Anahtar kelimeler: Kısmî Geçmediği Mücadele Kaçakçılıkla Önceden Edenin Eşyanın Görüşü Göreve Başladığı
7. Ceza Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
    SAYISI : ████████ E., ████████ K.
    SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
    HÜKÜMLER : 1.Sanık ... hakkında beraat,
    2.Sanık ... hakkında mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî düzeltilerek onama
    Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz istemi yönünden; dava dosyasının, adı geçen sanık yönünden daha önceden Yargıtay incelemesinden geçmediği, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilmiş olan hükmün istinaf kanun yoluna tabi olduğu ve dava dosyasının sanık ... yönünden incelenmeksizin iadesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
    Sanık ... hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
    I- Sanık ... Hakkındaki Hüküm Yönünden
    5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesinin "Bölge adliye mahkemelerinin, 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un Geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesi) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez." şeklinde düzenlendiği, buna göre bölge adliye mahkemelerinin faaliyete başlama tarihi olan 20.07.2016 tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1412 sayılı Kanun'un 322/4-5-6 madde fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326. maddelerinin uygulanacağı, 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kararlar hakkında ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (5271 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanacağı cihetle,
    Dava dosyasının, adı geçen sanık yönünden daha önceden Yargıtay incelemesinden geçmediği, 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesi ile değiştirilen 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı, bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilmiş olan hükmün istinaf kanun yoluna tabi olduğu ve kanun yolunun re'sen dikkate alınacağı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 272 ve devamı maddeleri uyarınca inceleme yapılmak üzere dava dosyasının, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy çokluğuyla İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
    II- Sanık ... Hakkındaki Beraat Hükmü Yönünden
    Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA, 29.05.2025 tarihinde karar verildi.
    KARŞI DÜŞÜNCE
    Sanıklar ... ve ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükümlerin, katılan idare vekilinin temyizi üzerine, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 ve Geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan karar uyarınca tüm yurtta 20.07.2016 tarihinde göreve başladığı, bu tarihten sonra verilen kararların istinaf kanun yoluna tabi olduğu, sanık ... hakkında verilen hükmün anılan tarihten sonra açıklandığı gibi sanık yönünden daha önceden Yargıtay incelemesinden de geçmemesi nedeniyle yasa yolundaki sıralama dikkate alınarak (ilk derece mahkemesi, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay) öncelikle istinaf yasa yolu incelemesi yapıldıktan sonra ilk kez istinaf incelemesinden geçip temyiz edilmeleri halinde iki sanığın eylemleri için Yargıtay’da temyiz incelemesi yapılması yerine sanık ... ... hakkında temyiz incelemesi yapılarak bozulmasına, diğer sanık ...’ın eylemleri yönünden ise incelenmeksizin mahalline iade edilmesine ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum. Şöyle ki; Çoğunlukla aramızdaki uyuşmazlık, ilk olarak istinaf incelemesinden sonra tüm sanıklar ve eylemleri yönünden temyiz incelemesi yapılması, ikinci olarak da temyiz incelemesi yapılmayan sanıklar yönünden, 5271 sayılı Kanunun 264/2 nci madde ve fıkrası uyarınca istinaf incelemesi için dosyanın bölge adliye mahkemesi ilgili ceza dairesine göndermesi gerektiğine ilişkindir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda üç dereceli yargılama esası benimsenmiştir. 5271 sayılı Kanuna göre kural olarak, ilk derece mahkemelerinin son kararlarına (hükümlerine) karşı bölge adliye mahkemelerinde istinaf kanun yoluna, bölge adliye mahkemeleri tarafından istinaf incelemesi sonunda verilen hükümlere karşı ise Yargıtay’da temyiz kanun yoluna başvurulabilir. 20.07.2016 tarihinden sonra ilk kez kurulan hükümler yönünden istinaf incelemesinden geçtikten sonra, tüm sanıklar ve eylemlerin temyiz incelemesinin yapılması usul ekonomisine uygun olacaktır. Dosyamızda olduğu gibi temyiz incelemesi yapılıp onanan sanık yönünden dosya ilk derece mahkemesine gönderilecek, istinaf incelemesi yapılacak sanık yönünden de dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesi gerekecektir. İlk derece mahkemesi tüm sanıklar yönünden karar verip dosyadan elini çekmesi nedeniyle, istinafa tabi eylemler yönünden artık tefrik kararı vermesi mümkün değildir. Onanan karar yönünden ise kesinleştirme işlemi yapılarak infaza verilecektir. Bir kısım sanıklar ve eylemler yönünden istinaf incelemesi, istinaf sonucunda verilen kararın temyiz edilmesi halinde ise temyiz incelemesi yapılacaktır. Yine istinaf yasa yolunda hükümde hukuka aykırılık bulunması halinde istisna dışında karar bozulamayacak ve bölge adliye mahkemesi ceza dairesi kendisi bir karar verecektir ki bu halde de yine ikili bir yargılama söz konusu olacaktır. Hakkındaki beraat hüküm temyiz incelemesinde onanarak kesinleşen sanığın, istinaf incelemesi sırasında tekrar dinlenilmesi sırasında suçunu ikrar etmesi durumunda, kesin hüküm nedeniyle cezasız kalması söz konusu olacaktır. Hatta kesinleşmesi halinde aynı eylemle ilgili sanıklar hakkında farklı kararların çıkması dahi söz konusu olacaktır. Sanıklar arasındaki eşitlik bozulacaktır. Örneğin; kaçakçılık suçlarında sanıklardan birinin kamu zararını ödemesi halinde diğer sanıklar da CMK.nun 231 inci maddesinden yararlanacaklar, toplu ya da teşekkül halinde suçun işlendiği durumlarında sanıkların aldığı cezalarda farklılığın bulunması mümkün hale gelecektir. Ayrıca ilk derece mahkemesi ve istinaf için iki ayrı dosya oluşturulması gerekecektir ki bu da sanıklara yükletilecek mahkeme masrafının artması demektir. (Dosyanın gönderilmesi için posta ücreti, gölge dosya için fotokopi çekilmesi gibi.) Bu ve bunun dışında uygulama sırasında ortaya çıkacak birçok olumsuzluk dikkate alındığında, bu şekilde temyiz incelemesi yapıp, istinaf incelemesi için dosyanın gönderilmesi sonuç itibariyle usul ekonomisine aykırılık oluşturacaktır. Kanun yolunun belirlenmesinde yanılma başlıklı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 264 üncü maddesi “Madde 264 – (1) Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.
    (2) Bu hâlde başvurunun yapıldığı merci, başvuruyu derhâl görevli ve yetkili olan mercie gönderir.” hükmünü içermektedir. Bu hüküm uyarınca, temyiz incelemesi yapılmayan sanıklar yönünden, çoğunluk görüşü gibi dosyanın ilk derece mahkemesine değil, istinaf incelemesi için bölge adliye mahkemesi ilgili ceza dairesine göndermesi gerekirdi. Tüm bu anlatınlar değerlendirildiğinde; 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 ve Geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan karar uyarınca tüm yurtta 20.07.2016 tarihinde göreve başladığı, bu tarihten sonra verilen kararların istinaf kanun yoluna tabi olduğu, sanık ... hakkında verilen hükmün anılan tarihten sonra açıklandığı gibi sanık yönünden daha önceden Yargıtay incelemesinden de geçmemesi nedeniyle yasa yolundaki sıralama dikkate alınarak (ilk derece mahkemesi, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay) öncelikle istinaf yasa yolu incelemesi yapıldıktan sonra ilk kez istinaf incelemesinden geçip temyiz edilmeleri halinde her iki sanığın eylemleri için Yargıtay’da temyiz incelemesi yapılması ve bu nedenle de esası incelenmeyen dava dosyasının, yetkili ve görevli Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 29.05.2025

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!