Anahtar kelimeler: Konusuitirazın Özetidavacı Satımdan İştigal Uymak İthalat Hesaptan Toptan İhracat Perakende

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:████████
KARAR NO:█████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2021
NUMARASI:█████████ E. - █████████ K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin yürürlükteki her türlü ithalat rejimine uymak kaydı ile ithalat, ihracat ve yurt içi toptan ve perakende ticaret işi ile iştigal ettiğini, davalıya cari hesaptan kaynaklı olarak 12.890,28 TL tutarında malzemeleri teslim ettiğini, fatura muhteviyatlarının teslim edildiğine dair irsaliyeleri ibraz ettiklerini, davalının açık hesaba ilişkin kalan 12.890,28 TL'yi ödemediğini, alacağın tahsili için davalı aleyhinde icra takibinin başlatıldığını, davalının borcu olmadığı iddiası ile itiraz ederek, takibi durdurduğunu, itirazın haksız olduğunu iddia ederek , itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; Müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu olmadığını, ticari defter incelemeleri ile müvekkilinin borcu olmadığının ortaya çıkacağını, davacının müvekkiline faturalara konu malları teslim aldığını ancak konu olan faturalara ilişkin ödemelerin kredi kartı ile ödendiğini, aralarındaki ticari ilişkiye istinaden ödenmeyen tek fatura bedeli içinde iade faturası kesildiği ve hesapların incelenmesi neticesinde borçlarının olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... icra dosyasının, BA, BS kayıtlarının, banka yazı cevaplarının, davalı çalışan kayıtlarının celp edildiği, sevk irsaliyesinin mahkeme kasasına alındığı, dosyada delillerin toplandığı, alacak isteminin satım ilişkisinden kaynaklı para alacağına ilişkin olduğundan icra dairesinin yetkisine itirazın yerinde görülmediği, dosya kapsamında farklı mali müşavir bilirkişi raporların alındığı, alınan son raporun denetime elverişli olduğu, davacı ve davalının 2010-2011-2012-2013-2014-2015-2016-2017-2018 yıllarına ilişkin ticari defter ve belgelerin incelendiği, tarafların ticari defter ve belgelerinin lehlerine delil niteliğinde olduğu, takibe ve cari hesaba konu faturaların ticari deftere işlenip işlenmediğinin irdelendiği, takibe ve cari hesaba konu 6 adet faturanın tarafların ticari defter ve belgelerine işlendiği, davacı tarafın 22.10.2015 tarihli ... ve .... nolu iki adet faturasının davalı defterine işlendiği, davalı tarafın ... nolu fatura için 07.11.2015 tarihli iade faturası düzenlediği , iade faturasının davacının ticari defter ve belgelerine işlenmediği, teslim eden teslim alan kısımlarının imzalı olmadığı, tarafların 2010 yılından itibaren cari hesap ekstrelerinin incelendiği, davalı tarafın cevap dilekçesindeki üç adet kredi kartı sliplerinin ödeme olarak davacı taraf kayıtlarına işlediği, davacının ve davalının ihtilafa konu kayıtlarının karşılaştırılmalı incelenmesi neticesinde, uyuşmazlığın konusunun 1.12.2015 tarihli, 11.914,70 TL tutarlı kayıt, 210,21 TL tutarlı iade cari kayıt, 350,89 TL ... nolu faturanın iadesine ilişkin kayıt, 354, 12 TL tutarlı cari hesap küsürat farkına ilişkin kayıtlarından kaynaklandığı, davacının icra takip talebinin 12.890,28 TL olduğu, 01.12.2015 tarihli kaydın dayanağının davacı tarafça 30.09.2015 tarihli sevk irsaliyesi olarak belirtildiği, sevk irsaliyesinin aslının ibraz edildiği, bu irsaliyenin davacının İzmir/ Gaziemir şubesine ilişkin olduğu, sevk irsaliyesinde ... isminin bulunduğu, bu kişiye ilişkin davalının İstanbul da bulunan ... kurumlarından çalışan araştırmasının yapıldığı, cevabın olumsuz olduğu, ancak her iki tarafın ticari defter ve belgelerinde kayıtlı olup ihtilafa konu da olmayan 26.10.2015 tarihli 4.605,19 TL bedelli sevk irsaliyesinde de ...'in isim ve imzasının olduğu, her iki sevk irsaliyesi tarihi, içeriği, dosya kapsamındaki beyanlar da dikkate alınarak, davacı tarafın bu alacak miktarını talep edebileceğinin değerlendirildiği, davacının sevk irsaliyesi ile gönderilen ve tarafların defterinde kayıtlı .... nolu faturaya ilişkin 350,89 TL'yi de mal teslimi ispatlandığı için talep edebileceği, 210,21 TL'ninde .. nolu faturaya ilişkin iade faturası olarak kesildiğinin dosya kapsamında anlaşıldığı, ancak bu faturaya konu malların teslim edildiği, iade faturasının yerinde olmadığı, bu nedenle bu üç alacak kaleminin talep edilebileceği değerlendirilerek, her ne kadar alacak faturaya dayanmış ise de dosya kapsamında farklı mali müşavir bilirkişilerinden rapor alınmış olduğu, alacağın likit olmadığı yargılamayı gerektirmesi nedeniyle icra inkar tazminat talebinin yerinde olmadığı, kötüniyet tazminat talebine ilişkin yasal şartların oluşmadığından..." gerekçesiyle davalının ... Sayılı esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen kabulü ile takibin 12.475,80 TL asıl alacak üzerinden devamına, devamına karar verilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 9,75 oranında reeskont avans yıllık faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin itirazın iptali isteminin reddine, alacak likit olmadığından yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine, davanın reddedilen bölümü yönünden davacının kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,karar verilmiştir.Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, katılma yolu ile istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davanın kısmen reddine ilişkin kısmı haricinde ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, takipte 12.890,28 TL asıl alacak talep edildiğini, mahkemenin 414.58, TL'lik kısmını reddederek kısmen kabul kararı verdiğini ve icra inkâr talebinin reddedildiğini, ret kısmının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın tamamen kabulü ile icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dört adet bilirkişi raporunun tamamen tersi yönünde karar verildiğini, resmi kurum yazılarının dikkate alınmadığını, karara esas olan 11.914,70 TL tutarlı fatura çerçevesinde müvekkili şirketin davacıya borçlu olduğuna dair raporun hiçbirinde tespit bulunmadığını, 11.914,70 TL tutarlı faturaya yönelik sevk irsaliyesinde adı geçen şahsın müvekkili şirkette çalışıp çalışmadığına yönelik herhangi bir talep olmaksızın mahkemece ... kurumuna müzekkere yazıldığını, davacının bu konuda herhangi bir talebinin olmadığını, mahkeme tarafından sevk irsaliyesindeki isim ile başka bir irsaliyede geçen ismin aynı isim olduğu şeklinde gerekçe kurarak tarafların ticari defterlerini incelemek suretiyle rapor hazırlayan 4 adet raporlarını ve ... kayıtlarını yok saydığını hatta konuya ilişkin beyanda bulunmakta taraflarına süre dahi verilmediğini, taraflar arasında ihtilaf olmayan bir sevk irsaliyesindeki ismin düzenlenen diğer tüm fatura ve sevk irsaliyeleri üzerine herhangi bir kişi tarafından yazılması halinde şirketlerin ticari defter tutmasına dahi gerek bulunmadığı, hukuka uygun tebligat yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı, bilirkişi incelemesine gerek olmadığı ve hatta bu işlem karşısında resmi kurum cevabı yazılarının dahi bir öneminin bulunmadığı, ihtilafsız irsaliyedeki ismin diğer tüm sevk irsaliyelerine yazılması halinde başka bir incelemeye gerek olmaksızın alacak iddiasının tamamen ispat edileceği yönünde evrensel hukuk kurallarına sonuç doğduğunu, taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak ... Müdürlüğüne müzekkere yazıldığını, Gelir İdaresine tek bir müzekkere yazılmadığını, 11.914,70 TL fatura ve irsaliyenin icra takibine konu edilmediğini belirterek, kararın kaldırılmasına, davanın reddine, kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari satım ilişkisinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık davacının takip konusu etmiş olduğu alacak iddiasının ispatlanıp ispatlanamadığı, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı ile davacı yararına icra inkâr tazminatına karar verilmemiş olmasının isabetli olup olmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, davalı şirket tarafından davacı şirkete ticari satım konusu edilen faturaların düzenlenmiş olduğu, çok sayıda faturanın yer aldığı, davacının davalı hakkında ... sayılı dosyasında 12.890,28 TL asıl alacağın tahsili amacı ile 24.01.2017 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, icra takibine karşı davalı tarafça itiraz edildiği, davacı şirket tarafından İİK'nın 67. maddesi gereğince iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır.Tarafların delillerini ibrazı ve ilgili delillerin dosya içerisine celbi sonrasında bilirkişi incelemeleri gerçekleştirilmiştir.17.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacı tarafından ibraz edilen 2010-2011-2012-2013-2014-2015-2016-2017-2018 ve 2019 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun bir şekilde açılış kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, ticari defter kayıtlarının birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, ticari defterlerinin davacı lehine delil niteliğinin mahkemenin takdirinde olduğu, davalı tarafından ibraz edilen 2010-2011-2012-2013-2014-2015-2016 ve2017 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun bir şekilde açılış kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, ticari defter kayıtlarının birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, ticari defterlerinin davalı lehine delil niteliğinin mahkemenin takdirinde olduğu, davacı tarafın 1 Ekim-30 Eylül arasında yer alan özel hesap dönemine tabi olduğu, davacı firmanın dava konusu 12.890,28 TI. tutarı 128 şüpheli alacaklar hesabında takip ettiği, davacı tarafından gerçekleşen tüm ticari işlemleri takip ettikleri bir cari kart sunamadıkları ve bu sebeple alacaklı olduklarını ispatlayamadıklarını, ödenmediği belirtilen faturaların davalı kayıtlarına işlenmiş olduğu, fatura tutarlarının davalıya ait olan faturalar olup olmadığının anlaşılamadığı, davalı ticari defterlerinde davacıya ait borç bakiyesinin bulunmadığı belirtilmiştir.Davacı vekili tarafından rapora karşı itiraz dilekçesinde; müvekkili şirketin cari kart sunulamadığından bahisle alacağının ispatlanmadığı yönünde hatalı ve eksik değerlendirme ile rapor tanzim edilmiş ise de dosyadaki deliller ve ticari defter kayıtlarının usulünce incelendiğinde alacağın ispatlanacağını, müvekkili ile davalı şirket arasında süre gelmekte olan ticari ilişki çerçevesinde müvekkili tarafından davalıya bir takım ürünlerin satıldığını, bu kapsamda faturalar düzenlendiğini, faturalar ile de sabit olduğu üzere ürünlerin davalı borçluya teslim edildiğini, icra takibine konu borcu oluşturan fatura örneklerini dosyada olduğunu belirterek, raporun hükme esas alınmamasını ve yeni bir bilirkişiden rapor alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili tarafından rapora beyan dilekçesinde; rapor sonucunda müvekkilinin borcu bulunmadığının tespit edildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir 30.04.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda; davalı firmanın sunmuş olduğu hesap özetinde; davacı tarafından alacaklı olduğu belirtilen fatura bedellerinin farklı tarihlerde gerek nakit, gerekse kredi kartı ödemeleriyle yapıldığı, davacı tarafından kesilen faturaya; davalı tarafından 07.01.2016 tarihinde fatura ile 210,21 TL olarak iade faturası kesildiği, davacı tarafından bilirkişi raporuna itiraz edildiği, gerçekleşen tüm ticari işlemleri takip ettikleri bir cari kart sunamadıkları ve bu sebeple alacaklı olduklarını ispatlayamadıklarını, 17.02.2020 tarihli raporda, ödenmediği belirtilen faturaların davalı kayıtlarına işlenmiş olduğu, fatura tutarlarının davalıya ait olan faturalar olup olmadığının anlaşılamadığı belirtilmiştir.04.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı ve davalıya ait ticari defterlerin delil niteliği taşıdığı, icra takibine konu cari hesaba ilişkin 6 adet faturanın taraf defterlerine işlendiği, faturalar üzerinde mal - hizmet miktar ve birim fiyatı bilgilerinin yazıldığı, e-fatura olduğu, teslim alan ve teslim eden kısımlarının olmadığı, 6 adet faturanın toplam KDV dahil 13.300,65 TL olduğu, sevk irsaliyesinin bulunduğu, davalının faturaları ödediğine dair üç adet kredi kartı silipi sunduğu, iki adet kredi kartı silipinin 50.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL olduğu, ticari defter kayıtlarına işlendiği, 25.12.2015 silipin 16.869,31 TL tutarlı olduğu, 25.12.2015 tarihinde defter ve kayıtlara işlendiği, söz konusu ödemeler düşüldükten sonra davacı tarafın 201,87 TL alacağının kaldığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarının birbirini teyit etmediği, mutabakatsızlıklar sergilediği, 28.12.2020 tarihle e-postada 2015 yılında davalı şirketin ...Mağazasında cari hesap dahi kullanıldığı, bahsedilen kaydın diğer caride kalan bakiyenin iletilen cariye virman kaydı olduğu, söz konusu virman kaydı ile ...Mağaza cari hesap bakiyesinin sıfırlanmış olduğunun belirtildiği,, 01.12.2015 tarihli 11.915,70 TL tutarlı kaydın davacı defterlerinde yer aldığı, davalı tarafta yer almadığı, cari hesap ekstresinin dayanak belgeleri ile ispat edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Davacı vekili rapora itiraz dilekçesinde; raporda defter ve kayıtlarda yer alan 01.12.2015 tarihli 11.914,70 TL alacak kaydının dikkate alınmadığını, hatalı ve eksik değerlendirildiğini, müvekkilinin alacak tutarının tespit edilemediğini, cari hesap ekstresinde yer aldığı üzere 27.11.2015 tarihinde şirketin 130.553,03 TL alacaklı olduğunun çok açık şekilde gözüktüğünü belirterek raporun hükme esas alınmamasını yeniden rapor alınmasını talep etmiştir. 01.03.2021 tarihli ek raporda; itirazlar değerlendirildiğinde kök rapordaki sonuç ve kanaati değiştirecek bir belgenin ve durumun olmadığı belirtilmiştir.Davacı vekili itiraz dilekçesindeki ekli olan fatura ve sevk irsaliyesi dikkate alınmadan rapor düzenlendiğini, 01.12.2015 tarihli 11.914,70 TL tutarlı işlemin dayanağının 30.09.2015 tarihli 12.372,23 TL tutarlı fatura ve faturanın davalı yana teslim edildiğine dair sevk irsaliyesinin dosyaya ibraz edildiğini, ilgili sevk irsaliyesi incelendiğinde ürünlerin ...'e teslim edildiğinin sabit olduğunu belirterek dosyanın yeni bir bilirkişiye tevdi edilmesini ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, ...'ya müzekkere yazılmıştır. Dosya kapsamı ve müzekkere cevaplarından, irsaliyenin ... Şubesine ilişkin olduğu, sevk irsaliyesinde ... isminin bulunduğu, ihtilafa konu olmayan 26.10.2015 tarihli sevk irsaliyesinde de ... isim ve imzasının olduğu belirtilerek davanın kısmen kabulüne dair yukarıdaki gibi hüküm tesis edilmiş ve icra inkar tazminat talebi ise reddedilmiştir.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı ve süreklilik arz ettiği cari hesap şeklinde çalışmış oldukları tartışmasızdır. Davacının talebine konu etmiş olduğu takip konusu 12.890,28 TL tutarlı alacak faturadan kaynaklanan açık hesap alacağıdır. Davacı vekili tarafından ek bilirkişi raporuna karşı 01.03.2021 havale tarihli dilekçesine ekli olarak takibe konu edilen 30.09.2019 tarihli KDV dâhil toplam 12.372,23 TL tutarlı dana döş ürününe ait e-faturayı ve söz konusu faturaya dair sevk irsaliye örneğini ibraz etmiştir. Davalı vekili tarafından her ne kadar davacı talebi olmaksızın ...'ya yazı yazılmasının isabetli olmadığı iddia edilmiş ise de davacı vekili tarafından ek rapora itiraz dilekçesinde alacağa esas olan e-fatura ve sevk irsaliyesi ibraz edilmiştir. Sevk irsaliyesinde teslim alan kısmında yer alan gerçek kişinin denetlenmesi amacıyla yazı yazılmıştır. HMK'nın 31.maddesinde düzenlenen aydınlatma yükümlülüğü dikkate alındığında, resen yazı yazıldığına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtların usulüne uygun olarak tutulduğu anlaşılmakla beraber defter kayıtların da mutabakatsızlığın mevcut olduğu belirlenmiştir. HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, davacı şirketin takip konusu yapmış olduğu alacağının mevcudiyeti dosyaya ibraz edilen fatura ve sevk irsaliyeleri ile ispatlanmış olduğundan, davalı vekilinin aksine iddiaları yerinde görülmemiştir. Diğer taraftan, fazla alacak iddiası ispatlanmamış olduğundan fazla talebinin reddinde bir isabetsizlik görülmemiş, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedeninin reddi gerekmiştir. Ancak alacak faturadan kaynaklanan açık hesap alacağı olduğundan ve taraflarca bilenebilir ve likit olduğu dikkate alınmaksızın mahkeme tarafından İİK'nın 67/2. maddesine aykırı olarak farklı mali müşavir bilirkişilerinden rapor alındığı ve alacağın likit olmadığı gerekçesiyle icra inkâr tazminatı talebinin reddi usul ve yasaya uygun görülmemiş, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün bu bakımdan düzeltilmesi gerekmiştir.Davanın reddedilen kısmı bakımından davacının icra takibine girişmekte kötü niyeti sabit görülmediğinden, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddi gerekmiştir. İlk derece mahkemesi kararında temerrüt faiziyle ilgili belirsizlik, davacının faizin orarına yönelik açık bir istinafının olmadığı da dikkate alınarak, resen düzeltilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile icra inkâr tazminatı yönünden düzeltilmek üzere ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davalının, ... sayılı ilamsız icra takibine yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 12.475,80 TL asıl alacak üzerinden devamına, devamına karar verilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 2/2.maddesi uyarınca avans esasına göre ve % 9,75 oranını geçmemek üzere temerrüt faizi uygulanmasına,Fazlaya ilişkin itirazın iptali isteminin reddine, 2-Likit alacağa yönelik haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2 maddesi gereğince, takdiren %20 oranında hesaplanan 2.495,16 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Davanın reddedilen bölümü yönünden, davacının icra takibine girişmekte kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 4- Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 852,22 TL karar harcından, mahkeme veznesine peşin yatırılan 220,14 TL harcın mahsubu ile bakiye 632,08 TL karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL başvurma harcı ve 220,14 TL peşin harç giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,6-Davacı tarafından harç dışında yapılan toplam 1.956,50 TL yargılama giderinin, kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.893,50 TL'lik bölümünün davalıdan alınıp davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,7-Davalı tarafından dosyada yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, iş bu hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 12.475,80 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 9-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, iş bu hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan red edilen miktar üzerinden belirlenen 414,48‬ TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,10-Taraflarca yatırılan delil ve gider avanslarının bakiyelerinin, HMK'nın 333. maddesi uyarınca, yatıran taraflara,11-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,c-Davacı tarafça sarf edilen 220,70 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 78,50 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 299,20 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,12-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,13-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 03.07.2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!