Anahtar kelimeler: Denildiğini Mail Satımdan Alamadığını Faturanın Aradığını İtirazda Faturaya Faturayı Sekiz

T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: ████████ Esas
KARAR NO: ████████
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: █████/2024
KARAR TARİHİ: █████/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davacı tarafından, davalıya satış yapılmış ve davacı şirket tarafından -------- no.lu faturanın düzenlenmiş olduğunu, davacının düzenlenen faturaya düzenleme tarihinden itibaren 8 gün içinde herhangi bir itirazının bulunmadığını, davacının gerek mail yolu ile gerekse telefon ile davalı tarafı aradığını ancak olumlu cevap alamadığını, "T.T.K’ nun 21/2 maddesinde 'Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunulmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır" denildiğini, T.T.K’ nun 21/3 maddesinde belirtildiği üzere; 'Telefonla, telgrafla, herhangi iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde bir itirazda bulunulmamışsa söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğu kabul edilmiş sayılacağını, bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmadığını ---- tarihinde borçlu davalı şirket aleyhine-----Sayılı icra dosyası ile takibe başlanıldığını, ancak davalı borçlu tarafından takibe haksız ve mesnetsiz olarak itiraz edildiğini ve takibin durmasına sebebiyet verildiğini, fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydı ile; ---- Sayılı İcra dosyasında davalının yapmış olduğu haksız itirazın iptalini ve takibin devamını, borçlu aleyhine 20%'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalı şirket arasında ticari ilişkisinin bulunduğunu, davalı şirkete faturaların teslim edildiğini, ancak herhangi bir ödeme alamadıklarını, ---- sayılı dosyasıyla davalı şirket aleyhine söz konusu faturalardan kaynaklanan ilamsız icra takibi yaptıklarını, takibe kötü niyetle itiraz edildiğini, bu nedenle haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiğini, salt fatura düzenlenmesi taraflar arasında akdi ilişkinin (alım-satım ve alım satıma konu malın teslimi olgusu, imalatın yapılıp malul malın teslim edildiğini, bir iş görüldüğünü veya bir menfaat sağlandığını) varlığını kanıtlamaya yeterli olmadığını, Nitekim-----Karar sayılı kararında; “somut olayda davalı akdi ilişkiyi inkâr ettiğine göre davacının akdi ilişkinin varlığını usulüne uygun delillerle ispat etmesi gerekir. Faturadüzenlenmesi tek başına akdi ilişkinin varlığını kanıtlamaya yeterli değildir” denilmekte olduğunu, faturanın borç kaynağı olmadığını ve taraflar yarasında borç doğuran hukuki ilişkinin iddia eden tarafından ispatlanmasının zorunlu olduğunu belirtildiğini, taraflar arasında herhangi bir sözleşmenin bulunmaması ve fatura da başlı başına borç kaynağıolmayacağından ispatlanamayan davanın reddinin gerekeceğini, gerek Eski 818 sayılı B.K. unda gerek 6098 sayılı T.B.K ’nda borç kaynaklarının sınırlı sayıda olduğunu, fatura, başlı başına sözleşme olmadığı gibi, yasanın tadat ettiği borç kaynakları arasında da tanımlanmadığından borç kaynağıymış gibi değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, faturanın akdi ilişkisi olmadığını, akdin ifasını gösteren bir belge olduğundan verilmesini ya dadüzenlenmesini, ticari işletmesi bağlamında bir mal satılması, üretilmesi, bir iş görülmesi veya bir menfaat sağlanması gibi bir sözleşmenin yani muteber bir temel borç ilişkisinin varlığı şartına bağlı olduğunu, fatura tanzim eden ve faturayı alan kimsenin arasında böyle bir temel borç ilişkisinin bulunmadığını, faturanın hukuki bir sonuç doğurmasının söz konusu olmadığını, maddi vakıada davacı tarafın taraflar arasındaki akdi ilişkiyi usulüne uygun delillerle ispat edemediğini
ve buna ilişkin bir delil de ibraz etmediğinden açılan davanın reddinin gerekmekte olduğunu, haksız takip nedeniyle talep edilen asıl alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı aleyhine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, icra dosyası ---- çıktıları, tarafların BA-BS kayıtları, bilirkişi raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, hukuki niteliği itibariyle icra müdürlüğünce yapılan icra takibine İİK 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkindir.
Davanın İİK 67 maddesine göre açılan itirazın iptali davası olduğu, celp edilen ----- sayılı dosyasının incelenmesinde; faturaya dayalı olarak 27.989,69 TL asıl alacak, 6.995,69 TL takip öncesi işlemiş faiz olamk üzere toplam 34.985,38 TL alacağın tahsili için icra takibi başlatoldığı, davalı tarafın süresi içerisinde yapmış oldukları itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın İİK 67 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; Uyuşmazlığın, davalının fatura nedeni ile ----- Esas sayılı dosyası ile davacıya borçlu olup olmadığı, davalının --- Esas Sayılı dosyasına yaptığı itirazının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplandığı tespit edilmiştir.Tarafların delilleri toplanarak, taraf defterlerinin incelenmesi için gün tayin edilmiş, tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle dosya üzerinde Mali Müşavir bilirkişiden inceleme yaptırılarak teknik ayrıntıları gösterilen dosyada mübrez bilirkişi raporu tanzim ettirilmiştir.Dosyada mübrez bilirkişi raporunda özetle; Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle, davalı tarafın ticari defter ve belgelerinin incelenmesi, Sayın Mahkemece bilirkişiye verilen görev ile sınırlı olarak mezkûr surette tahakkuk eden değerlendirme neticesinde; Ticari Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup, Tutulmadığı Yönünden: Sayın Mahkemenin vermiş olduğu görev ve yetki ile, raporun 4.a.1. bölümünde davalı ----- yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; 2022 ve 2023 yıllarında e defter kullanıcı mükellef olduğu, elektronik ortamda tutulan GİB onaylı Yevmiye ve Defter-i Kebir e-defter beratlarının süresinde yapıldığı, ticari defterlerin T.T.K’ nu ve V.U.K’ nu hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davalı şirketin incelenen kendi defter kayıtlarının birbirini doğruladığı ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı görülmüştür. Davacı -------- ilinde olması sebebiyle incelenemediği, Sayın Mahkemenin lüzum görmesi halinde talimat ile ----- Asliye Ticaret Mahkemesinin görevlendireceği Mali Müşavir bilirkişisi tarafından incelenebileceği değerlendirilmiştir. Davacının Alacak Talebi Yönünden: Davacı ---, sayılı takip dosyasındaki 27.989,69 TL tutarlı asıl alacak talebine ilişkin yapılan mali inceleme neticesinde; davalı/borçlunun raporun 4.b.1. bölümünde incelenen kendi ticari defter kayıtlarında; davacı açık hesabından █████/2024 takip tarihi itibariyle davacı tarafa 27.989,69 TL tutarında borçlu gözüktüğü, takip konusu faturanın davalı şirketin kendi ticari defterlerinde davacı lehine alacak olarak kaydedildiği, karşılığında herhangi bir ödeme kaydının bulunmadığı görülmüştür. Öte yandan; raporun 4.c. bölümünde her iki tarafın ---- bildirim formları karşılaştırmalı olarak incelendiğinde; davalı şirketin ---yılında davacı---- 1 adet fatura karşılığı KDV HARİÇ 23.720,08 TL tutarında ---- yaptığına ilişkin bildirimde bulunduğu, aynı şekilde davacı şirketin davalı ----yılında 1 adet fatura karşılığı KDV HARİÇ 23.720,08 TL tutarında ----- formu ile “satış” yaptığına ilişkin bildirimde bulunduğu, her iki tarafın ----bildirimlerinin birbirleri ile uyumlu olduğu, ---bildirimine konu edilen faturanın takip dayanağı KDV DAHİL 27.989,69 TL tutarlı faturadan ibaret olduğu görülmüştür. Hiç kimsenin başkasına ait faturayı sebepsiz yere “alım” olarak kendi aleyhine bağlı bulunduğu vergi dairesine beyan etmeyeceğinden ve kendi ticari defterlerinde kendi aleyhine borç olarak kaydetmeyeceğinden, işbu fatura içeriği mal/hizmetin teslimi ve ifasına ilişkin karinelerin oluştuğu, bu kez ispat yükünün davalı tarafa geçtiği, davalının işbu hizmeti almadığını veya fatura bedelinin tamamını ödediğini ispat etmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Davacı/ alacaklının---- sayılı takip dosyasındaki 27.989,69 TL tutarlı asıl alacak talebine ilişkin az yukarıda tespit ve izah edilen Mali incelemeler çerçevesinde aksi ispat edilinceye kadar davacı/alacaklı yönünden ispat karinelerinin oluştuğunun söylenebileceği, nihai ve hukuki değerlendirmenin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu kanaatini bildirmiştir. FAİZ: Raporun 5.bölümünde detaylı olarak irdelendiği üzere; davacı/alacaklı takip öncesi için 6.995,69 TL tutarında faiz talebinde bulunmuştur. Dosya kapsamında taraflar arasında önceden kararlaştırılmış ödeme vadesi, sözleşme, ihbar, ihtar vs somut bir belgenin yer almadığı, takip öncesi için temerrüt şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkin nihai ve hukuki değerlendirmenin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, Sayın Mahkeme’nin kısmen ya da tamamen davacı lehine hüküm kurması halinde; tarafların tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, takip sonrasında hükmolunacak davacı alacağı için 3095 s.k m.2/2 kapsamında yasal faizi talep edebileceği değerlendirilmiştir. Sayın Mahkemenin gerek savunmalarının tümü ve gerekse faize hasren tamamen davalı şirketin müdafaaları yönünde hüküm kurmak hususunda da hiç şüphesiz muhtar bulunduğu, İCRA İNKÂR TAZMİNATI ve sair hususların yüce yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı kanaatlerini bildirmiştir. Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacı tarafından,----- no.lu faturanın davalıya karşı düzenlenmiş olduğu, davalının fatura nedeni ile ödememe yapmaması nedeni ile davacının davalı aleyhine icra takibi başlattığı, davalının borca, faize ve takibe itiraz etmesi üzerine eldeki itirazın iptali davasının bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Öncelikle davalı tarafın ticari defter ve kayıtları bilirkişi marifeti ile incelenmiş, bilirkişi raporunda; davalı/borçlunun usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarında; davacı açık hesabından █████/2024 takip tarihi itibariyle davacı tarafa 27.989,69 TL tutarında borçlu gözüktüğü, takip konusu faturanın davalı şirketin kendi ticari defterlerinde davacı lehine alacak olarak kaydedildiği, karşılığında herhangi bir ödeme kaydının bulunmadığı tesit edilmiştir. Öte yandan; dosya kapsamında celp edilen ----bildirim formları karşılaştırmalı olarak incelendiğinde; davalı şirketin 2022 yılında davacı --- 1 adet fatura karşılığı KDV HARİÇ 23.720,08 TL tutarında BA formu ile “alım” yaptığına ilişkin bildirimde bulunduğu, aynı şekilde davacı şirketin davalı ---- 2022 yılında 1 adet fatura karşılığı KDV HARİÇ 23.720,08 TL tutarında -------formu ile “satış” yaptığına ilişkin bildirimde bulunduğu, her iki tarafın ----bildirimlerinin birbirleri ile uyumlu olduğu, --- bildirimine konu edilen faturanın takip dayanağı KDV DAHİL 27.989,69 TL tutarlı faturadan ibaret olduğu görülmüştür. 6102 sayılı TTK'nin 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya -------aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir...------ sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. Davaya konu somut olayda, takip dosyasına konu edilen faturaların usulüne uygun tutulan tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda tespit edilmiştir. Bu haliyle hizmetin verilmediğini iddiasını davalının ispatlaması gerekmektedir. Nitekim, hiç kimsenin başkasına ait faturayı sebepsiz yere “alım” olarak kendi aleyhine vergi dairesine beyan etmeyeceğinden ve kendi defterlerine kendi borcu olarak kaydetmeyeceğinden işbu fatura içeriği mal/hizmetin davalı tarafa teslimine ilişkin karinelerin oluştuğu, bu kez ispat yükünün davalı tarafa geçtiği, davalının işbu hizmeti almadığını veya fatura bedelinin tamamını ödediğini ispat etmek zorunda olduğu sabittir.Açıklamalar sonrasında; davalı tarafın takip konusu faturalara ilişkin mal teslimi yapılmadığını ispat edemediği, davacının faturadaki alacağı hususunda haklı olduğu, ancak takipten önce davalı temerrüde düşürülmediğinden yalnızca asıl alacak talep edebileceği, nitekim, TTK'nın 1530. maddesi mal tedariki sözleşmelerinde uygulanacağı gerekçeleri ile asıl alacak yönünden davanın kısmen kabulüne davalının----- Esas sayılı takibe yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 27.989,69 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren takipte belirtilen cins ve oran üzerinden faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.Davacı taraf icra inkar tazminatı da talep etmiş olup; alacağın kaynağının fatura olduğu dikkate alınarak alacağın likit olduğu, hükme esas alınan miktar yönünden de davalının itirazında haksız olduğu nazara alınarak asıl alacak üzerinden inkar tazminatına da hükmedilmek suretiyle aşağıdaki karar tesis olunmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, davalının-------Esas sayılı takibe yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 27.989,69 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren takipte belirtilen cins ve oran üzerinden faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Asıl alacak olan 27.989,69 TL’nin %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar tarihi itibari ile alınması gerekli 1.911,98 TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 427,60 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.484,38 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafça yatırılan 427,60 TL başvurma harcı ile 427,60 TL peşin harç olmak üzere toplam 855,20 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davadan önce gidilen ara buluculukta devletçe karşılanan ve yargılama gideri olarak kabul edilen 3.600,00 TL ara buluculuk ücretinin kabul-red oranı dikkate alınarak 2.880,14 TL'sinin davalıdan tahsili, 719,86 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,
6-Davacı tarafça yapılan 6.000,00 TL bilirkişi ücreti, 120,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 6.120,00 TL yargılama giderinin kabul-red oranı dikkate alınarak 4.896,24 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar yönünden hesaplanan 27.989,69 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı taraf karar tarihinde kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen miktar yönünden hesaplanan 6.995,69 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Taraflarca yatırılmış gider avansından kullanılmayan kısmının HMK 333 maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair karar, davacı vekilinin yüzüne karşı, miktar nedeni ile kesin olarak karar verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!