Anahtar kelimeler: Sirayetine Sirayeti Sirayet Kısmî Asanık Bozmanın Mücadele Bozmadan Kaçakçılıkla Olamayacağı
7. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
    SAYISI : ███████ E., ████████ K.
    SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
    HÜKÜMLER : Sanıklar hakkında ayrı ayrı mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi
    TEMYİZ EDENLER : Katılan ... İdaresi vekili, sanıklar ... ve ...
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî bozma
    A.Sanık ...'in Temyiz İstemi Yönünden
    Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 21.01.2020 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkındaki bozma ilamının, temyiz talebi reddedilen sanık ...'e sirayetine karar verilmiş bulunmasına göre; bozmanın sirayeti sonrası kurulan hükmün temyize tâbi olamayacağı dikkate alınarak; lehe bozmadan sirayet nedeniyle yararlanan sanık ...'in temyiz isteminin karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi gereği Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
    B.Katılan ... İdaresi Vekilinin Tüm Sanıklar Hakkındaki Hükümlere İlişkin Temyiz İstemi ile Sanık ...'in Temyiz İstemi Yönünden
    Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu,
    aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Olayın oluş biçimi, sanıkların aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanıklar ..., ... ve ... tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
    Ancak;
    Arama işlemine dayanak olarak gösterilen Pasinler Sulh Ceza Mahkemesinin ████████ Değişik iş sayılı arama kararı denetime olanak verecek şekilde dosyaya getirtilmeden eksik araştırma ile karar verilmesi,
    Kabul ve uygulamaya göre de;
    1.Sanıklarda ele geçen eşyanın gümrüklenmiş değeri 17.067,21 TL olup suç tarihi itibarıyla "hafif" bulunmasına rağmen, 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/22. maddesi uyarınca eşyanın gümrüklenmiş değerinin "pek hafif" kabul edilip, cezada fazladan indirim uygulanmak suretiyle sanıklar hakkında eksik ceza tayini,
    2.5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesine engel hali bulunmayan ve talimatla alınan savunmasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep eden sanık ...'e, kaçakçılık suçlarında, yasal olmayan yollardan yurda getirilen veya yurt içinde alım satıma konu edilen eşyanın, ithalinde öngörülen gümrük vergileri ile diğer eş etkili vergiler ve mali yüklerin ödenmemesi nedeniyle, yoksun kalınan miktarın kamu zararı olduğu bildirilmesi gerekirken, Gümrük İdaresi tarafından tespit edilen dava konusu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin kamu zararı olarak benimsendiği ve bu miktarın sanık ...'e, bildirildiğinin anlaşılması karşısında; Mahkemece kaçak eşyanın vergiler toplamının kamu zararı olarak sanığa bildirilmesi ve bu zararın ödenmesi için süre verilerek sonucuna göre 5271 sayılı Kanun'un 231/9. maddesi de gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, sanık ...'in zarar miktarında yanıltılarak yazılı şekilde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
    Açıklanan nedenlerle, katılan ... İdaresi vekili ile sanık ...'in temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.05.2025 tarihinde karar verildi.
    KARŞI OY
    Yerel Mahkemece verilen hükmü temyiz etmeyen, ancak diğer sanığın temyizi üzerine, hükmün temyiz eden sanık lehine bozulmasıyla temyiz etmeyen sanığa sirayetine karar verilen durumda, ilk hükmü temyiz etmeyen sanığın yeniden verilen hükmü temyiz edip edemeyeceği heyetimizin sayın çoğunluğu ile aramızdaki görüş ayrılığının nedenini oluşturmaktadır. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması başlığını taşıyan Anayasamızın 13 üncü maddesi; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.” şeklindedir. Hak arama hürriyeti başlığını taşıyan Anayasamızın 36 ıncı maddesinin 1 inci fıkrası; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” şeklindedir. Temel hak ve hürriyetlerin korunması başlığını taşıyan Anayasamızın 40 ıncı maddesinin 2 inci fıkrası; “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” şeklindedir. 1412 sayılı CMUK’nın hükmün bozulmasının diğer maznunlara sirayeti başlıklı 325 inci maddesi; “Hüküm, cezanın tatbikatında kanuna muhalefet edilmesinden dolayı maznun lehine olarak bozulmuşsa ve bozulan cihetlerin temyiz talebinde bulunamamış olan diğer maznunlara da tatbikı kabil olursa bu maznunlar dahi temyiz talebinde bulunmuşçasına hükmün bozulmasından istifade ederler.” şeklindedir. 5271 sayılı CMK’nın hükmün bozulmasının diğer sanıklara etkisi başlıklı 306 ncı maddesi; “Hüküm, sanık lehine bozulmuşsa ve bu hususların temyiz isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanması olanağı varsa, bu sanıklar da temyiz isteminde bulunmuşçasına hükmün bozulmasından yararlanırlar.” şeklindedir. Anayasamızda düzenlenen temel haklar konusunda kanunlarla bir sınırlama getirilmiş ise bu sınırlamalar dar yorumlanırlar. Temel haklar konusunda kanunlarda açıkça bir sınırlama getirilmiş ise bu sınırlamalar dışında kalan kısma izin verilmiş demektir. Gerek 1412 sayılı kanunda gerek 5271 sayılı kanunda hükmün bozulmasının diğer sanıklara sirayeti düzenlemesinde, temyiz talebinde/isteminde bulunmuşçasına hükmü temyiz etmeyen sanıkların hükmün bozulmasından yararlanacakları ifade edilmiştir. Hükmü temyiz etmeyen ancak sirayet nedeniyle hükmün bozulmasından yararlanan sanıkların yeniden verilen hükmü temyiz edemeyeceklerine dair bir sınırlama 1412 sayılı kanunda ve 5271 sayılı kanunda bulunmamaktadır. Temyiz davası, Anayasamızda düzenlenen hak arama hürriyeti kapsamında bulunan temel haklardandır. Hükmün bozulmasından sirayet nedeniyle yararlanan sanıkların yeniden verilen hükmü temyiz edemeyeceklerine ilişkin kararlar bir kanun maddesine dayanmadan yorum yoluyla verilen kararlar olup, bu kararlar hak arama hürriyetini sınırlayıcı niteliktedir. Yeniden verilen hükmün sirayetten yararlanan sanık tarafından temyiz edilemeyeceğini söylediğimizde, erteleme, paraya çevirme, hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi sınırlara gelen cezalardaki müesseselerin yanlış uygulanması dışında, suçun takibinin zamanaşımına uğramış olmasına rağmen davaya devam edilerek mahkumiyet kararı verilmesi hallerinde bile sanığın temyiz hakkının olmamasının ağır sonuçları karşımıza çıkacaktır. Gerek 1412 sayılı kanunda, gerek 5271 sayılı kanunda bozma sirayet ettirilen sanıkların açıkça hükmü temyiz etmişçesine bundan yararlanacakları belirtilmesine rağmen, sonradan verilen hükmü temyiz edemeyeceklerini söylemek, usul kanunları gereğince devam eden bir davanın yanında, aynı zamanda kesinleşmiş bir kararın varlığı anlamına gelecektir. Hükmü temyiz etmeyen, ancak diğer sanığın temyiz etmesi nedeniyle bozulan hükümden sirayet nedeniyle yararlanan sanığın, yeniden verilen hükmü temyiz edebileceğini bunda hukuki yararı olduğunu düşündüğüm için heyetimizin aksi yöndeki düşüncelerine katılmıyorum.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!