Anahtar kelimeler: Rakama Nispetinde Yarısı Arsalar Feshine İmalat Yana Akdedilen Kdv Emlak

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında akdedilen 22.04.1998 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin mahkemece geriye etkili feshine karar verildiğinden, müvekkil kooperatifin ...'nin taşınmazları üzerinde yaptığı imalat bedellerinin 2010 yılı ikinci yarısı itibariyle belirlenerek ve belirlenecek rakama % 18 nispetinde KDV eklenerek ve sözleşme gereği arsalar için ödediği emlak vergilerinin 1998 yılından bu yana yeniden değerleme yapılarak faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin feshine dair davanın devam ettiğini, sözleşmeye göre inşa edilecek 55 adet meskendeki inşaatın ortama % 50 oranında tamamlandığını, emlak vergisine ilişkin talep konusu gösterilmediğinden bu talebin usulden ve esastan reddine karar verilmesini, zamanaşımı itirazlarının olduğunu, sözleşmeye göre vergileri ödeme yükümlülüğünün davacıya ait olduğunu, davacının fazlaya dair haklarını saklı tutmakla beraber yaptığı imalâtın değerini kendi kayıtlarına göre ortaya koyması gerektiğini, sözleşmenin feshi davasının beklenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. MAHKEME KARARIİlk Derece Mahkemesi 26.01.2016 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile sözleşmede kararlaştırılan götürü bedelin tamamlanan inşaat oranının %51,50'ye göre oranlanarak bulunan tutardan, imara aykırılıkların giderilerek yapıların ruhsata uygun hale getirilme bedeli düşülerek hesaplanan 104.166,00 TL imalât bedeli ve sunulan faturalara göre hesaplanan 49.942,24 TL olmak üzere toplam 154.108,24 TL yönünden davanın kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİMahkeme kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 23.10.2019 tarihli, █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla; yapılan inşaatın bir kısım katlarının imara aykırı olarak yapıldığı ve ruhsat yenilemesi yapılmaması nedeni ile kaçak konumda olduğu, bu durumda mahkemece, yukarıda anılan mevzuat uyarınca müracaat olup olmadığının ve bu mevzuat hükümlerinden faydalanılarak inşaatın imara uygun hale getirilip getirilmediğinin araştırılması gerektiği, bu nedenle imar barışı nedeniyle müracaat yapılarak inşaatın imara uygun hale getirilmiş olması halinde davacı tarafından yapılan imalâtın sözleşmenin feshinin kesinleştiği tarihteki piyasa rayici dikkate alınarak hesaplanacak bedelin ödenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirilen bilirkişi raporuyla dava konusu taşınmazların tamamlanma oranının % 51,50 olduğu, taşınmazda alan artırımı sonrası oluşan alanın adet başına 186,93 m² olduğu, söz konusu taşınmazların KKİS’nin fesih tarihi olan 2011 yılındaki değerlemesinden KKİS’nin tamamlanma oranı, taşınmazlardaki amortisman oranı ve % 25 müteahhit kârı indirilmesi sonrası % 15 genel giderler ilavesiyle 1.982.171,03 TL olarak davacı yanın imalat bedeli alacağının bulunduğunun anlaşıldığı; feshedilen KKİS’den kaynaklı bir gecikme cezasının, gecikme cezasının kaynağı olan KKİS’nin feshedilmiş olması nedeniyle değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, 49.942,24 TL arsa vergisinin sözleşme hükümleri doğrultusunda davacı yan tarafından ödendiğinin anlaşıldığı, davacı yan davanın açılışında dava dilekçesinde dava değeri olarak 1.645.000,00 TL olarak belirtmişse de dilekçesinin talep kısmında müvekkilinin yaptığı imalât bedelleri olan 1.645.000,00 TL ile müvekkilinin dava konusu KKİS kapsamında ödediği emlak vergilerini talep ettiği anlaşılmakla dava değeri 1.694.942,24 TL (1.645.000,00+ 49.942,24TL) olarak hesaplanmakla birlikte 25.01.2016 tarihli beyanıyla 1.571.243,72 TL imalât bedeli ve 49.942,24 TL vergi ödemesini talep ettiği anlaşılarak imalat bedeli olarak talep ettiği 1.645.000,00 TL’den 1.571.243,72 TL’nin mahsubu sonrası 73.756,28TL’den feragat ettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle 1.571.243,72 TL imalat bedeli ve 49.942,24TL vergi ödemesi yönünden davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 10.06.2020 tarihli, ███████-168 Esas - ████████ Karar sayılı ilamına göre artık yapı kayıt belgesinin alınıp alınmadığının araştırılmasının önemli olmadığını, bilirkişi raporlarında villa alanlarına ilişkin çelişki giderilmeksizin 23.11.2023 tarihli raporun esas alınmasının doğru olmadığını, belediye ve bakanlık tarafından gönderilen yapı kayıt belgelerinde dahi 124,60 m² alan olduğu yazmasına rağmen bilirkişi tarafından 186.93 m² hesaplanmasının kabul edilemeyeceğini, bütün yapılar için imar izni alınmamış olmasına, kaç adet villa için yapı kayıt belgesi alındığının kurum cevaplarından net olarak anlaşılamamasına rağmen 55 adet villanın hepsi için imar izni alınmış gibi hesaplama yapan rapora itibar edilerek karar verilmesinin hatalı olduğunu, yapı kayıt belgesi olmayan villaların da hesaplamaya dahil edildiğini, yapıların imar affı kapsamına girmiş olması nedeniyle güçlendirme yapılmasına gerek olmadığı gerekçesiyle talepleri reddedilmekle birlikte imar affının güçlendirme yapılması zorunluluğunu ortadan kaldırmadığını, güçlendirmenin yapı malikinin sorumluluğunda olduğunu, yapı kayıt bedellerinin masraflarının davacı tarafından ödenmesi gerektiğini, akdin feshine dair davadaki 13.800 USD tutarındaki ceza-i şartın davacı alacağından mahsup edilmesi gerektiğini, mahkemenin taleple bağlılık ilkesine aykırı hareket ettiğini, dava dilekçesinde dava değeri 1.645,000,00 TL iken mahkemece 1.645.000,00 TL ve 49.942,24 TL toplamı olan 1.694.942,24 TL üzerinden hüküm kurulduğunu, ıslah ve bedel artırım yokken bu değerlendirmenin kabul edilemeyeceğini beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçUyuşmazlık arsa yapı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi nedeniyle imalât bedeli ve emlak vergi bedelinin tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; inşa edilen bir kısım taşınmazlar yönünden yapı kayıt belgesi alındığından bahisle inşa edilen tüm taşınmazlar yönünden imalat bedeli hesaplanmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulduğuna göre 09.05.1960 gün, 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bozmada belirtilen hususlar lehine olan taraf için usulü kazanılmış hak oluşturduğundan bozma uyarınca inceleme yapılması ve hüküm kurulması zorunlu hale gelmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 23.10.2019 tarihli, █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı ile inşaatın imara uygun hale getirilip getirilmediğinin araştırılması gerektiği, bu nedenle imar barışı nedeniyle müracaat yapılarak inşaatın imara uygun hale getirilmiş olması halinde davacı tarafından yapılan imalâtın sözleşmenin feshinin kesinleştiği tarihteki piyasa rayici dikkate alınarak hesaplanacak bedelin ödenmesi gerektiği bildirilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak ilgili Belediyeye ve Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereler neticesinde verilen cevaplarda bir kısım taşınmazlar yönünden yapı kayıt belgesi alınmış olduğu bildirilmiş olup, yapı kayıt belgeleri dikkate alınarak, inşa edilen tüm taşınmazlar yönünden imalât bedeli hesaplanmak suretiyle düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmiş ise de; bozma ilamında belirtilen şekilde inşaatın imara uygun hale getirilip getirilmediği araştırılmamış bir kısım taşınmazlar yönünden yapı kayıt belgesi verilmiş olması nedeniyle tüm taşınmazlar yönünden imalât bedellerine dair yapılan hesaplamaya itibar edilerek karar verilmiştir.Dosya kapsamına göre sözleşmenin geriye etkili feshedildiği, uyulan Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 23.10.2019 tarihli, █████████ Esas, █████████ Karar sayılı bozma ilamında imalat bedeline hükmedilmesi için yapılan imalatın imara uygun hale getirilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin ilamında da inşaatın imara uygun hale getirilip getirilmediğinin araştırılması gerektiği belirtildiğinden mahkemece bozma ilamının gereğini yerine getirilmeksizin hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Dairemiz uygulamalarına göre yapı kayıt belgesi imara aykırı yapının kullanılmasına ilişkin olup, yapıyı imara uygun hale getirmediği, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşümüne kadar geçerli olduğu, arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmelerinde kararlaştırılan edimlerin ifasına bir etkisi bulunmadığı, yapı kayıt belgesinin alınmasının yüklenicinin iskân ruhsatı alma yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı sadece yıkımı engelleyici nitelikte olup, yapının imara uygun hale getirilmesini sağlamadığı kabul edilmektedir.Bu durumda mahkemece yapılacak iş, yapı kayıt belgesi dikkate alınmaksızın imara uygun imalâtlar bulunması halinde feshin kesinleştiği tarihteki piyasa rayicine göre bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi, imara uygun imalat olmadığının tespiti halinde ise davanın reddine karar verilmesinden ibarettir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan İlk Derede Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,26.03.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (Muhalif)- MUHALEFET ŞERHİ -1- Bilindiği üzere eser sözleşmesinin bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi; bir yönüyle arsa sahibinin koşullar gerçekleştiğinde sahibi olduğu taşınmazın mülkiyetinin bir kısmını yükleniciye devretmesini öngörürken, diğer yönüyle de, yüklenicinin yapacağı inşaat bakımından arsa sahibine karşı yükümlülüklerini gösteren, tapulu taşınmazın mülkiyetinin bir kısmının devrine ilişkin vaadi ve eser sözleşmesini içeren, iki tipli-karma bir sözleşmedir. Başka bir anlatımla yüklenici yönünden inşaat yapma yükümlülüğünü, arsa sahibi yönünden ise tapuda pay intikal ettirme yükümlülüğünü içeren arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, hem inşaat yapma hem de satış vaadi sözleşmesini bünyesinde birleştiren özel bir sözleşme türüdür.2- Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin konusu, arsa sahibinin maliki olduğu arsa üzerine yapılacak bina inşaatıdır. Yüklenici, finansmanını sağlayarak, lüzumunda sanat, beceri ve emek sarfıyla bir bina (inşaat) meydana getirmeyi üstlenirken, arsa sahibi de buna karşılık arsa payı devri suretiyle bir bedel ödemeyi borçlanmaktadır. Bu sözleşmede ücret (bedel) arsa sahibi tarafından ayın olarak ödenmektedir.3- Türk Hukuk Lûgatında da arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin hukukî niteliği itibariyle taşınmaz satış sözleşmesi ile eser sözleşmesinden oluşan karma bir sözleşme türü olduğu vurgulanmıştır (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 669).4- Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde yüklenici özen borcunun gereği olarak inşaatı sözleşme ve ekleri, tasdikli projesi, yapı ruhsatı ve imara uygun olarak yapıp süresi içinde teslim etmekle yükümlüdür.5- Bu noktada uyuşmazlığın çözümü açısından 7143 sayılı Kanun ile 3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen geçici 16 ncı madde uyarınca yapı kayıt belgesi alınması durumunda bu belgenin sağladığı statüye ilişkin açıklama yapılmasında yarar vardır.6- 7143 sayılı Kanun ile 3194 sayılı İmar Kanunu'na geçici 16 ncı madde eklenmiş ve maddenin ilk fıkrası, afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve İmar Barışının sağlanması amacıyla, 31.12.2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31.10.2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31.12.2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi hâlinde yapı kayıt belgesi verilebileceği düzenlemesini içermektedir.7- "Yapı kayıt belgesi” ifadesi, hukukumuza ilk olarak 3194 sayılı İmar Kanunu’na eklenen geçici 16 ncı maddesi ile girmiştir. 3194 sayılı İmar Kanunu’na eklenen geçici 16 ncı maddenin gerekçesi de “afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız, ruhsat ve eklerine aykırı veya imar mevzuatına aykırı yapıların kayıt altına alınması ile dönüşüm projelerine finans sağlanarak, dönüşümün daha hızlı ve etkin yapılması amacıyla 31.12.2007 tarihinden önce yapılmış yapıların, yapı sahiplerinin müracaatları üzerine ve beyanına göre hazırlanacak yapı kayıt sistemine işlenmesi, bu yapılara su, elektrik ve doğalgaz bağlanabilmesi için yargı ve belediyelerdeki iş yükünün azaltılabilmesi için alınmış yıkım kararlarından ve tahsil edilmeyen para cezalarından vazgeçilmesi, maliklerin yarısının muvafakatinin bulunması hâlinde yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın cins değişikliği ve kat mülkiyeti tesis edilebilmesi” olarak belirtilmiştir.8- Anılan madde, bir bütün olarak gerekçesi ile birlikte değerlendirildiğinde, imara aykırı yapılarla ilgili bu belgenin başvuru sonucu verilmesiyle yapının kullanılması ile ilgili maliklere bir yetki verildiği, yapının kullanımı ve zilyetliği hususunda idari bir statü sağlandığı anlaşılmaktadır. Yapı kayıt belgesi verilmekle sağlanan bu statü, imar mevzuatına aykırı olması nedeniyle korunmayan ve aslında yıkılması gereken bir yapının kullanılması konusunda yapı malikine idare tarafından bir koruma sağlamaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 31.01.2024 tarihli ve 2023/(15)6-843 Esas, ███████ Karar sayılı kararı).26. Yapı kayıt belgesi alan yapılar, tıpkı ruhsatlı ve iskânlı yapılar gibi yasal hâle gelmekte ve bu belge verildikten sonra 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilerek yıkım ve para cezası kararlarının infazı ortadan kalkmaktadır (3194 s. K. geçici md.16/4). 9- 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 30 uncu maddesinde, yapının kullanılması yapı kullanma izin belgesi (iskân ruhsatı) alınması koşuluna bağlanmış; aynı Kanun'un 31 inci maddesinde de, inşaatın bitme gününün kullanma izninin verildiği tarih olduğu belirtilerek kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapılara izin alınıncaya kadar elektrik, su ve kanalizasyon hizmetlerinin verilmeyeceği, ancak yapı kullanma izin belgesi alan bağımsız bölüm sahiplerinin bu hizmetlerden faydalandırılacağı hükme bağlanmıştır. 3194 sayılı Kanun'un geçici 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında ise, yapı kayıt belgesinin yapının kullanım amacına yönelik olduğu düzenlenerek yapı kayıt belgesi alan yapılara, talep hâlinde ilgili mevzuatta tanımlanan ait olduğu abone grubu dikkate alınarak geçici olarak su, elektrik ve doğalgaz bağlanabileceği belirtilmiştir. 10- 3194 sayılı İmar Kanunu’nun geçici 16/5 inci maddesinde;"Yapı ruhsatı alıp da yapı kullanma izin belgesi almamış veya yapı ruhsatı bulunmayan yapılarda, Yapı Kayıt Belgesi ile maliklerin tamamının muvafakatinin bulunması ve imar planlarında umumi hizmet alanlarına denk gelen alanların terk edilmesi hâlinde yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın cins değişikliği ve kat mülkiyeti tesis edilebilir." Şeklinde yapı kayıt belgesi alınması hâlinde cins değişikliği ve kat mülkiyeti tesis edilebileceği düzenlenmekle birlikte aynı Kanun’un geçici 21 inci maddesine göre yapı kayıt belgesi alınan yapılarda, ilâve inşaat alanı ihdas edilmemek şartıyla, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'na göre güçlendirme kararı alınarak güçlendirme de yapılabilecektir.11- Görüldüğü gibi, Kanun aslında yapı kayıt belgesini, kat mülkiyeti kurulabilmesi için gerekli olan “Yapı Kullanma İzin Belgesi” yerine kabul etmekte ve yapı kayıt belgesine iskân ruhsatı ile aynı fonksiyonu yüklemektedir. Başka bir anlatımla yapı kayıt belgesi sahibi bu belgeye istinaden imara aykırı olan yapıyı sanki hiçbir aykırılık yokmuş gibi kat mülkiyetine dönüştürebilmekte, her bağımsız bölümü kat mülkiyeti kütüğüne kaydedebilmekte ve bu mülkiyet üzerinde bir malikin kullanabileceği tüm hakları kullanabilmektedir.12- Ayrıca 3194 sayılı İmar Kanunu’nun geçici █████ uncu maddesinde yapı kayıt belgesinin, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar geçerli olduğu, yapı kayıt belgesi düzenlenen yapıların yenilenmesi durumunda yürürlükte olan imar mevzuatı hükümlerinin uygulanacağı ve yapının depreme dayanıklılığı hususunun malikin sorumluluğunda olduğu belirtilmiş ve bu ifadeler bir “kısıtlama” gibi sunulmuş ise de, aslında anılan hususlar, normal imara uygun yapılar için de geçerli olduğundan yapı kayıt belgesinin ilgili yapıyı imar mevzuatına uygun hâle getirmesi özelliğine etki etmeyecektir.13- Hemen belirtilmelidir ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 683 üncü maddesinde mülkiyet hakkının içeriği, bir şeye malik olan kimsenin hukuk düzeninin sınırları içinde, o şeyi dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahip olduğu şeklinde düzenlenmiştir.14- Yapı kayıt belgesi ile ilgili bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere yapı kayıt belgesi sahibi; yapıyı kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma haklarına sahip olduğuna göre, yapı kayıt belgesi alınan bir yapı, kural olarak İmar Kanunu’na uygun bir yapı olarak kabul edilmelidir. Aslında Kanun Koyucu bazı çekincelerle açıkça adını koymamış olsa bile, yapı sahiplerine sunulan imkânlar dikkate alındığında 3194 sayılı İmar Kanunu’nun geçici 16 ncı maddesi, “bedel karşılığı imar affı” niteliğinde bir düzenlemedir. Yapı kayıt belgesi Kanunla yeni bir durum yaratarak yapıyı yasal hâle getiren yeni bir hukuki olgu meydana getirmiş, binanın yasal olmamasına bağlanan hukuki ve cezai yaptırımları ortadan kaldırmak suretiyle bu tür yapılara yapı kullanma izin belgesinin sahip olduğu tüm olanakları sağlayan hukuki bir statü kazandırmıştır. Ancak, bir yapının yapı kullanma iznine (iskân ruhsatına) sahip olması ile yapı kayıt belgesine sahip olması arasında piyasada bir değer düşüklüğü varsa bu değer ile sözleşmeye göre eksik ve ayıplı işlerin bedelinden yüklenici sorumlu tutulmalıdır.15- Yapı kayıt belgesi TMK'nın 683 üncü maddesinin bir malike tanıdığı tüm hakları sağladığı için, bu hakları “yok hükmünde” saymak, öncelikle 3194 sayılı İmar Kanunu’nun geçici 16 ncı maddesine aykırı olacağı gibi kullanılan ve kullanılmaya devam edilecek olan ve anılan Kanun'un ekonomik değer atfettiği yapının “ekonomik değerinin olmadığı” kabul edilerek sözleşme feshedilmek suretiyle tüm yapının arsa sahiplerine terk edilmesi ve yükleniciye yaptığı işin karşılığının verilmemesi de hakkaniyete uygun düşmeyecektir. Ayrıca tapuya güvenerek ve iyiniyetli olarak hisse veya bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişi davalıların da tapularının iptal edilerek arsa sahipleri adına tescil edilmesi TMK'nın 1023 üncü maddesine aykırı olacaktır. Yukarıda yer verilen tüm gerekçeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenmiş olup 09.10.2024 tarih, 2023-(6)-703 E., ████████ K. sayılı karar da Yapı Kayıt Belgesine anılan gerekçelerle itibar edilmesi düşüncesiyle bozma kararı verilmiştir.16- Bu durumda Dairemizin sayın çoğunluğunun bozma kararının değerlendirme ve gerekçe başlıklı 5. paragrafında belirtilen ‘’Yapı Kayıt Belgesinin Yapı Belgesi Kullanma İzin Belgesi yerine geçmeyeceğinden inşaatın yasal hale geldiğinin kabulü mümkün değildir.’’ görüşüne yukarıda ayrıntılı olarak açıkladığım gerekçelerle katılmıyorum. Yasal hale getirilmesi mümkün olan ve iş sahibi yararına olan imalat bedelleri ile yapı kayıt belgesi alınmış olanlarla sınırlı olmak üzere bu imalatların yıkımına karar verilemeyeceği ve iş sahibinin kullanması mümkün olduğundan bu alana ilişkin bedel toplanarak belirlenmeli, kanuni hale getirilmesi için gerekli masraflar düşülmek suretiyle bakiye alacağı tespit edilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.