Anahtar kelimeler: Davabanka İtrazın Özetidavacı Dönüşünün Firmaya Krediler Kredilerin Kefil Şubesinin Borçlulara

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:█████████ Esas
KARAR NO:█████████ Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
ESAS NO:███████ Esas - ████████ Karar
TARİHİ:█████/2022
DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtrazın İptali)
KARAR TARİHİ:█████/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil ... Bankası A.Ş. ... Şubesi'nin kredi müşterisi olan dava dışı asıl borçlu .... Şti. lehine krediler kullandırıldığı, davalı borçlu ...ve dava dışı ...'ın dava dışı asıl borçlu firmaya müteselsil kefil olduğu, firmaya kullandırılan kredilerin geri dönüşünün gerçekleşmemesi nedeniyle, borçlulara ait kredi hesapları 20.10.2017 tarihi itibariyle kat edildiği ve Banka alacağının muaccel hale geldiği, hesabın kat edildiği ve borcun ödenmesi gerektiği hususları Gebze 6. Noterliği'nin 24.10.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesi ile borçlulara bildirildiğini, ancak borcun ödenmediğini, müteselsil kefil davalı ... ile dava dışı müteselsil kefil ... aleyhine ... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı ancak davalı ... tarafından yapılan itiraz nedeni ile takibin durduğu, dava dışı kredi borçlusu ... Şti. hakkında 8. Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ E. Sayılı dosyası ile 08.11.2017 tarihinde iflasına karar verildiği, bu sebeple dava dışı kredi borçlusunun takibe konu edilmediğini, takip talebi A bendinden yer alan Nakit Alacağı yönünden teminat mektubu komisyonu ve ihtara konu kredilerin bakiyesinden kaynaklanan toplam 1.335,86- TL üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek 96 23,22 yıllık temerrüt faizi işletilmesine, takip talebi B bendinde yer alan gayri nakit alacak yönünden mer'i teminat mektubu ve çek yaprağı garanti bedelinden kaynaklanan takip talebinin B bendinde belirtilen ve takip ve takip tarihi itibariyle nakde dönüşmeyen 96 adet çek garanti bedelinden kaynaklanan gayrinakdi alacak bakımından 130.935,00 TL gayri nakit alacak üzerinden iptaline, takip talebinin B bendinde yer alan takip tarihi itibariyle nakde dönüşmeyen meri teminat mektubundan kaynaklanan gayrinakit alacak bakımından 145.000. USD gayrı nakit alacak üzerinden iptaline, takip tarihinden sonra davadan önce nakde dönen alacak yönünden; icra takibinde ve hesap kat ihtarında gayrinakit alacaklarımız arasında yer alan ve nakden deposu talep edilen; 21.08.2015 tarih, ... numaralı, .... A.Ş.'ne hitaben verilen 155.550,00 EUR bedelli teminat mektubu 17.11.2017 tarihinde, 1 EUR - 4,5564 TL üzerinden 708.748,02 TL olarak ve ... çek numaralı karşılıksız çıkan bir adet çek için █████/2017 tarihinde 1.290,00 TL tazmin edildiğini, böylece takip tarihi itibariyle olan gayrı nakit alacağının toplam 692.273,50 TL'ye düştüğünü, bu sebeple, takip tarihinden sonra nakde dönüşen ancak takip talebinde mer'i olması sebebiyle deposu talep edilen belirtilen mektup ile bir adet çek garanti bedelinden kaynaklanan alacağın da takip talebinde işbu yabancı para gayrinakit alacağı nakit teminat olarak depo edilmeden takip sırasında tazmin edilerek nakde dönüştüğü takdirde, tazmin bedelinin nakde dönüştüğü tarihteki müvekkil banka gişe satış kuru üzerinden TL karşılığının tazmin tarihinden tahsiline kadar %23.22 oranında temerrüt faizi, faizin gider vergisi, avukatlık ücreti ve takip giderleri ile birlikte tahsili talep edilmiş olduğundan %23.22 oranında işleyecek ve T.B.K 100. madde gereğince ödemelerin öncelikle faiz ve masraflara mahsup edilerek hesaplanacak temerrüt faizi, faizin %5 gider vergisi, yargılama giderleri ile birlikte tahsiline imkan verecek şekilde davalı/borçlunun itirazının iptali ile, takibin takip talebinde belirtilen diğer kayıt ve şartlar ile devamına, davalı/borçlunun %20' den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; “..kefalet sözleşmesinin borçlar kanunun 583. Maddesinde belirtilen zorunlu unsurlara aykırı olarak düzenlendiğini, Yargıtay Kararlarının bu yönde olduğunu, ...'nin genel işlem şartı niteliğinde olduğunu, matbu olarak hazırlandığını, güçlü olan davacı banka lehine olduğunu, ...'deki kefalete ilişkin ek protokollerde belirtilen ifadelerin kamu düzenine aykırı olduğunu ve bu tür sözleşmelerin hükümsüz olduğunu, kredi sözleşmesinin 13.2 maddesinin Anayasa ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırılık teşkil ettiğini, hangi tarihte ne kadar kredi kullandırıldığının ve bunlara ilişkin tahsilatların tarih ve miktarlarının açıkça tespit edilmesi gerektiğini, henüz bankaya ibraz edilmemiş çek yapraklarının yasa gereği ödenmesi gereken zorunlu tutar karşılıklarının ve teminat mektuplarının karşılıklarının deposunun istenebileceği yönünde bir hüküm bulunmadığından talebin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, akdi ve temerrüt faiz oranlarının kabul edilebilir nitelikte olmadığını, davacı bankanın gerekli ihbarları yapmaması nedeniyle kefalet yükünün ağırlaştırılıp ağırlaştırılmadığı hususunun araştırılması gerektiğini, alacağın likit ve belirlenebilir olmaması nedeniyle icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını iddia ederek, imzalanmış olan kefalet sözleşmesinin kanunun aradığı zorunlu şekil şartlarını taşımaması ve resen dikkate alınacak sebeplerle davanın tüm taleplerinin ve davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi █████/2022 tarih ve ███████ Esas - ████████ Karar sayılı kararında;"Dava, banka tarafından, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak için kefil aleyhine açılmış itirazın iptali davasıdır. ...Yargılama boyunca 4 ayrı bankacı bilirkişiden (..., ..., ..., ...) ayrı ayrı sırayla rapor alınmış; hiç bir rapor tek başına hüküm kurmaya elverişli titizlikte hazırlanmamıştır. Ne var ki, mevcut raporlar bir arada değerlendirildiğinde uyuşmazlık çözülebilmektedir. Kısaca izah etmek gerekirse; Uyuşmazlık iki taşıt kredisinden kaynaklanan nakdi kredi, iki btm ve çekler için depo talebidir. Genel kredi sözleşmesinin 13.2.b maddesine banka kayıtlarının esas alınacağı, delil sözleşmesi yapılmış olduğu sabittir. Yine sözleşmenin 11.b maddesine göre merkez bankasına bildirilen faizin %50 fazlası olan (15,48 X %50 = 23,22) %23,22 oranında faiz uygulanması da usul ve yasaya uygun olup her iki bilirkişi de bu oranı esas almıştır. Gayrinakdi bedeller yönünden kefilin sorumluluğuna gidilmesi için sözleşmede açık hüküm bulunması gerekli olup, sözleşmenin 10.9 maddesi doğrultusunda bankanın kefilden çek bedelini veya banka teminat mektubu bedelini talep etmesi mümkündür. a-İki taşıt kredisinden kaynaklanan nakdi alacak yönünden;Takipten önce yapılan ödemeler banka tarafından düşülmüş; 482,94 TL asıl alacak, 2,04 TL akdi faiz, 3,99 TL temerrüt faizi,0,19 TL BSMV, 846,70 TL ihtarname masrafı talep edilmiştir.Son raporun 33. sayfasında yer alan tabloya göre bankanın asıl alacak, akdi ve temerrüt faizi ile BSMV kalemi yönünden haklı olduğu anlaşılmıştır ve buna göre de hüküm kurulmuştur. Öte yandan son bilirkişi isabetsiz olarak, 846,70 TL ihtarname masrafının yargılama gideri olarak istenebileceğini belirtmiştir ancak buna iştirak etmek mümkün değildir. Dosyadaki dekont fotokopisinden bankanın iharname masrafı yaptığı sabittir. Bankanın bu masrafı, sözleşmeye göre haklı olduğu üzere takip talebi ile istemekle artık ihtarname masrafını, bağımsız bir alacak kalemi olarak kabul etmek gerekir. Yerleşik uygulama da bu yöndedir. Bu sebeple iki taşıt kredisi yönünden takibin aynen devamına karar verilmiştir.b- Çekler sebebiyle istenen depo talebi yönünden;Asıl borçlu █████/2018 tarihinde iflas etmiştir. (Asıl borçlu ...ı hakkında █████/2017 tarihinde iflas kararı verilmiş, bu karar İst. BAM 17 HD incelemesi sonrası kaldırılmış, devam eden yargılama sonunda █████/2018 tarihinde iflas kararı verilmiştir.) İflas tarihinden önce ibraz edilip de karşılıksız çıkan çekler hariç diğer çekler yönünden yasal ibraz süresi geçtikten sonra, banka için riskin ortadan kalacağı açıktır. Yargıtay içtihatları da bu yöndedir. Bu bakımdan 97 adet çek yaprağı için istenen 132.225 TL lik depo talebi yönünden itirazın iptali talebi isabetli değildir.Ancak, bunlardan sadece bir adet çek █████/2017 tarihinde ibraz edilmiş, sorumluluk bedeli ödenmiştir. Bu çek yönünden bankanın talebi haklıdır. Son bilirkişi bu çek sebebiyle bankanın yeni bir takip yapması gerektiğini, mevcut takiple bunun istenemeyeceğini belirtmişse de; takip talebinde açıkça gayri nakdi risklerin takip sırasında nakde dönüşmesi halinde bankaca ödenen tutarın %23,33 oranında temerrüt faizi ile isteneceği yazılıdır.Söz konusu çek de █████/2017 tarihinde takip tarihinden(█████/2017) sonra ibraz edilmiştir. Bankanın bu 1 adet çeki için ödediği 1.290 TL sorumluluk bedelini, kredi sözleşmesindeki açık hüküm de nazara alınarak, davalı kefilden istemesinde isabetsizlik yoktur. c- İki banka teminat mektubu yönünden;145.000 USD bedelli olan banka teminat mektubunun bankaya iade edilmesi ile █████/2018 tarihi itibariyle risk düşümü yapılmış olup, bu mektup yönünden takip konusuz kalmıştır. (Son bilirkişi dışında ilk 3 bankaca bilirkişi bu mektup sebebiyle riskin kapandığını belirtmiş, son bilirkişi kefilden istenip istenemeyeceğine dair açık hüküm olmadığını belirtmiştir. Oysa ...'nin 10.9 maddesinde kefilden istenebileceği belirtilmiştir.) Diğer 155.550 euro luk BTM yönünden bankanın █████/2017 tarihinde (takipten sonra davadan önce) 708.748,02-TL'lik ödeme yaptığı tutar için alacak artık nakdi alacak haline gelmiştir. Takip talebinde açıkça takipten sonra alacağın nakdi alacağa dönüşmesi halinde bankaca ödenen tutarın %23,33 oranında temerrüt faizi ile isteneceği yazılıdır. Bu sebeple yeni bir takip yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Teminat mektubunun nakde dönüştüğü günden itibaren faizi ile davalıdan istenebileceği açıktır. Bu sebeple 155.550 Euro bedelli teminat mektubu yönünden, takibin bu teminat mektubu yönünden 708.748,02 TL asıl alacak üzerinden, █████/2018 tarihinden itibaren %23,22 oranında temerrüt faizi ve %5 BSMV işletilerek devamına karar verilmiştir. Son olarak, davalının kefalet limiti 2.000.000 Euro olup, borcun bu limit dahilinde kaldığı da açıktır. Davalı cevap dilekçesinde kefalet sözleşmesinde miktarın belli olmadığını belirterek itirazda bulunmuşsa da, kefalet limiti bellidir. Kefalet limitinin belirli olması yeterli olup, asıl borçlunun borç tutarının yazılı olması gerekmez. Kefalet sözleşmesinin geçerli olduğu kabul edilmiştir. Davalı cevap dilekçesinde olmadığı halde, rakam ve yazılara da itiraz etmiştir. Ancak bu itiraz, ilk bilirkişi raporu geldikten sonra, rapora itiraz dilekçesinde dahi değil, takip eden duruşmada yapılmıştır. Savunmanın genişletilmesi niteliğindeki itiraz, süresinden sonra olması, davacının rızasının olmaması, cevap dilekçesinin ıslah da edilmemiş olması, TMK'nun 2. maddesinin de gözetilmesi sebebiyle, mahkememizce itibar görmemiştir.Açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir..."gerekçesi ile, ''Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE; 1-... sayılı takip dosyasında takibin,
a-İki adet taşıt kredisi sebebiyle 482,94 TL asıl alacak,2,04 TL akdi faiz, 3,99 TL temerrüt faizi,0,19 TL BSMV, 846,70 TL ihtarname masrafı olmak üzere 1.335,86 TL üzerinden DEVAMINA;b-97 adet çek yaprağı sebebiyle depo talebinin takipten sonraki iflas sebebiyle riskin kalmadığı anlaşıldığından konusuz kalan talebin REDDİNE;c-İbraz edilmiş 1 adet çeki için ödenen 1.290,00 TL nin, çekin ibraz edildiği tarih olan █████/2017 tarihinden %23,22 oranında temerrüt faizi ve %5 BSMV işletilerek DEVAMINA;d-145.000 USD bedelli teminat mektubunda, riskin davadan sonra kapanması sebebiyle, takibe itiraz konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA; e-155.550 Euro bedelli teminat mektubunun tazmin edilmekle akdi alacağa dönüşmesi sebebiyle talebin bu teminat mektubu yönünden 708.748,02 TL asıl alacak üzerinden, █████/2018 tarihinden itibaren %23,22 oranında temerrüt faizi ve %5 BSMV işletilerek DEVAMINA; Asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine;'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Davacı bankanın dava dışı ... firmasına birden fazla kredi kullandırmış olduğunun anlaşıldığını, ancak somut davada ise banka tarafından hangi kredi nedeniyle takibe geçildiği, hangi kredide davalının kefaletinin alındığı, dolayısıyla kefaletin bu yönüyle de geçerli kabul edilip edilemeyeceği ve alınan kredinin yasanın emredici hükümlerine uygunluğunun tüm taleplerine rağmen mahkemece araştırılmadığını, davacı tarafından da aksinin ispat edilmediğini, kararın aleyhe olan yönleri bu bakımdan hukuka aykırı olduğunu, Kefalet sözleşmelerinin TBK'nın 583 maddesinde düzenlenen şekil şartlarını taşımadığını, kefalet sözleşmelerindeki yazıların davalıya ait olmadığı belirtilmesine rağmen Mahkemece bu hususta inceleme yaptırılmadığını, İbraz edilmiş 1 adet çeki için ödenen 1.290,00 TL nin icra takibine konu olmamasına ve takibe konu olmayan bir hususta itirazın iptali davasında hüküm kurulamamasına rağmen Mahkemece bu çek hakkında da usul ve yasaya aykırı olarak hüküm kurulduğu, gayri nakdi çek depo bedelinden de davalının sorumlu olmadığını,İcra takip talebinden sonra nakde dönüşen teminat mektubunun takip tarihi itibariyle muaccel olmaması sebebiyle itirazın iptali davasında talep edilemeyeceği, Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin 13.2 maddesinde düzenlenen münhasıran delil sözleşmesinin davalı aleyhine olması sebebiyle geçersiz olduğunu ve buna göre dava dışı asıl borçlunun defter ve kayıtları incelenmeksizin sadece davalının banka kayıtları incelenmek suretiyle karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Genel kredi sözleşmesi hükümlerinin genel işlem koşulu niteliğinde olup geçersiz olduğunu,Davalıya kat ihtarının usul ve yasaya uygun olarak tebliğ edilmediğini, Mahkemece fahiş faiz hesabında esas alınan akdi faiz ve temerrüt faiz oranlarının kabul edilemez olduğunu,Dava konusu alacağın likit olmamasına ve icra inkar tazminatı koşulları oluşmamasına rağmen Mahkemece davalı lehinde usul ve yasaya aykırı olarak icra inkar tazminatına karar verildiğini, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen reddedilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinin, konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilen talepler yönünden ise dava açıldığı tarihteki haklılık durumunun değerlendirilerek yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine karar verilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek,İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket ... Şti. arasında akdedilen ve davalının müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda nakdi alacak talebi yönünden davanın kabulüne, 97 adet çek yaprağına ilişkin depo talebinin konusuz kalması sebebiyle reddine, 145.000 USD bedelli teminat mektubuna ilişkin depo talebinin konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına, nakde dönüşen gayri nakli alacaklar yönünden talebin kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket ... Şti. arasında toplam 7 adet genel kredi sözleşmesi akdedildiği, genel kredi sözleşmelerinin hepsinde davalının müteselsil kefil sıfatı ile imzasının bulunduğu, davalının genel kredi sözleşmeleri kapsamında toplam 12.620.250,00 TL, 1.500.000,00 USD ve 4.000.000,00 Euro limit ile sorumlu olduğu, 6098 Sayılı TBK yürürlüğe girdikten sonra imzalanan tüm genel kredi sözleşmelerinde ve ek protokollerinde kefilin sorumlu olduğu azami miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefil sıfatının belirtildiği, bunun yanında taraflar arasında akdedilen genel kredi ve teminat sözleşmeleri ve kefalete ilişkin ek protokoller ile kefillerin asıl borçlu lehine, genel kredi sözleşmesi tahtında gerek işbu Protokol'ün imzalandığı tarihten önce açılmış, gerekse de işbu Protokol'ün imzalandığı tarihten sonra açılacak olan her türlü krediler ile bu kredilere ilişkin olarak doğmuş ve doğacak tüm borç ve taahhütlerinden, mevzuattan kaynaklanan çek garanti tutarlarından (Çek Kanunu uyarınca BANKA'nın ödemekle yükümlü olduğu yasal ödeme tutarlarından) ve gerek yalnız olarak, gerekse diğer kişilerle birlikte asaleten veya müteselsil kefil sıfatıyla, krediler sebebiyle doğmuş ve doğacak bütün borçlarından, yine müteselsil kefil/lerin, kredinin kefaletlerine dayalı olarak teminat mektubu, dahili veya harici garanti, dahili veya harici kontrgaranti, kabul ve aval kredisi olarak kullandırılması halinde; banka 'nın dilediği veya muhatap tarafından talep edilecek metni aynen vermeye veya muhatabın talep edeceği bütün şartları kendilerinin muvafakatını aramaksızın teminat mektubu, dahili veya harici garanti, dahili veya harici kontrgaranti, kabul ve aval metinlerine dercetmeye yetkili olduğunu, müteselsil kefil/lerin, banka'nın, verdiği ve/veya vereceği teminat mektubu, dahili veya harici garanti, dahili veya harici kontrgaranti, kabul ve aval metinlerinde tazmin tarihinden veya tanzim tarihinden veya ilgili sözleşmelere ve mevzuata göre belirlenecek tarihten ödeme tarihine kadar geçecek süre için banka faizi, yasal faiz veya diğer bir faiz oranında faiz, cezai şart vesair ödemeyi yüklenmeye yetkili olduğunu kabul ile banka'nın bu şekilde yükleneceği de tamamının kefaletlerine dahil olduğunu kabul ettikleri, söz konusu ek protokoller ile de davalı asıl borçlu nezdinde protokollerin imzalanmasından önce ve sonra açılacak kredi borçlarından kefalet limiti ile sorumlu olduğunu kabul ettiği ve tüm genel kredi ve teminat sözleşmelerinde de dikkate alındığında dava konusu kredilerin hangi krediler nezdinde kullandırıldığının tespitinin sonuca bir etkisinin bulunmadığı, ek protokollerde kefillerin 10 yıl süre ile sorumlu olduğunun belirtildiği, ancak sözleşmede süre belirtilmemesi halinde de TBK'nın 598 maddesi uyarınca kefilin sorumluluğunun 10 yıl süre ile sınırlı olduğu, davalı tarafından kredi sözleşmeleri ve ek protokollerindeki yazıların kendisine ait olmadığı ve imza incelemesi yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de, söz konusu iddianın icra takibine itiraz dilekçesinde, cevap ve ikinci cevap dilekçesinde ileri sürülmediği, ön inceleme duruşmasından sonraki duruşmada ileri sürüldüğü ve TBK'nın 141/1 maddesinde düzenlenen savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı olduğu, davacı tarafından davalının savunmasının genişletilmesine rızasının bulunmadığı ve davalı tarafından cevap dilekçesinin ıslah edilmediği, Mahkemece kefalet sözleşmesinin TBK'nın 583 maddesindeki şekil şartlarını taşıyıp taşımadığı hususunda resen inceleme yapma yükümlülüğü bulunuyor ise de, bu yükümlülüğün süresinde ileri sürülmemesi halinde yazı ve imza inkarını kapsamadığı, bu hususlar dikkate alındığında davacı ile dava dışı asıl borçlu arasında akdedilen genel kredi sözleşmeleri ve ek protokollere ilişkin kefalet sözleşmelerinin geçerli olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Dosya kapsamında bulunan genel kredi sözleşmesine ilişkin tüm belgeler incelendiğinde asıl borçlu ve kefiller tarafından ön bilgilendirme formunun sözleşme imzalanması öncesi alınıp imzalanmış olduğu, davacı banka tarafından sözleşme içeriğinde bulunan hükümler ve borçlular aleyhine olan hükümler hakkında asıl borçlu ve kefillerin bilgilendirildiği ve sözleşmenin teslim alınarak incelendiğinin ve anlaşılmayan hususlarda bilgilendirildiklerinin kabul edildiği ve imzalarının alındığı, dava dışı asıl borçlu şirketin tacir, davalının ise yetkilisi olduğundan, kredi kullanmadan önce çeşitli bankalar ile kredi şartlarında görüşme yapma ve kendisine en uygun şartlarda kredi imkanını sunan banka ile kredi sözleşmesi yapma konusunda seçim hakkına sahip olduğu, dolayısıyla kredi sözleşmesini serbest iradesi ile ve sözleşmede öngörülen şartları inceleyerek kabul ettiği, basiretli bir tacir gibi hareket etmekle yükümlü olan davalının kullandığı kredinin hükümlerini bilmediğini iddia etmesinin mümkün olmadığı, Bankanın yaptığı işlemin sözleşmeye, usul ve yasaya aykırılık oluşturmadığı ve genel işlem şartının söz konusu olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Taraflar arasında akdedilen genel kredi ve teminat sözleşmeleri ve ek protokollerin yukarıya alınan maddesi dikkate alındığında kefillerin gayri nakdi alacak depo bedellerinden sorumlu olduğu, davacı tarafından icra takip talebinde gayri nakit alacakların takip sırasında nakde dönüşmesi halinde nakde dönüştüğü tarihten itibaren ferileri ile birlikte tahsilinin talep edildiği, Mahkemece hüküm altına alınan bir adet çek ile 155.550 Euro bedelli teminat mektubunun icra takibinden sonra nakde dönüşmesi sebebiyle bedelleri üzerinden takibin devamına karar verilmesinin isabetli olduğu, davalı tarafından ibraz edilmiş 1 adet çeki için ödenen 1.290,00 TL nin davacı tarafından icra takip talebinde belirtilmediği ve Mahkemece talep aşılmak suretiyle karar verildiği ileri sürülmüş ise de, Mahkemece alınan bilikrişi kök ve ek raporlarından söz konusu çekin davacı tarafından deposu talep edilen 97 adet çek içerisinde olduğu, ancak Mahkemece 96 adet çek yaprağı sebebiyle depo talebinin takipten sonraki iflas sebebiyle riskin kalmadığı tespit edilmesi gerekirken maddi hata sonucu 97 adet çek olarak belirtildiği anlaşılmakla davalı vekilinin bu hususlara ilişkin istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.Davacı banka tarafından genel kredi sözleşmeleri kapsamında kullandırılan kat ihtarına konu kredilerin ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiği, hesap kat ihtarnamesinin davalı kefile tebliğe çıkarıldığı ve █████/2017 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ mazbatasında "muhatap dağıtım saatlerinde adreste bulunmadığından ilgili mahalle muhtarına tebliğ edildi 2 nolu haber kağıdı kapıya yapıştırıldı" şerhinin bulunduğu, davalıya tebligatın gösterilen adreste muhatap ve Tebligat Kanunu'na göre tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbirinin bulunmaması sebebiyle Tebligat Kanunu'nun 21/1 maddesine göre usulüne uygun olarak yapıldığı, davalı vekili tarafından ileri sürülen araştırma yükümlülüğü muhatabın sürekli olarak bulunmadığı durumlara ilişkin olduğu, davalı tarafından bu yönde bir savunma ileri sürülmediği anlaşılmakla tebligatın usulsüz olduğuna dair istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Davalı banka ve Mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında davacı tarafından Merkez bankasına bildirilen faiz oranı daha yüksek olmasına rağmen davacı tarafından dava konusu kredilere uygulanan davalının da imzasının bulunduğu ödeme planında yer alan akdi faiz dikkate alınarak taraflar arasındaki sözleşme hükmüne göre % 50 fazlasının temerrüt faizi olarak belirlenmesi de mevzuat ve taraflar arasındaki sözleşmeye uygundur. Yine genel kredi sözleşmesindeki banka kayıtlarının münhasır delil olarak kabul edileceği hükmü uyarınca banka kayıtlarının dikkate alınarak inceleme yapılması, davalı tarafından davacının tüm nakdi alacağının ödendiğine dair yazılı delil sunulmaması, davacı bankanın davalının yaptığı tüm ödemeleri alacaktan mahsup ederek icra takibi başlatması ve gayrinakdi alacaklar yönünden dava dışı asıl borçlu şirketin ticari defterlerinin incelenmesinin sonuca etkisi bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Yine davacı alacağı genel kredi sözleşmesi, kullandırılan kredi ödeme planı ve kat ihtarı ile likit olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi de yerindedir. Bunun yanında Mahkemece aslında nakdi alacak ve nakde dönüşen gayri nakdi alacaklar yönünden davacının tüm taleplerinin kabul edildiği, yukarıda açıklandığı üzere davacının depo talebinin ve nakde dönüşmesi halinde nakit alacak üzerinden takibin devamı talebinin yerinde olduğu, ancak çek yaprağı sebebiyle depo talebinin iflas sebebiyle riskin kalmadığı anlaşıldığından konusuz kalan talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı, 145.000 USD bedelli teminat mektubunda, riskin davadan sonra kapanması sebebiyle, takibe itiraz konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, bu haliyle davacının reddedilen talebinin bulunmamasına rağmen hükümde kısmen kabul kararı verilmesinin yerinde olmadığı, ancak sonuca etkisi bulunmadığından kaldırma sebebi yapılmadığı, bu durumda reddedilen kısım olmaması sebebiyle ve konusuz kalan talepler yönünden davacı dava açmakta haklı bulunduğundan davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine karar verilmemesi isabetli olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 48.505,83 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 12.126,45 TL harcın mahsubu ile bakiye 36.379,38‬ TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere █████/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!