 kanuni ihtiyat akçesi ayrılır ve kalandan itfa edilmemiş hisse senetlerinin bedelleri ödenen kısma %5 oranında birinci temettü verilmesine yetecek miktar çıkarılır. Kalan %5 kar payı ayrılır.Geri kalan kısım genel kurulun tespit edeceği şekil ve surette dağıtılır. Kurucular ve yönetim kurulu üyeleriyle memur ve hizmetlilere ayrılacak miktarlar ikinci temettü hissesi olarak hissedarlara dağıtılması kararlaştırılan ve kara iştirak eden kuruluşlara dağıtılan paradan Türk Ticaret kanunun 466.maddesinin 2.fıkrasının 3 numaralı bendi gereğince %10 kesilerek adi ihtiyat akçesine eklenir." şeklindedir. Dairemizin kaldırma kararından önce bilirkişi heyeti tarafından, şirketin 31.12.2016 tarihli bilançosunda görüldüğü şekli ile sermayenin 5,24 katına ulaşan öz varlık tutarı ve geçmiş yıllar zararları ile dönem net zararı düşüldükten sonra kalan dağıtılabilir kar tutarının çok küçük bir kısmının dağıtılmasına karar verildiği ifade edilmiştir.Kâr payının dağıtılıp dağıtılmaması hususu genel kurulun yetkisinde olmakla birlikte bu yetkinin Kanundaki sınırlara uygun olarak kullanılması gerekir. Zira ticaret şirketlerinin asıl amacı kar edip, ortaklarına dağıtmaktır.Bu halde, kanuni ve ihtiyari yedek akçeler dağıtıldıktan sonra, kar payı dağıtılmamasına karar verilebilmesi için TTK'nın 523/2. Maddesinde düzenlendiği şekliyle şirket aktiflerinin yeniden sağlanabilmesi için gereklilik bulunması veya bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı(istikrarlı) kâr payı dağıtımı yönünden haklılık bulunması şarttır. Her ne kadar bilirkişilerce 2016 yılı hazır değerler toplamının 539.600,00 TL olduğu görüldüğünden, şirketin likit varlığının daha yüksek miktarlarda kar dağıtımı yapılmasına olanak tanımadığı belirtilmiş ise de, davacı tarafça, şirketin █████/2016 tarihli 2015 yılına ait genel kurulunun 7 nolu karın 935.000,00 TL'sinin dağıtılmasına ilişkin kararın iptali için dava açılmış ve 935.000,00 TL’nin üzerinde kâr dağıtımı yapılmamasına ilişkin kısımların iptaline karar verilmiş ve bu karar Yargıtay 11.HD'nin █████/2022 tarih ve █████████ E. - ████████ K. Sayılı kararı ile onanmış olduğu nazara alındığında ilk derece mahkemesince dava konusu 7 nolu genel kurul kararının geçmiş yıllar karının dağıtılmamasına ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerekirken bu istemin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.... A.Ş.’nin █████/2017 tarihinde yapılan 2016 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağının; 8. Maddesi yönetim kurulu üyelerine ödenecek ücrete ilişkin olup, yapılan oylama sonunda yönetim kurulu üyelerinin ücretlerinin bir önceki dönem için kararlaştırıldığı gibi devam etmesine davacının 240.000 olumsuz oyuna karşılık 560.000 olumlu oy ile oy çokluğuyla karar verilmiştir.Davacı vekilince, yönetim kurulu üyelerine ödenecek ücretin fahiş ve örtülü kazanç aktarımı niteliğinde olduğundan bahisle 8 nolu genel kurul kararının iptali talep edilmiştir.TTK'nın 394/1. Maddesinde, yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebileceği düzenlenmiştir.TTK'nın 408/2-b maddesine göre de, yönetim kurulu üyelerinin seçimi, süreleri, ücretleri ile huzur hakkı, ikramiye ve prim gibi haklarının belirlenmesi, ibraları hakkında karar verilmesi ve görevden alınmaları genel kurulun münhasır yetkilerindendir.Yönetim kurulu üyeleri için belirlenen ücretin miktarı şirketin mali yapısı, şirketin bu yöndeki uygulaması, yönetim kurulunun bu iş için harcadığı emek ve mesai ile orantılı olmalıdır.Yönetim kurulu üyeleri için belirlenen ücretlerin fahiş olup olmadığı değerlendirilirken genel kurulun yapıldığı dönemde şirketin ortaklık yapısı, finansal durumu, şirketin geçmiş uygulamaları, ortaklık yapısı ve mali durum açısından davacı şirketle aynı-benzer durumda bulunan şirketlerin yöneticilerinin aldığı emsal ücretler göz önünde bulundurulup karşılaştırılmak suretiyle yönetim kurulunun harcadığı emek ve mesai ile orantılı, pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki kârdan pay alma haklarını da ihlal etmeyecek şekilde tespiti gerekmektedir. Dairemizin kaldırma kararından önce alınan raporda bilirkişi heyeti tarafından, şirket finansal tablolan incelendiğinde, geçmiş yıllar ile cari dönem zararları mahsup edildikten sonra, geçmiş yıllar karı ile olağanüstü sermaye yedeklerinden kalan bakiyenin çok cüzi bir kısmının dağıtımının yapılmasına karar verildiği, şirketin dosya içeriğindeki mali tabloları, dağıtılmasına karar verilen kar miktarı ve yönetim kurulu üyelerine ödenecek ücret ve huzur haklarının yüksekliği dikkate alındığında, şirket ortaklarının kar payı alma haklarının zayıfladığı ve menfaatlerinin zedelendiği, davalı şirket muhasebe yetkililerinden, daha önce yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı veya ücret ödemesi yapılmadığı bilgisi alınmış olmakla, davacı yanın yönetimden çıkarıldığı tarihten sonra (2015 yılı) yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ve yüksek miktarda ücret ödemesi yapılmasına karar verilmesinin, mevcut yönetim kurulu üyelerine sağlanan fayda ile birlikte şirket ortakları arasındaki dengenin bozulduğu, bu durumun, aynı zamanda yönetim kurulu üyesi sıfatını taşıyan şirket ortakları yönünden örtülü kar aktarılması anlamına geleceği değerlendirilmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra alınan bilirkişi heyeti raporunda da, pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyesi bakımından da alınan kararın kanundaki yönetim kurulu üyelerine tanınacak mali haklara ilişkin hükümlere aykırılık teşkil edeceği ifade edilmiştir. Mevcut yönetim kurulu üyelerine sağlanan fayda ile birlikte şirket ortakları arasındaki dengenin bozulması, bu durumun yönetim kurulu üyesi sıfatını taşıyan şirket ortakları yönünden örtülü kar aktarılması niteliğinde olması nedeniyle ilk derece mahkemesince 8 nolu genel kurul kararının iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak, 2015 yılına ilişkin genel kurul kararı iptali istemli davada yönetim kurulu üyelerine ödenecek huzur hakkı ile ilgili olarak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin █████/2019 Tarih ve █████████ E -█████████ K. Sayılı kararı ile, paydaş olmayan yönetici bakımından örtülü kar dağıtımı sözkonusu olmayacağından paydaş YK üyeleri için verilen iptal kararı yerinde ise de YK üyesi ...'ye takdir edilen 25.000-TL aylık ücret bakımından da iptal kararı verilmesi yerinde görülmemiştir, şeklende karar verilmiş ve bu karar yukarıda anılan Yargıtay kararı ile onanmıştır. Dava konusu genel kurulda da 2015 yılında kararlaştırılan ücretlerin devamına karar verilmiş olup bu haliyle ortak olmayan yönetim kurulu üyesi ... yönünden 8 nolu genel kurul kararının iptaline karar verilmesi yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince verilen karar isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE, 2-Davalı şirketin █████/2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 6, 7(geçmiş yıllar karından 935.000,00 TL'nin üzerinde kâr dağıtımı yapılmamasına ilişkin kısımların dağıtılmamasına ilişkin kısmının) ve 8(yönetim kurulu üyeleri ... ve ... yönünden) gündem numaralı kararlarının İPTALİNE,3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-₺ harçtan peşin alınan 31,40-₺ harcın mahsubu ile bakiye 396,20-₺ karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafından yapılan 21.300,00-₺ bilirkişi ücreti, 265,00-₺ tebligat posta gideri olmak üzere toplam 21.565,00-₺ ile 67,40-₺ harç gideri olmak üzere toplam 21.632,40-₺ yargılama giderinin kabul ve ret durumuna göre 10.816,40 -₺ kısmının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca davacı vekili lehine takdir olunan 30.000,00-₺ maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,6-Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca davalı vekili lehine takdir olunan 30.000,00-₺ maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davalıya verilmesine,7-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde HMK 333 maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı ve davalı vekillerince yatırılan istinaf karar harçlarının istemleri halinde kendilerine ayrı ayrı iadesine,b-Her iki tarafın istinaf başvurusunun kabul edilmesi nedeniyle davacının istinaf aşamasında payına düşenin üzerinde yaptığı posta ve tebligat gideri 215,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tarafların yaptığı diğer masrafların kendi üzerilerinde bırakılmasına,9-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!