Anahtar kelimeler: Konusuşirket Özetidavacı Dile Kayyum Rahatsızlıklarını Atanması Öncesinde Kurul Olağan Anadolu

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:████████
KARAR NO:█████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2021
NUMARASI:████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU:Şirket Genel Kurul Kararının İptali
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali ve davalı şirkete kayyum atanması davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 17.09.2020 tarihinde olağan genel kurulunu gerçekleştirdiğini, bu genel kurul öncesinde müvekkilinin bazı rahatsızlıklarını diğer ortaklarına karşı dile getirmesi üzerine özellikle genel kurul konulan kötü niyetli olarak belirlendiğini, genel kurul yapıldığını, davalı şirketin 3 ortak olarak kurulduğunu, devam ettiğini, ancak diğer iki ortağığn akraba olup işleyiş sürecinde bir takım usulsüzlükler yaptıklarını, bu usulsüzlüklerin, özellikle dosyaya sunulan belgeler ve ticari defterleri ile şirket banka hesapları, ortakların banka hesapları ve eşleri ile çocukları adına olan banka hesap ve dökümleri incelendiğinde açıkça ortaya çıkacağını, müvekkilinin bu yöndeki rahatsızlığı dile getirince diğer ortaklar ... ve ... mali müşavirleri ile birlikte bu genel kurul gündemini belirlediğini, ikisinin akraba olmaları sebebi ile bir olup ortak hareket ettiklerini, 26.07.2019 tarihinde yapılan genel kurulla, müvekkiline karşı karar alınması konusunda anlaşıp BK. 19-20 T.M.K. 2-3 maddeleri ve T.T.K m. 381- 536 maddelerini ihlal ettiklerini, yapılmış olan 26.07.2019 tarihli bu genel kurulun iptali için İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E sayılı dosyası nezdinde dava açıldığını, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine ... ve ... tekrar 17.09.2020 tarihli bu genel kurulu yaparak aynı kararları aldırdıklarını, bu bağlamda genel kurul kararı şekli olarak geçerli olsa bile konusu itibariyle Borçlar Kanunu (BK) m. 19 ve 20 hükümlerine aykırı ise alınan kararın butlanla sakatlandığını, kararın sonuçlarını meydana getirmesi kesin olarak elverişsi, 0 oluşturulmuş bir fikir beyanı, kişilik haklarına aykırılık oluşturduğunu, olayda şahısların akraba olup aralarında anlaşma olduğunu, sırf müvekkilinin aleyhine sonuç meydana getirmesi için "gizli oy anlaşması" yapıp karar ihdas ettiklerini, alınan kararlarda şirketin ve ortaklığın çıkarlarının düşünülmediğini, sırf müvekkilinin aleyhine sonuç elde etmek üzerine kararlar alındığını, dolayısıyla bu şekilde belli yönde sonuç alındığını, bir karar da BK. m. 19 ve 20 denetime tabi olarak butlanla sakatlanmış olacağını, ortaklardan ... ve ...'ın akraba olup önceden ortak hareket ettiğini, müvekkilini zarara uğratmak adına anlaştıklarını, genel kurulda yasalara aykırı olarak hisse çoğunluğunu kullanarak bu yönde karar aldıklarını, TTK. m. 381 hükmü, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali için düzenlendiğini, buna göre, kanuna, esas sözleşmeye ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı karar verilmişse, ilgili kişiler iptalini isteyebileceklerini, Limited şirket genel kurul kararları için de TTK. m. 536/1V hükmü, anonim şirketler için uygulanan TTK. m. 381 hükmüne atıf yaparak, iptali düzenlediğini, alınan kararın kamu düzenini ilgilendirmeyen, ortakların rızaları ile değişikliğe uğratılabilecek hükümlere aykırı ise, kanuna aykırılıktan, esas sözleşmeye aykırı ise esas sözleşmeye aykırılıktan ve çoğunluğun azınlığı ezmeye ve haklarını ihlal etmeye yönelik ise afaki iyi niyet esaslarına aykırılıktan karar tarihinden itibaren üç ay içinde ortaklar veya müdürlerin dava açabileceğini, şirket içi işleyiş olarak müvekkilinin montajdan, montaj ekibinden, araçlardan ve montajcıların kılık kıyafetinden sorumlu olduğunu, ...'ın ise imalattan sorumlu olduğunu, ofis, showroom, alınan siparişleri ve keşif özetlerini şirkette bilgisayar kayıtlarına işlediğini, gelir ve giderleri kayıtlara işlediğini, fatura kesip ve ödemeleri yapacağını, diğer ortak ...'ın ise pazarlama departmanını yönetip müşterilerden işleri aldığını, ...'a bilgileri verdiğini, fatura bilgilerini ve keşif özetlerini ...'a verip birlikte aynı zamanda muhasebe işlerini takip ettiklerini, tüm iş alımları, fiyatlar, keşif özetleri ve işlerin kaç paraya yapıldığı ,iş bedelleri ve tüm muhasebe kayıtlarının ... ve ... tarafından takip edildiğini, gelinen süreçte müvekkilinin bir takım şeylerden şüphelenip şüphelerini dile getirdiğinde müvekkiline karşı cephe aldıklarını, iki ortak bir olup kötü niyetli olarak müvekkilini zarara uğratacak şekilde afaki iyiniyet esaslarına aykırı olarak sadece müvekkili aleyhine müvekkilinin zararına sebebiyet verecek şekilde karar aldıklarını, 26.07.2019 tarihli Genel Kurulda ... ve ...'ın oy çokluğu ile alınmış olan kararların tamamının kötü niyetli olarak sırf müvekkilini zarara uğratmak adına BK. 19-20 T.M.K. 2-3 maddeleri ve TTK nu 381- 536 maddelerine aykırı olarak alındığını, 26.07.2019 tarihinden bu yana ise müvekkili şirketten uzaklaştırıldığını, şirkete girmesine izin verilmediğini, müvekkiline bu süre zarfında ortaklık payı adı altında veyahut başka bir isim altında hiçbir ödeme yapılmadığını, şirket işleyişi ile alakalı olarak kendisine hiçbir bilgi verilmediğini, yine bu sebeple sırf müvekkilinin bir yıl daha şirketten uzak tutmak adına 17.09.2020 tarihli bu Genel Kurul tertip edildiğini, yine iki ortağın gizli oy anlaşması yaparak bu genel kurulda da müvekkili aleyhine kararlar alındığını, bu sebeple de 17.09.2020 tarihli Genel Kurulda alınan kararların tamamının iptali gerektiğini, ayrıca bu süreçte davalı şirketin zarara uğramaması içinde tedbiren ve ivedi olarak şirkete kavvum atanması gerektiğini, yıllarca alınan işlerin gerçek alım bedellerinin müvekkilinden saklandığını, 2003 yılı ile 2019 yılları arasındaki tüm işlerde müvekkilinin zarara uğratılacak şekilde hareket edildiğini, hatta iki akraba ortağın aynı zamanda bu amaçla resmi kayıtlarına da alınan işleri ve iş bedellerini eksik aksettirerek aynı zamanda vergi de kaçırdığını, tüm bu işlemlerin müvekkilinden saklandığını, şahısların ve eşlerinin sürekli mal varlıkları artığını ve sefa içinde yaşadıkları halde müvekkilinin kıt kanaat kendisi için belirlenen maaşla geçinmek zorunda kaldığını, müvekkilinin bu durumu dile getirip hesapları incelemek istediğinde ise önce bir kısmı mahkemece iptal edilen 26.07.2019 tarihli genel kurul tertip edilip müvekkilinin yöneticilik hakkı ve bu yöneticilik sebebi ile kendisine ödenen maaş ve her ay ortak hesaptan kendisine yapılan ödemelerin kesildiğini, daha sonra bu durumu devam ettirmek adına ise bu sefer 17.09.2020 tarihli bu genel kurulun tertip edildiğini, ortak ve yöneticiler ... ve ...'ın usulsüzlükleri ve suç teşkil eden davranışları sebebi ile İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının ███████████ Soruşturma numaralı dosyası nezdinde haklarında şikayette ve suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın halen devam ettiğini, tüm resmi hesaplar diğer ortaklar ... ve ... tarafından tutulduğu ve tüm şirket hesaplarında şaibeli ve gerçeğe aykırı işlemler olduğu halde şahıslar aralarında anlaşarak müvekkilinin olumsuz oyuna rağmen genel kurul 5. gündem maddesi ile bir birlerini ibra ettiklerini, yine bu güne kadar tüm ortaklar yönetici olarak seçilip ve kendilerine aylık 5.500,00 TL maaş ile birlikte aylık artı 3.000,00 TL ortak hesaptan ödeme yapıldığını, bu ödemelerin her üç ortağa eşit şekilde yapılıp kararların alındığını, ancak akraba olan ... ve ...'ın anlaşarak Genel kurul gündem 7. Maddesi ile kendilerini yönetici müdür olarak atadığını, oy çokluğu ile önceden kendi aralarında anlaşarak ... ve ...'ın tekrar kendilerini şirket müdürü olarak seçip karar altına aldıklarını, bu karar ile birlikte gündemin 6. maddesi ile kendilerine kişi başı 6.000,00 TL maaş kararlaştırıldığını, şahısların haksız ve kötü niyetli olarak gündem 9. Maddesi ile müvekkilinin ortaklıktan çıkarılması için karar aldıklarını, yine 06.07.2019 tarihli genel kurul 12. Gündem maddesi ile şirket adına kayıtlı bulunan İstanbul ili. Ataşehir ilçesi, ... mevkii, ... ada, ... parsel ... pafta da kayıtlı bulunan ... m2 alanlı arsa üzerinde bulunan binanın ve taşınmazın 1.900.000,00 TL bedelle satışı için almış oldukları ve İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E sayılı ilamı ile iptal edilen hükmünü görmezden gelerek aynı şekilde yine 17.09.2020 tarihli genel kurulun 8. Gündem maddesi ile tekrar aynı şartlarda satışına karar verdiklerini, oysa daha önce aynı yönde almış oldukları kararın iptal edildiğini, fakat şahısların tekrar kötü niyetli olarak bu mahkemenin iptal kararını görmezden geldiğini, yine taşınmazın satışına karar verdiklerini, oysa bu taşınmaza biçilen değerin en az üç katı fiyata satılabilecek durumda olduğunu, taşınmazın rayiç değerinin en az 5.000.000,00 TL olduğu halde sırf müvekkilini ve şirketi zarara uğratmak amacı ile BK. 19-20 T.M.K. 2-3 maddeleri ve T.T.K m. 381- 536 maddeleri çiğnenerek kötü niyetli ve afaki iyi niyet esaslarına aykırı olarak bu genel kuruldaki kararlar alındığını, alınan kararların tamamının, hisse ve oy çokluğuna sahip olan ortaklar ... ve ...'ın önceden anlaşmak sureti (gizli oy anlaşması) ile müvekkilini sırf zarara uğratmak ve şirketten uzaklaştırmak adına alındığını, 17.09.2020 tarihli Olağan Genel Kurulda alınmış olan kararların tamamının yasaya aykırı olduğunu, iptali gerektiğini, ortaklardan ... ve ...'ın akraba olduğunu şirketin kuruluşundan bu yana müvekkili aleyhine faaliyette bulunularak alınan ve yapılan iş bedellerinin gerçeğe aykın olarak şirket kayıtlarına işlenip gerçek gelirlerin müvekkilinden saklandığını, kendilerinin sefa içinde yaşadığı halde müvekkilinin kendisine belirlenen maaşla geçinmeye zorlandığını, müvekkilinin bu durumu dile getirdiğinde ise kendisine karşı anlaşılarak ikinci defa bu genel kurulun tertip edildiğini, genel kurulda alınan tüm kararların sırf müvekkilini zarara uğratmak adına yasalara aykırı olarak kötü niyetli alındığını, alınan tüm kararların geçersiz olduğunu, bu nedenle iptali gerektiğini, şirket içi işleyiş incelendiğinde müvekkilimin endişelerini dile getirmiş olduğu tarihten itibaren kendisine ödenmesi gereken aylık maaş ve ödemelerin yapılmadığını, genel kurul ile de karar altına alınarak müdürlükten çıkarıldığını, maaşları ile ödemeleri kar payı ödemelerinin ortadan kaldırıldığını, bu sebepledir ki müvekkilinin ve şirketin daha fazla zarara uğratılmaması amacı ile tedbiren şirketi yönetmek üzere dava sürecinde işinin ehli bir kayyumun atanmasına, kayyum atanmaması durumunda şirketin içinin boşaltılarak müvekkilinin ve şirketin zarara uğratılacağını, Mayıs 2019 ayından bu yana müvekkiline bilgi verilmediğini, fabrika, şirket merkezi showroom ve şubelerin kilitleri dahi değiştirilerek müvekkili şirkete girişi engellendiğini, şirket ile ilgili müvekkiline hiçbir bilgi verilmediğini, müvekkilinin hiçbir hakkının ödenmediğini, ayrıca herhangi bir mali incelemeye karşı bu iki ortak tarafından şirkette tüm bilgi ve belgelerin ortadan kaldırılıp saklanıp yok edildiğini, gelinen süreçte bu genel kurul kararları sebebi ile sürecin müvekkili aleyhine işlediğini, müvekkilinin geri dönülmesi imkansız zararlara uğradığını, ayrıca şirket muhasebecisi ile anlaşılarak bir takım kanunsuz işler yapıldığını, gerçek işlemler ve satış bedelleri ile iş bedellerinin saklandığını ve resmi kayıtlara yansıtılmayarak müvekkilinden saklandığını, devletin zarara uğratıldığını, 2003 yılından bu yana tüm gerçek alış veriş miktarları ile kar miktarlarının müvekkilinden saklandığını, bilanço kar ve zarar hesapları ile faaliyet raporları hakkında gerekli ve geçerli açıklamaların yapılmadığını, mali raporların gerçek verilere dayanmadığını, tüm gerçek mali verilerin müvekkilinden saklanıp bu konuda savcılığa ilgili ortaklar hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, mali konularda alınmış olan ... ve ...'ın ibrasına ilişkin kararların yasaya aykırı olarak alındığını, iki ortağın en başından beri akraba olmaları sebebi ile ortaklaşa hareket edip genel kurulda da sırf müvekkili aleyhine karar alınmak üzere önceden anlaştıklarını, afaki ahlak kurallarına aykırı olarak kendilerini ibra ettiklerini, 17.09.2020 tarihli Genel Kurulda ... ve ...'ın oy çokluğu ile alınmış olan kararların tamamının kötü niyetli olarak sırf müvekkilini zarara uğratmak adına, BK. 19-20 T.M.K. 2-3 maddeleri ve T.T.K m. 381- 536 maddelerine aykırı olarak alındığını, bu sebeple 17.09.2020 tarihli Genel Kurulda alınan kararların tamamının iptali gerektiğini, müvekkilinin ve davalı şirketin zarara uğramaması adına 17.09.2020 tarihli Olağan Genel Kurulda alınmış olan kararların iptali için bu dava açılmak zorunda kalındığından öncelikle ve ivedi olarak, müvekkili ve ortağı bulunduğu davalı şirketin zarara uğratılmasını engellemek amacı ile tedbiren davalı şirketi dava süresince ve yeni genel kurul yapılıncaya kadar yönetmek üzere işinin ehli bir kayyum atanmasına, davalı şirketin 17.09.2020 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; ...., yaklaşık 30 yıldır pvc doğrama, panjur ve cam balkon sistemlerine ilişkin tüm üretimleri gerçekleştirerek montaj ekibi ile Türkiye'nin birçok bölgesinde hizmet verdiğini, 1994 yılında halihazırda şirketin hissedarı olan ...'ın babası ... ve ... tarafından kurulduğunu, iki ortaklı olarak kurulan şirketin başlangıçta çalışanı olan ... daha sonra şirket hisselerinin devri neticesinde şirket ortağı haline geldiğini, halihazırda şirketin ortakları davacı ... (%30), ... (%35) ve ... (%35)' olduğunu, şirket ortağı olmalarından itibaren 26.07.2019 tarihli bir önceki genel kurula değin davacı da dahil olmak üzere üç şirket ortağının yaklaşık 30 yıl boyunca sınırsız imza yetkilisi ve şirket müdürü olarak hareket ettiklerini, bu süreçte, fiili olarak ..., şirket merkezinden ayrı bir adreste bulunan showroomda pazarlama müdürü olarak müşteri ilişkilerinden ve ürün pazarlamasından sorumlu olarak görev aldığını, ... ise üretim müdürü olarak fabrikada profil ve aksesuarların üretim sürecinin yönetilmesinde görev aldığını, davacı ... ise uzun yıllar boyunca muhasebe kayıtlarının tutulması, satın alma işlemlerinin gerçekleştirilmesi ve ödemeler ile görevli olarak hareket ettiğini, davacı tarafından duyulan husumet nedeniyle, 17.09.2020 tarihli genel kurul kararlarının topyekün bir şekilde TBK 19-20, TMK 2-3 ve TTK'nın 381-536. maddelerine aykırı olduğu iddia edilmişse de, somut hiçbir veri veya olay dahi bulunmaksızın ileri sürülen bu hususların kabulünün mümkün olmadığını, genel kurul kararlarının hukuka uygun olarak alınmış olduğunu, davacının iddialarının gerçeği aykırı olduğunu, davacı tarafından 17.09.2020 tarihli dava konusu genel kurul gündeminin diğer iki ortak tarafından önceden belirlendiğini, 26.07.2019 tarihindeki genel kurul kararlarının tekrar alınarak kötüniyetli hareket edildiğini, kararların TBK 19-20, TMK 2-3 hükümlerine aykırılık teşkil ettiği iddia edildiğini, ancak, TTK'nın 413. maddesi gereğince gündem, genel kurulu toplantıya çağıran tarafından belirlendiğini, ayrıca, TTK'nın 409. maddesinde genel kurulların asgari gündemi belirlenmiş olduğunu, yapılan toplantıda bu hükme riayet edildiğini, kaldı ki, ortak sıfatı ile davacı tarafından usulüne uygun olarak iletilmesi halinde gündeme madde eklenmesinin de mümkün olduğunu, davacı tarafından bu yönde bir talep iletilmemiş olmakla birlikte işbu iddianın sebebinin anlaşılamadığını, ayrıca, davacı 26.07.2019 tarihli genel kurul kararlarının iptal davasına konu edilmiş olması sebebiyle aynı kararların yeniden kötüniyetli olarak alındığını iddia etmişse de bu hususun gerçeğe aykırı oluğunu, zira, dava konusu 17.09.2020 tarihli genel kurul 2019 yılına ilişkin olup, daha evvel yapılan 26.07.2019 tarihli genel kurul 2012-2018 yılları arasındaki döneme ilişkin olduğunu, dolayısıyla, aynı kararların tekrar edilmesi söz konusu olmadığını, şirketin kanunda öngörüldüğü şekilde her yıl yapılması gereken genel kurul toplantısının gereği yerine getirildiğini, kaldı ki, şirketlerin değişen koşullar karşısında yeniden ortakların iradesinin belirlenmesi için aynı gündem maddelerini tartışmaya açmasında dahi bir hukuka aykırılık söz konusu olmadığını, genel kurul gündeminin 3. ve 4. maddelerinde 2019 yılı faaliyet raporu ve finansal tablolarının oy çoğunluğu ile kabulüne karar verildiğini, müdürler kurulu faaliyet raporu ve finansal tabloların kabulünün ağırlaştırılmış bir nisabı gerektirmediğinden, oy çokluğu ile alınan kararın hukuka uygun olduğunu, somut hiçbir veriye veya olaya dayandırılamayan iddiaların reddi gerektiğini, finansal tablolara ilişkin olarak gündemin 4. maddesinde davacı yalnızca olumsuz oy vermekle yetinmiş olduğunu, muhalefet şerhini tutanağa geçirtmediğini, bulunan davacının dava hakkı dahi bulunmadığını, diğer taraftan, davacı 26.07.2019 tarihine değin şirket müdürü olduğundan bu döneme değin söz konusu faaliyetler bakımından sorumluluğunun devam ettiğini, bu noktada, davacı tarafından 26.07.2019 tarihli genel kurul kararına da aynı içerikli dilekçe ile itiraz edilmiş olmakla birlikte, bilirkişiler tarafından yapılan inceleme neticesinde 2012-2018 yıllarına ilişkin olarak bilançolarda bir usulsüzlüğün bulunmadığının tespit edildiğini, mahkeme tarafından da davacının talebinin reddedildiğini bildirmek gerektiğini, diğer taraftan, davacı kendisine bilançolar bakımından gerekli açıklamaların yapılmadığını, bilgi verilmediğini beyan etmişse de dava konusu genel kurul toplantısında veya sonrasında bu yönde bir talebi bulunmadığını, nitekim, daha evvelki genel kurula ilişkin bu yönde talepte bulunduğunda, şirket kayıtlarının her zaman kendisi tarafından incelenebileceği ve o tarihlerde şirket müdürü olması sebebiyle talebinin anlamsız olduğunun bildirildiğini, davacının kötüniyetli olarak aynı iddialarla 2019 yılına ilişkin yaptığı itirazların da reddi gerektiğini, gündemin 5. maddesinde, müdürlerin oy haklarını kendi ibralarında kullanmamak kaydıyla 2019 yılındaki faaliyetleri nedeniyle davacının olumsuz oyuna karşılık oy çoğunluğu ile ibra edildiğini, bu noktada, davacı tarafından olumsuz oy kullanılmakla birlikte, ibra etmemeye ilişkin olarak herhangi bir somut gerekçe sunulamadığını, davacı tarafından diğer ortaklara duyulan husumet nedeniyle tüm genel kurul kararlarına topyekün bir biçimde olumsuz oy kullanıldığını, bu nedenle, kötüniyetli olarak ibraya ilişkin kararın iptali talep edilmişse de bu talebin reddi gerektiğini, genel kurul toplantısının 6. maddesinde şirketin 2019 yılını zararla kapattığından şirketin finansal tablo zararının gelecek yıllarda oluşabilecek şirket karlarından mahsup edilmesine davacının muhalif beyanına karşılık oy çokluğu ile karar verildiğini, davacı tarafından genel kurul toplantısında herhangi bir sebep gösterilmeksizin karara muhalif kalınmış olduğunu, dava dilekçesinde dahi muhalefete ilişkin bir açıklama yapılmadığını, kar dağıtımı kararı verilebilmesi için öncelikle şirketin kar elde etmiş olması ve genel kurul tarafından kar dağıtımı kararı verilmesi gerektiğini, genel kurulun bu yetkisinin mutlak olduğunu, kar dağıtımına ilişkin önerilerin kabul veya red edebileceğini ya da değiştirilebileceğini, genel kurulda oy çoğunluğu ile şirket yılı zarar ile kapattığından bu zararın gelecek yıllarda oluşabilecek şirket karlarından mahsup edilmesine karar verildiğini, gündemin 7. maddesi uyarınca şirket müdürlerine 2020 yılı için aylık net 6.000,00-TL huzur hakkı ödemesi yapılmasına oy çokluğu ile karar verildiğini, şirket tarafından müdürlere ödenmek üzere belirlenen huzur hakkı şirketin geliri, yapısı, yapılacak işler ve müdürlerin görevleri ile orantılı bir biçimde makul bir tutar olarak belirlendiğini, nitekim, daha evvel iptal davasına konu edilen 26.07.2019 tarihli genel kurulda da huzur hakkı aynı tutarda belirlendiğini, dolayısıyla, davacı tarafından herhangi bir sebep dahi belirtilmeksizin kararın iptali talep edilmişse de talebin hukuka aykırı olduğunu, gündemin 8. maddesi kapsamında, şirketin aktifinde kayıtlı gayrimenkulün satılmasına ilişkin şirket müdürleri tarafından yapılan piyasa araştırmaları sonucunda gayrimenkulün 2.000.000,00-TL'den az olarak değerlendirilmeyeceği hususunda karar alındığını, şirketin işletme konusu içerisinde taşınmaz alım ve satımının yer aldığı hallerde, genel kurul kararı dahi bulunmaksızın taşınmaz alım ve satımının yapılabileceğinin açık olduğunu, limited şirketler bakımından doğrudan bir düzenleme bulunmaması ve anonim şirketlere ilişkin hükümlere de atıf yapılmaması nedeniyle, limited şirketlerin tasfiyeden önce önemli varlık satışına genel kurulun karar vermesi gerekmediği gibi nitelikli bir çoğunluk da gerekmeyeceğini, ayrıca, her ne kadar davacı tarafından taşınmazın değerinin 5.000.000,00 -TL olduğu iddia edilse de, davacının itirazları da dikkate alınarak ikinci kez taşınmazın değerine ilişkin ekspertiz raporu alındığını, son rapor çerçevesinde taşınmazın acil satış rayiç değerinin 1.850.000,00-TL olduğunu, adil satış değerinin ise 2.050.000,00-TL olduğunu, davacının soyut beyanlarına karşılık ekspertiz raporları ile iki kez ayrı ayrı tespit edilmiş olan bedelin gerçeğe uygun olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, nitekim, şirket yöneticileri toplamda şirketin %70 pay sahibi olduğundan satışın gerçeğe aykırı bir bedelle yapılması kendilerinin de zararına sebep olacağından davacının iddialarının somut gerçeklikten uzak olduğunu, şirketin pandemi koşulları içerisinde 15 işçinin maaşlarının ödenebilmesi ve şirketin faaliyetlerine devam edilebilmesi için kredi çektiklerini, diğer taraftan, davacının şirket aleyhine tanıklık yaptığı işçilik alacakları dosyası sebebiyle de yaklaşık 160.000,00-TL tutarında bir teminat icra dosyasına ödendiğini, bu noktada, ülkenin içerisinde bulunduğu olağanüstü durumlar sebebiyle ticari faaliyetlerin zorlaştığını, finansal zorlukların atlatılabilmesi bakımından satış yapılmasının istendiğini, zira, şirketin, aynı taşınmazın veya piyasa koşullarına göre maliyeti düşük bir atölye kiralanarak tüm ticari faaliyetlere devam edilebileceğini, bu noktada, tüm hissedarların katıldığı genel kurulda %70 oy çoğunluğu ile taşınmazın satışına karar verilmesine karşılık mahkeme tarafından bu kararın iptal edilmesinin yerindelik denetimi niteliğinde olacağını ve bu hususun ilgili kanun hükümlerinin amacına aykırılık teşkil edeceğini, gündemin 9. maddesinde şirket ortağı ...'ın şirketin itibarına ve işleyişine zarar veren eylemlerinden ötürü şirkete karşı olan sorumluluğunu ihlal ettiğinden, ortaklıktan çıkarılması için dava açma, yasal işlem başlatma hususunda şirket müdürünün yetkili kılınmasının, ...'ın muhalif olmasına karşın oy çokluğu ile karara bağlandığını, limited şirketlerde ortağın ortaklıktan çıkarılmasının iki yol ile mümkün olduğunu, TTK m.640 uyarınca, şirket sözleşmesinde bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceği sebepler belirtilmesi durumunda genel kurul kararı ile; belirtilmemiş ise haklı sebeplerin varlığı halinde mahkeme yoluyla şirket ortağının ortaklıktan çıkartılabileceğini, ortağın ortaklıktan çıkarılması için mahkeme yoluna başvurulması hakkında, genel kurul tarafından karar alınması gerektiğini, TTK m. 621/h bendi uyarınca bir ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması önemli karar niteliğinde olduğunu genel kurul tarafından temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabileceğini, davacının oy anlaşması yapıldığına ilişkin beyanları gerçek dışı olduğunu, ortaklar arasında oy anlaşması yapılmasının söz konusu olmadığını, davacı tarafından müvekkili Şirketin davacı dışındaki diğer iki ortağın akraba olduğunu, bu nedenle aralarında anlaşarak gizli oy anlaşması ihdas ettiklerinin iddia edildiğini, bu kapsamda, öncelikle herhangi bir oy anlaşmasının söz konusu olmadığını, bir genel kurul toplantısında aynı yönde oy kullanılmış olmasının oy anlaşması yapılması anlamına gelmediğini, ortaklar arasında akrabalık ilişkisinin bulunmasının genel kurulun iptali sebebi sayılamayacağını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, pay sahiplerinin şirketlerin karar organlarında belirli yönde oy kullanılması taahhüdünde bulundukları oy anlaşmalarının konusu ve amacı emredici hukuk kurallarına ve ahlaka uygun olduğu takdirde hukuka aykırı olmadığı gibi, oy anlaşması yapılmış olsaydı dahi, bu durum genel kurulun iptali sebebi olamayacağını, zira, sözleşme serbestisi çerçevesinde akdedilen oy sözleşmesi borç doğuran işlemlerden sayılacağından yalnızca tarafları arasında hüküm doğurabileceğini, dolayısıyla, geçerli ya da geçersiz bir oy sözleşmesinin genel kurul kararlarının geçerliliğini etkilemeyeceğinin açık olduğunu, ortaklar arasında oy sözleşmesinin söz konusu olmadığını, davacı tarafından da bu durumu ispatlar nitelikte herhangi bir delil sunulamamış olup, söz konusu iddialar mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, nitekim, davacı tarafından 26.07.2019 tarihli genel kurula karşı ikame edilen davada (İst. Anadolu 8. Asliye Tic. Mah. ████████ E. ve ████████ K.) da benzer iddialar ileri sürülmüş olmakla birlikte, mahkeme tarafından gerekçeli karar içerisinde bu iddiaların yerinde görülmediğinin belirtildiğini, kayyım atanmasını gerektiren herhangi bir hal bulunmadığını, davacı tarafından kendisinin ve şirketin zarara uğramasının engellenmesi amacıyla şirketin yönetilmesi için kayyım atanması talebinde bulunulduğunu, ancak, TMK ve TTK'daki kayyım atanmasına ilişkin düzenlemeler dikkate alındığında talebin hukuka aykırı ve mesnetsiz olduğunu, 26.07.2019 tarihli genel kurulun 9. maddesi uyarınca, şirket ortaklarından ... ve ... 10 yıl süre ile görev yapmak üzere sınırsız müşterek imza yetkilisi ve müdür olarak atandıklarını, şirketin organsız kalması, yönetiminin sağlanmaması gibi bir durum söz konusu olmadığını, 26.07.2019 tarihli genel kurula ilişkin kararlar da davacı tarafından iptal davasına konu edilmişse de, mahkeme tarafından müdür atanması kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek iptal talebinin reddedildiğini, davacı ortak sıfatını kazandığı günden 26.07.2019 tarihine değin şirket müdürü olarak kendisi de atanmış olmasına rağmen şirketi zarara uğratan davranışları sonucunda yönetim yetkisinin sona erdirilmesi sebebiyle husumet duyduğunu, davacının salt bu sebeple şirketin yönetimi için kayyım atanması talebinde bulunması hukuka aykırılık teşkil etmekte olup, kanun da bu duruma izin vermediğini, pay sahipleri arasında söz konusu olan uyuşmazlıklar şirkete kayyım atanması için bir sebep teşkil etmediğini, müvekkili şirket bakımından kayyım atanmasını gerektirecek bir organsız kalma durumu söz konusu olmadığından TMK ve TTK hükümlerine aykırı ve kötüniyetli işbu talebin reddi gerektiğini, davacının usulsüzlük davacının usulsüzlük iddiaları duyulan husumete dayandığını, gerçeği ve hayatın olağan akışına aykırı bu iddialar nedeniyle davanın konusu ile ilgili olmadığını, davacı, emekli olmuş olan kardeşini şirket prensiplerine aykırı olarak diğer ortaklara haber vermeksizin yeniden işe almış ve bu durum çalışanlar arasında iş akışının bozulmasına sebep olduğunu, bu noktada, şirket personeli olan kardeşinin işçiler arasında problem çıkartması nedeniyle iş akdinin sona erdirilmiş olmasının ardından davacı, şirkete karşı olumsuz davranışlar sergilemeye ve gerçekliği bulunmayan iddialar yöneltmeye başladığını, bu kapsamda, davacı, kardeşi tarafından şirkete karşı açılan işçilik alacakları dosyasında ortağı olmasına rağmen şirket aleyhine gerçek dışı beyanlarda bulunduğunu, takiben, davacının şirkete karşı düşmanca tavırları ve süregelen bir şekilde işçiler ile problemler yaşaması, ayrımcılık yapması, hakaretlerde bulunması, çalışma düzenini bozması da nazara alınarak şirketin daha fazla zarar görmemesi amacıyla 26.07.2019 tarihli genel kurul kararıyla kendisinin müdürlük görevine son verildiğini, kardeşinin iş akdine son verilmesi, kendisinin müdürlük yetkisinin kaldırılması ve şirket çeklerinin gizlice alınması üzerine kendisinin polise şikayet edilmesi nedenleriyle davacı husumet beslediğini, davacı 2019 yılına değin sınırsız imza yetkilisi ve müdürü olarak hareket etmiş olup, şirketin tüm işleyişinde ve muhasebesinde aktif görev yaptığını, bu nedenle yaklaşık 30 yıl boyunca kendisinin haksızlığa uğratılarak gelirlerin kendisinden saklanmış olduğu iddiası hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hiç bir gerçekliği bulunmadığını, kaldı ki, bu iddiaların ikame edilmiş bulunan genel kurul kararlarının iptaline ilişkin dava ile doğrudan ilgisi bulunmadığını ileri sürerek davacı tarafından duyulan husumet nedeniyle hukuki gerekçelerden yoksun olarak ikame edilen işbu davanın reddine, çoğunluk ilkesi gereğince, genel kurulda çoğunlukla alınan kararların olumsuz oy veren pay sahiplerini de bağlayacağını, alınan genel kurul kararlarının TBK 19-20, TMK 2-3 ve TTK'nın 381-536. maddelerine aykırılık teşkil etmediğini, azınlık haklarının ihlaline sebebiyet verecek nitelikte de olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizde açılan işbu davada dava konusu davalı şirketin 17.09.2020 tarihinde yapılan 2019 yılına ait olağan genel kurul toplantısına ait hazirun cetveline göre ortaklardan ...'ın vekaleten ... ve davacı ...'ın asaleten katılımı neticesinde % 100 oranında katılımı ile şirket genel kurulunun toplandığı, bu nedenle genel kurulun toplanmasına ilişkin hazırlıklar yönünden usul ve hukuk yönünden bir problemin bulunmadığı dosya kapsamı ile sabittir.Davacının davalı şirketin ortağı olup, genel kurula katılarak, gündem maddeleri ile ilgili olumsuz oy kullandığı tespit edilen maddeler bakımından 6102 sayılı TTK.nın 622. Ve 446. Maddeleri gereğince genel kurulda alınan kararların iptali için davacı ... 'ın olumsuz oy kullanması ve muhalefetine genel kurul tutanağına şerh ettirmesine bağlıdır.Dava konusu genel kurulda gündemin 1 ve 2. Maddesinin oy birliği ile karara bağlanmış olması ve 10. Maddesinin de dilek ve temenniden ibaret bulunması nedeniyle davacının bu kararlara yönelik olumsuz oy kullanmadığı ve 10. Maddede alınan bir kararın bulunmadığı dikkate alınarak işbu maddeler yönünden iptal davası açılamayacağı tartışmasızdır.Davacının dava konusu 17.09.2020 günlü genel kurulda gündemin 3, 4, 5, 6, 7, 8 ve 9. Maddeleri ile ilgili muhalif oy kullandığı ve toplantı tutanağı altında ...'ın, "muhalifin toplantı kararlarını kabul etmiyorum" beyan ve imzasının mevcut olduğu görülmekle, bu maddelerle ile ilgili alınan genel kurul kararlarının iptali için dava açma ve hak ve yetkisinin bulunduğu tartışmasızdır.Davacının Mahkememizde 17.09.2020 tarihinde alınan genel kurul kararlarına karşı 01.12.2020 tarihinde TTK 622 ve 445. Maddeleri gereğince genel kurul tarihinden 3 aylık yasal süre içerisinde dava açtığı ve genel kurul kararlarının bu maddelerde belirtildiği gibi kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kurallarına aykırılık sebebiyle iptalini isteyebileceği anlaşılmaktadır. Mahkememizce davacının muhalefet şerhi yazdırdığı gündem maddelerine yönelik iptal talepleri yönünden yapılan değerlendirmede Gündemin 3. Maddesinde davacının 2009 yılı faaliyet raporuna karşı, şirket işleyişi ile ilgili kendisine bilgi verilmediğini, alınan işlerin gerçek alım bedellerinin davacıdan saklandığı, bu nedenle diğer ortak ve yöneticiler hakkında suç duyurusunda bulunduğu beyan ettiği, bu beyanında davacının TTK. 614. Maddesinde düzenlenen limited şirket ortağının bilgi alma hakkına ilişkin olup, her ortak şirket müdürlerinden şirketin bütün işleyişi ve hesapları hakkında bilgi isteyebilir ve bu konuda inceleme yapabileceği yasal düzenleme ile düzenlendiği gibi, ortağın bilgi alma hakkının engellenmesi halinde bu konuda ortağın genel kurula bilgi alma hakkını kullanmak için müracaat etmesi gerekeceği halde, genel kurul bilgi alınmasını veya haksız yere incelemeyi engellerse ortağın bu istemi mahkemeden talep edebileceği düzenlenmiş olup, davacının bilgi verilmesine ilişkin genel kurula herhangi bir başvuruda bulunduğuna ilişkin bilgi ve belgeye rastlanmadığı tespit edilmiş olup, davacı dışındaki diğer ortaklar tarafından Üsküdar ... Noterliği tarafından bir takım bilgiler 11.07.2019 tarih ve ... nolu yevmiyeli ihtarname ile gönderildiği gibi, davacının kendisinin de davalı şirketin müdürü olması sebebiyle bilgilerin kendi bilgisi ve sorumluluğunda her zaman incelenebileceği görülmüş olup, Mahkememizce faaliyet raporunun TTK.nın 516. Maddesine aykırı olarak düzenlendiği veya vergi kaçakçılığı yapıldığına ilişkin dosyada bir delil bulunmaması sebebiyle işbu genel kurul kararı bakımından iptal sebebinin oluşmadığı ve gündemin 4. Maddesinde yapılan finans ve faaliyet raporlarına ilişkin TTK.nın 610 yollaması ile TTK.nın 515. Maddesi gereğince ticari defter ve kayıtlarda ve finans tablolarında usulsüzlük yapıldığı veya vergi kaçırıldığına ilişkin bir delilin dosyada yer almadığı, bu nedenle işbu gündem maddesinin de iptal sebeplerinin bulunmadığı Mahkememizce belirlenmiştir. Gündemin 5. Maddesinde şirket müdürlerinin ibrası görüşülmüş olup, müdürler TTK.nın 619. Maddesinde yapılan düzenleme gereğince kendi ibralarında oy kullanamazlar. Şirketin 3 ortağı olup, müdürlerin müdür olarak her üçü de genel kurulun yapıldığı 17.09.2020 tarih itibariyle ... ve ...'ın 26.07.2019 tarihinde 26.07.2020 tarihine kadar şirket müdürlüğü görevi devam ettiğinden, şirket müdürleri yalnız kendilerinin ibrasında değil diğer müdürlerin de ibrasında oy kullamayacağından, işbu şirket müdürleri ... ve ...'ın ibrasında davacı ... olumsuz oy kullandığından gündemin 5. Maddesindeki her iki müdürün ibrası ile ilgili ibra kararının alınmasını sağlayacak karar nisabının oluşmadığı ve müdürlerin ibrasına ilişkin alınan kararın bu nedenle yok hükmünde olduğu Mahkememizce tespit edilmiştir.Gündemin 8. Maddesi ile ilgili yapılan görüşmede şirket gayrimenkullerinin değeri ile ilgili müdürlerin yaptığı piyasa araştırması neticeleri ve gayrimenkulün 2.000.000,00-TL'ni altında değerlendirilmemesi gerektiği hususunda ortaklara bilgi verildiği, burada İstanbul ;Anadolu 8. ATM.nın ████████-615 sayılı dosyası kapsamında iptaline karar verilen genel kurulun 12.maddesine benzer bir kararın alınmadığı sadece genel kurulun bilgilendirildiği, bu konuda da bir oylama yapılmaması sebebiyle alınan bir kararın bulunmamasına dayalı olarak iptal talebinin yerinde olmadığı Mahkememizce belirlenmiştir.Mahkememizce sonuç olarak yapılan değerlendirmede;Bilirkişi kurulu tarafından tanzim edilen ve yukarıda incelenen dosyamızın 24.11.2021 tarihinde intikal eden raporun dosya kapsamı ile uyumlu olup, Mahkememizce de belirlendiği gibi, 17.09.2020 tarihli genel kurulun 5. Maddesinde alınan, davalı şirket müdürlerinin ibrasına ilişkin karar dışındaki kararların; kanan, ana sözleşme ve iyi niyet kurallarına aykırı bir hususun tespit edilmediği, sadece gündemin 5. Maddesinde müdürlerin ibrasına ilişkin oylamada, şirket müdürlerinin, sadece kendi ile ilgili değil diğer müdürlerin de ibrasına ilişkin oylamada oy kullanamayacağı halde bu yasağın bu emredici hukuk kuralının ihlal edilmesi sebebiyle TTK.nın 620. Maddesi gereğince karar alma nisabı oluşmadığından, işbu maddede alınan müdürlerin ibrasına ilişkin kararın yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış, davanın aşağıdaki gibi müdürlerin ibrası yönünden kısmen kabulüne... "gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 17.09.2020 tarihinde yapılan 2019 yılına ait olağan genel kurul toplantısında gündemin 5. maddesinde müdürlerin ibrasına ilişkin oylamada, şirket müdürleri kendilerine yönelik ibrada oy kullanmamış ise de diğer müdürlerin ibrasında oy kullandıkları anlaşıldığından TTK'nın 619. maddesinde düzenlenmiş bulunan oy hakkından yoksunluk kuralını ihlal ettikleri tespit edilmekle ve TTK'nın 620. maddesinde öngörülen karar alma nisabı yeterli olmadığından, işbu maddede alınan müdürlerin ibrası kararının yok hükmünde olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin genel kurul kararlarının iptaline ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.Mahkemenin 04.02.2022 tarihli ek kararı ile; "...Mahkememizce genel kurul kararının iptaline ilişkin dava kısmen kabulüne karar verildiği halde, zuhulen Mahkememizin gerekçeli kararının 6. Maddesinde "Davacı tarafça yatırılan 7,80-TL vekalet suret harcı, 61,00-TL posta+tebligat giderleri, 6.000,00-TL bilirkişi ücretleri ki toplam 6.177,60-TL yargılama giderlerinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine" şeklinde karar verildiği, oysa davanın kısmen kabulü nedeniyle yapılan yargılama giderinin 6100 sayılı HMK'nın 326/2 maddesi gereğince paylaştırılması gerektiği anlaşılmakla, "Davacı tarafından yapılan 6.177,60-TL yargılama giderinin taktiren 1/2'si olan 3.088,80-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" şeklinde düzeltilmesine..." karar verilmiştir. Ek karar davalı vekiline 15.02.2022 tarihinde tebliğ edilmiştir.Asıl karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili tarafından katılma yolu ile asıl karar ve ayrıca süresinde ek karar istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davanın kısmen ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, durumun tespiti için öncelikle şirketin defterleri incelendikten sonra şirket ortakları ve yakınlarının şahsi banka hesapları ile şirketin banka hesapları üzerinde inceleme yapılarak durumun ortaya çıkacağını, itiraz edilen bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, bu işlemler yapılmadan bilirkişi raporu esas alınarak kısmen ret kararının hukuka aykırı olduğunu, gündemin 6.maddesine ilişkin mahkeme görüşünü kabul etmediklerini, yapılan tüm işlemlerde her iki ortağın önceden aralarında anlaşarak müvekkilini zarara uğratmak üzere hareket ettiklerini, son üç yıl içerisinde şirketin tüm gelirlerinden kendilerinin yararlandığını, müvekkiline tek kuruş ödenmediğini, şirketin aldığı işlerin ve karşılığında alınan bedellerin incelenmesi gerektiği, genel kurul toplantı metni incelendiğinde müvekkiline karşı olan kötü niyetli oy anlaşmasının açıkça görüleceğini, TBK 19 ve 20 hükümlerine aykırı ise alınan kararların butlanla sakat olduğunu, ortaklardan ... ve ...'ın akraba olduğunu, önceden ortak hareket ettiklerini ve müvekkilinin zarara uğratmak adına anlaştıklarını, 7.maddeye ilişkin verilen kararında kabulünün mümkün olmadığını, şahısların kendilerine anlaşarak maaş bağladıkları halde müvekkiline üç yıldır hiçbir ödeme yapılmadığını, kararın kabulünün mümkün olmadığını iddia ederek kısmen ret kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, katılma yolu ile istinaf başvuru dilekçesinde ve ek karara yönelik istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından müdürlerin ibrası kararının yok hükmünde olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin genel kurul kararlarının iptali isteminin reddine ve yargılama giderlerinin tamamı olan 6.177,60 TL'nin davalıdan tahsiline karar verildiğini, taraflarınca mahkeme tarafından yapılan maddi hatanın düzeltilmesi, yargılama giderlerinin 1/2'si olan 3.088,80 TL'nin davalıdan tahsiline ve davacıya verilmesine şeklinde kararın düzeltildiğini, yargılama giderlerinin yarısının müvekkiline yüklenmesi HMK'nın 326/2 maddesini açıkça aykırılık teşkil edeceğini, yargılama sonucunda genel kurul kararlarından yalnızca birinin yokluğunun tespiti şeklinde karar verildiğini, geri kalan kararların hukuka aykırı olmadığı belirtilmesine rağmen giderlerin tamamının müvekkili şirkete yükletilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, ek karar ile yargılama giderlerinin 1/2'si şeklinde düzeltildiğini, ek kararın her ne kadar yargılama giderlerine ilişkin hatalı olduğu kabul edilmiş ise düzeltme ile verilen kararın halen hukuka aykırılık teşkil ettiğini, zira davacının dava konusu ettiği 2019 yılı genel kurulunun toplam 10 karardan oluştuğunu, HMK'nın 326/2 fıkrası gereğince davada iki taraftan her birinin kısmen haklı çıkması durumunda yargılama giderlerinin tarafların haklılık oranına paylaşılacağı şeklinde düzenlendiği, yargılama giderlerinin haklılık oranına göre paylaşılması gerektiğini, diğer taraftan davacının sürekli şekilde duyduğu husumet nedeniyle olağan genel kurul kararlarına itiraz ettiğini belirtmek gerektiğini, daha evvel yine genel kurul kararlarının iptalinin talep edildiğini, İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında iptal eden karar sayısına oranla %17 haklılık oranına göre yargılama giderlerinin kime yükleneceğine karar verildiğini, bu kapsamda mahkemenin takdiren bir oran belirlemesinin açık usul hükmüne aykırılık teşkil etmenin yanı sıra yargı kararlarının çelişmesine de sebebiyet verdiğini iddia ederek, yargılama giderlerinin takdiren 1/2'sine davalı tahsili ve davacıya verilmesi hükmünün kaldırılarak haklılık oranına göre müvekkil şirket lehine bir hüküm tesis edilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, TTK'nın 622. Maddesi atfı ile 445. maddesi gereğince limited şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacının davalı şirketin ortaklarından olduğu, davalı şirket tarafından 17.09.2020 tarihinde şirketin 2019 yılına ait olağan genel kurul toplantısını gerçekleştirdiği, davacının toplantıda alınan kararlara muhalif kaldığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Uyuşmazlık, genel kurul toplantısında alınan ve mahkemenin kabulüne dair 5.gündem maddesi dışındaki diğer maddelerin iptalinin gerekip gerekmediği, mahkemece bu konuda yaptırılan incelemenin ve araştırmanın yeterli olup olmadığı ile yargılama giderleri yönünden 04.02.2022 tarihli verilen düzeltmeye dair ek kararın isabetli olup olmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, davalı şirketin ortaklarının ..., ... ve ... olduğu, şirket yetkililerinin ise dava dışı ... ve ... olduğu, müştereken yetkili oldukları, göreve başlama tarihinin 26.07.2019, görev bitiş tarihinin ise 26.07.2029 olarak belirlendiği, davalı şirketin 2019 yılına ait olağan genel kurul toplantısının 17.09.2020 tarihinde gerçekleştirildiği, toplantının 3.gündem maddesinde, 2019 yılına ait müdürler kurulu faaliyet raporunun okunması ve oylanmasına ilişkin olduğu, raporun oy çokluğu ile onaylandığı, gündemin 4.maddesinin 2019 yılına ait finansal tablolar olduğu, oylamada oy çokluğu ile kabul edildiği, gündemin 5.maddesi gereğince şirketin 2019 yılı faaliyet ve çalışmalarından dolayı şirket müdürlerinin ibrasına ilişkin olduğu, şirket müdürlerinden ...'ın ibrasında kendisini şirkette sahibi olduğu paylardan doğan oy hakkını kullanmayarak ...'ın muhalif beyanı ile olumsuz oya karşılık 1400 adet olumlu oy çokluğu ile ibra edildiği, şirket müdürlerinden ...'ın ibrasında kendisinin şirkette sahibi olduğu paylardan dolayı oy hakkını kullanmayarak ...'ın tüm maddelere muhalif beyanı ile kullandığı 1200 olumsuz oya karşılık 1400 adet olumlu oyla ve oy çokluğu ile ibra edildiği, gündemin 6.maddesinde; şirketin 2019 yılını zararla kapattığından 2019 yılına ait finansal tablo zararının gelecek yıllarda oluşabilecek şirket karlarından mahsup edilmesi ile ilgili yapılan oylamada ...'ın muhalif beyanı ile kullandığı, 1200 olumsuz oya karşılık 2800 adet olumlu oy ve oy çokluğu ile karar verildiği, gündemin 7.maddesi gereğince şirket müdürlerinin her birine 2020 yılı için aylık 6.000,00 TL huzur hakkı ödenmesine ...'ın tüm maddelere muhalif beyanı ile kullandığı 1200 adet olumsuz oya karşılık 2800 adet olumlu oy ve oy çokluğu ile karar alındığı, gündemin 8.maddesinde, 26.07.2019 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında şirketin aktifinde kayıtlı gayrimenkulün 1.900.000,00 TL'den aşağı olmamak üzere satılması kararı alındığı, gündemin 9.maddesinde; şirket ortağı ...'ın şirket itibarına zarar vermesi ihtarnameler sonrasında açtığı dava ve dava nedeniyle atanan bilirkişi ile birlikte şirket muhasebe birimindeki ticari sır ve şirkette muhafaza edilmesi gereken evrak asıllarının polise yapılan şikayette evrakların tekrar geri alınabilmesi, savcılık takibatının tedarikçiler tarafından duyulması, şirketin bankalar ve iç piyasalardaki itibarının zedelenmesi nedeniyle olayların şirkete karşı ortağı sorumluluklarını ihlal niteliğinde olduğu TTK'nın ilgili madde hükümlerine göre ortaklıktan çıkarılması için dava ve yasal işlemlerin başlatılmasına davacının olumsuz oyuna karşılık oy çokluğu ile karar alındığı, davacı tarafça İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar ve 11.11.2020 tarihli dosyasında da şirketin 26.07.2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptalini talep ettiği, mahkemece davanın kısmen kabulü ile gündemin ve 5 ve 12 nolu kararlarının iptaline dair hüküm tesis edildiği, davacının iş bu davada 27.11.2020 tarihli dava dilekçesi ile genel kurul toplantısında alınan tüm kararların iptalini talep etmiş olduğu anlaşılmıştır.Tarafların delilleri dosyaya ibrazı ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi raporu alınmıştır.24.11.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; iptal davası açmaya yetkili kişiler bakımından yapılan değerlendirmede; gündemin 1. ve 2. maddelerinin oybirliği ile karara bağlandığı, davacının bu kararlara ilişkin oylamada olumsuz oy kullanmadığı, bu sebeple iptal davası açamayacağı, gündemin 10. maddesinin ise dilek ve temennilerden ibaret olması, herhangi bir karar alınmamış olması sebebiyle iptal davasına konu yapılamayacağı, gündemin 3., 4., 5., 6., 7., 8. ve 9. maddeleri ile ilgili olarak ise davacının muhalif oy kullandığı ve muhalefetini toplantı tutanağına kaydettirdiği, bu kararlara karşı iptal davası açabileceği, iş bu davanın üç aylık yasal süre içinde açıldığının tespit edildiği, Genel Kurulda gündemin 5. maddesi ile ilgili alınan şirket müdürlerinin ibra edilmelerine ilişkin kararda müdürlerin kendi ibralarında oy kullanmadıkları, ancak TTK m. 619 hükmüne aykırı olarak birbirlerinin ibrasında oy kullandıklarının tespit edildiği, şirket yönetimine herhangi bir şekilde katılanların müdürlerin ibralarında oy kullanamayacak olmaları, şirket müdürleri dışında geriye kalan tek şirket ortağı davacının ise her iki müdürün ibrasında da olumsuz oy kullanması sebebiyle, her iki ibra kararının da karar nisabı oluşmaması sebebiyle yok hükmünde olduğu neticesine ulaşıldığı, gündemin 8. maddesi ile ilgili görüşmede; şirket gayrimenkulünün değeri ile ilgili müdürlerin yaptığı piyasa araştırmasının neticeleri, gayrimenkulün 2.000.000 TL’nın altında değerlendirilmemesi gerektiği hususunda ortaklara bilgi verildiği, 26.07.2019 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan ve İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ████████ E., ████████ K. sayılı dosyası kapsamında iptaline karar verilen 12 numaralı Genel Kurul Kararı ile benzer bir kararın alınmadığı, sadece genel kurulun bilgilendirildiği, bilgilendirilen konu ile ilgili herhangi bir oylama yapılmadığı, alınmış bir genel kurul kararı bulunmaması sebebiyle, iptal edilen genel kurul kararının tekrar alınmasının da söz konusu olmadığı, bu gündem maddesi ile ilgili alınmış bir genel kurul kararının mevcut olmadığının tespit edildiği, diğer gündem maddeleri ile ilgili alınan genel kurul kararları bakımından kanuna, esas sözleşmeye, iyi niyet kurallarına aykırılık tespit edilemediği, iptal yaptırımına tabi olmadıkları neticesine ulaşıldığı, şirket müdürlerinin 26.07.2019 tarihinde göreve başladıkları, görev sürelerinin 26.07.2029 tarihinde sona ereceği, dava konusu genel kurulda alınan kararlardan hiçbirinin iptali ya da yokluğunun müdürlerin görevlerinin sona ermesine yol açmayacağı, bu sebeple şirketin yönetimsiz kalmasının da söz konusu olmayacağı belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde; bilirkişinin iptali gerekmediğine dair belirkttiği gündem maddelerine ilişkin belirlenen tespitleri kabul etmediklerini, rapora itiraz ettiklerini ve yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmiştir.Davalı vekili rapora beyan dilekçesinde: davacının şirket müdürlerinin ibra edilmesinde ibra etmemeye ilişkin olarak somut bir gerekçe sunmadığını, kötü niyetli olarak müdürlerin ibrasında olumsuz oy kullandığını, raporda belirtildiği üzere gündemin diğer maddeleri bakımından kanuna, esas sözleşmeye, iyi niyet kurallarına aykırılığın söz konusu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Gerekçeli kararın yargılama ile ilgili 6 nolu bendinde; toplam 6.177,60 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine dair hüküm tesis edilmiştir. Davalı vekili tarafından bu hususta 28.01.2022 tarihli dilekçe ile kararın 6 nolu bendinde belirtilen yargılama giderlerine ilişkin sehven verilen hükmün HMK'nın 326/2 maddesi uyarınca düzeltilmesi talep edilmiştir. Mahkeme tarafından 04.02.2022 tarihli ek kararı ile yargılama giderlerinin takdiren 1/2'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine şeklinde düzeltme yapılmıştır.TTK'nın 622. maddesinde, limited şirket genel kurul kararlarının butlanı ve iptali davasında bu Kanun'un anonim şirketlerin genel kurul kararlarının butlanı ve iptali davalarına ilişkin hükümlerinin kıyas yoluyla uygulanacağı düzenlenmiştir. Limited şirket genel kuruluna tüm ortakların katılma hakkı bulunmaktadır. TTK'nın 445 vd. maddelerinde iptal sebepleri, 447. maddesinde ise butlan sebepleri düzenlenmiştir. Bu maddeye göre pay sahibinin genel kurula katılma hakkını sınırlandıran veya ortadan kaldıran hükümler batıldır. Genel kurul kararlarının yokluğu iddiası ise TTK'da özel olarak düzenlenmemiş olup genel hükümlere göre değerlendirilmelidir. Genel kurul kararının kurucu şekli unsurlarının mevcut olmaması hâlinde yokluk söz konusu olacaktır.TTK'nın 445. maddesi uyarınca, ''446 ıncı maddede belirtilen kişiler, kanun ve esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürtüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açabilirler."TTK 447.maddede ise; butlan üst başlığı ile " (1) Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır." düzenlemesi mevcuttur. Somut olayda; davacı, ortağı olduğu davalı şirketin 17.09.2020 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Dava konusu davalı şirketin 17.09.2020 tarihli olağan genel kurul toplantısıdır.Genel kurul gündeminin 3. maddesi ile ilgili olarak 2019 yılı Müdürler Kurulu Faaliyet Raporu okunmuş, müzakere edilerek, ...’ın 1200 adet muhalefet oyuna karşılık 2.800 olumlu oy ile faaliyet raporu içeriği onaylanarak kabul edilmiştir. davacı vekili dava dilekçesinde bu gündem maddesi ile ilgili olarak; diğer iki ortağın bir takım usulsüzlükler yaptıklarını, 17.09.2020 tarihli genel kurul kararlarının tamamının sırf müvekkili aleyhine sonuç doğurması için alındığını, şirket işleyişi ile ilgili kendisine hiçbir bilgi verilmediğini, alınan işlerin gerçek alım bedellerinin müvekkilinden saklandığını ve vergi kaçırıldığını, diğer ortaklar ve yöneticiler hakkında yapılan suç duyurusu sebebiyle soruşturmanın devam ettiğini belirtmiştir.Limited şirket ortağının bilgi alma hakkı TTK m. 614’de düzenlenmiştir; “(1) Her ortak, müdürlerden, şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini isteyebilir ve belirli konularda inceleme yapabilir. (2) Ortağın, elde ettiği bilgileri şirketin zararına olacak şekilde kullanması tehlikesi varsa, müdürler, bilgi alınmasını ve incelemeyi gerekli ölçüde engelleyebilir; bu konuda ortağın başvurusu üzerine genel kurul karar verir. (3) Genel kurul, bilgi alınmasını ve incelemeyi haksız yere engellerse, ortağın istemi üzerine mahkeme bu hususta karar verir. Mahkeme kararı kesindir.” Dava konusu 17.09.2020 tarihli Genel Kurul Toplantı Tutanağı’nda davacının bu hakkını kullandığına ilişkin bir bilgiye rastlanamamıştır.Davacı tarafça genel kurul sırasında soru sorulduğuna, inceleme talep edildiğine, bilgi verilmesi istendiğine ilişkin bir kayıt tutanakta dosyada yer almamaktadır. Üsküdar ... Noterliğinin 11.07.2019 tarih ve ... yevmiye numarasında kayıtlı ihtarname davalı şirket tüzel kişiliği ile dava dışı ... ve ... tarafından davacı ...’a gönderilmiştir. Bu ihtarnamede davacı ...’ın olağan genel kurul toplantısına hazırlık yapabilmek için davalı şirkete ait bir takım bilgi ve belgeleri, hesap dökümlerini talep ettiği ifade edilerek, söz konusu bilgi ve belgelerin davalı şirketin müdürü olması sebebiyle zaten davacı ...’ın bilgisi ve sorumluluğunda olduğu, ayrıca tüm ortakların incelemesi için şirket merkezi muhasebe odasında hazır bulundurulduğu bildirilmiştir. TTK'nın 610.maddesinin göndermesi ile anonim şirketlere ilişkin 514-527 arasındaki hükümler limited şirketlere de uygulanır. Madde 516’da yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu düzenlenmekte olup, limited şirketlerde müdürler kurulu faaliyet raporuna da uygulanacaktır. Madde 516’ya göre; “ (1) Yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, şirketin, o yıla ait faaliyetlerinin akışı ile her yönüyle finansal durumunu, doğru, eksiksiz, dolambaçsız, gerçeğe uygun ve dürüst bir şekilde yansıtır. Bu raporda finansal durum, finansal tablolara göre değerlendirilir. Raporda ayrıca, şirketin gelişmesine ve karşılaşması muhtemel risklere de açıkça işaret olunur. Bu konulara ilişkin yönetim kurulunun değerlendirmesi de raporda yer alır. (2) Yönetim kurulunun faaliyet raporu ayrıca aşağıdaki hususları da içermelidir: a) Faaliyet yılının sona ermesinden sonra şirkette meydana gelen ve özel önem taşıyan olaylar, b) Şirketin araştırma ve geliştirme çalışmaları, c) Yönetim kurulu üyeleri ile üst düzey yöneticilere ödenen ücret, prim, ikramiye gibi mali menfaatler, ödenekler, yolculuk, konaklama ve temsil giderleri, ayni ve nakdî imkânlar, sigortalar ve benzeri teminatlar.”Dava konusu uyuşmazlıkta, 17.09.2020 tarihli genel kurulda okunarak onaylanan faaliyet raporunun madde 516’ya aykırı düzenlendiği yönünde bir iddiada bulunulmamıştır. Davacı tarafın dava dilekçesinde yer alan usulsüzlük yapıldığı ve vergi kaçırıldığı gibi beyanları faaliyet raporunda yer alan somut bir hususa yönelik değildir. Faaliyet raporu dosya kapsamına sunulmamış olmakla birlikte, madde 516’ya aykırı düzenlendiğine ilişkin bir iddia ve delil dosya kapsamında bulunmamaktadır.Tüm bu sebeplerle, dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde, gündemin üçüncü maddesi ile ilgili olarak müdürler kurulu faaliyet raporunun onaylanmasına ilişkin genel kurul kararı bakımından iptal sebeplerinin bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır.Gündemin 4. maddesi ile ilgili olarak alınan karar bakımından; gündemin 4. maddesi ile 2019 yılı finansal tabloları okunmuş, müzakere edilmiş, 1200 adet muhalefet oyuna karşılık 2.800 olumlu oy ile kabul edilmiştir. Davacı tarafın gündemin 3. maddesi ile ilgili olarak alınan karara karşı yaptığı itirazlar bu gündem maddesi dairdir. TTK'nın 610. madde hükmünün göndermesi ile limited şirketlere de uygulanacak olan madde 515 hükmüne göre; “ (1) Anonim şirketlerin finansal tabloları, Türkiye Muhasebe Standartlarına göre şirketin malvarlığını, borç ve yükümlülüklerini, öz kaynaklarını ve faaliyet sonuçlarını tam, anlaşılabilir, karşılaştırılabilir, ihtiyaçlara ve işletmenin niteliğine uygun bir şekilde; şeffaf ve güvenilir olarak; gerçeği dürüst, aynen ve aslına sadık surette yansıtacak şekilde çıkarılır.” Davacı, diğer ortaklar tarafından usulsüzlük yapıldığını ve vergi kaçırıldığını iddia etmişse de bu iddialar dışında finansal tabloların TTK'nın 515.maddesine aykırı düzenlendiğine, gerçeği dürüst ve aslına sadık surette yansıtacak şekilde çıkarılmadığına ilişkin bir delil dosyaya sunulmamıştır. Davacı tarafın finansal tabloların onaylanması ile ilgili beyanları genel nitelikte olup, finansal tablolarda yer alan somut verilere ilişkin bir açıklama veya finansal tablolardaki verilerin gerçeğe aykırı olduğuna ilişkin bir delile dosya kapsamında rastlanılmamıştır. Tüm bu hususlar çerçevesinde, dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde, davacı tarafça aksi yönde bir delil sunulamadığı sürece, gündemin 4. maddesi ile ilgili alınan finansal tabloların müzakeresi ve kabulüne ilişkin karar bakımından iptal sebeplerinin bulunmadığı neticesine ulaşılmıştır. Gündemin 5. maddesi ile ilgili olarak alınan karar bakımından; gündemin 5. maddesi ile ilgili olarak, şirket müdürlerinden ...’ın ibrasında kendisinin sahip olduğu paylardan doğan oy haklarının kullanılmaması neticesinde, 1200 adet ...’ın tüm maddelere muhalifim beyanı ile kullandığı olumsuz oya karşılık 1400 olumlu oy ile oy çokluğu ile ibra kararı verilmiştir. Yine aynı maddede şirket müdürü ...’ın ibrasında kendisinin sahip olduğu paylardan doğan oy haklarının kullanılmaması neticesinde, ...’ın tüm maddelere muhalifim beyanı ile kullandığı 1200 olumsuz oya karşılık 1400 olumlu oyla oy çokluğu ile ibra edilmiştir. Oy hakkından yoksunluğunu düzenleyen TTK m. 619 hükmüne göre; “ (1) Herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış bulunanlar, müdürlerin ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamazlar.” ... Şirketinin 17.09.2020 Tarihinde Yapılan 2019 Yılına Ait Olağan Genel Kurul Toplantısına Ait Hazır Bulunanlar Listesi’ne göre ise, şirketin üç ortağı bulunmakta olup, bunlar; ..., ... ve ...’dır. İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün 21.12.2020 tarih, ... sayılı yazıya göre, şirket müdürleri olan ... ve ... 26.07.2019 tarihinde müdürlük görevine başlamış olup, görev süreleri 26.07.2029 tarihinde sona ermektedir. Dolayısıyla dava konusu genel kurul tarihi olan 17.09.2020’de şirket müdürleri ... ve ...’dır. TTK m. 619 sadece müdürlerin kendi ibralarında oydan yoksunluğunu değil, şirket yönetimine herhangi bir şekilde katılmış herkesin müdürlerin ibralarında oy kullanamayacağını hükme bağlamaktadır. Bu sebeple, şirket müdürleri ... ve ... sadece kendi ibralarında değil, aynı zamanda şirketin diğer müdürünün ibrasında da oy kullanamazlar. Şirketin diğer ortağı davacı ... ise, ...’ın ibrasında da ...’ın ibrasında da olumsuz oy kullanmıştır. Bu durum karşısında, gündemin 5. maddesi olarak görüşülen her iki müdürün ibrası ile ilgili olarak, ibra kararının alınmasını sağlayacak karar nisabının oluşmadığı, alınan ibra kararlarının yok hükmünde olduğu neticesine ulaşılmıştır (Yrg. 11. HD, E. █████████, K. █████████, T. 26.9.2017; İst. BAM 13. HD, E. ████████, K. ████████, 4.2.2021 T.). Gündemin 6. maddesi ile ilgili alınan karar bakımından; gündemin 6. maddesi ile ilgili olarak, şirketin 2019 yılını zararla kapatması sebebiyle, 2019 yılına ait finansal tablo zararlarının gelecek yıllarda oluşabilecek şirket karlarından mahsup edilmesine, ...’ın tüm maddelere muhalif olduğu beyanı ile kullandığı 1200 olumsuz oya karşılık 2800 olumlu oy ile karar verilmiştir. TTK m. 608 hükmüne göre; “Kâr payı, sadece net dönem kârından ve bunun için ayrılmış yedek akçelerden dağıtılabilir. Kâr payı dağıtımına ancak, kanun ve şirket sözleşmesi uyarınca ayrılması gereken kanuni yedek akçelerle, şirket sözleşmesinde öngörülmüş yedek akçeler ayrıldığı takdirde karar verilebilir.” Bir şirketin net dönem karı, şirketin ilgili hesap döneminde elde ettiği karlardan zararlarının düşülmesi neticesinde ulaşılan tutardır. Geçmiş yıllarda şirket zarar etmişse, bu zarar şirketin elde ettiği kardan düşülmeden, ortaklara kar payı dağıtımına karar verilemez. Limited şirket her yıl kar dağıtımı kararı almak zorunda da değildir. Şirketin menfaatleri dikkate alınarak, iyiniyet kurallarına uygun olmak kaydıyla, kar dağıtımı yapılmaması kararı da alınabilir. Genel Kurul tutanağında şirketin 2019 yılını zararla kapattığına ilişkin tespit dikkate alındığında, 2019 yılında kar dağıtımı kararı alınabilmesi için geriye kalan tek imkan serbest yedek akçelerden dağıtım yapılmasıdır. Davacı tarafça şirket bünyesinde kar payı dağıtımı için kullanılabilecek yedek akçelerin varlığına ilişkin bir iddia ileri sürülmemiş, kar dağıtımı yapılmasına ilişkin bir talepte bulunulmamıştır. Tüm bu hususlar karşısında, gündemin 6. maddesi ile ilgili alınan 2019 yılında şirketin mevcut zararlarının gelecek yıllarda oluşabilecek karlardan mahsup edilmesine ilişkin genel kurul kararının iptalini gerektiren bir sebep dosya kapsamında tespit edilememiştir. Gündemin 7. maddesi ile ilgili alınan karar bakımından; gündemin 7. maddesi ile ilgili, şirket müdürlerinin her birine 2020 yılı için aylık net 6.000 TL huzur hakkı ödenmesine, ...’ın tüm maddelere muhalefet beyanı ile kullandığı 1200 adet muhalefet oyuna karşılık 2.800 olumlu oy ile karar verilmiştir. Davacı vekili bu karar ile ilgili olarak dava dilekçesinde, diğer ortakların kendilerini şirket müdürü olarak seçtikleri ve kendilerine kişi başı 6.000 TL maaş kararlaştırdıkları açıklamasında bulunmuştur. gündemin 7. maddesi ile ilgili alınan karar müdürlere ödenecek ücretin belirlenmesine ilişkin olup, bu husus TTK m. 616/1-f’de genel kurulun münhasır yetkileri arasında düzenlenmiştir. Bu sebeple, genel kurul kararı alınmadan müdürlere herhangi bir ücret ödenmesi mümkün değildir. TTK’da müdürlerin ücret hakkının belirlenmesi ile ilgili olarak ibrada olduğu gibi bir oydan yoksunluk hali düzenlenmediği gibi, bu hususta ağırlaştırılmış bir nisap da kararlaştırılmamıştır. TTK m. 620 hükmüne göre; “(1) Kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararları, toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınır.” ... Şirketi’nin 2019 Yılına Ait Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağı’na göre gündemin 7. maddesi ile ilgili karar, davacı ...’ın tüm maddelere muhalefet beyanı ile kullandığı 1200 adet olumsuz oya karşılık 2.800 olumlu oy ile alınmıştır. TTK m. 620’da düzenlenen karar nisabı olan salt çoğunluk sağlanmıştır. Aylık 6000 TL huzur hakkı ödemesinin davalı şirketin iş hacmi dikkate alındığında ekonomik koşullara uygun görülmüştür. Tüm bu hususlar çerçevesinde, huzur hakkı ödemesine ilişkin gündemin 6. maddesi ile ilgili alınan karar bakımından iptal sebeplerinin bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır. gündemin 8. maddesi ile ilgili alınan karar bakımından; gündemin 8. maddesi ile ilgili; 26.07.2019 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında şirket gayrimenkulünün 1.900.000 TL’dan aşağı olmamak üzere satılmasına karar verilmesi üzerine şirket müdürlerinin yaptığı piyasa araştırmasında gayrimenkulün değerinin daha yüksek olduğunun görülmesi neticesinde, şirket gayrimenkulünün 2.000.000 TL’nın altında değerlendirilmemesi hususunda şirket ortaklarına bilgi verilmiştir. ...’ın tüm maddelere muhalif olduğu beyanını tekrar ettiği tutanağa geçirilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde 8 numaralı gündem maddesi ile ilgili; 26.07.2019 tarihli genel kurulda alınan kararların iptali talebiyle açılan İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ████████ E. sayılı dosyası kapsamında davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine, 17.09.2020 tarihli genel kurulda aynı kararların tekrar alındığını, kararın şekli olarak geçerli olsa dahi konusu itibariyle BK m. 19,20’ye aykırı olduğundan batıl olduğunu, iptaline karar verilen 26.07.2019 tarihli genel kurul kararı ile aynı şartlarla aynı taşınmazın satışına karar verildiğini, taşınmazın biçilen değerin en az üç katına satılabilecek durumda olduğunu belirtmiştir.Mahkemenin iş bu dosyası kapsamında dava konusu yapılan 17.09.2020 tarihli Genel Kurul’dan bir önceki Genel Kurul Toplantısı 26.07.2019 tarihinde gerçekleşmiştir. 26.07.2019 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağı’nın Madde 12 numaralı paragrafına göre alınan karar şu şekildedir; “Gündemin on ikinci maddesi gereğince şirket aktifinde kayıtlı İstanbul İli Ataşehir İlçesi, ... Mevkii, ... Ada, ... Parsel ve ... Pafta’da kayıtlı ... m2lik arsa üzerindeki gayrimenkulün (Binanın) 1.900.000 (Bir milyon Dokuz Yüz Bin) Türk Lirası bedelden aşağıya olmamak üzere satılmasına ve satış konusunda şirket müdürlerinden ... ve ...’ın müştereken yetkili kılınmasına ... 1200 (Bin İki Yüz) adet olumsuz oy kullandı, buna karşılık 2.800 (İki Bin Sekiz Yüz) adet olumlu oyla oyçokluğu ile karar verildi.” 26.07.2019 tarihli Genel Kurul Toplantısı’nda alınan kararların iptali talebi ile davacı ... tarafından açılan İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ████████ E., ████████ K. sayılı dosyası kapsamında görülen davada Mahkemece 12 numaralı Genel Kurul Kararı ile ilgili verilen Karar şu şekildedir; “Bilirkişi heyeti raporunda da belirtildiği üzere limited şirketlerde faaliyet aşamasında gerçekleştirilecek önemli miktarda malvarlığı üzerindeki işlemlere ilişkin herhangi bir düzenleme TTK’da bulunmamaktadır. Limited şirketlere ilişkin olarak TTK 616 maddesinde genel kurulun devredilemez yetkileri arasında Anonim Şirketlere ilişkin düzenleme olan TTK 408/2-f maddesindeki gibi bir düzenleme de yer almamaktadır. TTK 408/2-f maddesi “önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı” konusunu şirketin devredilemez yetkileri arasında saymış ve hatta bu durumda TTK 538/2 maddesindeki “önemli miktarda aktiflerin toptan satılabilmesi için genel kurulun kararı gereklidir. Bu karar hakkında 421. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları uygulanır” nisapların aranacağı, uygulamada da kabul edilmiştir. TTK 421.maddesi 3 ve 4. maddelerinde öngörülen nisap ise sermayenin en az %75’ini oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oyuna tekabül etmektedir. Limited şirketlere ilişkin 644. madde de az öncede belirtildiği gibi anonim şirketlere ilişkin TTK 408/2-f maddesine yapılmış bir atıf olmadığından bu konu doktrinde de tartışılmış bir kısım hukukçular TTK'daki susmanın bilinçli olduğunu ve kıyasen uygulama yapılamayacağını savunurken bir kısmı da anonim şirketler için getirilen genel kurulun devredilemez yetkisinin eski TTK zamanındaki limited şirketlere ilişkin Yargıtay içtihadından kaynaklandığını, buradaki susmanın bilinçli olmadığını ve boşluğun TTK 408/2-f maddesinin kıyasen limited şirketlere uygulanmasıyla doldurulması gerektiğini ileri sürmektedir. Bu husus dosyamızda alınan bilirkişi heyeti raporunda da tartışılmış ve TTK 408/2-f maddesinin gerekçesine konu Yargıtay Kararlarına da raporda yer verilmiştir. Gerek doktrindeki görüşler gerek Yargıtay kararları ve gerekse İstanbul BAM 13. Hukuk dairesinin Limited şirket genel kurul kararının iptali davasına yönelik verdiği ████████ E. █████████ K. sayılı kararında TTK'nın 408/2-f maddesinin uygulama alanı bulmuş olması karşısında mahkememizce de limited şirket yönünden TTK'nın 408/2-f maddesinin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.Bir diğer konu ise bu durumda alınan kararlar için genel kurulda aranacak nisap sorunudur.Yine anonim şirketlere ilişkin uygulamalara bakıldığında TTK'nın 408/2-f maddesi yönünden 538/2. maddesinde kabul edilen %75 oranında nisap arandığı anlaşılmaktadır. Limited şirketlerde kararlar toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınır (TTK 620 m.) Bunun yanısıra Kanun'un 621. maddesinde takribi olarak önemli kararlar başlığı altında bazı kararlar için farklı nisaplarda kabul edilmiştir. Buradaki sayma sınırlı olduğundan davaya konu karar için uygulanamayacağı TTK'nın 643. maddesindeki atıf nedeniyle 538/2 maddesinde kabul edilen nisabın aynen anonim şirketlerde olduğu gibi limited şirketlere de uygulanması ve davalı şirketin sahip olduğu tek taşınmazını satmak için karar alabilmesinin toplantıya katılan sermayenin en az %75‘inin olumlu oyuyla mümkün olabileceği dava konusu genel kurulda kararın %70 nisapla alınmış olması karşısında yeterli nisap sağlanmadan alınan kararın iptalinin gerektiği sonucuna varılarak davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin █████/2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan 5 ve 12 nolu kararların iptaline, fazla talebin reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” Yukarıda da belirtildiği üzere; 26.07.2019 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında İstanbul/Ataşehir-... mahallesinde bulunan şirket gayrimenkulünün 1.900.000 TL bedelden aşağı olmamak üzere satılmasına, satış konusunda şirket müdürlerinin müştereken yetkili kılınmasına karar verilmişken, mahkeme huzurunda görülmekte olan iş bu davaya konu 17.09.2020 tarihli genel kurul toplantısında şirket müdürleri tarafından yapılan piyasa araştırması neticesinde gayrimenkulün değerinin daha yüksek olduğunun görüldüğü ve gayrimenkulün 2.000.000 TL’nin altında değerlendirilmemesi hususunda şirket ortaklarına bilgi verilmiştir. 26.07.2019 tarihli genel kurulda gündemin 12. maddesi ile ilgili olarak oylama yapılarak 1200 adet olumsuz oya karşılık 2.800 adet olumlu oyla hakkında iptal kararı verilen genel kurul kararı alınmışken, 17.09.2020 tarihli genel kurulda sadece müdürler genel kurulu bilgilendirmiş, bilgilendirilen konu ile ilgili herhangi bir oylama yapılmamıştır. Dolayısıyla 17.09.2020 tarihli genel kurulda söz konusu gayrimenkulün satışı ile ilgili müdürlere yetki verilmediği gibi, şirketin söz konusu gayrimenkulünün satılması hususunda alınmış bir genel kurul kararı da yoktur. Alınmış bir genel kurul kararı bulunmaması sebebiyle, iptal edilen genel kurul kararının tekrar alınması da söz konusu değildir.Gündemin 8. maddesi ile ilgili herhangi bir genel kurul kararı alınmadığı, sadece bilgilendirme yapıldığı için, iptali talep edilebilecek bir karar da mevcut değildir. Gündemin 9. maddesi ile ilgili alınan karar bakımından; gündemin 9. maddesi ile ilgili, şirket ortağı ... ile ilgili yaşanan olayların ortağın şirkete karşı sorumluluklarını ihlal niteliğinde olduğundan bahisle TTK m. 640 uyarınca şirket ortaklığından çıkarılması için dava ve yasal işlemlerin başlatılmasına, dava ve yasal işlemler için şirket müdürünün yetkili kılınmasına, şirket müdürüne genel kurulca verilen yetkiler çerçevesinde avukat tutma ve vekalet verme yetkisinin verilmesine ...’ın 1200 adet muhalefet oyuna karşılık 2.800 olumlu oy ile karar verilmiştir. TTK m. 616/1-h hükmüne göre; “h) Bir ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması” genel kurulun devredilemez yetkileri arasındadır. TTK m. 640/3 hükmüne göre ise, limited şirket ortağının haklı sebeple şirketten çıkarılması, şirket tüzel kişiliği tarafından mahkemeden talep edilebilir. Haklı sebebin var olup olmadığı ise, şirket tüzel kişiliği tarafından açılacak davada tartışılacaktır. TTK m. 621 limited şirketlerde genel kurul tarafından ağırlaştırılmış nisaplarla alınabilecek önemli nitelikte kararları düzenlemektedir. Buna göre, bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulmasına ilişkin genel kurul kararları, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabilir (TTK m. 621/h). Dava konusu genel kurul kararı, TTK m. 619’da sayılan oy hakkından yoksunluk sebepleri arasında yer almamaktadır. Hazır Bulunanlar Listesi’ne göre; ortaklardan ... vekaleten, ... ve ...’ın asaleten katılımı neticesinde %100 katılım ile genel kurul toplantısı yapılmış olup, davalı şirkette toplam 4000 adet pay bulunmaktadır. Bu durumda ortağın şirketten çıkarılmasına ilişkin karar, temsil edilen oyların en az üçte ikisi olan 2666,67 adet oy ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğu olan 2001 adet oyun bir arada sağlanması ile alınabilecektir. Dava konusu genel kurul toplantısında gündemin 9. maddesi ile ilgili karar, ...’ın 1200 adet muhalefet oyuna karşılık 2.800 olumlu oy ile alınmıştır. Dolayısıyla alınan karar bakımından TTK m. 621 düzenlemesinde aranan nisap sağlanmıştır. Tüm bu sebeple karşısında gündemin 9. maddesi ile ilgili olarak şirket ortağı ...’ın TTK m. 640 uyarınca şirket ortaklığından çıkarılması için dava ve yasal işlemlerin başlatılması, dava ve yasal işlemler için şirket müdürünün yetkili kılınması, şirket müdürüne genel kurulca verilen yetkiler çerçevesinde avukat tutma ve vekalet verme yetkisinin verilmesine yönelik genel kurul kararının iptalini gerektiren bir sebebin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Bilirkişi heyet raporunda da aynı hususlara değinilerek rapor gerekçelendirilmiştir. Bu nedenle bilirkişi raporuna göre davanın müdürlerin ibrasına dair gündem maddesi dışındaki gündem maddelerinin iptalini veya butlanını gerektiren herhangi bir husus bulunmadığından davacı vekilinin aksine iddia ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin yargılama giderine dair istinaf nedeni değerlendirildiğinde ise dava konusu uyuşmazlık para ile değerlendirilen bir uyuşmazlık değildir. Her ne kadar mahkemece iptale konu edilen gündem maddelerinden yalnızca biri yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de dava konusu olan tek bir genel kurul toplantısıdır.Toplantıda alınan karar sayısının çokluğu yargılama aşamasında karşı taraf yararına daha fazla yargılama giderine hükmedilmesine neden olmayacaktır. Mahkemece davanın niteliği gereğince gerçekleştiren yargılama giderlerinden 1/2 oranına tekabül eden miktarın davalıdan tahsiline, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına dair takdiren vermiş olduğu kararda, usule ve yasaya aykırılık görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, her iki tarafın istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacı mirasçılarından tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 03.07.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!