Anahtar kelimeler: Sokmadığını Yönettiğini Ortağa Harçlandırma Yarattığı Nöbetçi Koşul Yıldır Yılda Kayyım

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████KARAR NO : ████████DAVA : Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)DAVA TARİHİ : █████/2024KARAR TARİHİ : █████/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İDDİA:Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verdiği █████/2024 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde; Davacı ve davalı iki ortak olup, ortaklardan birinin şirketi tek başına yönettiğini, diğer ortağa bilgi vermediğini, 5 yıldır şirketlerde Genel Kurul yapılmadığını, davalının son iki yılda kendi yarattığı olaylarla aldığı uzaklaştırma kararıyla diğer ortağı şirkete dahi sokmadığını, istisnasız hiçbir yıl kâr dağıtımı yapılmadığını, davacının kendi kararıyla kendisini 2041 yılına kadar müdür tayin ettiğini, bu koşul ve yapı içerisinde bir Genel Kurul yapılmasında hukuki ve fiili bir yarar bulunmayacağı gibi, elbetteki sağlıklı olarak gerçekleşmesinin de mümkün olmadığını, müvekkili ve davalının iki kardeş olup, halen; ....... Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti., 2- ........Tekstil San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. ünvanlı şirketlerin 2 ortağı olduklarını, her iki şirket bakımından; müvekkili .......’ın hisse oranının %49, Davalı .......’ın hisse oranının ise %51 olduğunu, aslında şirketin yine davacı ve davalıyla kardeş olan bir diğer ortağı daha (dava dışı ....) bulunmakta olup, tedbir davalısının kendisine emaneten devredilmiş hisseleri iade etmemesi ve davacının iadesine de engel olması nedeniyle halen bahse konu şirketlerin 2 ortaklı gözüktüğünü, davalının yaklaşık 1.5 yıl evvelden başlayarak, öncelikle iadesi gereken diğer kardeş hisselerinin devri için bir dizi anlamsız, haksız taleplerde bulunarak, şirket hisselerini devretmediği gibi, davacının kendisindeki emanet hisselerin iade ve devrini de müdür sıfatını kullanarak engellediğini, bu arada şirketin tüm kaynaklarını usulsüz işlemlerle lehine kullandığının ve transfer ettiğinin huzurdaki dava ile kanıtlanacağını, davalının usulsüz işlemlerinin tanığı olunmaması ve bunları rahatça uygulayabilmesi açısından, kendi yarattığı olaylarla gerek davacı, gerekse fiilen ortak olan diğer kardeş ........'a şirketle ilgili bilgi vermemesi bir yana, haklarında uzaklaştırma kararları aldığını ve kendilerini şirkete sokmadığını, davalının müdür sıfatını kullanarak kendisini 15.08.2041 tarihine kadar (yaklaşık 17 yıllık bir süre için) müdür sıfatıyla ....... Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti.'ni münferiden temsile yetkili kıldığını, aynı şekilde aksi karar alınıncaya kadar kendisini ........Tekstil San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.'ni münferiden temsile yetkili kıldığını, Beyoğlu ...... Not.’nin 09.04.2024 tarih ve ..... yev. nolu noter ihbarıyla tüm geçmiş yıllara ilişkin bilgilendirmeyi yaptığını ifade eden davalının, ısrarlı ihbarları üzerine, geçmiş 5 yılın Genel Kurulunu yapmak üzere bir yandan müvekkilini toplantıya çağırırken diğer yandan 25.04.2024 tarihli talebiyle daha öncesinde almış bulunduğu uzaklaştırma kararının uzatılmasına ilişkin talepte bulunduğunu ve uzaklaştırma kararının uzatılmasına ilişkin karar aldığını, akabinde taraflarınca tanzim edilen gerek Bakırköy ...... Not.’nin 02.05.2024 tarih ve ..... yev. no’lu (..... yev. no’lu Genel Kurul çağrı ihbarına cevaplarını ihtiva eden) ihtar ile gerekse Üsküdar ..... Not.'nin 05.06.2024 tarih ve ...... yev. no'lu ihtarnamesi ile; müvekkilinin güvenliği açısından tarafların bir araya gelmesinin makul olmamasının yanı sıra, Davalı yanın talebi üzerine verilmiş uzaklaştırma kararı nedeniyle müvekkilinin toplantıya katılımının mümkün olmadığı, usulsüzlükleri örtbas etmek adına başta suiniyetle uzaklaştırma kararları alınması ve sair illegal eylemlerden vazgeçilmesi, mesnetsiz ve başka saiklere hizmet eden uzaklaştırma kararı kaldırılarak Mahkemece tayin edilecek kayyım huzurunda toplantı için güvenli ve yasal bir ortamın hazırlanması akabinde Genel Kurulların yapılabileceği hususlarının davalı yana ihtar edildiğini, ancak davalının kendisine yapılan ihtaratlara rağmen müvekkilini hem hukuken hem de cezai manada güç durumlar içerisinde bırakacak eylemlerini ısrarlı bir biçimde sürdürmeye devam ettiğini, öncelikle TTK 626/1’de düzenlenmiş olan müdürlerin özen borcunun olayımızda gösterilmemesinin çok ötesinde özen yükümlülüğünün açıkça ve ısrarla çiğnendiği yukarıda ifade ettikleri koşul ve kanıtlarla açıkça ortada olduğunu, sadece diğer hissedarın (dava dışı ........’a ait) emaneten kendisinde bulunan hissesini iade için ağır, kabul edilemez tavizler bekleyen Davalının, halen hukuken de ortağı olan davacı müvekkilini, yarattığı olaylarla her nasılsa aldığı uzaklaştırma kararıyla şirkete sokmadığını, yine yasanın 614/1 hükmünce ortaklara gerekçe göstermeksiniz bütün işleri hakkında bilgi verme borcu ortada iken, bu bir yana, haklı bir gerekçe olmaksızın talep ettiği uzaklaştırma kararları ile şirkete yaklaştırmadığı dahi bir gerçek olarak karşılarında dururken, bilgi verip vermemenin çok ötesinde müvekkilinin kasıtlı ve ağır eylemlerle karşı karşıya olduğunu, müvekkilinin bilgi edinme hakkı devamlı bir şekilde ihlal edilmekle birlikte işbu davanın ikamesinden evvel son kertede davalı yana tebliğ edilen; Üsküdar ..... Not.'nin 05.04.2024 tarih ve ..... yev. no'lu (Ek...) ihtarnamesi ile “Müvekkilinin hissedarı olduğu şirketlerin son bir yıllık faaliyet raporu ve bilançosu ile önceki yıllara ait beyanname örneklerinin paylaşılması” talep edilmiş ise de diğer talepler gibi işbu taleplerinin de karşılıksız kaldığını, TTK 613/2 hükmünün keza çiğnendiği, keza tartışmasız biçimde olaylarla ve kanıtlarla sabit olduğunu, Müvekkilinin bilgi edinme hakkının sürekli bir biçimde engellendiğini, müvekkilinin imzalarının taklidi ile haberi ve rızası olmaksızın bir kısım işlem ve kararlara iştirak etmiş gibi gösterildiğinin şirket kayıtlarında yapılacak bilirkişi incelemesi ile sabit olacağını, iki ortaktan oluşan şirketler nezdinde ortaklık ilişkisinin de çekilmez hale geldiğini, Dava konusu şirketlerin halen 2 ortaklı olarak gözüktüğü nazara alındığında aralarında bu denli ihtilaf bulunan ortaklardan birini tek başına artık şirketi tarafsız ve iyi niyetle yürüteceği hususu hayatın olağan akışına aykırı olacağını, davalının süratle Şirket kaynaklarını çeşitli yollarla uhdesine aktardığı bilinmekle azil konusunda önceden haberdar olunmasının buna ilişkin çabalarını yoğunlaştıracağı nazara alındığında davalıya tebligat yapılmaksızın azil kararının tedbiren ve acilen verilerek kayyım tayininin zaruri hale geldiğini, esasen yurt dışında yaşayan müvekkili hakkındaki uzaklaştırma kararı nedeniyle şirkete giremediği, aynı zamanda “Abi olan davalının şirketi keyfince yönettiği” herhangi bir toplantı yapmadığı özellikle hukuken gözükmeyen diğer ortak kardeşin emanet hisselerinin iadesi istenince de büyük olayların patlak verdiği nazara alındığında, acilen ve tedbiren müdürlükten azil ve kayyım tayini edilmemesi halinde yaptığı usulsüzlükleri hızlandıracağı ve muhtemelen şirketin içini olabildiğince boşaltacağını beyan ederek, anılan sebeplerle 2 ortaklı ....... Teks. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ........Teks. San. İç Dış Tic.Ltd. Şti. ünvanlı şirketlerde, hadise koşulları ve dahası artık bu ortaklığın sürebilmesinin dahi imkansız hale geldiği açık olduğu gibi, davalının şirketi tek başına yönetemeyeceği cihetle, davalı .......'ın öncelikle acilen ve tedbiren, dava sonunda ise kesin olarak müdürlük görevinden azline, şirkete keza tedbiren ve acilen re'sen takdir ve tayin edilecek ehil bir kayyım tayinine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.SAVUNMA:Davalı vekili Mahkememize sunmuş olduğu █████/2024 tarihli cevap dilekçesinde; Şirket müdürünün azli ve yetkilerinin sınırlandırılması davasının şirket tüzel kişiliğine karşı açılması gerektiğini, yetkilerinin elinden alınması yahut sınırlandırılması talep edilen şirket müdürlerinin, şirketin organı konumunda olduğunu, ortada bir tüzel kişilik bulunmadığını, bu nedenle davanın şirket tüzel kişiliklerine yöneltilmesi gerekirken doğrudan davalı gerçek kişiye yöneltilmesi pasif husumet yokluğu teşkil ettiğinden davanın usulden reddinin gerektiğini, asılsız iddiaların muhatabı olan şirketlerin gerek ortaklık yapıları, gerekse ekonomik büyüklük olarak birbirinden farklı nitelikte iki şirket olduğunu, asılsız iddiaların davaya konu edilen sadece bir tüzel kişilik varmış gibi ileri sürüldüğü gözönüne alındığında müvekkilinin yöneticilik görevine ilişkin asılsız iddiaların hangi şirkete ilişkin olduğu belli olmadığından dava dilekçesinin usule açıkça aykırı olduğunu Limited şirket paydaşları arasındaki yönetimsel ihtilaflar kayyum atanmasını gerektirecek sebeplerden olmayıp, limited şirketlere sadece organ eksikliği durumunda kayyım atanabileceğini, organlar da genel kurul ve yönetim kurulu olduğundan ikisi de mevcut olduğundan istikrar kazanmış yargıtay kararları gereği kayyum atanması için hiçbir sebep olmadığını, genel kurulun yapılmaması da kayyum atamak için yeterli olmayıp genel kurul yapılmaması sebebiyle şirketin organ eksikliği oluşuyorsa kayyum atanabileceğini, somut olayda genel kurul ve uzunca bir süre yetkili yönetim kurulu mevcut olduğunu, kabul etmemekle beraber özen ve bağlılığı ihlal ettiğine dair sunulmuş somut ve hiçbir şüpheye mahal vermeyecek kesinlikte delil de sunulmadığını, sunulan ifade tutanağında zaten kendisi de şüpheli konumunda olup müvekkili yöneticiden daha ağır cürümler işlediğinin mahkeme dosyasında açık olduğunu, Müvekkilinin şirketi kanun ve mevzuatlara uygun olarak yürütmesinden rahatsız olan ve şirket imkanlarını kendi menfaatine kullanmak isteyen davacı ve dava dilekçesinde adı geçen ancak şirkette hissesi bulunmayan ..... ile birlikte hareket ederek şirketi ele geçirmeye çalıştıklarını, ancak müvekkilinin buna karşı çıktığını, bunun üzerine müvekkiline şiddet uyguladıklarını, bunda başarısız olunca işbu haksız, mesnetsiz, hukuka ve gerçeklere aykırı davayı açtıklarını, müvekkilinin şirketlerden ........Tekstil İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti.'nin %51 oranında hissedarı ve yetkili müdürü olduğunu, davacının ise bu şirkette %49 hisse oranına sahip olduğunu, dava dilekçesinde bahsi geçen diğer şirket olan ....... Tekstil San. Ve Tic. Ltd. Şti'de ise davacı ve müvekkilinin %50 oranında hisse sahibi ortak konumunda olduklarını, müvekkilinin ....... Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti'nin müdürü olduğunu, ........Tekstil ekonomik gücü mal varlığı olarak dava dilekçesinde bahsi geçen diğer Şirket olan ....... Tekstil'den daha büyük ve hacimli bir firma olup, Davacı tarafın ana hedefin asılsız iddialarla eski ortak ...... ile birlikte ........Tekstil'e ait yönetimi ele geçirmek böylece şirketin malvarlığını kendi menfaatleri için kullanmak olduğunu, bu amaçla müvekkilini darp edip ölümle tehdit ettiklerini, müvekkilinin karşı tarafın bu haksız eylemleri neticesinde ciddi şekilde yaralandığını, karşı taraf hukuka aykırı emellerine zorlama şiddetle ulaşmanın mümkün olmadığını görmeleri üzerine bu kez mesnetsiz iddialarla işbu davayı ikame ettiklerini, hukuka aykırı amaçlarına ulaşmak için müvekkilini sopa ile ağır yaralayan davacı ...... ile dava dışı ....... hakkında ceza davası açılmış olup davanın halen derdest olduğunu, kuruluş tarihi itibariyle şirketteki hisse oranları...... %34, ...... %33, ....... %33 şeklinde olduğunu, .....’ın hisselerini 09.11.2009 tarihinde Müvvekkili ...... ile Davacı .......'a sattığını, bu satım ile birlikte Hisse oranları %50 ......, %50 ..... Şeklinde olduğunu, müvekkilinin %1 hissesini 10 Mart 2011 tarihinde .......'a sattığını, bu satış işlemi ile birlikte hisse oranları Müvekkili ....... %49, ........ %51 şeklinde olduğunu, daha sonra █████/2019 tarihinde Davacı ....... %2 hissesini müvekkiline sattığını, bu satış ile birlikte hisse oranları bu █████/2019 tarihinden itibaren %51 ......., %49 Saim ....... şeklinde olduğunu, ayrıca .......’ın şirketin kuruluşundan █████/2023 tarihine kadar müdürlük görevini sürdürdüğünü, ........Tekstil’in Bağımsız Denetim Şirketi tarafından denetlenen ve şeffaf yönetilen bir şirket olduğunu, müvekkilinin birçok kez genel kurul toplantıları için davacı tarafı davet etmesi şirketle ilgili karar ve mali yönetimin içeriği ile ilgili tamamen şeffaf davranmaktan yana olduğunu gösterdiğini, alınan uzaklaştırma kararı dava konusu dışında olmakla birlikte; dava dilekçesinde belirtilen: "f bendi ve g)bendi : ... Uzaklaştırma kararı nedeniyle müvekkilin toplantıya katılımının mümkün olmadığı." Şeklindeki ifadelerin kanun lafzından da yola çıkılarak; limited şirket ortağı şayet genel kurula bizzat katılmayacaksa, kendisini temsil ettirmek üzere ortaklık sıfatına sahip başka bir ortağı ya da ortak olmayan şirket dışından bir kişiyi genel kurula kendi yerine gönderebileceğini, davanın soyut iddialara dayalı olarak açıldığı, hiçbir somut delilin mevcut olmadığını, karşı tarafın tek amacının müvekkilini haksız ve soyut iddialarla müdürlük görevinden uzaklaştırmak ve şirketi yönetilemez hale getirmek olduğunu, böylece müvekkilinin Polonya'daki şirketler üzerindeki hakkı olan hissesinin devri için taleplerini geri çekmeye zorlayacağını düşündüğünü, dava dilekçesinde "Şirketin tüm kaynaklarının usulsüz işlemlerle lehine kullandığı ve transfer ettiği huzurdaki davada kanıtlanacaktır"gibi algı oluşturmaktan öteye gitmeyen ithamlarda bulunan karşı tarafın bunu kanıtlayacak somut bir delil sunmadığını, 20.05.2024 tarihinde Genel Kurulun toplandığını, davacı █████/2023 tarihine kadar müdürlük görevini sürdürmüş olduğundan Genel Kurul yapılmamış olmasına dayanarak dava açmasının da yerinde olmadığını, zira müdürlük görevini yürüten davacının kendi müdürlük görevini yaparken yapma gereği duymadığı Genel Kurulun Müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, Genel Kurulun tarihinin davacıya usulüne uygun tebliğ edildiğini, ancak davacının Genel Kurul yapılmasına itiraz ettiğini, buna gerekçe olarak da uzaklaştırma kararını gerekçe gösterdiğini, davacı gerçekten Genel Kurula katılmak istese müvekkilinin bu uzaklaştırma kararına müracaat edeceğini ileri sürmek inandırıcı bir argüman olmadığı gibi, davacının vekil kullanarak bu genel kurula katılabilmesi de mümkün olduğundan ayrıca uzaklaştırma kararına sebep veren vakıların davacı tarafından gerçekleştirilen eylemlere dayandığı da düşünüldüğünde davacının kendi kusurlu eylemlerinden menfaat sağlamaya yönelik anlatımlarının hukuki bir değeri bulunmadığını, ....... Tekstil, ........Tekstil'e göre hacim ve ekonomik olarak oldukça küçük bir şirket olup, karşı tarafın ana hedefinin ........Tekstil'i yönetilemez hale getirmek olduğunu, dava dilekçesinin ana odağını ........Tekstil oluşturmakta, müvekkilini ........Tekstil'deki görevinden uzaklaştırmayı amaçlayan karşı tarafın ya tutarsa mantığı ile ....... Tekstil'e de yönelik iddialarda bulunarak ve iki şirketi ayırt etmeden hangi iddianın hangi şirkete yönelik olduğunu açıklamadan ....... Tekstil üzerinden ........Tekstil'e yönelik sonuçlar üretmeye çalıştığını, davacı ve Müvekkilinin ....... Tekstil'de %50 ortak olup, Müvekkilinin ....... Tekstil'de müdürlük görevini ifa ettiğini, dilekçe ekinde sunulmuş olan 10 Mart 2011 ve 13.08.2020 tarihli Genel vekaletnamelerle, müvekkili .......'ı vekil tayin etmiş olan Davacının bu vekaletnameleri 07.08.2023 tarihinde azilname ile sonlandırdığını, bu vekaletnamenin içeriği incelendiğinde Genel Kurul dahil şirket için alınacak tüm kararlar için müvekkilini vekil tayin etmiş olan davacının Genel Kurul yapılmaması gibi bir iddiaya dayanmasının hukuka aykırı olduğunu, vekaletnamelerden azil tarihi üzerinden daha bir yıl geçmemişken dava açılmış olması nedeniyle ....... Tekstil için Genel Kurul yapılmadığı iddiasının yerinde olmadığını, ....... Tekstil için 10 Eylül 2024 tarihinde Genel Kurul yapılma kararı alınmış olup, karşı tarafın dava dilekçesinde Genel Kurul yapılmasında hukuki ve fiili yarar bulunmadığını iddiası ortayken Genel Kurul yapılmaması iddiasının kendileri için haklı bir neden oluşturmayacağını, dava dilekçesinin ana odağının ........Tekstil olması ve ....... Tekstil için somut bir iddianın mevcut olmadığı görüldüğünden ....... Tekstil yönünden de davanın esastan reddinin gerektiğini, imzaların taklit edildiğine yönelik iddiaların noterde düzenlenen belgeler için imza taklidinden bahsedilemeyeceğini, davacı tarafından verilen genel vekaletnameler ile Polonya'da kurulan şirketlere gönderilmek üzere ........Tekstil Hesabından Davacıya para gönderilmiş bu para gönderme işlemi için .... adına banka talimatını bile müvekkilinin vekaleten imzaladığını, dava dilekçesinde müvekkilini darp eden davacının bu nedenle ortaklık ilişkisinin çekilmez hale geldiğini iddia ederek müvekkilinin müdürlükten azlinin talep etmesinin hiçbir hukuki temeli bulunmadığını, dava konusu şirketlerin ticari faaliyetleri aksatılmadan sürmekte, genel kurul toplantıları yerinde ve zamanında yapılmakta, şirket müdürü davalı müvekkil özen ve dikkat yükümlülüğüne yaraşır şekilde görevini ifa ettiğini, dava konusu şirketler kötü yönetilmiş olsaydı, şu an iflasın eşiğinde ve borç içinde yüzmesi gerektiğini, davacının söz konusu şirketlere kayyım atanması talebinin hiçbir haklı ve gerekli yanı bulunmadığını beyan ederek, anılan sebeplerle davacının hiçbir somut delile dayanmayan, farazi gerekçelerle talep ettiği kayyım atanması talebinin reddine, hangi talebin hangi şirkete yönelik olduğunun dava dilekçesinden anlaşılmadığından ve davacının taleplerinin ortak konumunda olduğu şirketlere yönelik olması ancak şirketlerin taraf olarak belirtilmemesi nedeniyle davanın usulden reddine, davanın, öncelikle davacının kendisinin hukuka aykırı ve kusurlu davranışlarına dayanması nedeniyle ve MK m. 2 uyarınca reddine, aksi kanaatte olunması durumunda davacının haklı sebebinin bulunmaması nedeniyle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.DELİLLER ve GEREKÇE :Dava,davalının şirket müdürlüğünden azli ile yöneticisi olduğu şirketlere yönetim kayyımı atanması istemine ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmıştır.Mahkememizce atanan denetim kayyımları ...., ..... tarafından mahkememize sunulan █████/2024 tarihli kayyım raporunda; Yapılan toplantı ve şubeler nezdinde yapılan denetimler neticesinde rapor içeriğinde ayrıntısı verildiği üzere ........Tekstil'e ait ...... Otel ile birlikte Laleli'de 4 adet mağaza olduğu, İş bu mağaza ve otellerde toplam çalışan sayısının yaklaşık olarak 91 olduğu, ........Tekstil'e ait fabrika ve depoların bulunduğu Bahçelievler ilçesinde ki farklı adreslerde toplam çalışan sayısının yaklaşık olarak 80 olduğu, ....... Tekstil'e ait Laleli'de ki mağazada çalışan sayısının yaklaşık olarak 6 olduğu, ....... Tekstil'in burada hem ........Tekstil'den hem de 3. Şahıslardan aldığı ürünlerin satışını gerçekleştirdiğinin görülmüş olduğu, ........Tekstil'in 05.11.2024 tarihi itibari ile aktif. Büyüklüğünün 1.147.108.833,07 TL olduğu, Aktif içerisinde ki en büyük payların stoklar ve maddi duran varlıklardan oluştuğu, ........tekstilin 05.11.2024 tarihi itibari ile kaydı değerlere göre özvarlığının 567.591.985,40 TL olduğu ve borca batık olmadığı gibi öz kaynaklarının toplam aktife oranının yaklaşık %50 olduğunun görüldüğü, ....... Tekstil'in 05.11.2024 tarihi itibari ile aktif büyüklüğünün 11.147.965,67 TL olduğu, Aktif içerisinde ki en büyük payların stoklar ve kasa hesabı bakiyelerinden oluştuğu, ....... tekstilin 05.11.2024 tarihi itibari ile kaydı değerlere göre özvarlığının -3.193.264,69 TL olduğu ve borca batık olduğu, Şirketin mevcut duruma göre aktiflerinin tamamını kaydı değerlere göre elden çıkarsa bile satıcılara olan borçlarını ödeyebilecek düzeyde olmadığının görüldüğü, rapor içeriğinde de ifade edildiği üzere her iki şirketin de aktifleri içerisinde önem arz eden varlıklar ile ilgili rayiç değerlemelerin yapılmasının yerinde olacağı, Bu durum ile ilgili bilgilendirmenin de dava konusu şirketlere yapılmış olduğu, Bu noktada yıl sonu itibari ile yapılacak kasa sayımlarına denetim kayyımı olarak katılım gösterileceği, Diğer taraftan öncelikle stokların sayımının da düzgün olarak yapılabilmesi açısından profesyonel şirket nezdinde ........yapılması hususunda talimatların dava konusu şirket yetkililerine yapılmış olduğu, İş bu husus ile ilgili talimatların uygulanıp uygulanmadığı hususlarının da ayrıca taraflarınca denetleneceği yönünde beyanda bulunmuşlardır.Mahkememizce atanan denetim kayyımları ....., ..... tarafından mahkememize sunulan █████/2025 tarihli kayyım raporunda; Mahkemece taraflarına tebliğ edilen davacı yanın 12.02.2025 tarihide mahkemeye sunduğu dilekçesi gözetilerek yapılan değerlendirmede, kayyım heyetinin görevinin sadece denetim kayyımlığı şeklinde olduğu, fiilen ve fiziken defaatle şirket merkez ve şubelerinde denetimler yapıldığı, yüce mahkemeye 1.denetim raporumuzun sunulduğu, 31.12.2024 verilerine göre 2.denetim raporumuzun da sayın Mahkemeye süreleri içinde arz edilmesinin planlandığı, Filli ve fiziki denetimlerin talep edildiği gibi daha yoğun sürdürülebilmesinin aylık bürüt 10.000 TL kayyım ücretinin tamamının masraf ve vergilere gitmesi anlamına geldiği, iki (2) ayrı şirket ve birçok iş yeri olması hususları gözetilerek ve iş hacimleri de dikkate alınarak denetim kayyım ücretinin makul miktarlara artırılması gerektiği, denetim kayyım görevi yanına onay görevi verilmesinin takdirinin yüce mahkemeye ait olduğu, dava dışı şirketlerin limited şirketler işleyişi bakımından yönetim ve temsilinde organ sorunu olmadığı, davacı ve davalı talepleri bakımından takdirin yüce mahkemeye ait olduğu yönünde beyanda bulunmuşlardır.Bilirkişiler Prof. Dr. ..... ve ..... tarafından mahkememize sunulan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda; dava dışı ........Tekstil’in gelir tablolarının incelenmesinde, incelenen 5 yılda 2 yıl haricinde zarar raporlamış olduğu, özellikle 30.09.2024 tarihinde (-) 41.181.927,75 TL gibi çok yüksek tutarda zarar raporladığı, dava dışı şirketin stoklarının her dönem oldukça yüksek tutarda olduğu, stokların şirketin bir yıllık satış maliyetlerinin dahi çok üzerinde olduğu, şirketin gereksiz yere stok maliyetine katlandığının gözüktüğü, dava dışı şirketin Bilançolarında 2020 yılı sonunda şirket ortaklarından ........’ın 46.187.000,00 TL, .....’ın ise 13.313.000,00 TL şirketten alacaklı olduğu, ......’ın şirketten olan alacağının 2022 yılından itibaren yüksek tutarda artmaya başladığı, en son 30.09.2024 tarihinde ..... dava dışı şirketten 315.952.608,05 TL alacaklı gözüktüğü, dava dışı şirketin Ortaklara olan borçlarındaki ve Banka kredilerindeki artışa karşılık, Aktifinde Binalar (Enflasyon düzeltmesi düşülmüş hali) ve Stoklar hesabında artış gözüktüğü, hal böyle olmakla birlikte davalının dava dışı şirketten olan alacağının ticari hayatın olağan akışına aykırı olacak kadar yüksek olduğunun değerlendirildiği, davalının dava dışı şirketi ne şekilde zarara uğrattığına, dava dışı şirketin varlıklarını ne şekilde uhdesine geçirdiğine ilişkin somut bir beyan veya delil sunulmamakla birlikte, yapılan incelemelerde davalının şirket varlıklarını uhdesine geçirmediği gibi aksine davalının dava dışı şirketi finanse ettiğinin gözüktüğü, dava dışı ....... Tekstil’in gelir tablolarının incelenmesinde, incelenen 5 yılda hem faaliyetlerinden hem de dönem sonunda zarar ettiğinin gözüktüğü, dava dışı şirket Ticari Mal alım satımı yapmakta olup, ........Tekstil’den aldığı malları satışa sunduğu, dava dışı ....... Tekstil’in zararında ........Tekstil’den aldığı ürünlerin yüksek fiyatta almasının etkiki olduğu, dolayısıyla bir şirketin kâr diğer şirketin zarar ettiği dikkate alındığında grup şirketler olması hasebiyle ....... Tekstil’in zarara uğratıldığının değerlendirilmediği, davalının dava dışı şirketi ne şekilde zarara uğrattığına, dava dışı şirketin varlıklarını ne şekilde uhdesine geçirdiğine ilişkin somut bir beyan veya delil sunulmamakla birlikte, yapılan incelemelerde de bu yönde bir tespit yapılamadığı, davacı’nın bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edildiği, bu hususun Davalı’nın dava dışı şirketlerden azlini gerektirip gerektirmeyeceğinin takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, dava dışı şirketlerin incelenen 5 yılda zarar raporladığı, dolayısıyla kar dağıtımının mümkün olmadığı, ........Tekstil’in 20.05.2024 tarihinde, ....... Tekstil’in ise 10.09.2024 tarihinde olağan genel kurul toplantısı yaptığı, kaldı ki Davacı'nın 02.04.2023 tarihine kadar ........Tekstil İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti.'nde müdür sıfatını haiz olduğu, dolayısıyla kendisinin 2019-2022 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısına ilişkin çağrı yapacak konumda olduğu göz önüne alındığında Davacı’nın bu iddiasının yerinde olmadığı, davalı’nın dava dışı şirketleri ne şekilde zarara uğrattığına, dava dışı şirketlerin varlıklarını ne şekilde uhdesine geçirdiğine ilişkin somut bir beyan veya delil sunulmadığı, keza mali bilirkişi tarafından incelenen şirket ticari defterlerinde davalının dava dışı ........Tekstil’i oldukça yüksek tutarda finanse ettiğinin gözüktüğü yönünde rapor sundukları görüldü.Davalının,ortaklar kurulu kararı ile dava dışı şirketlere münferiden temsil etmeye yetkili kılınmıştır.Davacı ise,davalı şirketin ortağı olup tarafların aktif ve pasif husumetlerinin bulunduğu anlaşilmaktadır. Huzurdaki davanın konusu dava dışı ...... Madencilik Sanayi ve Limited Şirketi'nin müdürü davalının TTK md. 630 (2)’ye istinaden haklı sebeple mahkemece temsil yetkisinin kaldırılarak görevden azlidir, Ortaklara ait yönetme hakkı ve temsil yetkisinin kaldınlmasına ilişkin olarak 6102 s. TTK mülga TTK dan farklı bir düzenleme getirmiştir, Limited şirketlerde müdürlerin görevden alınması, yönetim ve temsil yetkisinin geri alınması ve sınırlandırılmasını düzenleyen TTK md, 630- (1) e göre “Genel kurul müdürü veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkım ve temsil yetkisini sınırlayabilir”Görüldüğü üzere TTK md. 630'da müdürlüğün azille sona ermesi bakımından ne ortak olan müdürle ortak olmayan müdür ayrımına gidilmiş ne dc müdürlük sıfatının şirket sözleşmesi ya da genel kurul kararıyla kazanılması durumları için farklı hükümler öngörmüştür. Böylece 6102 s. TTK ortak olup olmamasına, veya sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla atanıp atanmadığına bakmaksızın genel kurul kararıyla müdür veya müdürleri görevden alma ya da yönetim hak ve temsil yetkisinin sınırlanmasına, imkân sağlamıştır.Genel kurulda çoğunluğun sağlanamaması halinde TTK md, 630 (2) ye istinaden her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. Şirketin pay dağılımı dikkate alındığında davalının genel kurulda azlinin veya yetkilerinin sınırlandırılmasının mümkün olmadığı görülmekledir. O halde TTK md. 630 (2) ye istinaden her bir ortak tarafından mahkemeden haklı sebeplerin varlığına istinaden müdürün azli talep edilebilir, Bununla birlikte limited şirket müdürünün azli veya temsil yetkisinin sınırlandırılmasını isteyen ortağın haklı nedenlerin varlığını ispat etmesi gerekir. Haklı sebeplerin neler olabileceği TTK md, 630 (3)'de örnekseme yoluyla sayılmıştır. Buna göre, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlâl etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur.Haklı sebep, her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.Genel kurulun birçok kez kanuna aykırı şekilde toplantıya çağrılması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlâli, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının sürekli azalması, ortaklar arasmdaki şiddetli geçimsizlik, şirketin devamlı olarak kâr getirmemesi, şirket amacının gerçekleşmesinde ekonomik ve hukuki imkânsızlık, kanun esas sözleşme ve genel kurul kararlarının yerine getirilmemesi veya sürekli şekilde ihlali, uzun yıllar ciddi bir faaliyetin olmaması gibi hususlar haklı sebep olarak kabul edilebilir.Nitekim Yüksek Mahkemenin uygulamasında da pek çok çeşitli ve hatta kişisel sayılabilecek olgunun ortaklığın feshinde haklı sebep olarak yorumlandığı görülmektedir. Örnek olarak, şirket mükellefiyetlerinin yerine getirilmemesi, rekabet yasağının ihlâli, sadakat borcuna aykırı hareketler, şirket defterlerinin düzgün tutulmaması gibi ortaklığa ilişkin sebepler yanında diğer ortaklar ve yakınlarına rencide edici sözler söylemek, haksız fiilde bulunmak, tutuklanma gibi sebeplerle ortaklık işlerinden uzak kalma ve boşanma gibi kişisel sebeplerin de uygulamada haklı sebep olarak nitelendirildiği görülmüştür.Kişisel sebepler, pay sahiplerinin maddi haklarının ihlâl edilmesinden bağımsız olarak müdürlerin haklı sebeple azline gerekçe teşkil edecek ise, bu sebeplerin, ortaklığın devamına ve pay sahiplerinin bundan sonra birlikte çalışmasına engel teşkil edecek ağırlıkta olmalarını aramak gerekir. Bu da ancak pay sahiplerinin kişiliklerinin önemli olduğu şahıs şirketi benzeri aile şirketlerinde yahut az ortaklı küçük anonim ortaklıklarda söz konusu olabilir (Nuri Erdem, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, İstanbul 2012, s. 154-155).TTK. m. 608 hükmüne göre her ortağın kar payı alma hakkı bulunmaktadır. Şirket maksadının gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkansız hale gelmesi durumunda da şirketin feshine karar verilmesi gerekir. YTD, 26.03.1963 tarih ve E. ....., K. ..... sayılı kararında, “...TTK. 434/2'de geçen “şirket maksadının husulünün imkansızlaşması' şeklindeki ifade, sadece işletme konusu işin bünyesinden doğan imkansızlıklara taalluk etmektedir. İdarecilerin kötü idaresi hakkında ayrıca hükümler sevkedilmiştir. Kar elde edememe halinin, maksat ve mevzuun husulünü imkansız hale getirdiğini kabul, ancak uzun müddet kazanç sağlanamaması ve kazanç ihtimalinin tamamen ortadan kalkması halinde mümkün olur” görüşüne yer vererek, uzun süre kazanç sağlamama ve kazanç ihtimalinin ortadan kalkması durumunda maksadın imkansızlaştığının kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir.Nihayet, TTK. m. 636/2 hükmüne göre “uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa,ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir”.İspat kuralına ilişkin TMK. m. 6 hükmüne göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. HMK. m. 190/1 hükmüne göre: “İspat Yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vahaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”. Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur. Anılan ispat kuralları gereği, davacının,davalının müdürlükten azli için haklı nedenlerin varlığını geçerli delillerle ispat etmesi gerektiği açıktır.Davacı vekili; şirket yetkilisi ve müdürü olan davacının, hissedar olan müvekkiline bilgi vermediğini, şirket işleyişi ile ilgili olarak da hiçbir ilgi paylaşımı yapmadığını ve bilinçli olarak şirketi zarara uğrattığını, şirkete ait sözleşmeleri ihlal ederek feshedilmelerine sebebiyet verdiğini, ticari defterlerin düzgün tutulmadığını ve bu defterlere ulaşamadgğını, en önemlisi de şirketin organlarının uzun süreden beri toplanamadığını ileri sürmüştür.Limited şirketlerin yönetim ve temsiline ilişkin TTK. m. 623/3 hükmüne göre: “Müdürler, kanunla veya şirket sözleşmesi ile genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkilidirler”. Müdürlerin yetki ve görevlerini düzenleyen TIK. m. 625 hükmü uyarınca, “şirketin yönetimi için gerekli olduğu takdirde, muhasebenin, finansal denetimin ve finansal planlamanın oluşturulması... şirket finansal tablolarının, yıllık faaliyet raporunun ve gerekli olduğu takdirde topluluk finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun düzenlenmesi” hususları da müdürlerin devredilmez yetki ve görevleri arasındadır.Söz konusu hükümler birlikte dikkate alındığında, dava konusu şirketin temsil ve idare edilmesinin, şirket adına bütün iştemlerin basiretli bir tacir gibi yürütülmesinin, ticari defterlerin muhasebe ilkelerine uygun olarak tutulmasının davalı şirket müdürünün sorumluluğunda olduğu açıktır.Somut olayda;Dava dışı ........Tekstil'in gelir tablolarının incelenmesinde, incelenen 5 yılda 2 yıl haricinde zarar raporlamış olduğu, özellikle 30.09.2024 tarihinde (-) 41.181.927,75 TL gibi çok yüksek tutarda zarar raporladığı, dava dışı şirketin stoklarının her dönem oldukça yüksek tutarda olduğu, stokların şirketin bir yıllık satış maliyetlerinin dahi çok üzerinde olduğu, şirketin gereksiz yere stok maliyetine katlandığının gözüktüğü,dava dışı şirketin Bilançolarında 2020 yılı sonunda şirket ortaklarından ......'ın 46.187.000,00 TL, ......'ın ise 13.313.000,00 TL şirketten alacaklı olduğu, .......'ın şirketten olan alacağının 2022 yılından itibaren yüksek tutarda artmaya başladığı, en son 30.09.2024 tarihinde ...... dava dışı şirketten 315.952.608,05 TL alacaklı gözüktüğü, dava dışı şirketin Ortaklara olan borçlarındaki ve Banka kredilerindeki artışa karşılık, Aktifinde Binalar (Enflasyon düzeltmesi düşülmüş hali) ve Stoklar hesabında artış gözüktüğü, hal böyle olmakla birlikte davalının dava dışı şirketten olan alacağının ticari hayatın olağan akışına aykırı olacak kadar yüksek olduğu,Dava dışı ....... Tekstil'in gelir tablolarının incelenmesinde, incelenen 5 yılda hem faaliyetlerinden hem de dönem sonunda zarar ettiğinin gözüktüğü, dava dışı şirket Ticari Mal alım satımı yapmakta olup, ........Tekstil'den aldığı malları satışa sunduğu, dava dışı ....... Tekstil'in zararında ........Tekstil'den aldığı ürünlerin yüksek fiyatta almasının etkiki olduğu,Dava dışı şirketlerin incelenen 5 yılda zarar raporladığı, dolayısıyla kar dağıtımının yapılamadığı,davacının bilgi alma ve inceleme hakkının da ihlâl edildiği, buna göre davalının,yöneticisi olduğu şirketlerin sürekli zarar etmesi,gereksiz yere stok maliyetini katlanması ve davacının bilgi alma ve inceleme hakkının da ihlâl edildiği dikkate alındığında,davalının, dava konusu şirketleri basiretsiz yönettiği bu bakımdan özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği,sonucuna varıldığından davanın kabulü ile davalı müdürün yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin TTK'nın 630/2 nci maddesi uyarınca kaldırılmasına, dava dışı şirketlerin iki ortaklı olması ve ortaklar arasındaki anlaşmazlığın boyutu ile davalı müdürün görevden alınma gerekçeleri birlikte değerlendirildiğinde dava dışı şirketlere tedbiren yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.HÜKÜM/Yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın KABULÜ ile;davalı şirket müdürünün,dava dışı ..... sicil numaralı ........TEKSTİL SANAYİ İÇ VE DIŞ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ ile ...... sicil numaralı ....... TEKSTİL SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİNdeki yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin TTK'nın 630/2 nci maddesi uyarınca haklı sebeple ayrı ayrı KALDIRILMASINA, 2-Dava,dışı .... sicil numaralı ........TEKSTİL SANAYİ İÇ VE DIŞ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ ile ..... sicil numaralı ....... TEKSTİL SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİNİ birlikte şirketi temsil etmek üzere.... ve .....'nın dava kesinleşinceye kadar tedbiren yönetim kayyımı olarak ATANMALARINA,3-Şirketlerin, mahkememizce atanan yönetim kayyımlarının oy birliği ile verecekleri kararlar ile temsil ve ilzam EDİLMESİNE, 4-Mahkememizce atanan kayyımlara aylık 50.000,00'er TL (Net) ücret takdirine,ücretin yönetim kayyımları tarafından kayyım atanan şirketlerin hesabından eşit olarak kayyımlar tarafından doğrudan çekilmesine,5-Dava,dışı ..... sicil numaralı ........TEKSTİL SANAYİ İÇ VE DIŞ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ ile ..... sicil numaralı ....... TEKSTİL SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİNE yönetim kayyımı atandığına ilişkin kararın tescili için İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere YAZILMASINA, 6-Dava,dışı ..... sicil numaralı ........TEKSTİL SANAYİ İÇ VE DIŞ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ ile ..... sicil numaralı ....... TEKSTİL SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİNE yönetim kayyımı atandığına ilişkin kararın ilanı için Ticaret Sicil Gazetesine müzekkere YAZILMASINA,masrafın davacı tarafından KARŞILANMASINA,7-Alınması gerekli 615,40-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60-TL Harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA, 8-Davacı tarafından ödenen 427,60-TL Başvurma Harcı, 427,60-TL Peşin Harcı ile 60,80-TL Vekalet Harcının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,9-Davacı tarafından yapılan 36 adet tebligat + posta ücreti 4.445,50-TL, iki bilirkişi inceleme ücreti 24.000,00-TL ve kayyımlık ücret ödemesi 180.000,00-TL olmak üzere toplamda 208.445,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 10-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,11-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 30.000,00-TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 12-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafından peşin olarak yatırılan 2.000,00 yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı asil ve davacı vekili ile davalı vekillerinin yüzlerine karşı oybirliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.█████/2025Başkan ..... ¸e-imzalıdırÜye ..... ¸e-imzalıdırÜye.... ¸e-imzalıdırKatip ....¸e-imzalıdır